Sosyoloji

İçimizdeki Nefret ve Saldırganlık Duygularının Kökenleri

Nefret ve saldırganlık insan doğasının bir parçası olabilir mi?

Bilim insanları, filozoflar ve düşünürler yüzyıllardır insanların öfke ve saldırganlık kapasitesi üzerine tartışıyorlar. Kimileri bunun içgüdüsel bir özellik olduğunu, kimileri ise saldırgan davranışların öğrenildiğini söylüyor. 17. yüzyıl filozoflarından Thomas Hobbes‘a göre insanlar doğaları gereği kendi çıkarlarını düşünen canlılardı. Bu, nedenle her durumda kendi çıkarları için çalışacaklardı. Bundan bir asır sonra Jean-Jacques Rousseau bu görüşün tam karşısında durdu. Rousseau’ya göre, insanı içgüdüleri yönetmiyordu. İnsanın içinde yaşadığı toplum değiştikçe insan davranışları da değişecekti.

Hobbes’un kötümser yaklaşımı 20. yüzyılda, insanların Eros olarak adlandırdığı yaşama yönelik içgüdü ve Thanatos olarak adlandırdığı ölüme yönelik içgüdü ile doğduğu kuramını ortaya atan Sigmund Freud’un düşüncelerinde yankı buldu. Freud saldırgan enerjinin bir şekilde açığa çıkması gerektiğine, aksi takdirde birikip hastalığa yol açacağını ortaya attı.

Saldırganlık İçgüdüsel midir? Durumsal mıdır? Bir Seçim midir?

saldırganlık

Son yıllarda evrim psikologları saldırganlık tartışmasına katıldılar. Özellikle erkeklerin neden saldırgan davranışlar sergilediği üzerine iki kuram ortaya atıldı. Bu kuramlara göre, erkekler diğer erkekler üzerinde egemenlik kurmak ve kıskançlık nedeniyle saldırgan davranışlar sergileme eğilimi gösteriyorlardı. Evrimsel sosyal psikologların bu tahminleri düşündürücü olmakla birlikte sonuçta yalnızca birer tahmindir. Bu konuda kesin sonuçlar verecek bir deney düzenlemek olanaksızdır. Dolayısıyla, bilim insanları insan dışındaki türler üzerinde deneyler düzenleyerek saldırganlığın ne kadar genetik olduğunu inceleme yolunu seçmiştir. Elde edilen bulgular da net bir cevaba varılamayacak biçimde çelişkilidir.

Öyle görünüyor ki biz insanlar belirli kışkırtıcı uyarıcılara tepki vermeye eğilimliyiz. Yine de, saldırgan davranışlar sergileyip sergilemememiz öğrenilmiş engelleyici tepkiler ve sosyal durum arasında gerçekleşen karmaşık etkileşim ile oluyor. Örneğin, erkek çocuklara alınan oyuncak tabancalar ile gelecekte saldırganlık davranışının tetiklenmesi kültürün bir etkisidir..

Saldırganlığı Etkileyen Nörolojik ve Kimyasal Faktörler

İnsanlarda ve diğer hayvanlarda saldırgan davranışlar beyinde amigdala olarak anılan bölge ile ilişkilidir. Saldırganlığı belirli kimyasallar etkiler. Örneğin, serotonin hormonu saldırganlık üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Serotonin azlığı saldırganlığa neden olduğu gibi erkeklik hormonu olan testosteronun fazla salgılanması da aynı sonucu doğurur. Bu noktada aklımıza, “Testosteron düzeyi saldırganlığı etkiliyorsa bu durum erkeklerin daha saldırgan olduğu anlamına mı gelir?” sorusu gelir. Cevap biraz karışık. Yapılan bazı araştırmalar bunu desteklese de kadınlar da saldırgan duygularını daha üstü kapalı bir şekilde, örneğin dedikodu yaparak, yalan söylentiler yayarak sergileyebilir. Bir üst-analiz çalışmasında olağan koşullar altında erkeklerin kadınlardan çok daha fazla saldırganlık sergilediğinin doğru olduğu, buna karşılık kadınlar ve erkekler fiilen kışkırtıldıklarında cinsiyetler arasındaki farklılıkların çok daha azaldığı görülmüştür.

saldırganlık

Alkol ve Saldırganlık

Alkol ile saldırgan davranışlar arasında bir bağlantı olduğu bilinen bir durumdur. Bunun nedeni ketleri kaldırması, sosyal kederi azaltması ve olduğumuzdan daha az tedbirli davranmamıza neden olmasıdır. Öte yandan, alkol genel bilgi işleyişimizi de aksatır. Bu da alkollü insanların genellikle bir sosyal durumun ilk ve en bariz yönlerine tepki vermesine, nüansları gözden kaçırmasına neden olur. Örneğin, ayıksanız ve birisi ayağınıza basarsa bunu istemeden yaptığını fark edersiniz. Öte yandan, sarhoş olduğunuzda durumun inceliğini gözden kaçırıp sanki ayağınıza kasten basmış gibi davranabilirsiniz. Dolayısıyla, (özellikle de erkekseniz) adama bir yumruk atabilirsiniz.

