Neden Hep Yorgunuz?

Bazıları bunu yaşadığımız çağa bağlasa da araştırmalar gösteriyor ki yorgunluk ve tükenmişlik hissi bugün olduğu gibi dün de insanlığı etkisi altına almış bir durum...

Başlıktaki sorunun cevabı biraz karışık. Bazıları bunu yaşadığımız çağa bağlasa da araştırmalar gösteriyor ki yorgunluk ve tükenmişlik hissi bugün olduğu gibi dün de insanlığı etkisi altına almış bir durum…

Hatta bunun için bir kitap bile yazılmış. Adı: “Yorgunluğun Tarihi”

Alman doktorları arasında yapılan bir araştırma doktorların yarısının yorgunluktan şikayet ettiğini, günün her saatinde bu durumda olduklarını, işe gitme düşüncesinin bile kendilerini yorduğunu gösterdi.

Eminiz bu araştırma ülkemizde yapılsa bu oran çok daha fazla olacaktır.

Finlandiya’da yapılan bir araştırmada ise kadın ve erkeklerin yorgunluk karşısında farklı yöntemlere başvurduğunu, erkeklerin daha fazla hastalık izni kullandığını ortaya koydu.

Almanya’da yayımlanan bir makalede de yorgunluk depresyonun “lüks versiyonu” olarak tanımlanıyor. Depresyona olumsuz bir anlam yüklendiği için o “başarısız insanların hastalığı”, iyi meslek sahibi eğitimli insanlar ise yorgunluktan şikayet ediyor…

Bu arada bir not düşelim bahsedilen yorgunluk fiziksel bir aktiviteden sonra yaşadığımız yorgunluk değil.

Nedenleri üzerine geliştirilen teorilerden bir tanesi insan beyninin modern çalışma ortamıyla başa çıkacak şekilde evrilmediği.

Verimlilik artışı konusundaki sürekli baskı ve kişinin işi yoluyla kendisini kanıtlama ihtiyacı bizleri sürekli bir ‘savaş ya da geri çekil’ durumuna sokuyor. Geçmişte tehlikeye karşı geliştirilmiş olan bu durum da stres hormonlarının artmasına neden oluyor.

Çoğu insan için baskı hissi sadece işle de sınırlı değil. Büyük şehir yaşantısı, teknoloji cihazları ve ‘7/24’ kültürü dinlenmeyi zorlaştırıyor. Bedensel ve ruhsal yenilenmenin mümkün olmadığı yerde de pilin tükenmesi hali ortaya çıkıyor.

En azından teori bu.

Ancak yukarıda adı geçen kitapta da belirtildiği gibi aşırı yorgunluk sadece modern zamana özgü bir sorun değil. Bu konudaki tartışmalar Roma İmparatorluğu dönemine kadar uzanıyor. Batı kültürüne Hristiyanlık hakim olduğunda ise yorgunluk manevi bir zafiyet olarak görülüyor.

Modern tıbbın gelişmesiyle birlikte yorgunluk belirtilerine ‘nevrasteni’ ya da sinir zayıflığı tanısı konmaya başladı. Sinirlerin elektrik sinyalleri ilettiğini ve sinirleri zayıf olan kişilerin, iyi izole edilmeyen bir kablo gibi enerjiyi dışarı yaydığına inanılıyordu. Oscar Wilde, Charles Darwin, Thomas Mann ve Virginia Woolf gibi ünlülere de nevrasteni teşhisi konmuştu. Doktorlar bunu sanayi devriminin neden olduğu sosyal değişime bağlıyordu.

Bugün bu terim sadece Japonya ve Çin’de kullanılıyor.

Aslında ‘enerjik’ olma hissini nereden aldığımızı ve herhangi bir fiziksel zorlama olmadan birden nasıl tükendiğini, bunun bedensel mi yoksa ruhsal mı olduğunu, toplumdan mı yoksa kendi davranışlarımızdan mı kaynaklandığını hala bilmiyoruz.

Ancak günümüzde trafik, iş baskısı ve sosyal medyanın enerji tükettiği aşikar…

Tarih gösteriyor ki bu sorunun kolay bir çözümü yok. Eskiden yorgunluk teşhisi konan insanlara yatak istirahati verilse de günümüzde bu ne mümkün ne de duygusal tükenmişlik hissini gidermeye çözüm gibi gözüküyor.

Sonuçta çareler kişiden kişiye değişir. Önemli olan kişinin enerjisini neyin tükettiğinin farkına varması. Tedavisi ise kimi zaman yoğun bir fiziksel aktivite sürecine girerek sadece beyni değil bedeni de yormak ya da kitap okumak bile olabilir.

Eğer bu yazıyı okuyorsanız, o zaman sizler de bir biçimde bu sorunla boğuşuyorsunuz demektir. İnsanın yalnız olmadığını bilmesi bile motive edici aslında…

Kaynak: http://www.bbc.com/future/story/20160721-the-reasons-why-exhaustion-and-burnout-are-so-common

Matematiksel

Sibel Çağlar

Kadıköy Anadolu Lisesi, Marmara Üniversitesi, ardından uzun süre özel sektörde matematik öğretmenliği, eğitim koordinatörlüğü diye uzar gider özgeçmişim…Önemli olan katedilen değil, biriktirdiklerimiz ve aktarabildiklerimizdir bizden sonra gelenlere...Eğitim sisteminin içinde bulunduğu çıkmazı yıllarca iliklerimde hissettikten sonra, peki ama ne yapabilirim düşüncesiyle bu web sitesini kurmaya karar verdim.Amacım bilime ilgiyi arttırmak, bilimin özellikle matematiğin zihin açıcı yönünü açığa koymaktı.Yolumuz daha uzun ve zorlu ancak en azından deniyoruz.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu
Kapalı