Psikoloji

Bilimsel Olarak Araştırıldı: Para İnsanı Bozar mı?

Affluenza kelimesi para, statü, başarı ve maddiyata duyulan aşırı düşkünlüğü ifade eder. Refah (affluence) ve grip (influenza) kelimelerinin birleşiminden oluşmuş bu kelime mottosu Çok çalış, çok kazan, çok harca! olanları hedefler. Aslında bu kelime, çoğumuzun düşünmek isteyeceğinden daha fazla gerçeği barındırır. Hayatınızda en az bir kere duyduğunuz ya da sorduğunuz bir konu üzerine Berkeley Üniversitesi’nde bir grup araştırma yapıldı. Araştırmanın temel sorusu ise “Para insanı bozar mı?” oldu. Paranın kurallara uyma, nazik olma ya da saygılı davranma gibi davranışları etkileyip etkilemediği incelendi. Sonuçlara bakalım…

Zenginlik ve eşitsizliğin insan davranışı üzerindeki etkisini inceleyen psikologlar, ekonomik koşullarımız ne olursa olsun, paranın düşüncelerimizi ve eylemlerimizi genellikle farkında olmadığımız şekillerde güçlü bir şekilde etkileyebileceğini buldular. Çeşitli araştırmalar, zenginliğin empati ve merhametle çelişebileceğini gösterdi.

Para İnsan Davranışını Nasıl Etkiler?

Bilim insanları bu sefer de “Para insanı bozar mı?” sorusunun cevabını bulmaya çalıştılar.

Çalışmanın bir bölümünde deneklere Monopoly oynatıldı. Emlakçılık konulu ve zarla oynanan bu oyunda, tıpkı gerçek hayattaki gibi çeşitli yerler satın alarak; kiralama, inşa etme gibi ticari faaliyetlerde bulunup ekonomik olarak güçlü olmaya çalışırsınız. Oyuncuların bir bölümü yazı tura atarak, yani tesadüfi biçimde seçilerek, diğer oyunculara göre bazı avantajlara sahip oldu. Oyuna yaklaşık iki kat daha fazla parayla başladılar. Zengin seçilen oyuncular iki zar atarken, diğerleri ise tek zarla kaldı. Ve doğal olarak oyunu zengin başlayanlar kazandı. Gelelim oyun süresince gözlemlenen davranışlara…

Zengin oyuncular piyonlarını oyun tahtasına adeta vurarak ilerletti. Masadaki tabaktan daha çok kraker yediler. Abartılı başarı tepkileri gösterdiler. Fakir oyuncuya kaba ve duyarsız davranmayı ve sürekli ne kadar iyi oynadıklarını ifade etmeye başladılar. İşin daha da ilginci ise, oyunun başında tamamen rastgele olarak zengin seçilenler, bunu bilmelerine ve oyunun hileli olduğunun açık olmasına rağmen, oyun bittikten 15 dakika sonra; nasıl başarılı olduklarını, mülkleri nasıl aldıklarını, kazanma şekillerini uzun uzun anlattılar. Yani onları başarılı hale getiren çift zar atma durumunu tamamen göz ardı ettiler.

Başka bir deneyde; deneklere 10 dolar verilerek, isterlerse bu parayı yabancılarla paylaşabilecekleri ve bu yabancıların bir daha karşılarına asla çıkmayacağı söylendi. Yıllık kazancı 25 bin dolar olan katılımcılardan paralarını başka bir kişiyle paylaşanların sayısı, yıllık kazancı 150 bin dolar ve üstü olan katılımcıların sayısına göre yüzde 44 oranında daha fazla oldu. Ama benim favorim, arabalar üzerinde yapılan çalışma…

Araştırmacılar sokağa çıktı ve araçlarının değerine göre insanların davranışlarını inceledi. Amerika’da yaya geçidinde yayaların geçiş üstünlüğü vardır. Yapılan çalışmada bu kural kullanıldı. Bir yaya geçidinde karşıdan karşıya geçer gibi yapan bir yayaya kimlerin yol verip vermediği incelendi. Günlerce yapılan denemelerde ucuz aracı olan sürücülerinin yasayı çiğnemediği; pahalı araç sürülerinin yarısının ise yasayı çiğnediği görüldü.

Para Mutluluğu Satın Alamıyor!

Daha birçok çalışma ve deney yapan ekibin bulgularına göre, varlıklı bireyler müzakerelerde yalan söylemek, iş yerinde kasadan para çalmak gibi etik olmayan davranışları onaylamaya ve rüşvet almaya daha yatkın. Kişinin varlık seviyesi arttıkça merhamet ve empati duygularının azaldığı ve kişisel çıkar düşüncesinin arttığı da bir başka sonuç. Ayrıca bir hatırlatma. Araştırma sonucunun bizlere gösterdiği gibi gelir durumu ve mutluluk arasında doğrudan bir ilişki yok. Temel ihtiyaçları karşılayabilecek ve stresi azaltabilecek belirli bir gelir seviyesinden sonra, servet genel refah ve mutluluk üzerinde neredeyse hiçbir etki yaratmıyor aksine zarar verebiliyor. Son derece varlıklı insanların aslında daha fazla depresyon belirtisi göstermesi bunun bir örneği olabilir.

Paul Piff’e ait bu çalışmanın detaylarını detaylı incelemek isterseniz. https://www.apa.org/

Matematiksel

Selami Öktem

Pahom'uyum Tolstoy'un, az biraz diye diye, Güneşine yaklaştıkça ışığını kaybeden yıldızıyım...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu Yazılarımıza da Bakmanızı Öneririz

Başa dön tuşu