Sayıların Efendisi: Gauss

Bu dünyadan bir Gauss geçti, tutkuyla, azimle ve de aşkla…

“Dikkat çocuklar! Bugünkü probleminiz sizden önde, okul bugün bitene kadar üzerinde uğraşacaksınız. Bir an önce başlayın!”

Öğretmenin şiddetli sesi sınıfta yankılandı.  Bay Büttner’in gözleri yavaş yavaş sınıfta dolaştı ve birdenbire durdu.

“Gauss! İtaat etmiyorsun! Konuştuğun zaman çalışmaya başlamayı sana öğreteceğim!” Kırbacını almak için masasına gittiğinden kaba yüzü sertleşmişti. “Hemen buraya gel!”

Genç Gauss’un yüzündeki ürkek bakış öğretmenin sözleriyle korkuya dönüştü. “Fakat bay Büttner  Tam bitirmiştim ki, siz dediniz … ”

Kızgın öğretmen: “Pekala! Bizim genç dehamız herhangi bir yetişkinin bir saatden daha fazla
zamanını alacak bir problemi tamamlamış bulunuyor.” Öğretmenin yüzü kızardı, sesi öfkeden çatallaştı. “Yalanlarının iki katı sertlikte vurmadan önce şu parlak çözümünü dinleyelim bakalım Gauss!”

Çok korkmuş olan çocuk titrek bir sesle”1’den 100’e kadar bütün sayıları toplamamızı söylemiştiniz” diye başladı. “Onları sırayla toplamak yerine, her iki uçtan başlamanın daha kolay olacağına karar verdim.

1+100 = 101, 2+99 = 101, 3+98 = 101, 4+97 = 101…gerçekte problemde 50+51 olan 101’den elli çift var. İşte bu yüzden bu doğru, 50 x 101 = 5050 olduğundan problemin cevabı 5050’dir”.

Bay Büttner inanamaz biçimde hayretle Gauss’a baktı arkadaşları sınıftan çıktıktan sonra yanına çağırdı.

“Gauss, sen bu sınıfa ait değilsin” dedi. “Şu andan itibaren yardımcım Bartels ile birlikte özel aritmetik dersleri alacaksın. Sana en iyi kitaplar temin edilecek. Sen ve Bartels matematik dilini paylaştığınız için, sen çok ilerleyeceksin. Şimdi gidebilirsin.”

Zavallı Büttner! Şoka uğramıştı. Cari Friedrich Gauss’un kendisini geçerek bir gün 19. yüzyıl matematiğinin devi olacağını, dehası Arşimed’in ya da Newton’unkiyle karşılaştırılabilecek bir kimse olacağını pek anlamamış olmalı.

Gauss zaman içinde  Yunanca, Latince ve edebiyat eğitimi gördü. 16 yaşında Öklid geometrisinin alternatifi bir geometri düşündü ve hayret verici ve doğru bir düşünceyi,
yani Öklid dışı geometrinin var olduğunu ifade etti. 17li yaş­larında Gauss, yüzyıllarca güvenilmiş olan sayılar teorisi ispatlarını doğru biçimde kritik etti. Gauss 18 yaşına gelinceye kadar Lagrange ve Newton’un eserlerinin üstesinden gelmişti.  

Gauss 1795 yıllarının Göttingen Üniversitesine kaydolduğu zaman “Matematikçi mi olayım, edebiyatçı mı ?” diye düşünmeye başladı. Bir süre devam eden kararsızlık sürecinin ardından 30 Mart 1796 tarihinde bir defter açıp “Bugün eşkenar bir onyedigenin cetvel ve pergelle nasıl çizileceğini buldum” diye yazdı. Bulduğu ikibin yıldır çözülememiş bir sorunun cevabıydı.

Doktora eğitimi esnasında esnada polinom denklem çözümleri ile uğraşmaya başlar ve karmaşık sayı düzleminin varlığını ortaya çıkartır. Bu düzlem “Gauss Düzlemi” olarak matematik dünyasına geçer.

Gauss 1801 yılının ortasında yayınladığı ve sayılar kuramının önemli parçalarını birleştiren kitabı “Disquistiones Aritmeticae” (Aritmetik Araştırmaları) yayınladı. Gauss Aritmetik Araştırmaları’nı tamamladığı zaman şans eseri olarak astronomiye ilgi duymaya başlamıştı. İki küçük gök cismi Ceres ve Pallas ile ilgilendi ve bundan sonraki birkaç yıl bunların hareketlerini incelemesinin bir parçası olarak astronomi ve elektromanyetik alanlarda araştırmalar yaptı. Ayrıca dünyanın eksen eğikliği ile birçok hesaplama yaparak dünyanın güneş ile parçalanma fonksiyonu adı altında topladığı bazı teknik hesaplamalar da yaptı.

Johanna Osthoff

Yıllar 1805’i gösterdiğinde Gauss matematikten başka, bir kadına sırılsıklam aşık olur. Johanna Osthoff adındaki bu kadın Gauss’un ciddi anlamda matematik yapmasını engellemeye başlar. Gauss üniversitede kağıtlarının arasından boş bir kağıt alıp aşağıdaki muhteşem sözleri kağıda döker.

Benim gerçek dostum,

Bugüne kadar uygun bir ortam bulup size dökemediğim kalbimi yazarak dökmemi mazur görün lütfen.

Sizin o kendini herkese belli etmeyen meleksi erdemleriniz ve bu erdemlerin gerçek bir aynası olan soylu yüzünüz için bir kalbim olduğunu söylememe izin verin. Siz, ey sevgili alçakgönüllü ruh, kibirden o denli uzaksınız ki değerinizin ayırımında bile değilsiniz, ilahların sizi nasıl cömertçe ve titizlikle donattığını bilmiyorsunuz. Ama kalbim sizin değerinizi biliyor ve buna zor dayanıyor. O çok uzun zamandır size ait, onu reddetmezsiniz değil mi? Siz de kalbinizi bana sunar mısınız? Sevgili insan, size sunduğum bu eli tutacak mısınız ve bunu seve seve yapar mısınız? Benim mutluluğum bu sorunun yanıtına bağlı. Çünkü size şimdilik zenginlik ve şaşaa vaat edemem. Fakat sevgili insan sizin güzel ruhunuz hakkında yanılmış olamam siz de zenginlik ve ihtişama eminim ki benim kadar kayıtsızsınız. Yine de, gelecekten beklentilerimi hesaba katmazsak bile tek başına gereksindiğimden fazlasına ve iki genç insanın kaygısız ve hoş bir hayat sürmesine yetecek kadarına sahibim. Sıcacık bir sevgiyle dolu ve içten bir kalp size sunabileceğimin en iyisidir.

En sevgili, kalbimin ta içini size açtım; kararınızı heyecan ve korkuyla bekliyorum. Tüm kalbimle…

Carl Friedrich Gauss

Bu bir evlenme teklifiydi. 1805’te evlenirler, üç çocukları olur fakat 1809 yılında eşi hastalıktan ölür. Aynı yıl Gauss, Johanna’nın en yakın arkadaşı Friederica Weldeck ile evlenir ve ölene dek onunla hayatını paylaşır. Bu evlilikte de üç çocuğu daha olur.

Gauss alçakgönüllü, mütevazi bir kimseydi. Onun için”en büyük hazzı veren bilgi değil, öğrenme” idi. Teorilerini açık, düzgün bir biçimde kurmasına rağ­men, çoğu meslektaşları tarafından anlaşılamadı. Bu durum Gauss’u şaşırtıyordu. Bir arkadaşına “Eğer başkaları da benim kadar derin ve sürekli biçimde matematik gerçekler üzerinde düşünselerdi, benim keşiflerimi yaparlardı”, demiştir.

Gauss’un Ceres ve Pallas’a ilgisi 1809 yılında ikinci kitabı Gezegenlerin Hareketi olarak meyvesini verdi.

1821 yılında Gauss resmi bir jeodezi araştırmasına bilim danış­manı olarak atanmıştı. Bu çalışma özellikle yüzeylere ve haritacılı­ğa ilişkin yeni matematik teorilerini ilham etti. Yıllar geçtikçe Gauss’un ilgisi matematiksel fiziğe ve karmaşık geometri araştırmalarına yöneldi. Yaşlılığında bile ürkütücü orijinal teoriler geliştirmeye devam etti.

Gauss  – Weber  Heykeli –  Göttingen

Gauss’un görkemli matematik eseri onun başlıca başarısı olmasına rağmen, ilgileri bilim alanı ile sınırlı değildi. Avrupa edebiyatı­nı, eski klasikleri, dünya politikasını, botaniği ve minerolojiyi inceleme de hobileri arasındaydı. Ana dili Almanca ile birlikte Latince,
İngilizce, Danimarkaca ve Fransızca okuyabiliyor ve yazabiliyordu. Altmış iki yaşında bu dillere Rusça’yı da eklemeye karar verdi, ve iki yıl içinde bu güç dilde hatasız okuyup yazabildi.

Gauss aynı zamanda bir mucitdi. 1833 yılında da bir elektrik telgrafı kurdu ve bununla düzenli mesajlar gönderdi. Gerçekten onun elektromanyetizm ve alanlara iliş­kin araştırmalarının 19. yüzyılda fizik biliminin gelişmesine büyük yardımı olmuştur.

Gauss hayatı boyunca matematik ile ilgili bir not defteri bulundururdu yanında. Ölümünden 43 yıl sonra bulunan bu defterde 143 tane basılmamış ama matematik dünyası için çok önemli teorem daha bulundu. Bütün hayatını mütevazi bir kimlikle sürdüren Gauss çalışmalarını mobilyasız sade bir odada gerçekleştirdi. O diğer insanların rağbet ettikleri küçük rahatlıklara değil, sayılar ve matematik dünyasının içindeki sırların verdiği rahatlıklara huzurlara doğru koştu.

Gauss 1855 yılında, öldüğü zamana kadar Göttingen’de kaldı. Günümüzde Carl Friedrich Gauss’un beyni araştırılmak üzere Göttingen Üniversitesi Tıp Fakültesinde “formalin” maddesi ile muhafaza edilmektedir.

Sözlerinden biri “Matematikçiler birbirlerinin omuzlarında duruyorlar.”dır. Ardında bıraktığı eserleri ve çalışmaları da, ondan sonra gelen matematikçilerin de Gauss’un omuzları üzerinde yükselmesine neden olmuştur.

Bu dünyadan bir Gauss geçti, tutkuyla, azimle ve de aşkla…

Bir kısmı kurgusal olsa da kısmen hayatının anlatıldığı “Die Vermessung der Welt  – Dünyayı Ölçmek” adlı filmden kısa bir kesit sunalım sizlere. Yazının başında anlattığımız küçük Gauss’un hikayesini…

Sibel Çağlar

Kaynaklar:

Francesn Benson Stonaker – Meşhur Matematikçiler, syf: 49- 55

BBC Matematiğin Öyküsü Belgeseli

Matematiksel

Yazıyı Hazırlayan: Sibel Çağlar

Kadıköy Anadolu Lisesi, Marmara Üniversitesi, ardından uzun süre özel sektörde matematik öğretmenliği, eğitim koordinatörlüğü diye uzar gider özgeçmişim… Önemli olan katedilen değil, biriktirdiklerimiz ve aktarabildiklerimizdir bizden sonra gelenlere... Eğitim sisteminin içinde bulunduğu çıkmazı yıllarca iliklerimde hissettikten sonra, peki ama ne yapabilirim düşüncesiyle bu web sitesini kurmaya karar verdim. Amacım bilime ilgiyi arttırmak, bilimin özellikle matematiğin zihin açıcı yönünü açığa koymaktı. Yolumuz daha uzun ve zorlu ancak en azından deniyoruz.

Bunlara da Göz Atın

Sibernetik Biliminin Babası: Norbert Wiener

İngiltere’de kolej kampüsünün yanındaki buz tut­muş yol üzerinde, 11 yaşlarında bir çocuk kızağını yorgun argın …

Bir Yorum

  1. çok ilginçmiş gerçekten matematik çalışırken adını duydum bir araştırayım dedim ruhu şad olsun yazara teşekkürler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

ga('send', 'pageview');