Tıp ve Sağlık

Minnesota Açlık Deneyi Beslenme Bilimi Hakkında Bizlere Ne Öğretti?

Ancel Keys adı günümüzde daha çok günümüzde Akdeniz diyeti olarak bildiğimiz şeyin faydalarını gösterdiği Yedi Ülke Çalışması ile tanınmaktadır. Ancak 2. Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru, aç kalmanın insan sağlığı üzerindeki etkilerinin anlaşılmasını sağlamak amacıyla yürüttüğü Minnesota Açlık Deneyini fazla kişi bilmez. Bu deney günümüzde halen beslenme ve yeme bozukluğu ile ilgili çalışan akademisyenler tarafından referans olarak gösterilen bir çalışmadır.

Ancel Keys (1904–2004) Kaliforniya’daki Scripps Enstitüsü’nden oşinografi ve biyoloji alanında doktora derecesi ve ardından Cambridge Üniversitesi’ndeki King’s College’dan fizyoloji alanında başka bir doktora derecesi alan bir fizyologdu. Çalışmalarını farklı yaşam koşullarının insan sağlığı üzerindeki etkilerini anlamaya yoğunlaştırmıştı.

1935 yılında yüksek irtifanın insan fizyolojisi üzerindeki etkisini araştırmak için Şili And Dağları’ndaki ‘Quilcha’ adlı küçük bir madenci köyüne gitti. Altı ay boyunca burada hipoksiye ( beden dokularında oksijen oranının azalması), düşük barometrik basınca ve soğuğa karşı ekibindeki 10 kişinin fizyolojik tepkileri değerlendirdi. Sonrasında 1939’da Minnesota’ya taşındı.

1939’da Minnesota Üniversitesi Halk Sağlığı Okulu’nda bir araştırma tesisi olan Fizyolojik Hijyen Laboratuvarı’nın başına geçti. Kariyeri gelişirken, çalışmaları da ABD Ordusu tarafından desteklenmeye başlamıştı. Bunun nedeni kendisinin bir askerin bir günde ihtiyaç duyduğu vitaminlerin çoğunu içeren, cep boyutunda bir gıda paketi olan “K rasyonunu” geliştirmesi idi. Ordu yetkilileri bundan çok etkilenmişlerdi. Devamında da Keys’i beslenme yoksunluğun insan vücudu üzerindeki etkileri üzerine araştırma yapması konusunda teşvik ettiler. 

Açlık İle İlgili Bir Deneye Neden İhtiyaç Vardı?

Savaş sürecinde milyonlarca sivil ve asker açlıkla karşı karşıya kalmıştı ve genelde karbonhidrat ağırlıklı tek tip besin tüketiyorlardı. O zamanlarda da açlığın insan üzerindeki etkilerini rapor eden anekdotlar mevcuttu. Ancak konu ile ilgili bir bilimsel çalışma henüz yapılmamıştı. Bu nedenle Keys, bir proje düzenledi. Ancak bu sefer ne kendisini ne de meslektaşlarını deneyinde kullandı. Bunun yerine, tümü fiziksel ve zihinsel olarak sağlıklı 36 vicdani retçi üzerinde araştırmaya başladı. 20 ile 33 yaş arasındaki bu genç adamlar pasifist inançları nedeniyle savaşa katılmayı reddetmişler ve bunun yerine itfaiyecilik, akıl hastalarının bakımı gibi faaliyetlerle ülkelerine hizmet etmeyi seçmişlerdi.

Deney öncesinde dağıtılan broşür. Bu broşürden sonra 200 kişi gönüllü olarak başvuruda bulunmuştu. Bu kişiler savaşa katılmamanın verdiği vicdan azabının neticesinde ülkelerine hizmet etmek isteyen kişilerdi. Sonuçta içlerinden 36 tanesi seçildi.

Minnesota Yarı Açlık Deneyi Hangi Koşullarda Başladı?

Minnesota Açlık Deneyi daha doğrusu Minnesota Yarı-Açlık Deneyi, 19 Kasım 1944 tarihinde Minnesota Üniversitesi’nde başladı. Çalışmanın amacı, kıtlık benzeri yarı açlık durumunun sağlıklı erkekler üzerindeki fiziksel ve psikolojik etkilerini gözlemlemekti. 36 gönüllü, üniversitenin futbol stadyumunun altındaki Keys’in laboratuvarına girdi. Araştırmanın başında tüm prosedürler hakkında bilgilendirme yapıldı. Gerekli sağlık kontrollerinin devamında da deney başlamış oldu. Denekler tek bir kışlada toplandılar, ancak şehirde dolaşmalarına ve hatta üniversite derslerine ve etkinliklerine katılmalarına izin verildi.

Deneyin ilk haftaları

Çalışma üç aşamaya bölündü. İlk 12 hafta boyunca devam eden kontrol aşamasında denekler günde 3.200 kalori tükettiler. Sonraki 24 hafta veya yarı açlık evresinde, günde yaklaşık 1.600 kalori ile beslendiler. Bu da her birinin vücut ağırlıklarının dörtte birini kaybetmesine neden oldu. Bu süreçte gönüllüler savaş esnasında Avrupa’da bulunabilen patates, ekmek, lahana gibi besinler tükettiler. Ayrıca hiç et yemediler.

Yarı açlık evresini takip eden 12 hafta içinde gönüllüler dört gruba ayrıldı. Sonrasında her grubun kalori miktarı 400, 600, 800 veya 1200 kalori arttı. Bu süreçte gruplardan birine vitamin, birine protein takviyesi yapıldı. Son 8 haftada ise tüm sınırlamalar kalktı. Tüm aşamalarda gönüllüler günlük rutinlerine devam ettiler. Özellikle fiziksel olarak aktif olmaya teşvik edildiler. Hepsi haftada 35.4 km yürümek ve haftada 15 saat laboratuvarda çalışmak zorundaydı.

Açlığın Etkilerinin Anlaşılma Süreci

Tüm deney boyunca gönüllüler düzenli olarak sağlık kontrolünden geçtiler. Bu esnada Keys bir dizi fiziksel değişiklik kaydetti. Deneklerin vücut ısıları, solunum hızları ve kalp atış hızları yavaşlamıştı. Bileklerde, dizde ve yüzde ödem oluşmaya başlamıştı. Genel şikayet üşüme, baş dönmesi ve yorgunluktu. Zaman içinde gönüllülerin saçları dökülmeye başladı. Kasları zayıfladı ve fiziksel dayanaklıkları azaldı.

Fiziksel değişikliklerin yanında psikolojik değişiklikler de gözlemleniyordu. Hemen hepsi depresyona girdiler ve sosyal olaylara ve cinsel aktiviteye olan ilgilerini kaybettiler. Zeka testlerindeki performanslarında bir değişiklik olmamasına rağmen, konsantrasyon ve entelektüel yetenek kaybı hissi bildirdiler. Derslere katılmayı veya ders vermeyi bıraktılar. Bu esnada dört kişi açlığa dayanamayarak deneyden çekildi. Gönüllüler evlerine döndükten sonra bile katılımcıların tam sağlıklı günlerine kavuşmaları aylar, hatta yıllar aldı.

Deneyin Sonunda Açlık İle İlgili Ne Öğrendik?

Deneyin en önemli keşiflerinden biri, açlıktan ölmek üzere olan kişileri tedavi ederken vitamin ve protein takviyelerinin sonuçlar üzerinde çok az etkisi olduğuydu. Toparlanma sürecindeki en önemli faktör, yeniden besleme sırasında edindikleri kalori miktarı idi.

Den Miller, resimde solda açlık evresi ve sağda iyileşme evresi

Keys’in deneyi Aralık 1945’te 32 denekle sona erdi. Ocak 1946’da, hem vicdani retçi hem de psikolog olan iki meslektaşı, Harold Guetzkow (1915–2008) ve Paul Bowman (1914–2008), Men and Hunger: A Psychological Manual başlıklı 72 sayfalık bir broşür yayınladılar.

Sonrasında da, Keys ve meslektaşları 1950’de The Biology of Human Starvation adlı iki ciltlik bir kitap yayınladılar. Bu kitapta Keys, gözlemlediği psikolojik değişikliklerin birçoğunun, insanların kalori alımını kasıtlı olarak kısıtladığı bir bozukluk olan anoreksiya nervozanın bazı semptomlarını anlamada da faydalı olabileceğini belirtti.

 Anoreksiya nervoza, vücut ağırlığında anormal derecede düşüklük, hissedilen yoğun kilo alma korkusu, ve çarpık kilo algısı ile karakterize edilmektedir. Bu soruna sahip kişiler ilginç bir biçimde yemekle uğraşmaya fazlasıyla düşkün olur. Gerçekten de Keys, deneklerin deney ilerledikçe aralarında yemek tarifleri paylaşma, yemek pişirme ve yemek kitabı okuma ile giderek daha fazla ilgilenmeye başladığını fark etmişti. Gerçekten de çalışma bittikten sonra üç gönüllü şef olmuştur.

Deneyin Tekrarlanabilmesi Mümkün Değildir?

Bu deneyin etik bir sorunu yoktur. Ancak benzer süreçler için aynı şey söylenemez. Minnesota Açlık Deneyi’ni motive eden küresel çatışma esnasında insan denekleri ile etik dışı pek çok deney yapıldı. Bunun sonucunda savaş bitiminde bu tür bilimsel deneyler sonlandırıldı. Keys’in açlıkla ilgili kitabı, kapsamı ve aynı zamanda deneyin tekrarlanma olasılığının olmaması nedeniyle günümüzde bir klasik olarak kabul edilmektedir.



Kaynaklar ve iler okumalar

  • Frances Rachel; Human medical experimentation : from smallpox vaccines to secret government programs; ISBN 9781610698986
  • Minnesota Starvation Experiment; Bağlantı. https://en.wikipedia.org/
  • Starving for Answers; yayınlanma tarihi: kasım 2016; Bağlantı: https://www.damninteresting.com/

Dip Not

Matematiksel, tamamen gönüllü bir ekip tarafından 2015 yılından beri yürütülen, Türkiye’de matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmayı hedefleyen, öğretmenler tarafından kurulmuş bir bilim platformudur. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım.

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.
Başa dön tuşu