Eğitim Bilimleri

Matematik Dehalarında Yeteneğin Şekillenmesinde Aile Rolü

Çığır açan yeniliklere peş peşe imza atan büyük bir yenilikçinin kapasitesinin ne kadarı doğuştandır. Ne kadarı sonradan gelişmiştir? Bu kişiler biyolojik olarak, bizim asla taklit edemeyeceğimiz “üstün yeteneklerle” mi donatılmıştır? Yoksa on­ları asıl olarak içinde bulundukları bağlam -aileleri, kaynakları mı- güçlendirmiştir? Dâhiler çocukluklarında daha fazla çevresel sorunlar ve engellemeler mi yaşadılar? Bu durum, gelişimsel faktörlerin bir parçası olabilir mi? Bu kişilerin yaşam öykülerini incelerseniz bu düşünceyi destekleyen kanıtlara rastlamanız mümkündür. Gelin bu yazıda tarihteki bazı ünlü matematikçilerden örnekler vererek bunu sorgulayalım. 

Ailesi Tarafından Engellenmiş Matematikçiler

Blaise Pascal

Fransız matematikçi, fizikçi ve yazar olan Pascal’ın babası avukat ve amatör bir şekilde matematikle ilgilenen biriydi. Oğlunun matematikten önce farklı şeyler öğrenmesi gerektiğini düşünerek 15 yaşına kadar evden matematik dokümanlarını kaldırmıştı. Fakat Pascal’ın 12 yaşında Euclid’in (Öklit) bazı geometri ispatlarını Öklit’in kitabına bakmadan yapması; 14 yaşındayken Mersenne tarafından düzenlenen bilim tartışmalarına davet alması; 16 yaşında konikler üzerine bir eser yazması; 18 yaşındaysa 50 prototipi inceleyerek özgün bir hesap makinesi icadı kendisine daha çocuk yaşta bir dahi gözüyle bakılması için yeterli olmuştur.

 Leonhard Euler

Babası papaz olan Euler, matematikle ilgilenmek istese de babası tarafından engellenmek istenen matematikçilerden bir diğeridir. Oğlunun kendi yolundan gitmesini isteyen baba, oğlunun üniversite eğitiminde ilahiyat, Yunanca ve İbranice almasını istemişti. Neyse ki Euler’in yeteneğini fark eden aile dostlarından Johann Bernoulli, Euler’in matematikçi olması için babasını ikna etmeyi başarmıştır. Böylece, Euler matematik yeteneğini ömrü boyunca çok başarılı bir şekilde sergilemiştir.

 Karl Weierstrass

Babası kültürlü ve idealist olmasına rağmen otoriter ve inatçı olduğu için bu durum çok kere aile içerisinde sorunlar yaşanmasına neden olmuştur. Babası Weierstrass’ın matematik yeteneğini dikkate almadan onu hukuk okumaya zorlamıştır. Zoraki gittiği bu okulda kendisini bulamayan fakat matematikle ilgilenmeye devam etmiş olan Karl Weierstrass, mezun olmadan geri dönmüştür. Bundan sonra öğretmenlik mesleğine girerek kendisini tamamen matematiğe vermiş ve matematik cevherini ortaya çıkarmaya başlamıştır.

 Sophie Germain

Sophie Germain 18. yy Avrupa’sında matematikle uğraşmanın kadınlar için tuhaf geldiği yıllarda ailesinin kendisine çalışma yasağı koymasına rağmen, yorganın altında gece geç saatlere kadar çalışmış birisidir. Bir gün ailesi durumu fark etmiş, sonunda Germain’in çalışmasına izin vermeye başlamıştır.

Fakirlikle mücadele eden matematikçiler

Yukarıda değinilen matematikçiler, genellikle çocuğunu matematik kulvarında yetiştirmek istemeyen ya da matematiği yasaklayan ailelerle ilgiliydi. Bunun dışında, bazı ailelerin ise manevi destekten ziyade maddi destek olamayacak kadar fakir olmalarına rağmen çocuklarından bazılarının usta matematikçi olabildiğini görüyoruz.

George Boole

İngiltere’nin Lincoln şehrinde tüccar bir babanın oğlu olan Boole, fakirlik nedeniyle çocukluğunda iyi bir eğitim alamamıştır. 16 yaşında, ailesinin geçimini sağlamak için asistan öğretmen olarak çalışmaya başlamıştır. Bu arada matematikle ilgilenmeye devam etmiş ve 19 yaşında kendi okulunu açmıştır. Yunancayı kendi kendisine çalışarak öğrenmiştir. Herhangi bir yardım almadan cebirde usta olmayı başarmıştır.

Augustin-Louis Cauchy

Babası kültürlü bir avukat olan Cauchy’nin ise yıllar sonraki mektubunda şu gerçek ortaya çıkmıştır. ‘250 gramdan fazla ekmeğimiz olmazdı, bazen bu da bulunmazdı. Bunun yanında bize tahsis edilen birkaç bisküvi ve pirinç de olurdu arada bir.’ Ailesi çocuklarına rahat bir hayat ortamı sağlamaya çalışmış olmasıyla birlikte Cauchy’nin başarısının görülmesinde asıl etken kapı komşusu olan Laplace olmuştur.

Pierre-Simon Laplace

Laplace’ın çocukluğuyla ilgili bilinen, kökeninin fakir bir köylüden gelmesi ve bundan dolayı kendisinin utanç duymasıydı. Tüm yaşamı boyunca bu duygu ve düşünceden kendisini kurtaramamıştır. Bu da onun zayıf bir yanı olarak değerlendirilebilir. Çok küçük yaşlardan itibaren matematiğe karşı ilgisinin olduğu bilinmektedir.

Matematikçileri bu derece tutkuyla bağlayan ve onları sürükleyen şey neydi? Bu gerçek bilindiğinde şimdiki ebeveynler çocuklarına bu gerçekleri öğreterek gerçek matematik tutkusunu aşılayabilirler mi?

Bülent KAYGIN

Matematiksel

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu