Eğitim Bilimleri

Dale Yaşantı Konisi İle Öğrenmede Kalıcılığı Sağlamak

Hayatımızın bir döneminde: “Çok okuyan mı bilir, çok gezen mi?” popüler sorusuyla karşılaşmışızdır. Yazımızın amacı kişiden kişiye cevabının değiştiği bu soruyu yeniden gündeme taşımak olmamakla birlikte, kıyas yaparken çok veya az bilmenin yerine bu bilgilerin kalıcılığına odaklanmayı sağlamak. Gezerek öğrendiklerimiz mi daha kalıcı olur, okuyarak öğrendiklerimiz mi? İşte, cevabını vermek istediğimiz soru bu ve benzerleri. Keyifli okumalar!

Amerikalı Eğitim Teknoloğu Edgar Dale, öğrenme açısından, yaşantı alanı ile öğrenilecek içeriğin sunuş şekli ve sırası arasında doğrusal bir ilişki olduğunu ifade etmiştir. Dale’in Yaşantı (tecrübe) Konisi adını verdiği sistemin dayandığı bilimsel ilkeleri şöyle sıralamaktadır:

  • Öğrenme işlemine katılan duyu organlarımızın sayısı ne kadar fazla ise o kadar iyi öğrenir ve o kadar geç unuturuz.
  • En iyi öğrendiğiniz şeyler kendi kendimize yaparak öğrendiğimiz şeylerdir.
  • Öğrendiğimiz şeylerin çoğunu gözlerimizin yardımıyla öğrenebiliriz.
  • En iyi öğretim somuttan soyuta ve basitten karmaşığa doğru giden öğretimdir.

Dale Yaşantı Konisi

Dale’in Yaşantı Konisi, öğretim tasarımı ve öğrenme süreçleriyle ilgili çeşitli teorileri içeren bir modeldir. 1960’larda Edgar Dale, öğrencilerin “duyulan”, “okudukları” veya “gözlemlenenler” yerine “yaptıkları” şeylerle daha fazla bilgiyi sakladığını teorileştirmiş ve devamında aşağıdaki koniyi geliştirmiştir.

dale yaşantı konisi
Dale Yaşantı Konisi: Koninin en altında somut deneyimler bulunur ve 11 aşamadan oluşur. Koninin üstlerine doğru deneyimler soyutlaşır. Koninin “somuttan / soyuta” süreciyle gelişiyor olması öğrenmenin somutlaştırıldıkça kalıcılık oranının artacağını ifade eder. Görsel Kaynak: https://kpssdersnotu.com

Dale’in araştırmasına göre, en tepede bulunan en az etkili yöntem, sözlü semboller aracılığıyla sunulan bilgilerden öğrenmektir. En alttaki en etkili yöntem ise uygulamalı ve amaca yönelik öğrenme deneyimlerini içerir. Koni, çeşitli öğretim yöntemleri için ortalama öğrenme oranı hakkında da fikir verir. Konide ne kadar aşağıya inerseniz, öğrenme o kadar kalıcı olacaktır.

Görsel Ögelerin Öğrenmeye Etkisi

Kalıcı öğrenmenin gerçekleşmesi için daha çok duyu organına hitap eden görsel ve işitsel araçlarla oluşturulacak öğrenme ortamlarına başvurulması önemli bir ihtiyaçtır. Bir kitap, bir resim, bir radyo karşısındaki bir televizyonun neredeyse bu üç unsurun sunduklarını tek başına sunuyor olması nedeniyle bir dizinin akılda kalıcılığının bir kitaba kıyasla daha fazla olacağını söyleyebiliriz.

Bir kaynakla etkileşimde mümkün olan duyusal kanallar ne kadar fazlaysa, birçok öğrencinin ondan öğrenebilme şansı o kadar artar. Öğrenilecek içerik somuttan soyuta, basitten karmaşığa, kolaydan zora, yakın çevre ve zamandan uzağa doğru düzenlenmiş olursa benimsenmesi daha kolay olur. Şu durumda, çok bilmenin ötesinde, bilginin kalıcı olmasını da önemsiyorsak Edgar Dale’in Yaşantı Konisi’nin öğretilerini dikkate almamız gerekiyor. Sağlıcakla kalın…

Göz atmak isterseniz…

Kaynak: Dale’s Cone of Experience; https://www.queensu.ca/

Matematiksel

Gamze Dönmez

Okumayı pek çok eyleme tercih eden, araştırmayı, öğrenmeyi, öğretmeyi ve yeniden öğrenmeyi seven, amatör olarak öykü yazarlığı yapan, Türkçeyi çok seven bir ilköğretim matematik öğretmeniyim. Öğrenme psikolojisi, gelişim psikolojisi, olasılık, geometri ve mantık çokça dikkatimi çeken alanlardan. Merak uyandırıp geri çekilmenin merak gidermekten daha değerli olduğunu düşünüyorum. Bilimin, bilmenin ve bilenin gücüne inanıyorum. Paylaşmak güzeldir!

Bir Yorum

  1. merhaba emeğinize sağlık ömür boyu başarılar dilerim satı ayazgün

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgili Makaleler