ZİHİN AÇAN YAZILAR

Namib Çölündeki Peri Çemberleri Nasıl Oluştu?

Afrika’nın güneybatısında, Namibya’daki Namib Çölü dikkatsiz gözler için ıssız bir gezegeni andırabilir. Ancak bu çölde rastlanan ve peri çemberleri adı verilen dairesel şekiller uzun zamandır bilim insanlarının akıllarını zorluyor…

Çapları 5 ila 10 metre arasında değişen bu çemberler, dönem dönem büyüme ve küçülme eğilimi gösteriyor. Ayrıca çöl ortamında var olan tek tük bitki türü de bu çemberlerin içinde yetişmiyor.

Çemberlerin varlığı, bu bölgede yaşayan Himba halkı tarafından asırlardır bilinmekte. Yerel halk bu çemberleri kimi zaman Tanrıların ayak izleri olarak tanımlıyor, kimi zamanda yerin altında yaşayan bir ejderhanın nefes alıp vermesi sonucu oluşan ateş kabarcıklarından geriye kalan şekiller.

Elbette ikisi de değil…

Japonya, Okinawa Bilim ve Teknoloji Enstitüsü matematiksel biyoloji profesörü Robert Sinclair, çemberlerin matematiksel özelliklerini inceleyince bulgular biraz daha netleşti. Araştırmacı, deri hücrelerinde olduğu gibi peri çemberlerinin de bir yaşam döngüsü olduğunu tespit etti.

Bir başka araştırmada, büyüyüp küçülmelerinin ardındaki faktörün su olduğu anlaşıldı. Kuraklığın devam ettiği yıllarda çoğalıp büyüyorlarken, yağmur alan zamanlarda küçülüp kaybolma eğiliminde oluyorlardı.

Sonunda araştırmacılar yüksek çözünürlüklü uydu görüntülerinden oluşan 10 yıllık verileri analiz edip, peri çemberi ekosisteminin matematiksel bir modelini yarattılar. Model, yağmur suyu ve çemberler arasında yadsınamaz bir ilişki olduğunu gösterdi.

Peri Çemberleri Nasıl Oluştular?

Aslında bu çemberlerin oluşumu hakkındaki seçenekler ikiye indirgenmiş gibi gözüküyor.

Hamburg Üniversitesi’nden Norbert Juergens’in yaptığı araştırmada, bir termit türünün, oluşum anından itibaren bu çemberlerin içinde yaşayan tek canlı olduğu görülmüştü. Bu karıncalar bitki kökleriyle besleniyordu.

Çemberlerin içinde hiç bitki olmamasının nedeniyse buradaki yağmur suyunun buharlaşmayıp kumlu toprağın altına sızması ve orada birikmesi. Bu suyun, karıncaların hayatta kalmasını sağladığı düşünülmekte. Böylece kurak dönemde bile yaşamaya devam ediyorlar.

Kısacası, peri çemberleri, karıncaların yaşam döngülerine bağlı bir ekosistem olabilir. Ancak şu anda daha fazla kişiden onay almayı başaran başka bir teori var:

İsrail’deki Ben Gurion Üniversitesi’nden Yuval Zelnik tarafından oluşturulan bir simulasyon karınca yerine bitki teorisini ortaya sürdü. Bu teoriye göre, bazı büyük bitkiler, küçük olanların suya erişimini engelliyor ve çemberlerin içinin bitkilerden arınmış olarak kalmasını sağlıyor olabilir.

Kuraklık zamanlarında bitkiler arasındaki bu çekişmenin artmasıyla birlikte peri çemberleri büyüyor. Yağmurlar artınca rekabet sonlanıyor ve çemberler kaybolmaya ya da küçülmeye başlıyor.

Sonuç olarak kim kazandır derseniz aslında cevap her ikisi de denilebilir. Princeton üniversitesinden matematikçi Corina Tarnita ve çalışma arkadaşları yayınladıkları çalışmalarında tek bir kapsayıcı neden yerine, kurak ekosistemlerdeki büyük ölçekli bitki örtüsü desenlerinin, komşu bitkiler ve hayvanlar arasındaki milyonlarca yerel etkileşimden kaynaklanabileceğini öne sürüyor.

Peri halkaları, böcek veya bitki dünyasının mühendislik harikası olarak kabul edilebilir. Halkaların oluşma biçimi üzerinde yapılan çalışmalar tam olarak sonlandığında da bize bazı canlı organizmaların hayatta kalma uyarlamaları hakkında daha derin bir anlayış sağlayabilir.

İleri okumalar:

https://phys.org/news/2017-01-african-fairy-circles-template-nature.html

https://www.quantamagazine.org/a-mathematician-who-decodes-the-patterns-stamped-out-by-life-20171220/

Matematiksel


Paylaşmak Güzeldir

Sibel Çağlar

Kadıköy Anadolu Lisesi, Marmara Üniversitesi, ardından uzun süre özel sektörde matematik öğretmenliği, eğitim koordinatörlüğü diye uzar gider özgeçmişim… Önemli olan katedilen değil, biriktirdiklerimiz ve aktarabildiklerimizdir bizden sonra gelenlere... Eğitim sisteminin içinde bulunduğu çıkmazı yıllarca iliklerimde hissettikten sonra, peki ama ne yapabilirim düşüncesiyle bu web sitesini kurmaya karar verdim. Amacım bilime ilgiyi arttırmak, bilimin özellikle matematiğin zihin açıcı yönünü açığa koymaktı. Yolumuz daha uzun ve zorlu ancak en azından deniyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı