Müzikte 5’liler Çemberi ve Bir Caz Dâhisi: John Coltrane

Bilim insanları hobilere ihtiyaç duyarlar. Kompleks teorinin ve akademik politikanın yüklediği ağır iş yüküne rağmen Dartmouth Üniversitesi’nden profesör ve astrofizikçi Stephon Alexander da onlardan bir tanesi.

Profesör Alexander saksafon çalıyor ancak bunu sadece bir boş zaman uğraşı olarak düşünmeyin. Profesör için caz müziğin dâhisi ve caz tarihini değiştirebilen 5 müzisyenden biri kabul edilen John Coltrane; “Einstein, Kepler ve Newton derecesinde önemli bir insan.”

Dâhi cazcıdan TED konuşmasında “bütün çalışma yönümü değiştiren ve beni fizik biliminde yeni bir keşfe ulaştıran müzisyen” şeklinde bahseden Alexander, aynı zamanda Coltrane’in “Giant Steps” parçasının açılışına benzeyen notaları saksafonuyla seslendiriyor. Kendisi bir John Coltrane değil elbette fakat yaratıcı bir düşünce biçimi olarak caz sevgisinin, ona teorik fizik konusunda da farklı görüş açıları kazandırdığını düşünüyor. Birçok kişi iyi bir bilim insanı olmak için gerekli olan şeyin kapalı kapılar ardında formüllere boğulmuş biçimde çalışmak olduğunu düşünürken, Alexander bize alternatif bir öneri ile geliyor. Doğru çözüme ulaşabilmek için bazen mantıksız bir şeyler yapmanız gerebilir. Aradığınız cevaplar kapının dışında, belki de bir caz kulübünde kafanızı boşaltınca aniden belirebilir.

Alexander caz, müzik ve fizik arasındaki bağlantıyı tanımlarken “Bu bağlantılardan birisi kuantum parçacıklarının gizemli hareketleriyle ilgili. Kuantum mekaniğinin kurallarına göre, parçacıklar olası bütün yollardan geçerler ve bu durum da caz müzisyenlerinin, bir gamda kullanılabilecek bütün notaları çalarak improvize (doğaçlama) yapmalarına benzer.” ifadelerini kullanmakta.

Kendi doğaçlama müziğinin özellikle fizik hakkında düşünürken çok fazla etkilendiğini de ekliyor profesör konuşmasına. Bu durum, kendi deyimiyle, idollerinin dev ayak izlerini takip etmesinin bir sonucu.

Bildiğimiz üzere Einstein da bir müzisyendi. Keman ve piyano çalar, özellikle Mozart’ın eserlerini beğenir ve teorik çalışmalarına ondan ilhamlar bulurdu.

“Einstein, yaratıcılık ve önseziyi kullandığı kadar matematiksel kesinliği de kullanmıştır. Tıpkı kahramanı Mozart gibi, o da kalbiyle çalan bir doğaçlamacıydı.”

Profesör Alexander, 1967 tarihli Coltrane Mandala’sına (desenine) bakarken “doğaçlama, hem müzik hem de fizikte karakteristik bir özelliktir” fikrinin vurgulandığını belirtiyor. Ona göre Coltrane “fizik sayesinde müzik alanında mucitlik” yaparken; Einstein da “müzik sayesinde fizik alanında mucitlik” yapmıştır.

Fizikçi ve saksafonist Stephon Alexander halka açık birçok dersinde ve “Fiziğin Cazı” isimli kitabında Albert Einstein ile John Coltrane’in çok fazla ortak noktaları olduğunu vurguluyor. Birçok müzisyenin “Beşli Çemberi” olarak bildiği çembere benzeyen ancak John Coltrane’in kendisinin geliştirdiği “Coltrane Çemberi”ne dikkatimizi çeken Alexander’a göre bu dâhi müzisyen, çizimini 1967 yılında saksafonist ve profesör Yusef Lateef’e vermiş ve profesör Lateef de bunu müzikte çığır açan “Gam ve Melodik Paternler Deposu” isimli kitabında kullanmış. Ayrıca Prof. Lateef, otobiyografisinde, Coltrane’in müziğinden “ruhani bir yolculuk” ve “Otofizyopsişik müziğin zengin geleneksel ögelerini içeren” bir müzik olarak bahsediyor. Yazar Stephon Alexander, bunun “kuantum teorisi için Einstein’ı motive eden geometrik prensip” ile aynı olduğunu belirtiyor.

Düşünenler için Caz (Yusef Lateef ve grubu)

İki tanım da yersiz görünmüyor. Müzisyen ve internet günlüğü yazarı Roel Hollander’ın notlarındaysa şu yazıyor: “Thelonius Monk bir sözünde ‘Tüm müzisyenler bilinçaltında matematikçidir.’ der. John Coltrane gibi müzisyenler ise müziğin matematiği konusunda son derece bilinçlidir ve bunu çalışmalarında uygular.”

Coltrane ayrıca Einstein’ın çalışmalarından haberdar olmasının yanında bu çalışmalar hakkında konuşmaktan da büyük keyif alırdı. Müzisyen David Amram, Giant Steps albümünün dâhisi Coltrane’in kendisine “müzikte Einstein’ın çalışmasına benzer bir şey yapmak istediğinden” bahsettiğini hatırlıyor.

Hollander, Coltrane’in matematiğini, ilk olarak “Müzik&Geometri”, ikinci olarak “Ton Çemberi” şeklinde iki teori-ağırlıklı bölüme ayırıyor. Coltrane’in kendisi bile meşhur bestelerinin içeriğinde bulunan derinlikli teorik çalışmadan genel olarak bahsetmek konusunda istekli değildi ve bestelerinin onun yerine konuşmasını tercih ederdi. Kendisini felsefik ve mistik olarak ifade ederken bilime olan hayranlığıyla her türden ruhani geleneklere verdiği eşit önemi vurgulamayı da ihmal etmedi Coltrane.

Coltrane’in bu şairane iletişim şekli, müzik yorumcuları için onun özel çemberine yönelik geniş çaplı yollar sunmaya devam ediyor. Çeşitli caz müzisyenleri, klarnetçiler ve diğer müzisyenler onun “matematiksel prensipler”inde ilahi bağlantıları olan bir müzikal sistem gördüklerini söylüyorlar. Hatta kimi müslüman caz müzisyenlerinin görüşlerine göreyse bu sistem olcukça İslamî öğeler barındırıyormuş.

Profesör Lateef de buna katılanlardan bir tanesi. Belki de Coltrane’in çalışma yöntemlerini onun kadar iyi anlayan ancak birkaç kişi daha olabilir. Kendisi Coltrane’le yıllarca yakın olarak çalışmış bir müzik profesörü olarak, 2013’teki ölümünden bu yana dünyanın her yanında, özellikle teori ve müziğin evrensel birlikteliği konusunda önemli bir otorite ve akıl hocası olarak saygıyla anılıyor. Hatta Lateef bir konuşmasında, Coltrane’in yaşamının son döneminde ürettiği başyapıtı olan “A Love Supreme” eserinin, politik tepkilerden korkmasa “Allah Supreme” isminde çıkabileceğinden bahseder. Bazıları bu iddiayı taraflı bulsa da Coltrane’in müzikal teorisine dair düşüncelerde gördüğümüz şey onun, yukarıdaki çizimi de dahil ve Lateef’in de yazdığı gibi, “müziğin yapısı”nı bilimsel bir keşif olduğu kadar dinî bir tecrübe halinde düşünen bir müzisyen olarak tanınmasıdır. Ona göre her ikisi de “müzisyenin aklında deneyimden süzülüp varlığa dönüşen” sezgisel süreçlerdir.

Caz müziğin karmaşık ve bir o kadar güzel matematiksel yapısına John Coltrane’in getirdiği soluğa kulak vermek isterseniz, yazımızda da sıkça bahsi geçen “Giant Steps” parçasını buyurun dinleyin:

Ahmet Caner Sönmez

Kaynak: Open Culture

Matematiksel

Yazıyı Hazırlayan: Caner Sönmez

Yaşamı anlamlandırma yürüyüşündeki insanlardan birisiyim. Bilim ve müzik bu yolda benim çok değerli eşlikçilerim. Nazilli Anadolu Lisesi ve Muğla 75. Yıl Fen Lisesi’nin devamında Ankara Üniversitesi’nden yüksek lisans derecesiyle 2013’te mezun oldum. Tezimi Salmonella suşlarının genetik farklılıklarının belirlenmesi üzerine verdim. İyi düzey İngilizce, orta düzey Almanca, başlangıç düzeyinde Fransızca biliyorum. Aynı zamanda Anadolu Üniversitesi AÖF Sosyoloji öğrencisiyim. Gitar ve piyano çalmaktayım. Tarihî, felsefî ve sanatsal konular okumaktan zevk alırım. Bilimsel gelişmeleri ve yayınları takip ederim. Doğa aşığıyım. Doğa gözlemlerinde zaman kavramım yiter gider. Mikro ya da makro düzey fark etmez... Eğitimin ve toplumsal bilinçlenmenin yaşamsal önemine yürekten inanmışım. Küçük yaştayken geçirdiğim beyin ameliyatının etkisi midir bilmem; dünyada bir gün tüm beyinlerin birbirine bağlanması, dolayısıyla anlama kapasitelerimizin sonsuzluğa kavuşması hayalimdir. Bir de çocukların hepsinin birlikte gülmesi… Son olarak: “Bilimsel bilgiyi küçük bir grubun tekeline bırakmak bir toplumun düşün gücünü zayıflatır, onu tinsel yoksulluğa sürükler.” sözü için Albert Einstein’a; “Gelmiş geçmiş tüm dikkat gerektiren uğraşlar içerisinde, sevmek uğraşı üzerinde gösterilen dikkat, en yaşamsal önemde olanıdır.” sözü için de Bertrand Russell’a sonsuz şükranla.

Bunlara da Göz Atın

Borsa ve Finansta Matematik: Isaac Newton’un Borsada Batışı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya, 2018 yılı için yıl sonu enflasyon oranı tahminini …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

ga('send', 'pageview');