Matematikle Savaş Kazanan Adam: Alan Turing

Bir adam düşünün. Öyle bir adam ki, II. Dünya Savaşı’nın seyrini değiştirecek bir buluşa imza atmış olsun, binlerce insanın yaşamını kurtarsın, Avrupa’yı sürekli Nazi işgalinden korumuş olsun.

Hatta aynı adam bugün hepimizin elinin altındaki bilgisayarların ve yapay zekanın temellerini atmış olsun. Kavramsal olarak ortaya attığı fikirler ölümünden yıllar sonra bile yapay zekadan nano-teknolojiye, moleküler biyolojiden matematiğe kadar her alanda hala geçerli, hala kullanılır olsun… Ama insanlığı derinden etkileyen bu katkılarına rağmen, bir çok kişi tarafından adı uzun süre unutulsun, unutturulsun. İşte bu dahinin adıAlan Turing.

3 Haziran 1912 tarihinde, Londra’da bir erkek çocuğu doğar. Bu çocuk sayesinde yıllar sonra bilgisayarlar hayatımızın vazgeçilmez birer parçası haline gelecek gene bu çocuk sayesinde İngiltere II. Dünya Savaşı’nda Nazileri alt edecek ve deniz kuvvetlerinde savaşan pek çok askerin hayatı kurtulacaktır. Dünya tarihini değiştirecek bu çocuğun adı Alan Mathison Turing‘dir.

Erken çocukluk döneminden itibaren dâhilik be­lirtileri gösteren Alan, söylendiğine göre okuma yaz­mayı çok erken yaşlarda kendi kendine öğrenir, sayı saymaya hatta bulmaca çözmeye başlar. Altı yaşındayken temel öğrenimine başlayan Alan özellikle matematiksel alanlarda gösterdiği başarı­larla öğretmenlerinin dikkatini çeker. Temel bilimsel hesaplama yöntemlerini, örneğin diferansiyel hesabı henüz öğrenmemiş olmasına rağmen, 1927 yılından itibaren ileri düzey matematik problemlerini kendi kendine çöz­meye başlar. 1928 yılında 16 yaşındayken Albert Einstein’ın çalışmalarıyla karşılaşan Alan, bunları sa­dece anlamakla kalmaz aynı zamanda ders kitapla­rının yardımı olmadan Einstein’ın bu çalışmalarını kendi kendine yorumlar.

Alan 14 yaşına geldiğinde, Dorset’te bulunan Sherborne Okulu’na başlar ve bu okul onun yaşamının dönüm noktalarından biri olur çünkü burada hayatının ilk aşkı Christopher Marcom ile karşılaşır Turing. Delicesine aşık olduğu bu hemcinsi sayesinde eşcinsel olduğunu fark eder. Marcom’un okulun bitimine birkaç hafta kala tüberkülozdan ölmesi üzerine Tanrı’ya olan inancını kaybeder ve insan doğasındaki tüm olayların tamamen organik bir nedeni olduğu sonucuna varır.

1931’de King’s Collegeda öğrenim hayatına başla­yan Turing, buradan 1934’te, matematik alanında üs­tün dereceyle mezun olur ve merkezi limit teoremi üzerine hazırladığı bir tez dolayısıyla 1935’te, henüz 22 yaşındayken King’s College’a akademik üye seçilir.

1936 yılında, daha sonraki yıllarda bilgisayar biliminin temel yapı taşı olarak kabul görecek olan” Hesaplanabilir Sayılar: Karar Verme Probleminin bir Uygulaması” adlı makalesini yazar. Bu makalede ünlü matematikçi Kurt Gödel’in 1931’de yaptığı hesaplamaları yeniden ve daha basit olarak formüle eder. Bu formülasyon sırasında, herhangi bir bilgisayar algoritmasını simüle etmeye yarayan ve kendi icadı soyut bir düzenek olan Turing makinesi kavramını da ortaya atar. Makina iki yönde sonsuz uzunlukta olduğu varsayılan ve üzerine karakter basılabilen bir kağıt şerit, bu şeridi okuyabilen ve üzerine yazabilen bir kafa ve belirli sayıda komutlar içeren bir komut tablosundan oluşur. Bu kavram, bilgisayar bilimlerinin doğmasına ön ayak olmuş bir soyutlamadır. Her ne kadar bu düzenek basit ve ilkel gibi görünse de, bugün modern işlemcilerin yaptığı her tür hesaplama bu makine ile yavaş da olsa yapılabilmektedir.

King’s College’den mezun olduktan sonra ABD’ye giden Turing 1936-1938 yılları arasında Princeton Üniversitesi’nde doktora yapar. Burada matematik ve kriptoloji üzerine çalışır, 1938 yılında II. Dünya Savaşının göbeğindeki İngiltere’ye geri döner, döner dönmez de ve Alman Ordusu’na ait gizli mesajların şifrelenmesinde kullanılan Enigma adlı şifreleme mekanizmasının çözülmesi için yapılan çalışmalara katılır.

Alan Turing
Enigma filminden bir görüntü

Yapay zeka konusundaki ilk fikirler ve Enigma

Alman hükumeti, savaş sırasındaki haberleşmesinde değişen şifreli mesajlar kullanmaktadır ve bu şifreleri Enigma adı verilen bir makine ile oluşturmaktadır. İngiliz hükumetinin savaş iletişim üssü olan Bletchley Park’ta kriptoloji ekibiyle çalışan Turing, bir süreliğine Alman deniz kuvvetlerine ait şifrelerin kırılımı için çalışan kriptoanaliz ekibinin başına getirilir. Zamanın en güçlü şifreleme sistemlerinden birine sahip olan Enigma’nın şifre oluşturma ve deşifre etme yöntemlerinin Alan Turing tarafından bulunması, İngiltere ve ABD’nin Alman denizaltılarına karşı verdiği mücadeleyi, dolayısıyla da II. Dünya Savaşı’nı kazanmasında hayli önemli bir rol oynamıştır.

II. Dünya Savaşı’ndan sonra 1945 yılından 1948 yılına kadar Londra yakınlarındaki İngiliz Ulusal Fizik Laboratuvarı’nda çalışan Turing, 1948 yılından sonra Manchester Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışmaya başladı. Alerjileri nedeniyle bisiklete binerken gaz maskesi takan, kahve fincanı çalınmasın diye onu kalorifere zincirle bağlayan, sıkıldıkça 40 km koşup gelen bu adam, bütün tuhaflıklarına rağmen zamanının çok ötesinde fikirler üretti.

Alan Turing

Bilgisayar bilimleri alanında kuramsal çalışmalar yürütmesinin yanı sıra dünyanın ilk bilgisayarlarından biri sayılan Manchster MarkI’ın yapımı üzerinde de çalışan Turing, 1950 yılının Ekim ayında bilim dünyasında hayli ses getiren, günümüzde bile yapay zekâ dünyasını etkilemeye devam eden “Computing Machinery and Intelligence” başlıklı makalesini yayımlar. Yazısında yapay zekâ alanındaki problemlere değinen, bir gün makinelerin de tıpkı insanlar gibi düşünüp düşünemeyeceği konusunu irdeleyen Turing, çalışmasında bu tür problemlerin çözümünde yine kendi geliştirdiği Turing testinin kullanılmasını önerir.

Turing testinin pratikteki kullanımı

Turing testinin pratikte en önemli kullanım alanlarından biri çoğu web sayfasında rastlanan CAPTCHA testidir (Completely Automated Public Turing Test to Tell Computers and Humans Apart). Adını Turing testinden alan ve 2000 yılında Carnegie Mellon Üniversitesi tarafından geliştirilen bu güvenlik sisteminin görevi, web üzerinden örneğin bir e-posta hesabına veya bir bloğa girmek isteyenin bir insan mı yoksa bir bilgisayar sistemi mi olduğunu belirlemektir.

1952 yılından 1954 yılına kadar biyolojideki matematiksel problemler üzerine de yoğunlaşan Alan Turing, 1952 yılında halen gelişim biyolojisi alanındaki en önemli matematiksel modellerden biri olan ve aynı zamanda Turing mekanizması olarak da bilinen reaksiyon-difüzyon modelini geliştirdi. Alan Turing’in başka bir ilgi alanı da bitkilerin yapılarında Fibonacci dizileri olup olmadığının incelenmesiydi.

O dönemlerde eşcinsel olduğu deşifre olan Turing, dönemin İngiltere’sinde bunun bir suç olarak görülmesi nedeniyle hapis veya kimyasal hadım edilme arasında bir seçim yapmak zorunda bırakılır. Hadım edilmeyi seçen Turing’e yüksek dozda kadınlık hormonları enjekte edilir. Bu onun sadece bedensel değil düşünsel sonunu da hazırlar…

Bireysel tercihini açıklamasıyla herkes II. Dünya Savaşı’nda binlerce insanın yaşamını kurtaran Turing’i unutur.

7 Haziran 1954 yılında, 42. yaş gününden birkaç hafta önce evinde ölü bulurlar Alan Turing’i. Başucunda yarısı yenmiş bir elma vardır. Yapılan otopside ölüm nedeni ortaya çıkar: Siyanür zehirlenmesi sonucu intihar.

Resmi raporlara göre başucundaki elmayı önce siyanüre batırmış, sonra kurumasını beklemiş ve yemiştir Turing.

Çalışmalarının büyük bir bölümü hâlâ gizli tutulan Alan Turing, günümüzde modern bilgisayar bilimlerinin “babası” olarak kabul ediliyor. 1966 yılından beri her yıl ACM (Association for Computing Machinery) tarafından bilgisayar bilimlerine katkıda bulunanlara verilen ve bilgisayar bilimleri alanının Nobel’i sayılan Turing Ödülü (ACM Turing Award) en prestijli ödüllerden biridir.

Aşağıda kısa bir bölümünü izleyebileceğiniz biyografi tarzında bir film olan  “The İmitation Game”, toplumsal tahammülsüzler nedeniyle aramızdan çok erken ayrılan bu dahiye hak ettiği saygıyı geçte olsa geri vermiştir.

Referans: Börteçin Ege, ‘Alan Turing Bilgisayar Bilimlerinin Babası’ , Bilim ve Teknik Eylül 2012

Matematiksel

Sibel Çağlar

Kadıköy Anadolu Lisesi, Marmara Üniversitesi, ardından uzun süre özel sektörde matematik öğretmenliği, eğitim koordinatörlüğü diye uzar gider özgeçmişim… Önemli olan katedilen değil, biriktirdiklerimiz ve aktarabildiklerimizdir bizden sonra gelenlere... Eğitim sisteminin içinde bulunduğu çıkmazı yıllarca iliklerimde hissettikten sonra, peki ama ne yapabilirim düşüncesiyle bu web sitesini kurmaya karar verdim. Amacım bilime ilgiyi arttırmak, bilimin özellikle matematiğin zihin açıcı yönünü açığa koymaktı. Yolumuz daha uzun ve zorlu ancak en azından deniyoruz.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu
Kapalı