Anasayfa » SORGULAYAN YAZILAR » Matematik ve Din

Matematik ve Din

(İslami bilginin doğruluğunu araştırmada matematiğin metodolojisinden faydalanmak)

Günümüz İslam anlayışında ve de yaşamında hakikatler, hurafeler ve batıl inanışlar o kadar iç içe geçmiştir ki bunları birbirinden ayırt etmek sanılanın aksine ciddi bir çalışmayı gerektirmektedir.

Ve bu üstesinden yalnız başına gelinebilecek bir mesele de değildir. Ama buna rağmen bireysel anlamda üzerimize düşeni yapmalıyız. En azından ortada bir problemin olduğunu tespit edebilmeliyiz. Yanlış giden şeylerin farkına varmalıyızki çözüm safhasına geçebilelim.

 Ama her şeyden önce bazı alışkanlıklarımızdan da sıyrılmamız gerekiyor.

Günümüzün yaygın Müslüman tipi, eskiden öğrendiği bazı yanlışlıkları terk etmeden, o yanlışlar üzerine bina kurmak isteyen öğrencilere benziyor; sonraki bilgiler ne kadar doğru olursa olsun, bu bilgiler yanlış bir temel üzerinde yükseltilmek istendiğinden neticede muhkem bir yapı ortaya çıkartılması imkansız bulunuyor. O bakımdan yapmamız gereken şey, günümüz meseleleri ve onların çözüm tarzları hakkında kafamıza sokulmuş bilgileri bir tarafa bırakarak her şeye yeniden başlamak olmalıdır.

– Rasim Özdenören-Müslümanca düşünme üzerine denemeler



Belki de bizde oluşan alışkanlıkların temelinde okul hayatımız boyunca kazan(ama)dıklarımız gelmektedir. Bir şeyin doğru olduğuna kanaat getirmeden onu kabul etmek ve bununla da kalmayıp onu kullanmak suretiyle yeni bilgiler edinmek…

Sanırım aşmamız gereken ilk problem bu olsa gerek.

Problem deyince okul hayatımız boyunca bizi sıkan, geren ve bitse de kurtulsak derdinde olduğumuz matematik dersi akla gelir.

Matematiğin ne olduğundan, yapısından ve de doğasından bahsetmek, meseleyle irtibatını daha rahat kurabilmek noktasında bize büyük fayda sağlayacaktır.

Peki matematik bu bağlamda bize gerçekten fayda sağlayabilir mi?

Bir matematikçiye 2+2 kaç eder diye sormuşlar. Matematikçi de düşünmüş ve şu cevabı vermiş: “1+1=2 eder ise, 2+2 de 4 eder”

Bu anekdot matematikle alakalı bize çok önemli bilgiler vermektedir. Burada matematikçi, eldeki bilginin doğruluğunu, bir önceki bilginin doğruluğuna bağlamaktadır. Matematikçinin böyle düşünmesini sağlayan şeyse matematiğin bizzat kendisidir. Matematik yapı itibariyle böyle çalışmaktadır. Her bilgi(teorem) bir önceki bilgiden elde edilerek yani tümdengelimsel bir yöntem izlenerek oluşturulur. Böylece en başa kadar gidildiğinde artık elde basit vede açık bir kaç aksiyom ve tanım kalır. Bunlarsa doğruluğu aşikar olan şeyler olduğundan şu anki mevcut bilgi de doğru olmak durumundadır.

Bir örnek vermek gerekirse düzlemde bir doğruya dışındaki bir noktadan paralel yalnız bir doğru çizilebilir. Bu bilginin (aksiyom) doğru olduğu çok açıktır.Bir kaç çizimle kendiniz de görebilirsiniz. Eğer bu bilginin doğru olduğunu kabul ediyorsanız üçgenin iç açıları ölçüleri toplamının 180 derece olduğunu kabul etmek durumundasınız. Çünkü üçgenin iç açıları ölçüleri toplamı 180 derecedir bilgisi bu aksiyom kullanılarak elde edilmektedir. Yani üçgenin iç açıları ölçüleri toplamı 180 derecedir bilgisinin doğruluğunu araştırdığında ve geriye doğru gidiş yaptığında bu aksiyomla karşılaşacaksınız ve bu aksiyom doğru olduğuna göre doğruluğunu araştırdığınız şeyinde doğru olduğu fikrine sahip olacaksınız.

Buradan hareketle bilginin doğru olduğuna kanaat getirmek için öncelik eldeki verilerin doğruluğundan şüphe duymamanıza bağlıdır. Onun için de matematiksel yöntemi kullanıp, eldeki veriler neye dayanarak doğru sorusunu sormak böylece hep bir önceye gitmelisiniz. Artık doğruluğundan şüphe duyulmayacak şekilde gerilere gittikten sonra sunulan bilginin doğru olduğunu kabul edebilirsiniz.

Bu titiz çalışmayı yapmak daha da önemlisi bunu alışkanlık haline getirmek ancak okul sıralarında matematik dersinden geçmektedir. Bu bilinçle matematik anlatılmalı daha da doğrusu yapılmalı. Şu anki mevcut matematik programının ana hedefi bu doğrultuda öğrencilerde matematiksel düşünme ve problem çözme becerisi kazandırmaktır. Yani tam olarak bu anlatmaya çalıştığım şey. Bunu kazandırmak için de matematiğin kavramlarından faydalanırız. Yani kümeden fonksiyondan denklemden. Öğrenci bunların ötesine geçemediği için ya da geçirilemediği için bu beceriden yoksun bir şekilde okul hayatını sonlandırır ve de artık matematikten nefret etmektedir.

Yazıya başlarken değindiğimiz hakikatle hurafeyi nasıl ayırt ederiz? sorusunun cevabı artık çok açık. Bir dayanak bulmalısınız ve bulduğunuz dayanağa da bir dayanak bulmalısınız. Bu süreci biraz işlettikten ve de İslamın akidelerine bağladıktan sonra artık mesele kendiliğinden çözülecektir. Bunu yapacak bilgi ve donanıma sahip olamayabilirsiniz o zaman da yapılacak şey bunu sorduğunuz kişide de bu süreci yaşamak. Yani ona yaşatmak.

Belki de bu sayede kolay aldananlardan olmayız.

Aykut Çelikel

Matematiksel

Paylaşmak Güzeldir

Yazıyı Hazırlayan: Aykut Çelikel

Avatar
İzmir Anadolu Öğretmen Lisesi 2007, Dokuz Eylül Üniversitesi Matematik Öğretmenliği Bölümü 2012 mezunuyum. MEB'de görev yapmaktayım. Matematik yapmaktan ve de hakkında yazmaktan keyif alan bu adamın bir hayali de öğrencileriyle birlikte Euclid'in muhteşem eseri olan Stoikheia(Elemanlar)'ı tartışma zemininde okumak.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.