EĞİTİM

Öğrenmede Kalıcılığı Sağlamak – Dale Yaşantı Konisi

Hayatımızın bir döneminde: “Çok okuyan mı bilir, çok gezen mi?” popüler sorusuyla karşılaşmışızdır.

Yazımızın amacı kişiden kişiye cevabının değiştiği bu soruyu yeniden gündeme taşımak olmamakla birlikte, kıyas yaparken çok veya az bilmenin yerine bu bilgilerin kalıcılığına odaklanmayı sağlamak.

Gezerek öğrendiklerimiz mi daha kalıcı olur, okuyarak öğrendiklerimiz mi? İşte, cevabını vermek istediğimiz soru bu ve benzerleri…

Keyifli okumalar!

Amerikalı Eğitim Teknoloğu Edgar Dale, öğrenme açısından, yaşantı alanı ile öğrenilecek içeriğin sunuş şekli ve sırası arasında doğrusal bir ilişki olduğunu ifade etmiştir.

Edgar Dale

Dale’in Yaşantı (tecrübe) Konisi adını verdiği sistemin dayandığı bilimsel ilkeleri şöyle sıralamaktadır:

1.Öğrenme işlemine katılan duyu organlarımızın sayısı ne kadar fazla ise o kadar iyi öğrenir ve o kadar geç unuturuz.

2. En iyi öğrendiğiniz şeyler kendi kendimize yaparak öğrendiğimiz şeylerdir.

3. Öğrendiğimiz şeylerin çoğunu gözlerimizin yardımıyla öğrenebiliriz.

4. En iyi öğretim somuttan soyuta ve basitten karmaşığa doğru giden öğretimdir.

Dale’in oluşturduğu piramidin tabanına doğru, öğrenmenin etkililiği ve kalıcılığında artış görülür.

Görsel Ögelerin Öğrenmeye Etkisi

Öğrenme ile ilgili olarak yapılan araştırmalar, öğrenmelerin gerçekleşmesinde görsel betimlemelerin önemli paya sahip olduğunu göstermektedir.

Görsel ögeler; öğrenen bireylerin dikkatini çekerek onları güdüler, dikkatlerini canlı tutar, duygusal tepkiler vermelerini sağlar, kavramları somutlaştırır, anlaşılması zor olan kavramları basitleştirir, şekiller yoluyla bilginin düzenlenmesini ve anlaşılmasını kolaylaştırır, bir kavramla ilgili ögeler arasındaki ilişkileri örgüt şemaları ve akış şemaları yoluyla kolayca verebilir.

Daha çok duyu organına hitap eden ögeler

Kalıcı öğrenmenin gerçekleşmesi için daha çok duyu organına hitap eden görsel ve işitsel araçlarla oluşturulacak öğrenme ortamlarına başvurulması önemli bir ihtiyaçtır.

Bir kitap, bir resim, bir radyo karşısındaki bir televizyonun neredeyse bu üç unsurun sunduklarını tek başına sunuyor olması nedeniyle bir dizinin akılda kalıcılığının bir kitaba kıyasla daha fazla olacağını söyleyebiliriz.

Bunun yanı sıra algılarımızın, çocukluktan itibaren “somuttan / soyuta” süreciyle gelişiyor olması öğrenmenin de somutlaştırıldıkça kalıcılık oranının artacağını ifade eder.

Son olarak:

Öğrenilecek içerik somuttan soyuta, basitten karmaşığa, kolaydan zora, yakın çevre ve zamandan uzağa doğru düzenlenmiş olursa benimsenmesi daha kolay olur.

Şu durumda, çok bilmenin ötesinde, bilginin kalıcı olmasını da öönemsiyosak Edgar Dale’in Yaşantı Konisi’nin öğretilerini dikkate almamız gerekiyor.

Sağlıcakla kalın…

Matematiksel

Paylaşmak Güzeldir

Gamze Dönmez

Okumayı pek çok eyleme tercih eden, araştırmayı, öğrenmeyi, öğretmeyi ve yeniden öğrenmeyi çok seven, amatör olarak öykü yazarlığı yapan bir ilköğretim matematik öğretmeniyim. Öğrenme psikolojisi, gelişim psikolojisi, olasılık, geometri ve mantık en çok dikkatimi çeken alanlardan. Merak uyandırıp geri çekilmenin merak gidermekten daha faydalı olduğunu düşünüyorum. Bilginin ve bilmenin gücüne sonsuz saygı duyuyorum. Paylaşmak güzeldir!

Bir Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı