Matematik Korkusunu Yenmek Mümkün mü?

Sayılarla uğraşırken beyni felce uğratan nedir?

Coğrafyaya ya da başka bir derse kıyasla sayılarla uğraşmanın kimi insanlarda neden korkuya yol açtığı tam olarak bilinmese de, araştırmalar bu korkuyu nasıl yenip matematikte başarılı olunabilineceğine dair ipuçları sunuyor bizlere…

Araştırmacılar matematikten çok korkan insanlarda, matematikteki başarı ile beynin frontal ve parietal loblarındaki bazı bölgelerin oluşturduğu, dikkatin kontrol edilmesinde ve olumsuz duyguların denetlenmesinde işlev gören bir ağın etkinliği arasında kuvvetli bir bağlantı buldu. Bu tepkiler tam da bir matematik problemi çözmek söz konusu olduğunda devreye giriyor.

Araştırma bizlere öğrencilere matematikle uğraşmadan önce duygularını kontrol etmeyi öğretmenin matematik korkusuyla birlikte görülen güçlükleri aşmanın en iyi yolu olabileceğini gösteriyor. Bu olmadan, sınavda öğrencilere yol göstermenin ya da onları duygularını bastırma çabasıyla baş başa bırakmanın başarısızlıkla sonuçlanması muhtemel…

Yapılan deneylerde yüksek düzeyde matematik korkusu yaşayan ancak verilen
matematik problemlerinde başarılı olan öğrencilerde, problemlere başlamadan önce başlayan bir beyin etkinliği problemin çözümü sırasında başka bir dizi beyin etkinliğini tetikliyor. Bu öncül beyin etkinliğinin görüldüğü bölgeler, normalde sayısal hesaplamaların gerçekleştirilmesiyle ilişkili beyin bölgelerini kapsamıyor. Bu etkinlik daha çok motivasyonla ve ayrıca riskleri ve ödülleri eldeki görevin gerektirdikleriyle dengelemeyle ilintili korteksaltı yapılarda görülüyor.

Bulgular üzerine araştırmacılar, matematik korkusunu yenmenin ne bildiğinizden çok, işe koyulmak ve başarmak için kendinizi ikna etmenizle ilgili olduğunu söylüyor.

Baştan itibaren matematik korkusu taşımayan öğrencilerdeyse dikkati toplama, duyguları kontrol etme ile matematik performansı açısından önemli beyin bölgelerinin etkinleşmesi arasında bir ilişki görülmedi. Bu da matematikten az korkan öğrencilerle çok korkan öğrencilerin matematiğe yaklaşımlarının tamamen farklı olabileceğini gösteriyor. Bir benzetme yapmak gerekirse yükseklik korkusu olan birisi bir asma köprüden geçerken yoğun stres yaşarken, bu korkuya sahip olmayan birisi için durum çok normal olabilir.

Araştırmacılara göre beyninizin işi yapmasına izin verirseniz yapacaktır. Eğer matematik sizi kaygılandırıyorsa ilk işiniz kendinizi sakinleştirmek.olmalıdır.

Konu ile ilgili yapılan başka araştırmalar da var elbette. Bunlardan bazılarının vardıkları sonuçlar şu şekilde:

* Okul dönemleri içinde ve bilhassa ilköğretim süreci esnasında alınan matematik eğitimlerinin, öğrencide kaygı oluşturmayacak şekilde düzenlenmesinin, sonraki süreçler için büyük önem arz ettiği unutulmamalıdır. Mesela yapılan bazı araştırmalar göstermektedir ki öğrenciler tarafından, zamanla sınırlandırılmış matematik sınavlarının kullanılması en fazla kaygıya neden olan faktörlerden biridir. Bu tip sınavların sıklıkla kullanılması yerine alternatif ölçme araçları kullanılabilir.Mutlaka zamanla sınırlandırılmış sınavlar kullanılacaksa da, öğrenciler bu sınavları kendilerini en rahat ve hazır hissettiklerinde, mümkün olduğunca yeterli zaman verilmiş olarak almalıdır.

* Matematik bilimlerine karşı takınılan olumsuz tavır, tutum ve inançlar matematik kaygısını arttırmaktadır. Okul danışmanları, öğretmenler ve veliler, öğrencileri matematik hakkında bilinçlendirmeli ve onların yanlış inançlarını düzeltmelerine yardımcı olmalıdırlar.

* Araştırmalar, matematik öğretmenlerinin kendilerinin matematik kaygısı taşıdıklarını ve bu kaygıyı bilinçli veya bilinçaltı yollarla öğrencilerine transfer ettiklerini bulmuşlardır. Demek ki, matematik öğretmenleri ilk etapta kendi kaygıları ile başa çıkma yollarını öğrenmelidirler.

* Matematik kaygısına sahip olan insanlar üzerine yapılan araştırmalarda, bu insanların olumsuz deneyimleri ile geçmiş matematik öğretmenleri arasında ilişki kurdukları görülmüştür. Ders öğretmenleri, öğrencilerin yanlış yapma korkularını giderme ve cesurca cevap verebilmelerini sağlama adına, demokratik ve destekleyici sınıf ortamı oluşturmalıdırlar. Bunun yanında bir öğrencinin hata yapmasının hem öğrencinin kendine hem de sınıftaki diğer öğrencilere olan katkısını da göz ardı etmemelidirler.

* Öğretmenin olumsuz tutumundan dolayı, öğrenci önce öğretmenden, sonra dersten ve en sonda da okuldan uzaklaşmaktadır. Öğretmenler, sınıf ortamında veya dışında öğrencilerine karşı mümkün oldukça sabırlı, anlayışlı, nazik olmalı, her bir davranışının sonraki süreçler için çok büyük etki sahibi olabileceğini düşünerek davranmalıdır.

* Kaygıya neden olan diğer bir öğretmen tutumu da; öğretmenin tüm dikkat ve ilgisini bir öğrenci veya grup üzerine odaklamasıdır. Öğretmenin dikkat ve ilgisinin dışında kalan öğrenciler, matematik dersini anlayamadıklarını ve başaramayacaklarını düşünür. Bunu derse karşı ilgisizlik ve başarısızlık takip eder. Böyle durumları engellemek için, öğretmen ders içinde ve dışında her öğrenciye mümkün olduğunca eşit söz hakkı ve sorumluluk vermeye çalışmalıdır.

* Matematik kaygısının, bilinen genel etkilerinin yanı sıra, uzun vadede çekingenlik, özgüven kaybı, aşağılık duygusu gibi etkileri de olabilmektedir. Bu sebeple, söz konusu matematik kaygısı ne kadar erken teşhis edilir ve tedavisine başlanırsa o oranda da başarı şansı artacaktır. Uzun vadede, aşırı kaygılı öğrencilerin rehberlik servislerine sevki sağlanarak, buralarda bilişsel yeniden yapılandırma gibi daha gelişmiş tekniklerle tedavisine başlanılmalıdır.

Matematik, hızla gelişmeye devam eden dünyanın düzen ve organizasyonu anlamak ve onu kendine uyumlu hale getirebilmek için öğrenilmesi gereken en güçlü araçtır. Bu sebeple herkesin kaygılarını bir kenara bırakıp matematiğe dört elle sarılmaya ihtiyacı var.

Kaynak:

https://journals.sagepub.com/doi/full/10.1177/0963721416672463

http://www.iconte.org/FileUpload/ks59689/File/012.pdf

Matematiksel

Yazıyı Hazırlayan: Sibel Çağlar

Kadıköy Anadolu Lisesi, Marmara Üniversitesi, ardından uzun süre özel sektörde matematik öğretmenliği, eğitim koordinatörlüğü diye uzar gider özgeçmişim… Önemli olan katedilen değil, biriktirdiklerimiz ve aktarabildiklerimizdir bizden sonra gelenlere... Eğitim sisteminin içinde bulunduğu çıkmazı yıllarca iliklerimde hissettikten sonra, peki ama ne yapabilirim düşüncesiyle bu web sitesini kurmaya karar verdim. Amacım bilime ilgiyi arttırmak, bilimin özellikle matematiğin zihin açıcı yönünü açığa koymaktı. Yolumuz daha uzun ve zorlu ancak en azından deniyoruz.

Bunlara da Göz Atın

Çocuklara Matematiği Sevdirme Konusunda Bazı Öneriler

İlköğretimde, özellikle matematik dersinde öğretmenlerle öğrenciler arasında sevgisizlik, anlayışsızlık ve benzeri olumsuz tutumlar oldukça sık …

2 Yorumlar

  1. Matematik korkum var, matematiği öğrenemiyorum. (belki altyapım olmadığından, belki de öğretmenimden dolaylı) Fakat bu sitede gezinip matematiğin derinlerine inmeyi öylesine seviyorum ki..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.