Matematik Öğretmek ve Öğrenmekle İlgili Yanlış Görüşler

Günümüzde iki farklı görüş ile karşı karşıya gelmiş durumdayız. Bir grup herkesin matematiği öğrenmesine gerek yoktur fikrini savunup bunu Gardner’in çoklu zeka teorisine dayandırırken, Poisson “Hayatta yaşamaya değer iki şey vardır: matematiği keşfetme ve matematiği öğretme.” demektedir.

Elbette gelişen ve gelişmekte olan teknolojik aletler ve bunların kullanımı için gerekli matematik bilgi ve düşünce becerisi, herkese matematiğin öğretilmesi gerektiği düşüncesinin ağır basmasına neden olmaktadır.

Bizler bilinçli matematik öğretmenleri olarak, çocuklarımıza en azından temel matematiksel bilgi ve becerilerin kazandırılması için çalışmalıyız.

Peki, neden hiç öğretilmemeli veya tamamen öğretilmeli fikirlerinin ikisini de reddedip öğrenciye yani bireye özgü bir öğrenme seviyesi sağlamaya yönelik öğretim yapmalıyız?

Öncelikle bazı öğrencilere hiç öğretilmemesi fikrine bir eleştiri getirmeye çalışalım. İnsan beyni alışkın olduğu şeyleri sever çünkü bir farklılık, beklenmedik bir olay yaşanmadığında strese girmez. Yani beyin alışkın olduğu şeylere stres yaşamamak için yönelir. Beynimiz bu alışkanlığa yönelmeyi de örüntülerle ve ilişkilerle gerçekleştirir. En basitinden sabah uyandığımızda yüzümüzü yıkamaya giderken veya bir yemeği yaparken belli bir sırayla, bir örüntüyle hareket ederiz. Bu örüntü sayesinde bir önceki yaptığımızla, şu anda yapmakta olduğumuzla ve sonrasında yapacağımızla bir ilişki ağı kurmuş oluruz.

Benzer durum bir bilgiyi öğrenirken de bu şekilde gerçekleşir. Öğrenmemiz gereken bir bilgiyi öğrenebilmek için öncesinde bir bilgiye sahip olmak gerekir. Yine sonrasında öğreneceğimiz bilgiler için de önceden öğrendiklerimiz ve şu anda öğrenmiş olduğumuz bilgi gerekli olacaktır.

Hareketlerimizi örüntülerle yapıyoruz, beynimiz örüntülerle öğreniyor ve ilişkiler kuruyor.

Peki, matematik nasıl bir yapıdadır?

Matematik de örüntülerle ve ilişkilerle ilerlemektedir. Matematiğin doğasında örüntü ve ilişkilerin durumlarından genelleme yaparak yeni bilgilere ulaşmak vardır. İnsanlık, günümüzdeki matematik bilgisine binlerce yıldır bir sırayla ilerleyerek ve hep bir öncekinin üzerine yeni bilgiler ekleyerek ulaştı. Bununla uğraşırken de kendi öğrenme şekli olan örüntüler ve ilişkilerle öğrenmeyi geliştirmiş oldu. Bir satranç oynamaya benzetebiliriz, oynadıkça gelişiyorsunuz.

İşte tam da bu nedenden dolayı, çok üst düzey olmasa bile temel seviyede matematik bilgisi ve becerisi çocuklarımıza, en genel ifadeyle bireylere kazandırılmalıdır.

Zor olan soruyu cevapladıktan sonra diğer soruyu çerez niyetinde cevaplayıp yazımızı bitirebiliriz.

Neden bazı öğrencilere matematiksel bilgiler ve beceriler, üst düzey bir seviyedeki disiplin olarak öğretilmemeli?

Çünkü bireysel farklılıklar var!

Her öğrencinin öğrenebilme yeteneği farklıdır. Hatta her öğrencinin her şeydeki öğrenme yeteneği farklıdır. Burada yazının başında bahsettiğimiz Gardner’in çoklu zeka teorisinin bir kısmını destekleyici konuşmak gerekiyor; o da herkesin farklı alanlarda iyi, farklı alanlarda kötü olduğu görüşü.

Çok iyi matematik seviyesine sahip bir öğrenci resimde veya müzikte veya edebiyatta bir o kadar kötü olabilir. Keza kötü matematik seviyesine sahip bir öğrenci de başka disiplinlerde iyi seviyelere gelebilir.

Uzun lafın kısası herkes matematikte iyi olmak zorunda değildir. Hatta hiç kimse illa ki herhangi bir disiplinde iyi olacak diye bir şey de yoktur, sadece herkesin insanlıkta iyi olmasını savunmak gerekir…

Kaynak:

  • Boz, N. (2008). Matematik neden zor? Necatibey Eğitim Fakültesi Elektronik Fen ve Matematik Eğitimi Dergisi, (2)2, 52-65.
  • Handal, B. (2009). Philosophies and pedagogies of mathematics. Elementary Education Online, 8(1), 1-6.

Atakan YÜCEL

Matematiksel

Atakan YÜCEL

Merhaba! Edirne Keşan Anadolu Öğretmen Lisesi'nden 2014'te, İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi İlköğretim Matematik Öğretmenliği bölümünden 2018'de mezun oldum. Şuanda mezun olduğum üniversitenin aynı bölümünde yüksek lisans yapıyorum. Kendimi geliştirebileceğim her alanda geliştirmek için çaba harcıyorum. Bireylerin özgelişimlerinin hiçbir zaman sona ermeyeceğini ve herkesin kendisini geliştirmesi için farklı alanlarda birtakım fırsatları olduğunu düşünüyorum. Fırsatların olmadığı zamanlarda ise gerçekten gelişim isteyen bireylerin, kendilerine fırsatlar yaratabileceğine inanıyorum. İlerlediğim bu özgelişim yolunda birçok çalışma yapmak için çaba sarf ediyorum. Kitaplar okuyor ve yazılar yazıyorum. Alanım olan matematik ile sınırlı kalmayıp, felsefeye ve sanata da vakit ayırıyorum. Bakış açımı genişletmek için farklı ülkelerden, farklı kültürlerden insanlarla tanışıyorum ve bunun için zaman yaratıyorum. Yeni diller öğrenmek için planlar yapıp bunları uygulamaya çalışıyorum. Bireyin özgelişimini gerçekleştirirken alması gereken güç, her zaman kendi içindeydi ve hala da içinde. Bu gücü kullanmaya giden yol, tamamen zihnimizde bitiyor. İyi gelişmeler dilerim!

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu
Kapalı