Oyun Teorisi: Kıskançlık

Size The Joy of Game Theory adlı kitapta gördüğüm bir örnekten bahsetmek istiyorum dostlar. Eminim ‘ee biz bunu görüyoruz zaten çevremizde’ diyeceksiniz. Ben böyle söyledim ama sizi de şartlandırmış olmayayım. :)

Bu oyun özetlemem gerekirse ‘zenginliği’ neye göre tanımladığımızı irdelemiş.

Para kazanmak istiyoruz ve ‘nasıl oynadığımıza’ bağlı olarak aşağıdaki kurallara göre para kazanma şansımız var. Oyunu siz ve ben oynuyoruz. A ve B seçeneklerinden oluşan bir oyunda stratejik bir seçim yapmalıyız.

Seçenekler:

  • Siz ve ben her birimiz gizlice “A” veya “B” oynarız.
  • Eğer ikimiz de “A” yı seçersek, o zaman her birimiz 4 $ alırız.
  • Bir kişi “A”, diğer kişi “B” seçerse, “A” seçen kişi 1 $, “B” oynayan kişi 3 $ alır. (A seçmenin getirisi maksimum gözükse de karşı tarafın B seçip seçmediğini bilmemenin verdiği bir risk içermektedir.)
  • Eğer ikimiz de “B” yi seçersek, kimse para alamaz ve 0 $ ile ayrılırız.
  • İşte ödeme matrisimiz:
AB
A4,41,3
B3,10,0

Oyun yalnızca bir kez oynanacaksa hangi seçeneği seçersiniz?


Oyun Analizi ve Biyolojik Perspektif

“A” seçmek baskın bir strateji ve iki oyuncu da 4 $ kazanır.
Bunu doğrulamak kolay bir iştir. Her insan diğer oyuncunun hareketine en iyi yanıtı düşünür. Bir oyuncu “A” yı seçerse, 4 $ almak için diğer oyuncu adına da “A” yı seçmek en iyisidir.

Yani hem satır hem sütun oyuncusu için en iyi strateji, diğer kişinin ne yaptığına bakılmaksızın “A” seçmektir. Her iki oyuncu da kolayca işbirliği yapmalı ve 4 $ kazanmalıdır.

DİKKAT! 

“B” yi seçmek için makul bir sebep yok. Ancak araştırmacılar, yarım yüzyıldan uzun bir süre önce bu deneyi dolar yerine kuruşlarla yaptığında sonuçlar şaşırtıcıydı: insanların yüzde 50’den fazlası “B” stratejisini oynadı!

İnsanların kuralları anlamadığı ya da para kazanmayı ciddiye almadıkları mümkün olabilirdi. Ancak araştırmacılar biyolojik açıdan başka bir olasılık ortaya koydu: Kıskançlığın Yeşil Gözlü Canavarı!!! 

Oyun teorisinde, ekonomide ya da işletmede, en mutlak anlamda bize en fazla kar getiren seçeneği seçiyoruz. Her şey eşitse, 100 dolardan çok 1000 dolara sahip olmayı tercih ederiz. Ancak insanlar bazen mutlak değil göreceli başarı anlamında düşünebilirler.

Yani, amaç ödemeyi en üst düzeye çıkarmak değil, araştırmacıların sözlerinde “birinin kendisiyle diğer oyuncu arasındaki farkı en üst düzeye çıkarmak” dır. Michael Shermer’in blogunda açıklandığı gibi, bu fikre dair deneysel kanıtlar var.

Başkaları 25.000 dolar kazandığında sizin 50.000 dolar kazanabileceğiniz veya sizin 100,000 dolar kazanırken diğerlerinin 250,000 dolar kazandığı varsayımsal bir durum olsun. Tercihiniz ne olur?

100.000 $ kazanmanın daha iyi olacağını düşünebilirsiniz, çünkü bu iki kat para anlamına gelir. Bununla birlikte, Shermer, şaşırtıcı bir şekilde araştırma sonuçlarında, insanların çoğunluğunun ilk seçeneği seçtiğini yani diğerlerine göre iki kat daha fazla kazanmayı tercih ettiğini söylüyor. Kazanabileceğinin yarısı kadar kazanmak pahasına, diğerlerinden daha zengin olmayı istiyorlar… Bu durumda, göreceli sosyal sıralama mutlak finansal statüyü aşar.

Mesele şu ki, göreceli düşünme, diğer insanların başarısının veya gelirinin kıskançlığı, insanların para hakkında nasıl düşündüklerini etkileyen faktörler.

Sevgili dostlar, Ayşe teyzeye iki katı ikramiye vermenizin bir önemi yok diyor bu oyun kısaca. Eğer Fatma ve Hayriye teyzeden daha fazla kazanacaksa düşük olanı seçme ihtimali yüksektir. İki katı aldığında Fatma ve Hayriye teyzenin altında kalıyorsa bu artış onu tatmin etmez.

Çünkü komşunun çimenleri her zaman daha yeşil gözükür. :)

Kaynaklar

Kitap: ”The Joy of Game Theory: An Introduction to Strategic Thinking”

Matematiksel

Ceren Demir

Kendini, insanları, dünyayı tanıma ve anlama çabasında, belki de kaosta olan; filmin oyuncularından, dünya üzerindeki küçücük noktalardan biriyim. Pamukkale Üniversitesi ve AGH University of Science and Technology' de Uluslararası Ticaret ve Finans alanında kendimi eğitmeye çalıştım. Dokuz Eylül Üniversitesi'nde Ekonomi bölümünde yüksek lisansa devam ediyorum. Voleybol sporunda antrenör yardımcılığı yaptım ve lisanslı oynadım. Spora ve sanata düşkünüm. Resim yapmayı çok seviyorum. Klasik müziğe, doğaya, doğa sporlarına, felsefeye, psikolojiye, kitaplara ilgi duyuyorum. Okumayı, yazmayı, öğrenmeye çabalamayı çok seviyorum. Küçük yaşlardan itibaren birikmiş 8 veya 9 adet günlüğüm var. Amaçlı ve amaçsız yaşamanın çeşitli noktalardan artı ve eksileri olduğunu düşünsem dünyadaki her şeyin gelip geçici olduğuna inanıyorum. Yine de -her şeye rağmen- ben uzun süredir amacı olan insanlardanım.. Buradan enerji sağlayabiliyorum.. Bahsettiğim tüm 'bencil' bilgilerimi önemsiz sayıyorum. Sadece denizdeki kum tanelerinden biri olduğumun farkındayım. Ancak okyanusları merak etmekten vazgeçemiyorum.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu
Kapalı