Matematik Korkusu

Her şey ne kadar da basit başlamıştı oysa, sayılar, çarpım tablosu. Sonra bir anda işler karışmaya başladı ve neden kaynaklandığını tam olarak da bilemeden bir anda koptuk gittik. Sonuçta yeni bir korku daha eklendi fobi hanemize, matematik korkusu. 

Kültürümüzün derinliklerinde, matematiğin yalnızca yetenekli bir azınlığa ait olduğu düşüncesi yatar. İnsanlar müzik veya edebiyat konularındaki bilgisizliklerini itiraf etmekten kaçındıkları halde matematikteki eksikliklerini dile getirmekte hiç duraksamazlar. “Matematiği hiçbir zaman beceremedim.” cümlesi söylenir durur.

Bütün bunların ardında yatan temel inanış, yalnız kısıtlı sayıda insanın matematiği anlamaya yetecek düzeyde “matematik kafası”na sahip olduğudur. Bu tür inançlar insanı rahatlatır. İnsanlar bunlar sayesinde matematik bilgisizliklerini haklı gösterebilirler.

Oysa ki öğrenmede ve öğretmedeki başarısızlığı “matematik korkusu”na atfetmek her iki taraftaki yetersizliğe hazır bir mazeret bulma dışında bir işe yaramaz.

Tipik bir matematik sınıfında üç tip insan vardır: Her nasılsa bilime karşı ilgisi ve yeteneği olan ve zaman içinde sayısalcı olarak adlandırılacak olanlar, kurtulma şansları ilk doğduğu anda matematik almaktan vazgeçecek olanlar ve de öğretmen.

Öğretmen de nadir olarak matematiği sever. Sonuçta bilmek ayrı şey, sevmek ayrı şey elbette.

Öğrencilere matematik eğitimi veren kişinin, matematiği önemli bulmasını da beklememek doğal. Neden bulsun ki? Toplumun büyük çoğunluğu yaşantılarını matematiksiz olarak sürdürebiliyor sonuçta ve hiçbir yerde aritmetik becerisi dışında matematiğin “gerçek yaşam”da gerekli olduğuna dair kanıta rastlanmıyor. Ne gazetelerde, ne televizyonda matematikten hiç söz edilmiyor.

İşte bu sınıflarda öğretilen derslerde, temel bilgi­ler dışında hiçbir şey algılanamaz hale gelir zamanla. Ve bu mutsuz üçlü takım, bu biçimde devam eder yola. Matematiği sevemeyen, ve neyi neden öğrendiğinin – öğrettiğini bilmeyen bir grup insan.

Matematiğin, müzik ve şiirde olduğu kadar kesin bir estetik değeri olduğunu asla anlayamadan bu insanlar kopar gider matematikten, içlerinde sadece korkusu kalır çoğunun geriye.

Yapılması gereken nedir derseniz, belki de matematiğin içindeki estetiği, güzelliği yeniden ele almak, felsefe derslerinde karşımıza çıkan “Güzellik nedir?” sorusunu yönelttiğinde, sorunun cevapları  arasına matematiği de sokmak olabilir öncelikle. Daha sonrasında ise matematik eğitimini geliştirmek gelmelidir. Okullarda yeni bir matematik kuşağına ihtiyaç vardır.  Bu devamında öğrencileri de harekete geçirecektir elbette.

Matematik, günlük hayatımızın bir parçası haline gelmiş bir bilimdir. Korkutucu, anlaşılması güç, karmakarışık işlemlerin yapıldığı zor bir ders değildir. Matematik korkusunun yenilmesi için öğretilen kavramlar somutlaştırılmalı, eğitim oyunlarla iç içe bir şekilde yürütülmeli, öğrencilere sınavlarda başarısız olmanın dünyanın sonuymuş gibi yansıtılmasından vazgeçilmesi elbette önemlidir. Ancak belki de en önemlisi “İnsan neden matematik bilmelidir?” sorusunun cevabının doğru kavranabilmesi ve kavratılabilmesidir.

Bu sorunun cevabını Bertrand Russell şu şekilde verir.

“Arzu edilen şeyin sadece yaşamak olgusu olmayıp, yüce şeyler üzerinde düşünerek yaşamak sanatı olduğunun hatırlanmasında yarar vardır.”‘

Russell’ın yüce şeylerden kastettiği, resim, heykel, edebiyat, müzik gibi “sanat” başlığı altında toplanan şeyler değil bunlardan fazlasıdır. “Yüce şeyler” içinde yüce ideler de vardır. Russell’ın yaşama sanatı, insanın “düşünmenin güzelliğine bütünüyle duyarlı” olmasını gerektirmektedir.

Düşünsel güzellik dünyasının en geniş alanlarından biri de matematiktir. Yalnız bu bile onu öğrenmek için yeterli nedendir.

Sibel Çağlar

Kaynakça: Matematik Sanatı  – Jerry P. King

Matematiksel

Yazıyı Hazırlayan: Sibel Çağlar

Kadıköy Anadolu Lisesi, Marmara Üniversitesi, ardından uzun süre özel sektörde matematik öğretmenliği, eğitim koordinatörlüğü diye uzar gider özgeçmişim… Önemli olan katedilen değil, biriktirdiklerimiz ve aktarabildiklerimizdir bizden sonra gelenlere... Eğitim sisteminin içinde bulunduğu çıkmazı yıllarca iliklerimde hissettikten sonra, peki ama ne yapabilirim düşüncesiyle bu web sitesini kurmaya karar verdim. Amacım bilime ilgiyi arttırmak, bilimin özellikle matematiğin zihin açıcı yönünü açığa koymaktı. Yolumuz daha uzun ve zorlu ancak en azından deniyoruz.

Bunlara da Göz Atın

Matematik Kolay mıdır?

Matematiği kelimelerle buluşturan yazılara rastlamak kolay olmuyor. Bunun bir nedeni sayılar ile harfler arasında ilişki …

Bir Yorum

  1. Ali Rıza Çatal

    Sibel hanım, “Matematik Korkusu” başlıklı yazınızı ilgiyle okudum. Yazınızda, matematik korkusunu çok güzel özetlemişsiniz. Daha ilginç olanı ise, insanların matematikteki başarısızlıklarını gizlemiyor olmaları yolundaki harika tespitiniz. İnsanlardaki bu rahatlığın nedeni, matematiği başaramayanların ezici çoğunluğu. Ne yana dönseniz sizi onaylayacak birden çok matematik mağduru bulabiliyorsunuz. Öyle olunca da faturayı Tanrısal yeteneğe bağlayıp, bu işte dahli olanları bir çırpıda aklıyorsunuz. Bu sayede öğretim programlarından öğrenme sürecindeki yanlış uygulamalara, öğretmeni yetiştiren fakültelerden MEB yetkililerine kadar herkes, her şey bir anda beraat etmiş olmaktadır.

    Oysa matematik öğretimi ve bunun mağduru olan insanımızın durumu derin bir yara. Bu anlamda matematik öğrenmedeki bu öğrenilmiş çaresizliğin acilen çözülmesi gerekir.

    Yazınız için tekrar teşekkür ediyorum. Sizi, bu yola baş koymuş bir aktivist olarak gördüm. Ancak önce mağdurların durumu anlamaları şart.

    Kolay gelsin.

    Not: İlgi duyarsanız Eğitim ve Ötesi adlı blogda bu konuda yazılarım var.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.