YAŞAM

Modern Çağın Hastalığı: Kronik Yorgunluk Sendromu

Bazıları bunu yaşadığımız çağa bağlasa da araştırmalar gösteriyor ki yorgunluk ve tükenmişlik hissi bugün olduğu gibi dün de insanlığı etkisi altına almış bir durum...

Son zamanlarda grip olmadığınız halde sürekli başınız ve kaslarınız ağrıyor; her fırsatta dinlenmenize rağmen bir türlü kendinizi toparlayamadığınızı hissediyorsanız Kronik Yorgunluk Sendromu yaşıyor olabilirsiniz.

Kronik yorgunluk sendromu becerilerde yavaşlama, planlama,organizasyon ve problem çözme gibi yeteneklerde gerilemeye neden olabilir. Bunların yanında dikkat eksikliği, konsantrasyon düşüklüğü, karar vermede zorluk gibi bulgular da ortaya çıkabilir.

Elbette burada bahsedilen yorgunluk, sebepsiz bir yere ortaya çıkan, herhangi bir fiziksel faaliyetle bağlantılı olmayan, dinlenmeyle hafiflemeyen bir yorgunluk…

Kronik yorgunluk yaşadığımız çağa ait bir sendrom gibi gözükse de, araştırmalar gösteriyor ki yorgunluk ve tükenmişlik hissi bugün olduğu gibi dün de insanlığı etkisi altına almış bir durumdaydı. Hatta bunun için bir kitap bile yazılmış. Adı: “Yorgunluğun Tarihi”

Bu konudaki tartışmalar Roma İmparatorluğu dönemine kadar uzanıyor. Batı kültürüne Hristiyanlık hakim olduğunda ise yorgunluk manevi bir zafiyet olarak görülüyor.

Neden Hep Yorgunuz?

Nedenleri üzerine geliştirilen teorilerden bir tanesi insan beyninin modern çalışma ortamıyla başa çıkacak şekilde evrilmediği.

Verimlilik artışı konusundaki sürekli baskı ve kişinin işi yoluyla kendisini kanıtlama ihtiyacı bizleri sürekli bir ‘savaş ya da geri çekil’ durumuna sokuyor. Geçmişte tehlikeye karşı geliştirilmiş olan bu durum da stres hormonlarının artmasına neden oluyor.

Çoğu insan için baskı hissi sadece işle de sınırlı değil. Büyük şehir yaşantısı, teknoloji cihazları ve ‘7/24’ kültürü dinlenmeyi zorlaştırıyor. Bedensel ve ruhsal yenilenmenin mümkün olmadığı yerde de pilin tükenmesi hali ortaya çıkıyor.

En azından teori bu.

Modern tıbbın gelişmesiyle birlikte kronik yorgunluk belirtilerine ‘nevrasteni‘ ya da sinir zayıflığı tanısı konmaya başladı. Oscar Wilde, Charles Darwin, Thomas Mann ve Virginia Woolf gibi ünlülere de nevrasteni teşhisi konmuştu. Doktorlar bunu sanayi devriminin neden olduğu sosyal değişime bağlıyordu. Bugün bu terim sadece Japonya ve Çin’de kullanılıyor.

Aslında ‘enerjik’ olma hissini nereden aldığımızı ve herhangi bir fiziksel zorlama olmadan birden nasıl tükendiğini, bunun bedensel mi yoksa ruhsal mı olduğunu, toplumdan mı yoksa kendi davranışlarımızdan mı kaynaklandığını hala bilmiyoruz.

Ancak günümüzde trafik, iş baskısı ve sosyal medyanın enerji tükettiği aşikar…

Tarih gösteriyor ki bu sorunun kolay bir çözümü yok. Eskiden yorgunluk teşhisi konan insanlara yatak istirahati verilse de günümüzde bu ne mümkün ne de duygusal tükenmişlik hissini gidermeye çözüm gibi gözüküyor.

Kronik Yorgunluk Sendromu ile Başa Çıkmak İçin İpuçları…

·         Yorgun hissettiğiniz günlerde çok fazla egzersizden kaçının.

·         Aktivite, dinlenme ve uyku zamanlarınız arasındaki dengeyi sağlayın.

·         Büyük görevleri daha küçük yapabilir boyuta indirgeyin.

·         Daha zorlu görevleri haftaya yayarak yapın.

Sonuçta çareler kişiden kişiye değişir. Önemli olan kişinin enerjisini neyin tükettiğinin farkına varması. Kronik yorgunluk tedavisi ise kimi zaman yoğun bir fiziksel aktivite sürecine girerek sadece beyni değil bedeni de yormak ya da kitap okumak bile olabilir.

Eğer bu yazıyı okuyorsanız, o zaman sizler de bir biçimde bu sorunla boğuşuyorsunuz demektir. İnsanın yalnız olmadığını bilmesi bile motive edici aslında…

Okuma Önerisi: Günümüzün Modern Hastalığı: ‘Dağınık Beyin Sendromu’

Kaynak: http://www.bbc.com/future/story/20160721-the-reasons-why-exhaustion-and-burnout-are-so-common

Matematiksel

Paylaşmak Güzeldir

Sibel Çağlar

Kadıköy Anadolu Lisesi, Marmara Üniversitesi, ardından uzun süre özel sektörde matematik öğretmenliği, eğitim koordinatörlüğü diye uzar gider özgeçmişim… Önemli olan katedilen değil, biriktirdiklerimiz ve aktarabildiklerimizdir bizden sonra gelenlere... Eğitim sisteminin içinde bulunduğu çıkmazı yıllarca iliklerimde hissettikten sonra, peki ama ne yapabilirim düşüncesiyle bu web sitesini kurmaya karar verdim. Amacım bilime ilgiyi arttırmak, bilimin özellikle matematiğin zihin açıcı yönünü açığa koymaktı. Yolumuz daha uzun ve zorlu ancak en azından deniyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı