Harvard Grant Study: 80 Yıllık Bir Araştırma Bize Mutlu Bir Hayat İçin Ne Söylüyor?

Mutluluk nedir sorusu, ilk insandan günümüze kadar olan süreçte her bireyin hayatında muhakkak kendisine yönelttiği temel sorulardan bir tanesidir. Bu nedenle başta filozoflar olmak üzere birçok araştırmacı bu sorunun cevabını bulmaya çalışmıştır.

Peki sizce mutluluk nedir? Nasıl mutlu bir hayat yaşayabilirsiniz ? Cevaplaması şaşırtıcı derecede zor bir soru çünkü hesaba katılması gereken çok fazla faktör var. Mutlu bir hayat kariyeriniz ve kazancınız üzerine mi kurulu? Konumunuz ya da tatil anılarıyla dolu bir fotoğraf albümü mü sizi mutlu ediyor? Mutlu bir hayat sağlıklı ve zinde bir yaşamla mı eş anlamlı?

Mutlu olmak en başta genetiğimizle ilgilidir. daha sonrasında da düşüncelerimiz ve davranışlarımız gelir. para, başarı vb gibi diğer şeyler temelinde mutluluğumuza çok az katkı yapacaktır.

Elbette bunların hepsinin mutluluğa katlı yaptığına şüphe yok. Ancak dünyanın en uzun süreçli araştırmalarından biri olan ve yaklaşık 80 yıl süren Harvard Yetişkin Gelişimi Çalışması ( Harvard Study of Adult Development) diğer adıyla Grant Study bazı cevaplarda yanıldığımızı bizlere gösterdi. Mutlu bir yaşam için ilişkilerimizin de önemini hatırlattı.

Harvard Grant Study Nedir?

80 yıldan daha uzun bir süre önce Harvard’daki araştırmacılar yukarıda sizlere sorduğumuz sorulara yanıt bulmak için yola çıktılar. Soru şuydu. Sonuçta mutluluk kişiden kişiye değişen, soyut bir kavram. Bu nedenle bilimsel olarak tanımlanması hayli zor. Peki, mutluluğun bir formülü var mı? İyi bir yaşam neye bağlıdır?

Bu araştırma projesini 1938 yılında Dr. Arlie Bock ve W.T. Grant başlattı. İlk olarak 1939 ve 1944 yılları arasında Harvard tıp fakültesi ikinci sınıf öğrencisi olan 268 erkek ( o zamanlar kadınlar okula kabul edilmiyordu) araştırmaya dahil edildi. Bu kişiler ile çok çeşitli röportajlar, anketler, fiziksel testler ve kapsamlı fizyolojik ölçümler yapıldı. Araştırmacılar, hangi koşulların ve davranışların sağlıklı ve mutlu yaşamlara yol açtığını görmek için onları takip etti. Sonunda, çalışmayı deneklerin çocuklarını içerecek şekilde genişlettiler.

Yaklaşık 10 yıl sonra projenin finans kısmını üstlenen Grant desteğini çekti. Neyse ki, Charles McArthur liderliğindeki bir grup araştırmacı, en azından birkaç yılda bir katılımcılara anketler göndererek konuyu canlı tuttu. En sonunda, 1967’de George Vaillant adında genç bir psikiyatrist bu çalışmayı keşfetti. Sonrasında araştırmaya 456 kişi daha dahil etti.

Harvard Grant Study: Mutluluk Formülü Arayışında Bir Araştırma
Başlangıçta 268 Harvard Üniversitesi ikinci sınıf öğrencisinin katıldığı çalışma, yıllar boyunca bu kişilerin kariyerleri, ilişkileri ve sağlıkları da dahil olmak üzere hayatlarını takip etti. 

Araştırmacılar bulgularını anketler ve hem denekler hem de aileleri ile yapılan görüşmeler yoluyla elde ettiler. George Vaillant, 2012 yılında bu deneyin detaylarını paylaştığı Triumphs of Experience: The Men of the Harvard Grant Study adlı bir kitap yayınladı. Devam eden araştırma daartık modern beyin görüntüleme teknikleri de kullanılıyor.

Harvard Grant Study: Mutluluk Formülü Arayışında Bir Araştırma

Harvard Grant Study Sonuçları Mutluluk Konusunda Bize Ne Öğretti?

Araştırmanın en önemli bulgularından biri, mutlu ve anlamlı sosyal ilişkilerin sağlık üzerinde para, şöhret ve diğer bireysel başarılardan daha güçlü bir etkiye sahip olmasıydı. Araştırmaya katılan ilk deneklerden bazıları sonunda zengin olurken, bazıları iflas etti. Bazıları en başta mutlu ve popüler bir hayat yaşarken yaşamlarının sonunda yalnız ve mutsuz öldüler. Kimileri de bunun tam tersi bir hayat yaşadı.

Bununla birlikte, neredeyse yüz yıllık çalışmada her demografik grup için geçerli olan bir şey vardı. Çalışma, güçlü ilişkilerin, yaşam memnuniyetinin ve mutluluğun en önemli belirleyicisi olduğunu ortaya koydu. Güçlü ilişkiler ile kast edilen büyük bir arkadaş grubunuzun olması, her hafta sonu dışarıya çıkıyor olmanız veya mükemmel bir romantik ilişkinizin olması değildi.

Önemli olan bu ilişkilerinizin kalitesi, ne kadar derin olduğu, bir şeyler paylaşırken kendinizi ne kadar güvende hissettiğiniz idi. Üstelik güçlü ilişkiler sadece mutlulukla bağlantılı gözükmüyordu. Bu ilişkiler fiziksel sağlığını da etkilemekteydi.

Sonuç olarak;

Hiç bir zaman geç değildir. Genlerinizin ve deneyimlerinizin dünyayı görme, diğer insanlarla etkileşim kurma ve olumsuz duygulara tepki verme şeklinizi biçimlendirdiği doğrudur. Herkesin eşit ekonomik imkanlara sahip olmadığı ve daha da kötüsü en temel insani sorunlarla mücadele ettiği de doğrudur. Ancak tüm bunlar kaderiniz olmak zorunda değildir.

Sonuçta mutluluk formülü para veya elde edilen şöhretle ilgili değil. Formül, aileniz, arkadaşlarınız ve eşinizle olan ilişkinizin sağlamlığına dayanıyor. Sağlıklı ve gerçek insan ilişkilerine. Yazımızın sonunda farklı bir fikre de göz atmanız için. Matematikte İyi İseniz, Para Mutluluğu Satın Almanızı Sağlayabilir


Kaynaklar ve İleri Okumalar:


Size Bir Mesajımız Var!

Matematiksel, 2015 yılından beri yayında olan ve Türkiye’de matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konular da ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak veya Patreon üzerinden ufak bir bağış yaparak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım.

Matematiksel

Ceren Demir

Kendini, insanları, dünyayı tanıma ve anlama çabasında, belki de kaosta olan; filmin oyuncularından, dünya üzerindeki küçücük noktalardan biriyim.. Dokuz Eylül Üniversitesi'nde Ekonomi bölümünde yüksek lisansa devam ediyorum ve İstanbul Gelişim Üniversitesi'nde akademik görevimi sürdürüyorum. Spora, sanata (özellikle resim sanatı), müziğe, doğaya, doğa sporlarına, felsefeye, psikolojiye, kitaplara, filmlere düşkünüm.. Okumayı, yazmayı, öğrenmeye çabalamayı çok seviyorum. Amaçlı ve amaçsız yaşamanın çeşitli noktalardan artı ve eksileri olduğunu düşünsem dünyadaki her şeyin gelip geçici olduğuna inanıyorum. Yine de -her şeye rağmen- ben uzun süredir amacı olanlardanım.. Buradan enerji sağlayabiliyorum.. Çoğunlukla enerjik, dışa dönük olsam da yeri geldikçe oldukça içe kapanmaya ve yalnızlığa susayabiliyorum. İkisi de keyifli ve öğretici.. Matematiksel sitesinin öncelikle hayranı olan bir okuruyum sonra Matematiksel’e katkı sağlamaya çalışan enfes ekibin bir parçasıyım.

Bu Yazılarımıza da Göz Atınız

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu