Anasayfa » EĞİTİM ÜZERİNE » “Nasıl Bir Eğitim?” Eğitim, Okul, Birey ve Hayat İlişkisi Üzerine

“Nasıl Bir Eğitim?” Eğitim, Okul, Birey ve Hayat İlişkisi Üzerine

Evrenin uzun tarihlere dayanan sahnesinde kısacık birer dönemdir her insanın ömrü. Fakat ölçeği değiştirip insan algısı açısından baktığımızda 70-80 yıllık koca bir ömre sahibizdir. Yapılan hesaplamalara göre bugüne kadar 120 milyar civarında insan yaşamıştır bu dünyada. Kim bilir neler geçmiştir bu insanların başlarından ve ne kadar değişik hayatlar yaşamışlardır.

Bu 120 milyar insanı düşünürken aklıma hep şu soru takılır; bu insanların kaçı iyi ki yaşadım güzel bir hayatım oldu demiştir ve böyle diyebilenlerin ortak noktası nedir?

Bu soru bir tarafıyla felsefi bir soru olsa da bu soruya verilmiş en iyi cevaplardan bir psikoloji biliminden gelmiştir. Hümanistik ekol olarak isimlendirilen ekolün temsilcilerinden olan A. Maslow vermiştir bu cevabı.

Maslow’un ihtiyaçlar piramidi olarak bilinen bu cevabının ana fikri ise şudur:

Her birey bir takım yeteneklerle doğar. Birey bu yeteneklerini keşfedebilirse ve güvenlik kaygısı yaşamadan, temel ihtiyaçlarını karşılayarak, sevgi gördüğü bir ortamda bu yeteneklerini geliştirebilirse mutlu olur. Çünkü birey, böylece olmak için doğduğu mesleği edinir ve bunun yarattığı başarı duygusunu ve saygınlığı elde etmiş olur. Böylece kendini gerçekletirmiş olur.

Bu noktada vardığımız kavramsa EĞİTİM’DİR. Çünkü günümüz toplumunda bireyin yeteneklerinin keşfi ve geliştirilmesi ancak eğitimle olur.

Eğitim dilin gelişmesine paralel olarak ilkel çağlardan beri insan kültürünün dinamik bir parçasıdır. Sanayi devrimiyle birlikte hızlı bir değişim geçiren eğitim sanayi öncesi toplumlarda informel biçimdeyken sanayi devriminden beri bariz şekilde formel bir hal almıştır. Eskilerin tabiriyle alaylı eğitim yerini mektepli eğitime bırakmıştır. Dolayısıyla mutlu olmak için bireyin kendini gerçekleştireceği yer tartışılmaz bir şekilde okuldur. Bu tespit ise nasıl bir okul sorusunu çok daha önemli hale getirmiştir.

 “Nasıl bir okul?” düzenlersek, bireylerin yeteneklerini keşfedebiliriz ve geliştirebiliriz. Bireylere, çağımızın rekabetçi ortamında, hayatla baş etmede bir gereklilik olan, en yetenekli olduğu alanda en donanımlı şekilde yetişme olanağını sağlarız. Bu sorgulamalar, bugün var olan bir okulun, en vazgeçilmez sorgulamalarıdır.

 Bu sorgulamalar sonucunda varılan pek çok cevabı incelediğimizde anlıyoruz ki bugün doğru ve iddialı bir okulda şunları görebilmeliyiz:

-Zengin ve çeşitli yayınlara sahip, yeni çıkan yayınları takip edip kitap varlığını sürekli güncelleyen teknolojik alt yapıya sahip bir kütüphane.

-Süreli yayınlarında bulunduğu ferah, aydınlık ve sıcak okuma ve çalışma salonları.

-Eğitim teknolojilerinin kullanıldığı öğretmenin ve öğrencilerin yaratıcılığını destekleyen donanıma sahip derslikler.

-Öğrencilere ilgi alanlarını belirlerken, deneyim edinebilecekleri alt yapıya ve fiziki imkanlara sahip, çok çeşitli kulüpler.

-Yaparak ve yaşayarak öğrenme ilkesini temele alarak kurgulanmış matematik, fen, dil ve sosyal bilim laboratuvarları.

-Hem açık hava hem salon sporlarının yapılmasına olanak sağlayan spor tesisleri.

-Öğrencilere ekolojik bilinç kazandıracak şekilde düzenleme ve bakımının öğrenciler tarafından yapıldığı bahçe ve göletler.

-Alanına tutkuyla bağlı kendini yenileyen ve alanında ortaya çıkan yenilikleri öğrenmeye ve meslek hayatına katmaya açık, öğrencilerini dersinin dayandığı bilimsel alanı keşfeden ekibin bir üyesi olarak görüp dersini bir beyin fırtınası şölenine çevirmeyi bilen  bir öğretmen kadrosu.

-Okulu yönetmeyi ve disiplini sağlamayı şekilsel titizlik olarak anlamayan. bürokrasiye boğulmayan, asıl amacın; sorun çıkmasını engellemek değil, çıkabilecek sorunları okul bileşenlerinin katılımıyla çözebilecek organizasyonu kurmak olduğunun farkında olan bir yönetici kadrosu.

Bu listeyi uzatabilmek mümkündür. Zaten eğitim gibi dinamik bir süreçte kesinleşmiş listeler geri kalmaktan başka bir sonuçta doğurmaz.

Burada dinamizmin motivasyonunu sağlayan ana önerme öğrencilere zengin bir çeşitlilik sağlamaktır. Öğrencinin yeteneklerini keşfetmesi ancak içerikli yeni deneyimlerle karşılaşmasına ve uzmanlar eşliğinde bunlardan yararlanmasına bağlıdır. Bir okula düşen en büyük görev bu imkanı öğrencilerine sunmaktır.

 Bir okulu bu zihniyetle var ettiğinizde bu okuldan yetişen öğrencilerde şu nitelikleri gözlemek mümkün olacaktır:

-Meraklı ve farklıya karşı önyargısız öğrenciler.

-Dünyayı ve toplumunu okurken felsefe, bilim, etik, estetik, hukuk, demokrasi, laiklik, hümanizma, kapitalizm, rekabet, teknoloji gibi kavramları anlamış ve eleştirebilen öğrenciler.

-En güncel bilgileri uygarlık havuzundan alabilecek şekilde yabancı dil ve bilgisayar kullanımı donanımına sahip öğrenciler.

-Özgür düşüncenin tadını varmış sorgulanmamış bir hayat senin hayatın değildir sözünü içselleştirmiş öğrenciler.

-Kontrolümüzde olan olmayan pek çok etmenin etkilediği hayatlarımızda iyi günleri taşıyıp hazmedebilen kötü günlerde yıkılmayıp altından kalkabilen öğrenciler.

-Mütevazi olmakla kendini küçük görmeyi, özgüvenle ukalalığı birbirinden ayıran nüansları kavramış ve yaşayan öğrenciler.

-Okulda görülen dersleri ders olarak değil bilim olarak algılayan öğrendiklerini sadece sınavlarda yüksek not almak için değil hayatı okumak ve değiştirebilmek için kullanan öğrenciler.

Bu özelliklere sahip öğrenciler yetiştiren bir okul, yine bu öğrencilerin yarattığı zengin kültürle, gücünü kendinden alan bir devir daim makinesine dönüşecek ve bireyler aracılığıyla topluma yansıyan bir gelişmişliği sürekli hale getirecektir.

Süleyman AGUŞ

Matematiksel

Paylaşmak Güzeldir

Yazıyı Hazırlayan: Matematiksel

Avatar
Bu yazı gönüllü yazarlarımız tarafından hazırlanmış veya sitemiz editörleri tarafından belirtilen kaynaktan aslına uygun kalınarak eklenmiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.