Psikoloji

Öğrenilmiş İyimserlik ve Pozitif Psikoloji: Mutluluk Öğrenilebilir mi?

Öğrenilmiş çaresizlik görüşüne bir karşı ortaya atılan öğrenilmiş iyimserlik, dünyaya olumlu bir bakış açıdan bakma yeteneğini geliştirmeyi hedefler. Bu kurama göre, olumsuz düşünceleri daha olumlu düşüncelerle değiştirerek, insanlar nasıl daha iyimser olunacağını öğrenebilir. Pozitif psikoloji psikolog Martin Seligman tarafından tanıtılan nispeten genç bir psikoloji dalıdır. Şimdi gelin hayata biraz da bardağın dolu tarafından nasıl bakılıyor anlamaya çalışalım.

Elimizde bilimsel veriler tam olarak olmasa da, etrafımıza bakınca rahatlıkla gözlemleyebileceğimiz gibi, son yıllarda bardağın yarısını boş görenlerin sayısı oldukça fazla. Yaşanılan salgın hastalığın, gündemin ve ekonomik krizlerin, her ülkede olabileceği gi­bi bizi de karamsarlığa sürüklemesi nor­mal bir durum. Ancak unutmayalım, hayatın sundukları herkes için nitelik olarak aynıdır. Nicelikleri belirleyen ise algılarımızdır. Böyle bir ilkeden yola çıkan pozitif psikoloji, herkese aynı öneriyi haykırıyor: Hayatınıza anlam yüklemeyi seçebilirsiniz.

Birçoğumuz daha iyimser bir insan olmanın birçok faydası olduğunu biliriz. Sonuçta iyimserliğin hem akıl hem de beden sağlığımızla doğrudan ilişkili olduğu yapılan bir çok araştırma neticesinde kanıtlanmıştır. Ayrıca iyimser bir bakış açısı hedeflere ulaşırken motivasyonu da korumaya yardımcı olur. Örneğin, sınavlara hazırlanan bir öğrenci karamsar bir bakış açısıyla bunu asla başaramayacağına inandığı için kolayca pes eder. Bu durumun yarattığı stres iyimserler de daha az ortaya çıkar. Bu kişiler sorunlar ile daha kolay baş edebilirler.

Pozitif Psikoloji Nedir?

Pozitif psikoloji, insanların gelişen olay ve dolaşan enformasyonlara olumlu anlamlar yükleyerek; yaşam doyumu, minnet, öz-şefkat, kişisel gelişim, özgüven ve umut gibi dinamikler ile yaşamının pozitif özelliklerini artırıp güçlendirmesini sağlayan bir akımdır. İkinci Dünya Savaşından 20 yıl kadar sonra; Abraham Maslow, Carl Rogers, Eric Fromm gibi hümanist yaklaşımlı psikologlar, insanın var olan potansiyeline ve doğasındaki olumlu yönlere dikkat çekmeye başladılar. Martin Seligman ise bu bakışı onlardan devralıp disipline etmeyi başarmıştır. Birçok psikoloji derneğinden onur madalyası almış olan, “psi­kolojiyi kökünden sarsan kişi” olarak tanınan Seligman’ın, çoğu halk için yazılmış 15 kitabı ve iki onursal doktorası var. Öğretilerini öncelikle yaşayan ve karakteri haline getirerek sıcakkanlı ve sempatik mizacını geliştiren Seligman, bizler için önemli bir örnektir.

“Psikolojik araştırmalar son yarım asrı yalnızlığın, kötü davranmanın, hastalığın, savaşın, fakirliğin, ayrımcılığın, yetim kalmanın, ölümün ve boşanmanın etkile­rini belgelemekle geçirdi…. [Fakat] yardım etmek, cesaret, dürüstlük, vazife, neşe, sıhhat, sorumluluk ve eğlence gibi, in­sanlığın kuvvetli yönleri göz ardı edildi.

Savaş tehdidi, fakirlik, sosyal kargaşa ve kıtlık esna­sında iyimser olunmaz. Ve bu durumda psikologlar, ürettik­leri tedavi yöntemleriyle gerçekten başarılı oldular, ama bu beraberinde bir de fatura getirdi: Kazazede mantalitesi. Yani bana olanlar hep başkaları yüzünden oluyor; burada benim hiçbir suçum yok düşüncesi”

Martin Seligman
yarı dolu bardak
Psikolojiyi, hasta tedavi etmenin çok daha ötesinde bir bi­lim dalı olarak gören Seligman ve arkadaşları, tarih boyunca büyük uygarlıkların, olum­suzları düzeltmekten daha çok, yaşamın en olumlu yanlarını teşvik ettikleri için başarılı olduklarını söylüyor.

İyimser Olmayı Öğrenebilir miyiz?

İyimserliğin faydalı olabileceği açık olsa da, sorun insanların bunu öğrenip öğrenemeyeceklerinde yatmaktadır. Seligman bunun mümkün olduğunu öne sürüyor. Başlangıçta ne kadar karamsar olursa olsun ona göre herkes bu becerileri öğrenebilir. Depresif kişi dünyanın kötü bir yer olduğuna inanır ve gelecekten umutsuzdur. Pozitif psikoloji ise olaylara şöyle yaklaşır. “Gelecek umutsuz görünebilir, ancak bana sizin onda neyi değiştirmek istediğinizi söyleyin.” 

Olaya farklı bir çerçeveden bakan araştırmacılar da var. Bu kişiler iyimserliğin olumsuz bir yanı olabileceğini öne sürüyor. Aşırı ve belki de gerçekçi olmayan bir şekilde iyimser olan insanlar narsisizme eğilimli olabiliyor. Bazı kişiler, bir kişinin olumsuz bir olay yaşama olasılığının daha düşük olduğuna inanmasına neden olan bilişsel bir önyargı olan iyimserlik önyargısına sahip olabiliyor. Ancak bazı araştırmalar aşırı iyimser olmanın potansiyel tuzaklarına işaret ederken, çoğu çalışma iyimserlik ile genel sağlık arasında pozitif bir bağlantı olduğu fikrini destekliyor. En doğrusu orta yolu bulmaya çabalamak gibi gözüküyor. Kim bilir belki de pozitif psikoloji üzerine kendimizi geliştirerek bizden adam olmaz zihniyetini ortadan kaldırabiliriz.

Kaynaklar ve ileri okumalar:

Matematiksel

Sibel Çağlar

7 yıl Kadıköy Anadolu Lisesinin devamında lisans eğitimimi Marmara Üniversitesi İng. Matematik öğretmenliği üzerine tamamladım. Devamında 20 yıl çeşitli özel eğitim kurumlarında matematik öğretmenliği ve eğitim koordinatörlüğü yaptım. 2015 yılında matematiksel.org web sitesini kurdum. Amacım bilime ilgiyi arttırmak, bilimin özellikle matematiğin zihin açıcı yönünü açığa koymaktı. Yolumuz daha uzun ve zorlu ancak en azından deniyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.