Acı, Huzursuzluk ve Saldırganlık

Bir hayvan acı çekiyorsa ve bulunduğu yerden kaçamıyorsa size saldırmasına kesin gözle bakabilirsiniz. Aynı şey, insanlar için de geçerlidir. Ayak parmağımızı bir yere çarptığımızda bir çoğumuzun en yakınımızdaki herhangi bir hedefi yumruklamayı isteyecek kadar çileden çıkması bundandır. Aynı şekilde, birçok kuramcı sıcak, nem, hava kirliliği ve kötü koku gibi diğer bedensel huzursuzlukların da saldırgan davranış eşiğini düşürdüğünü savunuyor.

Ayrıca, çoğu bilim insanı atmosferdeki sera gazları nedeniyle hava sıcaklığının artacağı konusunda hemfikir. O zaman küresel ısınmanın da saldırganlık üzerinde bir etkisi olacak gibi gözüküyor. İklim ile saldırganlığın etkileri konusunda çalışan Craig Anderson yakın zamanda yürüttüğü bir çözümleme çalışmasında küresel ısınmanın şiddet içerikli suçlarda artışa yol açmasının neredeyse kesin olduğunu öngörüyor.

Engellenme ve Saldırganlık

Hepimiz zaman zaman kendimizi engellenmiş hissederiz. Araştırmalar engellenmenin saldırgan tepki olasılığını yükselttiğini gösteriyor. Bu, engellenmenin her zaman saldırganlığa yol açtığı anlamına gelmez. Ancak özellikle denetlenemeyen bir engellenme söz konusu olduğunda sık yaşanan bir durum olarak karşımıza çıkar. Hedef ne kadar yakınsa elden kaçan doyum beklentisi de o denli büyük olur. Beklenti ne kadar büyükse saldırganlık olasılığı da o denli artar.

Tasdik, Taklit ve Saldırganlık

Çoğu insan başkalarından ipuçları alır. Örneğin, saldırgan bir davranışın doğru olup olmadığım öğrenmek istediğimizde başkalarının neler yaptığına ya da bu konuda neler söylediğine bakarız. Saygın bir kişi ya da kurumun saldırganlığı tasdik etmesi, birçok insanın tutum ve davranışlarını etkiler. Çocuklar çoğu zaman, özellikle de saldırganlığın ödüllendirildiğini gördüklerinde, çatışmaları saldırganlıkla çözmeyi öğrenir. Çocukların en çok taklit ettiği insanlar, elbette ki anne babalandır. Gerçekten de fiziksel kötü muamele sergileyen anne babaların çok büyük bir bölümü, çocukken kendi anne babalarından kötü muamele görmüştür.

İnsanlar her geçen gün daha saldırgan davranışlar sergiledikçe saldırganlığın nedenlerine yenileri de eklenecek gibi gözüküyor.

Göz Atmak İsterseniz

Referans Kitap: Elliot Aronson, Timothy D. Wilson, Robin M. Akert; Sosyal Psikoloji, 2012, Kaknüs yayınları

Matematiksel

Sibel Çağlar

Yola Kadıköy Anadolu Lisesi ile başladım. Ardından gelen tesadüfler, zamanında pek de sevmediğim, matematik ile yolumu kesiştirdi. Sonucunda Marmara Üniversitesinde İng. Matematik öğretmenliğinden mezun oldum. Zaman akıp gitti; bu süreçte ben de çeşitli özel eğitim kurumlarında matematik öğretmenliği ve eğitim koordinatörlüğü yaptım. Bu esnada da bol bol matematik ile ilgili serzenişlere şahit oldum. Ne yapmalı diye düşünürken, aklıma bu site fikri geldi. 2015 yılında matematiksel.org web sitesini kurdum. Amacım bilime ve özelinde matematiğe ilgiliyi arttırmaktı. Matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarının da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Yolumuz uzun ama kesinlikle çok keyifli.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu