Olasılık ve İstatistik

Matematik Duygusal İlişkilerde de İşinizi Kolaylaştırabilir!

Diyelim ki bir seçim arifesindesiniz; Yeni bir ev, yeni bir iş belki de yeni bir duygusal ilişki. Şanslısınız ve önünüzde seçenekler var. Bu seçeneklerin hepsini değerlendirmek içinde yeterli zamanınız yok. Her durumda, seçenekler size sırayla sunulur ve bir seçeneği reddettiğinizde, genellikle de bir daha sonra geri dönme şansınız olmaz. O zaman % 37 kuralını bilmek işinize yarayabilir. Anlamı şu eğer 100 tane seçeneğiniz varsa 37 tanesini değerlendirdikten sonra daha fazlasına bakarak zaman kaybetmeden kararınızı veriniz. Çünkü doğru karar almak için en mükemmel durumdasınız. 

En iyi Seçimi Yapmak: Yüzde 37 Kuralı

Bu konuyu ve analizi basitleştirmek için yapay bir vaka analizi yapalım. Ayşe adında 39 yaşında olan ve bir an önce nişanlanmayı kafasına koymuş bir arkadaşımız olsun. Şöyle bir çevresine bakıyor ve 3 adayı kafasına koyuyor. (Gerçek hayatta en zor kısım bu elbette ama unutmayın bu sadece bir senaryo :)) Şimdi bu 3 kişi ile bir buluşma planlaması ve kiminle bir adım ileri gideceğine karar vermesi lazım.

Ayşe ilk buluşmasına gidiyor ve aslında her şey yolunda gözüküyor. Ama bu en iyi seçenek mi acaba? Bu seçeneği kıyaslayacak ölçütü olmadığı için emin olamıyor. (Ahlaki olarak değerlendirmeyelim). Ayşe her adayla görüşmeyi tek tek yaparak bir tercihte bulunmak istiyor.

A en iyi, B orta C de kötü seçimler olsun. Şimdi bu üç seçeneğin hayatta karşınıza nasıl çıkacağını bilemezsiniz bu rastgelelik 3! yani 6 farklı biçimde karşınıza gelebilir. A,B,C – A,C,B – B,A,C – B,C,A – C,A,B – C,B,A

Seçim yaparken mutlaka sonrakileri de gözden geçirmek isteyeceğimizden ilk seçeneği değerlendirmeyiz genelde. Bu nedenle ilk seçenekleri saf dışı bırakalım. İkinci seçeneği de ilk seçeneğe bakarak tercih ederiz yani ilk seçenekten daha iyi durumda ise seçeriz. Bu durumda:

  • A,B,C için A en iyi ama biz sonrakini görmek istedik B orta yine emin olamadık ve C kötüyü seçtik.
  • A,C,B için A en iyi ama bizi onu atladık, C kötü seçmeyiz bu durumda B seçildi.
  • B,A,C için B orta atladık A iyi olunca A’yı seçtik.
  • B, C, A için B yi atladık, C kötü atladık ve yine A’yı seçtik.
  • C,B,A için C atlandı, B ise C’den daha iyi durumda olunca B’yi seçtik.
  • C,A,B içinse C atlandı, A daha iyi durumda olunca A’yı seçtik.

Dikkat ederseniz 6 seçenek içinde 3 defa en iyi seçeneğe ulaşıyoruz zaten bunun anlamı %50 dir. Peki seçenek sayısını 4’e çıkartırsak ne olur? Şimdi elimizde 4!=24 seçenek var. Uzun uzun yapmayalım bu sefer en iyi çözüme ulaşma olasılığınız %46 civarında olacaktır. Sayı arttıkça, cevap olağanüstü derecede kesin bir orana doğru eğilim gösterir. Üstel büyüme ile ilgili sorularda karşımıza çıkan e sayısı işin içine karışır, biraz karmaşık matematiksel hesaplamalar yapılar ve sonuçta %37 sayısı en mantıklı çözümü yapacağınız sayı olarak karşınıza çıkar.

‘Sekreter Problemi’

1960’lı yıllarda bu kural üzerine yapılmış düşünsel bir deney var: Adı ‘Sekreter Problemi’. Diyelim ki iş yerinizde size yardımcı bir sekretere ihtiyacınız var, ilanınızı verdiniz ve başvuruları değerlendiriyorsunuz. Ancak bir kişiye olumsuz cevap verdikten sonra da onu geri çağırma şansınız yok, hem prestij kaybı hem de belki başka bir yerde iş bulmuş olabilir. Kaç kişi ile görüşme yaptıktan sonra size en çok yardımcı olabilecek kişiyi bulabilirsiniz?

Bunun açıklamasını “Yaşamın Algoritamaları: İnsan Kararlarının Bilgisayar Bilimi,” adlı kitabın yazarları Brian Christian ve Tom Griffiths şu şekilde yapıyor: Eğer yalnızca üç kişiyle iş görüşmesi yaparsanız, muhtemelen ikinci görüşmeyi yaptığınız adayın güçlü yanlarına göre bir karar vereceksiniz. Eğer birinci adaydan daha iyiyse işe alırsınız, değilse beklersiniz. Eğer toplam beş adayınız varsa, karar vermek için üçüncü görüşmeyi yapmayı beklersiniz.

Şimdi bu problemi biraz magazin boyutuna taşıyalım ve aynı oranı matematiksel anlamda ideal evlilik yaşını bulmakta kullanalım. Kulağa biraz duygusuz gelse de sayılar pek yalan söylemez. Diyelim ki toplum kurallarına uygun yaşamayı seven birisisiniz. O zaman size dayatılan genelde 18-40 yaş arasında evlenmenizdir. Yani 22 sene içinde bir seçim yapmak zorundasınız.

Bu 22 sayısının %37 sini alıp 18’e eklerseniz 26,14 yapar. Bunun anlamı şu en ideal seçim yapacağınız yaş 26 yı biraz geçince. Bu yaştan önce karşılaşılan romantik partnerler arasında muhtemelen çok iyi olanlar da var ama teoriye göre bu zamandan sonra iyi opsiyonlar giderek ‘bulunamaz’ veya ‘uygun değil’ hale geliyorlar. Bu da mükemmel eş bulma şansını düşürüyor.

Ne diyelim elbette bir teori ancak bu bilgiyi destekleyen başka bir çalışma daha var. New South Wales Üniversitesi tarafından yürütülen çalışmanın sonuçlarına göre, evlenmek için en mükemmel yaş, 4 maddeli birkaç basit matematik işlemiyle bulunabiliyor. Çalışmalar sırasında formülü uygulayanların yüzde 40’ında doğru sonuç alındığı belirtildi.

Evlilik Yaşı Formülü

  • 1. Evlenmek istediğiniz en geç yaşı yazın ve bunu “n” harfiyle adlandırın. Örneğin n=39
  • 2. İlk kez bir partneriniz için “Bu kişiyle evlenirim” dediğiniz yaşı yazın ve bunu “p” harfiyle adlandırın. Örneğin  p=20
  • 3. Şimdi n’den p’yi çıkartın ve sonucu 0.368 ile çarpın. (39-20) x 0,368 Sonuç: 6.992
  • 4. Elde ettiğiniz sayıyı, p’ye ekleyin. 20 + 6.992 Sonuç yaklaşık olarak 27
  • Bu arada 0,368 katsayısının hemen hemen %37 ye denk geldiğine dikkat edelim. Var bir hikmet bu 37’de.

Hayatın bize ne planladığını bilmek zor ayrıca matematiği duygusal ilişkilere uygulamak da son derece riskli ancak bilimin bildiği bir şeyler vardır belki de…

Ayrıca göz atmak isterseniz

Kaynaklar: A mathematical theory says the perfect age to get married is 26 http://www.businessinsider.com

Matematiksel

Sibel Çağlar

7 yıl Kadıköy Anadolu Lisesinin devamında lisans eğitimimi Marmara Üniversitesi İng. Matematik öğretmenliği üzerine tamamladım. Devamında 20 yıl çeşitli özel eğitim kurumlarında matematik öğretmenliği ve eğitim koordinatörlüğü yaptım. 2015 yılında matematiksel.org web sitesini kurdum. Amacım bilime ilgiyi arttırmak, bilimin özellikle matematiğin zihin açıcı yönünü açığa koymaktı. Yolumuz daha uzun ve zorlu ancak en azından deniyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.