O Güzel Kapitalistler O Güzel Jetlere Binip Gittiler

Demirin tuncuna kapitalistin robotuna kaldık..:)

Yaşar Kemal’i sevgiyle anıyorum ve bizi istemsizce korkutan robotlara dönüyorum..

Robotlar yeni kapitalizmin yeni sözcüleri olacak mı sizce?

Para, finans, borsa, istihdam, iş, eğitim aklınıza gelebilecek gündeme dair ne kadar konu başlığı varsa, hepsi dünyanın yeni kırılma noktasına gelmiş durumdalar: Yeni Teknolojiler ve Robotlar

Bizleri neler bekliyor? Öngörü yapmak mümkün olan bir şey mi yoksa sadece bir moda mı?

***

İşsizlikle ilgili garip bir süreçteyiz.

1973’te Bretton Woods sistemi (yani ulusal paraların dolara, doların ise altına, 1 ons altın 35 dolar olarak endekslenmesi) çökmüş ve dünyada dalgalı döviz kurları uygulamasına geçilmişti. Uygulamayla, döviz piyasalarında dolar spekülasyonlarının da azalacağı beklentisi oluşmuştu.

Bu çöküş yılında OECD ülkelerinde toplamda 7,9 milyon işsiz sayısı vardı.

Önemli bir kırılma noktası olan bu sürecin akabinde spekülatif patlamanın yarattığı aşırı birikim yüzünden enflasyon krizi başladı. Sonrasında da ciddi bir resesyon ile devam etti ve başta sanayi ülkelerinde reel ücretler (nominal ücretin enflasyondan arındırılmış hali) düşüş eğilimine girdi. Her yenilik bazı zorluklar doğuruyordu, dalgalı kurlara geçişte de oldu..

Bretton Woods’un çöküşünün devamında 1975’te işsizlik sayısı 15 milyona çıktı. 1983’te ise 31,8 milyonu gördü. O zamanlarda NAIRU (Non-Accelarated Inflation Rate of Unemployment) yani enflasyon artışını tetiklemeyecek bir işsizlik oranı yaratmak önemli bir makro ekonomi aracıydı.

Bu süreçte sistemin demirbaşı Amerika’nın bütçe açıkları artıyordu. Ülkenin, Dünya Savaşları ve Soğuk Savaş ile beraber askeri harcamaları tavan yapınca 1981 ve 86 bandında bütçe açığı üç katına çıktı. Ancak tüm ekonomik problemlere rağmen kenarda fark edilmeden büyüyen ve güçlü bir şekilde yayılmaya başlayan bilgi teknolojisi kendi devrimini başlatıyordu.

1950’lerde Alan Turing ile başlayan yapay zeka devrimi ile beraber, neredeyse on yılda bir makine öğrenimi, veri madenciliği, derin sinir ağları modelleri gibi yeni sistemler ortaya çıkıyordu.

Bilgisayarların farklı türlerdeki bilgileri işleyebilme kapasitelerinin artması, telekomünikasyon sistemlerindeki gelişmeler, bilgisayarlı kontrollerin artması, otomasyon sistemlerinin giderek artarak büyüyecek olan yayılımı ile beraber hegemonya yine şahlanacaktı. Çünkü sanayi kapitalizminin temsili sanayi fabrikalarına yapılan yatırımlar, yeni teknolojilerle üretim yapan fabrikalara yapılan yatırımlardan kat kat fazlaydı.

Dolayısıyla yeni teknolojiler, hangi ülkenin elinde filizlendiyse o ülke dünyanın yeni hegemonyası olacaktı.

Bunun en önemli sebeplerinden biri de kredi ve finans mekanizmalarının da bilgi teknolojileri devriminden en çok etkilenen alanlardan biri olmasıydı.

Finansal piyasalar eskiye göre genişlemiş bir yasal ve teknik özgürlük edindiğinden özellikle döviz, hisse senedi ve gayrimenkul piyasalarında spekülatif faaliyetler artmaya başladı.

Ünlü düşünür Michel Foucault, bu mevcut finansal piyasaları tanımlarken çok önemli bir tanımlama yapar ve şöyle der: ”Finansal piyasalar yeni mülkiyet zenginliği değil aynı zamanda bilgi-iktidar aracı. Yani borsa ve finans piyasalarının ürettiği zenginlik sosyal güvenlik yanılgısı yaratır. Çünkü yeni zenginlikler için yeni yoksulluklar ve mülksüzlükler yaratılmalıdır.”

***

Peki yeni bilgi teknolojileri ve yeni finansal sistem mevcut kapitalizmi yeni bir evreye mi taşıyor?

Yeni kapitalizm nasıl olacak? Gelir dağılımı adaleti sağlanacak mı yoksa daha da mı keskinleşecek? Genel öngörü gelir adaletinde daha keskin bir geleceğin yaklaştığı üzerine. Çünkü yeni bilimsel ve teknolojik gelişmeler yüksek sermaye sahibi ülkeler ve kişileri bağlayabilecek seviyede.

Böyle olacaksa zaten yeterince çarpık dünyamızı iyileştirmeye çalışmak amacında olduğunu sandığımız küresel pek çok kurum ve kuruluş ne yapıyor? Bu apayrı bir konu. Ben de bilmiyorum.

Yeni kapitalizm tanımlamasında Dünya Bankası’nın 2012’den bu yana başkanı olup geçtiğimiz aylarda beklenmedik şekilde istifa eden Jim Yong Kim, şöyle der:

“Şu anda gelişmekte olan ülkelerdeki tüm işlerin üçte ikisi, otomasyon yüzünden ortadan kalkacak.”

San Diego Üniversitesi Matematikçisi Vernor Vinge ise 1993’teki ”Yaklaşmakta Olan Teknolojik Tekillik” makalesinde şöyle der:

”30 yıl içinde insanüstü zeka yaratmak için gerekli teknolojik imkanlara sahip olacağız. Bu olaydan bir süre sonra ise insanlık çağı sona erecek.”

Peki robot egemenliğinde gerçekten de kötü senaryolardan başka opsiyonlar düşünülemez mi?

Belki insanların insan gibi yaşaması için çok daha fazla zamanları olacak. Belki sanatla, felsefeyle, sevdiğimiz hobilerle daha çok uğraşacağız ve sevdiklerimize daha çok zaman ayıracağız.. Belki de çok daha doyumlu bir hayat yaşayacağız. Doğayla daha çok iç içe olacağız.

Dünyayı rahatlıkla gezebilir miyiz bilmiyorum. Robot teknolojisini yakalayamayan ülkeler için belki de sınırlar devam edecek. Belki de dünya robot teknolojisini yakalayanlar ve yakalayamayanlar olarak iki bloğa ayrılacak.

Teknolojiyi yakalayamayan ülkeler için yeni bir hegemonyanın baskısı altında kötücül senaryolar oluşturma eğilimi fazla olabilir. Ancak bunu yakalayan ülkeler belki de refahlarına refah katabilecekler ve yukarıda bahsettiğimiz doyumlu bir senaryoya erişebilecekler.

Dolayısıyla dünyanın geldiği yeni kırılma noktasında, bizler de özellikle çocukların geleceğini hakkaniyetle sağlamak istiyorsak, gelecek üzerine ve teknoloji çağı üzerine daha çok düşünmek zorundayız.

Gündelik yönlendirmeler buna pek izin vermese de odaklanmamıza engel olan pek çok faktör olsa da geçim kaygısı her şeyi unuttursa da mecburen sorgulamayı başarmak zorundayız.

***

Yine mevcut teknolojiler ve yeni kapitalizm hakkında zoraki optimistik düşünme çabama rağmen Matematikçi Vernor Vinge haklıysa da (kuvvetle muhtemel) öldürmeyen ancak süründüren eski kapitalistlere, nereye gittilerse selam gönderiyorum.

Sanıyorum dünya yok olsa da kendilerinin yaşayabilecekleri eşsiz sığınaklar oluşturmaya çalışıyorlardır. Ya da ab-ı hayat suyunu keşfettirmeye çalışıyorlardır. 🙂

Kaynak: Para ve Finansın Ekonomi Politiği Kitabı

Matematiksel

Ceren Demir

Kendini, insanları, dünyayı tanıma ve anlama çabasında, belki de kaosta olan , filmin oyuncularından, dünya üzerindeki küçücük noktalardan biriyim. Pamukkale Üniversitesi ve AGH University of Science and Technology' de Uluslararası Ticaret ve Finans alanında kendimi eğitmeye çalıştım. Dokuz Eylül Üniversitesi'nde Ekonomi bölümünde yüksek lisansa devam ediyorum. Voleybol sporunda antrenör yardımcılığı yaptım ve lisanslı oynadım. Spora ve sanata düşkünüm. Resim yapmayı çok seviyorum. Klasik müziğe, doğaya, doğa sporlarına, felsefeye, psikolojiye, kitaplara ilgi duyuyorum. Okumayı, yazmayı, öğrenmeye çabalamayı çok seviyorum. Sanıyorum 7. günlüğüme başlayacağım. Satranç ve Rusça'ya merak saldım. Bahsettiğim tüm 'bencil' bilgilerimi önemsiz sayıyorum. Sadece denizdeki kum tanelerinden biri olduğumun farkındayım. Ancak okyanusları merak etmekten vazgeçemiyorum.

2 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu
Kapalı