SOSYAL BİLİMLER

Mutluluk Formülü Arayışında Bir Araştırma: Grant Study

Mutluluk kişiden kişiye değişen, soyut bir kavram, bu nedenle bilimsel olarak tanımlanması hayli zor. Bu amaçla, Harvard Üniversitesinden bir grup araştırmacı 1938’de özgün bilimsel bir çalışma dizayn ederek bu soruya cevap bulmaya çalıştı. Amaçları mutluluk formülü elde etmekti…

İnsanlar, hayatları boyunca gittikleri her yolda, kurdukları her hayalde, yaptıkları çoğu eylemlerinde özünde mutluluk arayışında.

Mutluluğun adı her birey için değişik karşılıklar bulabilir. Ancak genellikle insanlar para, başarı, şöhret, aşk, aile veya bağ kurma, sağlık gibi konularla mutluluğu bağdaştırır. Sizin mutluluk anlayışınız size kalsın, biz size konu ile ilgili yapılmış bir araştırmayı paylaşalım. Bu araştırma mutluluk formülü niyetine kullanılabilir belki de…

Grant and Glueck Study ismiyle anılan bu çalışma aslında iki araştırmanın birleşiminden oluşuyor. Grant Araştırması kapsamında 1939-2014 yılları arasında Boston’da büyüyen 456 düşük gelirli erkek incelendi.

Glueck Araştırması kapsamında ise 1939-1944 yılları arasında Harvard’da okuyan ve mezun olan 268 erkek ve yakınları incelenmiş, sonuca göre:

Ne kadar para kazandığınız, ne kadar takipçinizin, hayranınızın olduğu, ne kadar büyük şirketlerde çalıştığınız ya da ne kadar aşık olduğunuz değil.

Yapılan bu araştırma, hayatta güvenebileceğiniz, kendinizi teslim edebileceğiniz insanlara sahip olmanın sinir sistemini rahatlattığını, beynin daha uzun süre sağlıklı kalmasına yardımcı olduğunu, duygusal ve fiziksel acıları dindirdiğini gösteriyor.

Hayatınızda her ne alan olursa olsun, ilişkilerinizin ‘derinliği ve gerçekliği’ önem arz ediyor. 

Araştırmacı Waldinger ayrıca “Önemli olan kaç tane arkadaşınızın olduğu, duygusal bir ilişkinizin olup olmadığı değil. Önemli olan yakın ilişkilerinizin kalitesi” diyor. 

Büyük bir arkadaş grubunuzun olması, her hafta sonu dışarıya çıkıyor olmanız veya mükemmel bir romantik ilişkinizin olması önemli değil.

Önemli olan bu ilişkilerinizin kalitesi, ne kadar derin olduğu, bir şeyler paylaşırken kendinizi ne kadar güvende hissettiğiniz, karşınızdakinin gerçekten kim olduğunu ve onun size gerçekten kim olduğunuzu gösterip gösterememesi.

Araştırmalara göre birçok genç, zenginlik ve şöhretin mutlu bir hayatın anahtarı olduğunu düşünüyor.

İnsan ilişkilerinin sosyal medya ile deforme olması aslında sandığımızdan daha fazla mutsuz olmamıza sebep oluyor. Buradaki sıkıntı, çoğu insanın bunun farkında olmaması. Farkında olmama durumu, sosyallik paradoksu oluşturuyor.

Evet mutluluk için sağlıklı, derin ve güçlü insan ilişkilerine ihtiyacımız, yani sosyal olmaya ihtiyacımız var ama sosyal medya üzerinden kurduğunuz arkadaşlık ya da laf gelişi sosyalleşme dediğimiz şey bu araştırmanın tersine düşüyor.

Sosyal medyadaki profillerin gücüne göre insanlarla arkadaşlık kurma isteği oluşuyor, yani popüler kişilerle arkadaşlık kurmaya çabalıyor çoğu insan. Diğer yandan sosyal medya üzerinden son derece mutlu bir çift profili çizseniz bile, ruhlarınıza ulaşamıyorsanız derin bir mutsuzluk tohumu ekiyorsunuz bu araştırmaya göre.

Sosyal medyadaki arkadaşlarınız yolda karşılaştığınızda selam vermemek için sizi görmezden geliyor mu?

Ya da örnek aldığınız, beğendiğiniz profile sahip bir çifti yakından tanıyınca aslında kafanızda kurduğunuz gibi örnek bir çift olmadığını fark ettiniz mi?

Sonuçta mutluluk formülü para veya elde edilen şöhretle ilgili değil. Formül, aileniz, arkadaşlarınız ve eşinizle olan ilişkinizin sağlamlığına dayanıyor. Sağlıklı ve gerçek insan ilişkilerine.. 

Matematiksel

Ceren Demir

Kendini, insanları, dünyayı tanıma ve anlama çabasında, belki de kaosta olan; filmin oyuncularından, dünya üzerindeki küçücük noktalardan biriyim. Pamukkale Üniversitesi ve AGH University of Science and Technology' de Uluslararası Ticaret ve Finans alanında kendimi eğitmeye çalıştım. Dokuz Eylül Üniversitesi'nde Ekonomi bölümünde yüksek lisansa devam ediyorum. Voleybol sporunda antrenör yardımcılığı yaptım ve lisanslı oynadım. Spora ve sanata düşkünüm. Resim yapmayı çok seviyorum. Klasik müziğe, doğaya, doğa sporlarına, felsefeye, psikolojiye, kitaplara ilgi duyuyorum. Okumayı, yazmayı, öğrenmeye çabalamayı çok seviyorum. Küçük yaşlardan itibaren birikmiş 8 veya 9 adet günlüğüm var.Amaçlı ve amaçsız yaşamanın çeşitli noktalardan artı ve eksileri olduğunu düşünsem dünyadaki her şeyin gelip geçici olduğuna inanıyorum. Yine de -her şeye rağmen- ben uzun süredir amacı olan insanlardanım.. Buradan enerji sağlayabiliyorum..Çoğunlukla neşeli, enerjik, dışa dönük olsam da yeri geldikçe oldukça içe kapanık ve yalnızlığa susayan bir insan olabiliyorum. İkisi de farklı noktalardan keyifli ve öğretici..Matematiksel sitesinin öncelikle hayranı olan bir okuruyum sonra Matematiksel’e katkı sağlamaya çalışan enfes ekibin bir parçasıyım.Özetle bu dünyayı bir rüyaymış gibi (Is this the real life? Is this just fantasy?) hissedip iyi bir insan olarak '‘kalmaya'’ çabalayan, sonsuzmuş gibi üretmeye çalışan insanlardan biri olarak; bahsettiğim tüm 'bencil' bilgilerimi önemsiz sayıyorum. Sadece denizdeki kum tanelerinden biri olduğumun farkındayım. Ancak okyanusları merak etmekten vazgeçemiyorum. Yaşam keşifle canlanır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı