SOSYAL BİLİMLER

Mitomani: Bir Yalan Uydurup Bunun Üzerine Gerçeklik İnşa Etmek

Bazen yalanlar hayatımızda öyle bir hüküm sürer ki; biz bile onların gerçek olmadığını unuturuz.

Bireysel olarak da toplumsal olarak da öyle acı gerçekleri kolay kabul edemeyiz. Bu nedele düşlemsel yalanlara (pseudologia fantastica) teslim olmayı kolay bulur ve bir nebze de olsa vicdanımızı susturup sorumluluktan kaçınmak için bir yol bulmuş (!) oluruz.

Aslında görmemek istediğimiz bir sorunu, bir yalan gübresiyle bezeyip toprak altına atarız. Halbuki o tohum gün gelince güçlenerek toprağı yaracak ve daha büyük bir sorun olarak karşımıza çıkacaktır.

Bu tıpkı faizli kredilerin vadesi dolduğunda, eğer borçlunun elinde hiçbir şey yoksa, insanın soyunu sopunu kurutacak kadar keskin dişli, menkul-gayrimenkul emici bir canavara dönüşmesi gibidir.

Patolojik Olarak Yalana Sığınmak: Mitomani

Mitomani, kişinin yalan söylediğinin farkında olmaması durumudur. Yani patolojik bir yalan söyleme alışkanlığı gibidir. Alman Psikiyatr Doktor Anton Delbrueck tarafından 1891’de tanımlanmış olmasına karşın; yüz yılı aşkın süredir ne kadar yaygın ve güncel bir hastalık olduğunu görebiliyoruz.

Ancak çıkarları gereği sürekli yalan söyleyen kişileri bu yaygın kalabalıktan çıkarttığımız zaman, mitomani hastalarının, yani patolojik olarak sürekli fantastik yalanlar söyleyen ve bunu bilinçsizce yapanların sayısının (mitoman olduğunun farkında olmayan mitomanlar) epey az olduğunu da görebiliyoruz.

Toplumda 1000 kişi içinde 1 kişide gözlemlenebilen bu hastalık genelde ergenlik çağında başlıyor ve tedavi edilmezse yıllarca varlığını sürdürebiliyor.

Psikiyatrik olarak özellikleri ele alınan bu rahatsızlıktan muzdarip hastalara bakıldığında; çok üstün bir sözel zekalarının olduğu tespit edilmiş ve genellikle gerçeklikten kopuk, fantastik yalanlar kurguladıkları anlaşılmıştır.

Bilinçli yalancıların aksine, mitomanlar  genellikle söyledikleri yalanlardan bir fayda sağlamazlar. Yani bu yalanları menfaatleri için söylemezler.

Ancak aynaklar bölümünde verilen linkten erişeceğiniz açıklamalarında detaylı okuyabileceğiniz bulgulara göre; mitomanlar hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik ve intihal suçlarını işleyen kişiler arasında da  görülebilmektedir. Yani bundan fayda sağlayanları da vardır tabii.

Hayatlarını yalan kişiler, karakterler, olaylar, durumlar üzerine kuran mitomanlar, kendileriyle çok övünme eğiliminde olan insanlar olarak görülseler de; kendilerinin bastırılmış bir özgüven eksikliğinden, aşağılık kompleksinden kaynaklı bir üstünlük kompleksine girme eğilimleri vardır.

Diğer yandan, bu hastalığın da pek çok hastalık gibi, başka hastalıklardan beslendiği görülür.

Mesela ailede psikiyatrik hastalıkların olmasının yanında; bipolar bozukluk, dikkat eksikliği, borderline (sınırda) kişilik bozukluğu, obsesif kompulsif bozukluk (OKB), narsisizm, madde bağımlılığı gibi etkenlerin varlığı da mitomaniye kaynak oluşturabilir.

Mitomaniye çok benzeyen bir başka hastalık daha vardır. Bu hastalık, konfabulasyon hastalığıdır. Bu yüzden mitomani, konfabulasyon hastalığı ile karıştırılabilir.

mitomani
mitomani

Konfabulasyon (Masallama) Hastalığı

Konfabulasyonda da masal anlatma ve gerçeği saptırma vardır. Bu yönüyle birbirlerine çok benzerler.

Konfabulasyonun mitomaniden farkı, organik nedenlerle bellekte oluşan boşlukların doldurulmaya çalışılmasıdır. İlk olarak alkol bağımlısı hastalarda tanımlanmıştır. Konfabulasyon Korsakoff sendromu, beyin travması ya da ön beyin damarlarının yırtılması sonucu ortaya çıkabilir. (Medical Park)

Yani konfabulasyonda görece organik bir etken var.

Ancak Healthline sitesinde ele alınan mitomani hastalığı derlemesine göre, yapılan bazı çalışmalar mitomani için de sinir sistemini, kafa yaralanmalarını, kortizol hormonu seviyelerini işaret ediyor.

Konuyu daha detaylı incelemek isterseniz, bunlardan biri 2007’de yapılan şu çalışma: US National Library of Medicine; bir diğeri de 2016’dan şu çalışma: Nature

O halde mitomani ve konfabulasyonda genel bir fark olarak görülen organik etkiler hakkında da farklı görüşler var. Bu durumda, organik etkilerin hangi hastalıkta daha yaygın olarak tespit edildiğini anlamak farkı belirleyebilir.

Bununla birlikte önceden şu yazıda bahsettiğimiz  New York Times’ın en çok satan yazarlarından olan, Psikiyatrist ve Beyin Hastalıkları Uzmanı Doktor Daniel Amen’ın düşüncesine göre, psikolojik hastalıkların kaynağı beyindedir.

Amen, bunun önemini vurgularken psikiyatri dışındaki alanlarda uzmanlaşmış pek çok doktorun tedavi edecekleri organı inceleme ve izlemesi mümkün iken sadece psikiyatristlerin ”tahmin’‘ etmek durumunda olduğunu vurguluyor.

Buna karşılık, kendisi bu eksikliği gidermek adına beyin görüntüleme sisteminde çığır açıp uzun yıllar süren çalışmaları sonucunda, dünyanın en yüksek sayıda beyin görüntüleme veri tabanını oluşturmayı başarmıştır.

Dünyanın her bir yanından hastayı içeren, tam 83.000 beyin görüntülemesi veri tabanını elde etmiştir.

Ona göre, psikolojik hastalıklar tıbbi yöntemlerle beyni inceleyerek açıklanabilir ve tedavi edilebilir. Ve bunu ilgili yazıdaki TedX videosunda detaylı bir şekilde açıklamıştır.

(Ancak psikolojik hastalıklarda çalışmalar, keşifler ve tedaviler hala çok güncel, değişken ve tartışmalı gibi gözüküyor. Tıpkı Zindan Adası’nda her biri farklı bir görüşü savunan psikiyatristlerin tedavi önerileri gibi.)

Yine ilgili yazıda göreceğiniz üzere, beynimizin işleyişindeki bozulmaların hastalıkları oluşturabilmesinin yanında bir hastalığın da beynin işlevini bozması mümkün..

Mitomani’de bu ikilemden nasibini alanlardan gibi gözüküyor..Araştırılmaya değer bir rahatsızlık gibi değil mi?

Belki böylece portakalı soyup baş ucumuza koyarken uydurduğumuz yalanların da, yalanlar uyduranları baş ucumuza koymamızın da kaynaklarını keşfedebiliriz.

Kaynaklar:

https://www.medicalpark.com.tr/mitomani/hg-2374

https://www.healthline.com/health/pathological-liar

Matematiksel

Paylaşmak Güzeldir

Ceren Demir

Kendini, insanları, dünyayı tanıma ve anlama çabasında, belki de kaosta olan; filmin oyuncularından, dünya üzerindeki küçücük noktalardan biriyim.. Dokuz Eylül Üniversitesi'nde Ekonomi bölümünde yüksek lisansa devam ediyorum. Spora, sanata (özellikle resim sanatı), müziğe, doğaya, doğa sporlarına, felsefeye, psikolojiye, kitaplara, filmlere düşkünüm.. Okumayı, yazmayı, öğrenmeye çabalamayı çok seviyorum. Küçük yaşlardan itibaren birikmiş 9 adet günlüğüm var. Amaçlı ve amaçsız yaşamanın çeşitli noktalardan artı ve eksileri olduğunu düşünsem dünyadaki her şeyin gelip geçici olduğuna inanıyorum. Yine de -her şeye rağmen- ben uzun süredir amacı olanlardanım.. Buradan enerji sağlayabiliyorum.. Çoğunlukla enerjik, dışa dönük olsam da yeri geldikçe oldukça içe kapanmaya ve yalnızlığa susayabiliyorum. İkisi de keyifli ve öğretici.. Matematiksel sitesinin öncelikle hayranı olan bir okuruyum sonra Matematiksel’e katkı sağlamaya çalışan enfes ekibin bir parçasıyım. Özetle bu dünyayı bir rüyaymış gibi (Is this the real life? Is this just fantasy?) hissedip iyi bir insan olarak '‘kalmaya'’ çabalayan, sonsuzmuş gibi üretmeye çalışan insanlardan olarak; bahsettiğim 'bencil' bilgilerimi önemsiz sayıyorum. Sadece denizdeki kum tanelerinden biri olduğumun farkındayım. Ancak okyanusları merak etmekten vazgeçemiyorum. Yaşam keşifle canlanıyor..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı