Tıp ve Sağlık

Modern Çağın Hastalığı: Kronik Yorgunluk Sendromu

Son zamanlarda grip olmadığınız halde sürekli başınız ve kaslarınız ağrıyor; her fırsatta dinlenmenize rağmen bir türlü kendinizi toparlayamadığınızı hissediyorsanız kronik yorgunluk sendromu yaşıyor olabilirsiniz. Yakın tarihli bir ankete göre, doktor ziyaretlerinin yaklaşık yüzde 30’unda hastaların sürekli yorgun olma şikayetleri var. Sürekli yorgun olma durumu bir zamanlar yetersiz uyku veya fazla fiziksel efor ile bağlantılı olarak düşünülürdü. Ancak artık bu düşünce geçerli değil. Elbette uyku hala önemli bir faktör ancak bu tip bir yorgunluk için arka planda başka önemli faktörler de var.

Kronik yorgunluk durumu ile ilgili hemen hayatınızı da suçlamaya başlamayın. Evet günümüzde her zamankinden daha çok çalışıyoruz, işyeri ve ailenin talepleri üzerlerimizde sürekli baskı oluşturuyor. Ve bunlar arasında bazen kendimizi kaybolmuş gibi hissediyoruz. Bunlar elbette yorgunluk sebepleridir ancak bu yorgunluk dinlenme ile geçecek bir yorgunluktur. Kronik yorgunluk biraz daha farklıdır. Kronik yorgunluk yaşadığımız çağa ait bir sendrom gibi gözükse de, yorgunluk ve tükenmişlik hissi bugün olduğu gibi dün de insanlığı etkisi altına almıştı. İnsanlar herkesin geceleri dokuz saat uyumaya zaman bulduğu dönemlerde bile yorgunluktan şikayet etmişlerdi. 1894’te British Medical Journal, modern yaşamın acele ve telaşını eleştiren bir makale yayınlamıştı. O zaman uykusuzluk ve modern hayatın koşuşturması sebep değil ise neden hep yorgun hissediyoruz?

Kronik Yorgunluk Neden Oluşuyor?

Nedenleri üzerine geliştirilen teorilerden bir tanesi insan beyninin modern çalışma ortamıyla başa çıkacak şekilde evrilmediği. Verimlilik artışı konusundaki sürekli baskı ve kişinin işi yoluyla kendisini kanıtlama ihtiyacı bizleri sürekli bir ‘savaş ya da geri çekil’ durumuna sokuyor. Geçmişte tehlikeye karşı geliştirilmiş olan bu durum da stres hormonlarının artmasına neden oluyor.

Bir diğer teori ise gündüzleri hissettiğimiz bu yorgunluk durumunun gündüz ve gece boyunca zihinsel uyanıklık dönemlerini düzenleyen sirkadiyen saatin düzeninin bozulması nedeniyle ortaya çıkması. Geceleri aldığınız uyku miktarının bu döngü üzerinde çok az etkisi vardır. Ne kadar uyanık hissettiğiniz bu sistemin oluşturduğu hormonal ve elektriksel çıkış sinyallerinin kalitesine bağlıdır. Sirkadyen saatlerimiz kendini retinaya çarpan ışık miktarına göre ayarlar. Sabahları çok az veya geceleri çok fazla ışık işleyişini bozar. Bu da gündüzleri hissettiğimiz yorgunluk hissine neden olur. Bu sistemi kalibre edebilmek için gündüzleri açık havada vakit geçirmek geceleri de ekran ile daha erken bağlantımızı kopartmak işe yarayabilir.

Yorgunluk Yaşam Biçimiz İle Bağlantılıdır

Ayrıca düzenli olarak egzersiz yapmak da sirkadyen sistemi dengelemek adına oldukça önemlidir. Egzersiz aynı zamanda fazla kilolarımızla savaşır. Vücudumuzdaki yağ seviyesinin de yorgunluk ile ilgisi vardır. Vücut, yağı sadece taşımakla kalmaz. Aynı zamanda vücudun yeterli enerji depolarına sahip olduğunu beyne bildiren bir hormon olan leptin salgılar. Çalışmalar, daha yüksek leptin seviyelerini, daha fazla algılanan yorgunlukla ilişkilendirmiştir. Bu evrimsel bir perspektiften mükemmel bir anlama sahiptir. Eğer bol miktarda yağınız varsa, dışarı çıkıp yiyecek bulmak için motivasyona ihtiyacınız yoktur.

Ayrıca fazladan yağlarımız sitokinlerin kan dolaşımına salınımını arttırır. Sitokinler bağışıklık sistemimizin bir parçasıdır ve inflamasyon ile bağlantılıdır. Ancak soğuk algınlığı yaşayan kişilerin anlayacağı gibi sitokinler bizi bitkin hissettirir. Bu duygu, enfeksiyonlarla mücadeleye yardımcı olacak gelişmiş bir stratejidir. İyileşmek için zamana ihtiyaç duyduğunuzda, yorgunluk arkadaşınızdır.

Öyleyse, bazı basit yaşam tarzı değişiklikleri sizi canlandırmak için işe yarayabilir. Bunlar temelde daha fazla egzersiz, biraz stres yönetimi ve daha iyi bir beslenme biçimidir. Bununla birlikte, yorgunluk genellikle bir kısır döngüdür. Egzersiz ve diyet motivasyon gerektirir, ancak motivasyon eksikliği yorgunluğun ayırt edici özelliğidir. Yani aslında kronik yorgunluk durumu oldukça karmaşık bir süreçtir. Ayrıca susuzluk da yorgunluğu arttıran bir faktördür. Susamış olmasanız bile yorgunluk ile mücadelede biraz su içmek için çaba sarf etmek denemeye değer bir öneridir.

Son olarak, eğer her şeye rağmen yorgunluk yakanızı bırakmıyorsa fazladan adrenalin salınımı uyuşukluğun üstesinden gelmenize yardımcı olabilir. Eğer bu yazıyı okuyorsanız, o zaman sizler de bir biçimde bu sorunla boğuşuyorsunuz demektir. İnsanın yalnız olmadığını bilmesi bile motive edici aslında…

Göz Atmak İsterseniz

Kaynak:

  • Graham Lawton; The Science of Living Longer Better; New Scientist Books,2020
  • The reasons why exhaustion and burnout are so common; http://www.bbc.com/

Matematiksel

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu