SOSYAL BİLİMLER

Psikofizikçilere Göre Beyniniz Düşündüğünüz Kadar Bilinçli Olmayabilir

Tarihsel süreçte, psikoloji biliminde de felsefe alanında da bilinç, bilinç dışı ve irade konuları her zaman ilgi görmüştür; hakkında sayısız araştırma yapılmış ve tezler ortaya atılmıştır.

Ancak son zamanlarda bilinç üzerine tartışmalar yükselmeye başladı. Temel soru şu: bizler bilincimizin sürekli farkında mıyız? Yoksa bilincimiz sürekli aktif ama biz sadece “bazı anlarda mı” bilinçli hissediyoruz?

Genel kanı, insanların sürekli bilinçli olduğu üzerine. Ancak az sayıda araştırmacı, bilinç halinin kesikli yani nadiren var olduğunu iddia ediyor.
Buna karşın, bilincin sürekli çalıştığını düşünüyorlar. Yani sürekli algılıyoruz. Ama algıladığımızı çok nadiren fark ediyoruz.

Trends in Cognitive Sciences dergisinde (3 Eylül 2020) yayınlanan bir çalışma ise bilim insanlarının kesikli ve sürekli bilinci bir potada erittiği seçeneği sunuyor. Biz de kısaca açıklamaya çalışalım bu yeni görüşü..

Okuma Önerisi: Laplace Şeytanı ve Özgür İradenin Varlığı

Kesikli ve Sürekli Bilinç

İsviçre’deki Ecole Polytechnique Fédérale de Lausanne (EPFL) teknik üniversitesinin psikofizikçileri, bilinci iki aşamalı bir süreçle ele aldıklarını belirtiyorlar çalışmalarında..

Bu aşamalar, özellikle istatistik bilimi ile uğraşanlar için de tanıdık kavramlarla açıklanıyor: Kesikli (discrete) ve Sürekli (continuous, yani discrete olmayan) olarak bilinç..

Beynimiz, perde arkasındaki bilgileri sürekli olarak “bilinçsiz” bir şekilde işlerken, biz bu bilginin yalnızca belli anlarda yani kesikli olarak bilincindeyiz.

Her An Bilinçli Olduğumuza İnanmamız Yanılgısı

Çalışmanın Baş Yazarı Profesör Michael Herzog, zihnin bilinçli işleme haline çok fazla ağırlık verildiğini; karanlık, bilinçsiz işlem sürecine daha fazla önem gösterilmesi gerektiğini belirtiyor.

Bunun sebebini ise her an bilinçli olduğumuza inanmamız yanılgısına bağlıyor..

Herzog, bisiklete binme becerimizi ele alıyor bunu açıklamak için.. Vücudumuz ve zihnimiz, bilinçli olarak düşünmeden bisikletten düşmememiz için otomatik olarak bilinç dışı ayarlamalar yapıyor ve bundan sonraki eylemleri böyle sürdürüyor.

Michael Herzog, bilinci bir film metaforu ile de açıklıyor. Bilinci bir film gibi gördüğümüzü ve her şeyi olduğu gibi gördüğümüzü düşündüğümüzü ama bunun gerçek olmadığını anlatıyor. Dolayısıyla değişimin hemen-anlık değil; ancak gerçekleştikten daha sonra algılanabileceğini düşünüyor.

Bilim insanları soyut doğası gereği bilinçli ve bilinçsiz algıyı tanımlamakta zorlanıyorlar. Bu noktada en bilinen durumun, bir kişinin sabah uyandığında (veya anesteziden uyandığında) bilinçsizlikten bilince geçtiği olduğunu belirtiyorlar.

Öte yandan, insanların yalnızca belirli zamanlarda bilinçli oldukları fikri, daha azınlık ve evrensel olmayan bir fikir olduğu için yetersiz görülebiliyor.

Herzog ile birlikte araştırmayı yürüten diğer yazarlar Leila Drissi-Daoudi ve Adrien Doerig de iki aşamalı bir model oluşturmak için her iki teorinin de birleştirilmesi gerektiğini düşünüyorlar.

Kesikli bir bilinçli algıdan önce, uzun süreli ve bilinçsiz bir işlem süreci gelir.

Yani onlara göre bilgiyi sürekli işlemeniz gerekir, ancak onu sürekli algılayamazsınız..

Herzog, değişimi açıklarken de bu durumu tekrarlıyor. Düşüncelerin bilinçsizce güncellendiğini ve bilinçli benliğimizin güncellemeleri, onların mantıklı olup olmadığını analiz etmek için kullandığını; mantıklı değilse, rotamızı değiştirteceğimizi söylüyor.

Bu iki aşamalı model bilinç tartışmasına ve dolayısıyla bu konuyla bağlantılı olan diğer bilim alanlarına katkıda bulunabilse de; bilinçli anların nasıl bütünleştirildiği, neyin bilinçsiz işlemeyi başlattığını ve bu durumların psikolojik rahatsızlıklarda nasıl ele alınabileceğini açıklamıyor.

Herzog, hangi bilince ihtiyaç duyulduğu ve bilinç olmadan neler yapılabileceği sorusunda hiçbir fikirlerinin olmadığını belirtiyor..

Anlaşılan psikoloji biliminde de ekonomi biliminde olduğu gibi çok uzun yıllardır devam eden sosyal bir bilim mi, yoksa pozitif bir bilim mi olduğu tartışmaları devam edecek gibi gözüküyor..

Kaynaklar:

PSYCHOPHYSICISTS: YOUR BRAIN MIGHT NOT BE AS CONSCIOUS AS YOU THINK; https://futurism.com/the-byte/psychophysicists-brain-conscious

Is consciousness continuous or discrete? Maybe it’s both, argue researchers; https://www.sciencedaily.com/releases/2020/09/200903114214.htm

Pozitif Bir Bilim Olarak Psikoloji; https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/675201

Matematiksel

Ceren Demir

Kendini, insanları, dünyayı tanıma ve anlama çabasında, belki de kaosta olan; filmin oyuncularından, dünya üzerindeki küçücük noktalardan biriyim.. Dokuz Eylül Üniversitesi'nde Ekonomi bölümünde yüksek lisansa devam ediyorum. Spora, sanata (özellikle resim sanatı), müziğe, doğaya, doğa sporlarına, felsefeye, psikolojiye, kitaplara, filmlere düşkünüm.. Okumayı, yazmayı, öğrenmeye çabalamayı çok seviyorum. Küçük yaşlardan itibaren birikmiş 9 adet günlüğüm var. Amaçlı ve amaçsız yaşamanın çeşitli noktalardan artı ve eksileri olduğunu düşünsem dünyadaki her şeyin gelip geçici olduğuna inanıyorum. Yine de -her şeye rağmen- ben uzun süredir amacı olanlardanım.. Buradan enerji sağlayabiliyorum.. Çoğunlukla enerjik, dışa dönük olsam da yeri geldikçe oldukça içe kapanmaya ve yalnızlığa susayabiliyorum. İkisi de keyifli ve öğretici.. Matematiksel sitesinin öncelikle hayranı olan bir okuruyum sonra Matematiksel’e katkı sağlamaya çalışan enfes ekibin bir parçasıyım. Özetle bu dünyayı bir rüyaymış gibi (Is this the real life? Is this just fantasy?) hissedip iyi bir insan olarak '‘kalmaya'’ çabalayan, sonsuzmuş gibi üretmeye çalışan insanlardan olarak; bahsettiğim 'bencil' bilgilerimi önemsiz sayıyorum. Sadece denizdeki kum tanelerinden biri olduğumun farkındayım. Ancak okyanusları merak etmekten vazgeçemiyorum. Yaşam keşifle canlanıyor..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu