Fotoğraflarda Neden Kendimizi Beğenmeyiz? Cevap Maruz Kalma Etkisi

Her gün onlarca fotoğrafta yer alırız. Ancak eğer dahil olduğumuz fotoğraf bir grup fotoğrafı ise, herkesin memnun olduğu, kendini beğendiği bir fotoğraf bulmak genelde mümkün olmaz. Peki neden fotoğraflarda kendimizi beğenmeyiz? İşin ilginç tarafı bu durum sadece fotoğraflarda karşımıza çıkmaz. Aslında bir çoğumuz kendi sesimizi de pek beğenmeyiz.

İnsanların bu tutumlarının arka planındaki bilime değinmeden önce psikolojide Maruz Kalma Etkisi olarak adlandırılan duruma biraz değinmemiz gerekmekte.

Maruz Kalma Etkisi Nedir?

Türkçe ‘ye Maruz Kalma Etkisi olarak çevrilen ( İng: Mere Exposure Effect) bu durum, belli bir uyarıcıya maruz kalma sayısı arttıkça, ona olan beğeni duygusunun artma eğilimidir. Bu etkiye zaman zaman ‘Aşinalık Etkisi’ de denmektedir. Bu etki, insanlar, öğeler, televizyon programları, şarkılar ve sık sık karşılaşabileceğiniz hemen hemen her şey hakkındaki duygularınızı etkileyecektir. Bu etki nedeniyle bir zaman sonra sadece aşina olduğunuz için sık karşınıza çıkan şeyleri sevmeye başlayacaksınız.

İnandırıcı gelmediyse şu anda çok sevdiğiniz bir şarkıyı düşünün örneğin. İlk duyduğunuz zamanı hatırlıyor musunuz? Muhtemelen ilk seferde şu an dinlediğinizde yarattığı etki gibi bir etki yaratmamıştır. Ancak zaman içinde şarkıyı farklı yerlerde de duymaya başladıysanız bir zaman sonra aklınıza takılıp kalacaktır. Hatta şarkıda nakarat kısmı ne kadar fazla ise bu kısmın akla takılması olasılığı da daha fazla olacaktır.

Çoğu zaman, sadece maruz kalma etkisi bilinçaltında veya bilinçaltı bir düzeyde gerçekleşir. Aslında, araştırmacılar, bir uyaranın farkında olmadığımızda etkinin daha güçlü olduğunu bulmuşlardır.

Maruz Kalma Etkisini Nasıl Keşfettik?

Etkinin ilk bilimsel kayıtları, Alman psikolog Gustav Fechner ve 19. yüzyılın sonunda İngiliz psikolog Edward Titchener’in çalışmalarından geldi. Etki,1968’de Robert Zajonc adlı Amerikalı bir sosyal psikolog tarafından daha kapsamlı bir şekilde araştırıldı. İlerleyen yıllarda da devam eden çalışmalar bu etkinin varlığını doğruladı.

Günümüzde bu etkinin yansımalarını en çok reklamcılıkta gözlemliyoruz. Sonuçta bir marka ismi ile defalarca reklamlarda karşılaşınca, eninde sonunda bu isme bir aşinalık kazanacaksınız. Sonrasında da güvenilir bir marka olduğunu düşünmeye başlayacaksınız. Birçok başarılı şirket de tabi ki bu etkiyi kullanmaktadır. Dillere pelesenk olmuş o ünlü marka sloganlarını hatırlayın. Markalar sürekli bizleri bu sloganlara maruz bırakarak bir marka imajı yaratmayı ve o cümleyi duyduğumuz an kafamızda o marka imajını oluşturmayı amaçlamaktadırlar.

Tabi ki bunun da bir dozu yok değil. Bazı araştırmacılar, reklamlara çok fazla maruz kalmanın müşteriler arasında kararsızlığa yol açtığına inanmaktadır. Çoğu araştırmacı, bir ürün veya marka yeni olduğunda reklamlarda teşhirin en etkili olduğu konusunda hemfikirdir. Ancak bir kez ona biraz aşina olduktan sonra etki gücünü yitirmeye başlayacaktır.

Tüm bunların yazının başında aktardığımız fotoğraflarda kendimizi neden beğenmediğimiz konusu ile alakası yok gibi geliyorsa yanılıyorsunuz. Çünkü bir fotoğraf çekildiği zaman maruz kaldığımız, aşina olduğumuz şey bu sefer yüzümüz olacaktır.

Maruz Kaldığımız Şey Kendi Yüzümüz Olunca…

Kendi fotoğrafına bakıp da kendini beğenen genelde pek bulunmaz.

Günde birçok kez aynaya bakarız ve o yüze o kadar alışmışızdır ki kendimizi dışarıdan başkasının gözüyle görsek yadırgarız. Bir kere kendinizi gördüğünüz yansıma ile fotoğrafta ya da filmde gördüğünüz görüntü birbirinin tersidir. Eğer ki yüzümüz tamamen simetrik olsaydı bir sorun olmayacaktı. Ancak çok ufak da olsa yüzümüzün sağ ve sol taraflarında farklılıklar vardır. Bunu bilinçli bir şekilde algılayamıyor olsanız da kendi fotoğrafınıza baktığınızda bu göze çarpar. Sonucunda da bu duruma alışık olmadığınız için beğenmeme eğilimi gösterirsiniz.

Aynı durum kendi sesinizi duyduğunuzda da başınıza gelir. Bir ses kaydı dinlediğinizde ‘Benim sesim gerçekten böyle mi duyuluyor?’ dediğiniz olmuştur. İşte bunun sebebi de maruz kalma etkisiyle alakalı. Konuştuğunuzda hem havadaki hem de kafanızdaki titreşimleri algılarsınız. Ancak bu algıyı sesinizi dinlediğimiz zaman elde edemezsiniz. Sonuçta da ses size bir yabancının sesi gibi gelir.

Bu Etki Hatalı Düşünmemize de Sebep Olur

Bu bilişsel önyargı, sosyal normlar oluşturmaya ve sosyal stereotipleri güçlendirmeye de neden olur. Sonucunda medyada sosyal normları ve klişeleri destekleyen fikirlere defalarca maruz kalıyoruz. Bu etki nedeniyle, bazen zararlı olan bu fikirleri benimsememiz daha kolay olacaktır.

Sonuç olarak aşinalık belli bir noktaya kadar avantajlıdır. Güvenli sularda yüzmemizi sağlar. Ancak bu esnada yeni ve değerli bilgileri ve fırsatları kaçırmamıza da neden olabilir. Bazen yeni seçenek gerçekten daha iyi bir seçenektir. Tanıdık olana öncelik vermemiz ise, bu keşfedilmemiş sulara girmemizi engelleyecektir.



Kaynaklar ve ileri okumalar:


Dip Not:

Matematiksel, 2015 yılından beri yayında olan ve Türkiye’de matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konular da ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım

Matematiksel

Hakan Uluçay

Meraklı, okumayı, araştırmayı seven biri. Nörobilim, evrim, tarih, felsefe, psikoloji gibi alanlara ilgi duyuyorsam da yıllardır değişmeyen asıl odağım astrofiziktir. Kurumsal hayat içinde bir bilimsever olarak okuduklarımı, ilgimi çeken yazıları insanlarla paylaşmak ve popüler bilime bir nebze olsun katkı sağlamak için buradayım.

Bir Yorum

  1. Keyifle okuduğum bir yazı oldu. Kendi gözlemlerime de rastlayarak merak ettiklerimi öğrendim, teşekkürler…

Başa dön tuşu