YAŞAM

Marshall Adaları: Açgözlülüğümüzden Nasibini Alan Bir Doğa Harikası

Marshall Adaları, nükleer bomba denemelerinin bedelini ödeyen, Dünya üzerindeki  cennetlerden biri. Öyle ki, adadaki bazı bölgelerin Çernobil ve Fukuşima facialarının yarattığından daha fazla radyasyona sahip olduğu tespit edilmiştir.

Marshall Adaları

Marshall Adaları, Okyanusya’nın güzide ülkesi.. Okyanusya çoğu kaynakta Avustralya olarak geçiyor ancak salt Avustralya değil, pek çok ada ülkesine de ev sahipliği yapıyor Okyanusya Bölgesi.

Okyanusya Bölgesi, Büyük Okyanus’un (Pasifik Okyanusu) çevresinde yer alır. Büyük Okyanus; Amerika, Asya ve Okyanusya arasında olan dünyanın en büyük okyanusudur.

Büyük Okyanus, dünyanın en derin noktası olan Mariana Çukuru’nu (10.994 metre) da barındırmaktadır. Bir de dünyaya açılan en derin delik olan Kola Deliği (12.262 metre) var. Ancak Kola Deliği’nin insan yapımı yani doğal olmayan bir yapı olduğunu da hatırlatalım.

okyanusya
(On The World Map)

Marshall Adaları, Okyanusya’da dörde ayrılan bölümlerden biri olan Mikronezya’da yer alır. Avustralya’nın ve Pasifik Okyanusu’nun kuzeyindedir. Hawaii ve Papua Yeni Gine’nin ortasındadır.

Los Angeles Times

Peki Bu Cennete Ne Yaptık? Nükleer Bomba Denemeleri

ABD’yi doyurmak zor. ABD’nin 1946 ve 1958 yılları arasında yaptığı tam 67 nükleer bomba denemeleri, adanın kaderini değiştirdi.

Ne yazık ki hala radyasyonun etkilerinden kurtulamayan yeryüzü cennetinin, 2030 yılından sonra tamamen sular altında kalarak yok olması bekleniyor.

ABD’nin Marshall Adaları’nda bağlı Bikini Atolü (mercan adası) üzerinde yaptığı nükleer bomba denemeleri dışında, adaya bağlı bir başka atol olan Enewetak (yukarıdaki görselde) üzerinde de biyolojik silah denemeleri yaptığı ve ölümcül kalıntılarını bu topraklarda bıraktığı biliniyor.

Yapılan denemelerden biri, daha doğrusu ilki Castle Bravo adıyla biliniyor. Yani Bikini Atolü’nde termonükleer silah tasarım testinin ilki..

1 Mart 1954’te patlatılan cihaz, ABD ve ilk lityum döteryum yakıtlı termonükleer silah tarafından patlatılan en güçlü nükleer cihazdı. (Vikipedi)

Bikine atolünde denenen bu hidrojen bombasının, Hiroşima’ya atılan atom bombasından yüzlerce kat daha güçlü bir etkiye sahip olduğu tespit edilmişti.

Ayrıca Atomic Energy Commission, 1956 yılında Marshall Adalarını “dünyanın açık ara farkla en kirletilmiş yeri” (by far the most contaminated place in the world) olarak belirtmişti.

Marshall Adaları Eski Başkanından Mektup

Marsall Adaları Cumhuriyeti Eski Başkanı Christopher J. Loeak’in kaleme aldığı çağrı, 2013’te Yeşil Gazete’de yayınlanmıştı.

Biz de bu okuyalım:

İklim Değişikliği Kıyılarımıza Ulaştı.

Dünya gün geçtikçe kendi elleri ile iklim krizine daha çok yaklaşırken; ülkem uçurumun kenarında duruyor. Marshall adalarında; Pasifik’in her yerinde olduğu gibi, iklim değişikliği ne uzak olan bir tehdit ne de kapıda bekleyen bir kriz. İklim değişikliği burada.

Kimse, insanlığın yarattığı karbon kirliliğinin iklim değişikliğinin ana sebebi olduğunu ve sonuçlarının giderek ciddileştiğini red edemez. 1 ay önce, Birleşik Devletler Dış İşleri Bakanı John Kerry’nin, adamızda söylediği gibi; “Bilim çok net; iklim değişikliğinin inkar edilecek tarafı kalmadı, durum her geçen gün daha da korkutucu oluyor.

Dünya’nın hiç bir yerinde iklim değişikliği, bizdeki kadar elzem değil. Dünya’daki sadece dört adet bulunan mercan kayalığı ülkelerinden biri olarak, yüz yılın sonunda deniz seviyelerinin 1 ile 2 metre arasında yükseleceğini söyleyen güncel bilimsel raporları gördükçe korkumuz ve endişemiz artıyor.

Bu yılın başlarında, kuzey mercan kayalıklarında; binlerce inanı aç ve susuz bırakan beklenmedik kuraklık yüzünden, afet durumu ilan etmek zorunda kaldım. Altı hafta sonra ise dev bir gelgit başkentimiz Majuro’yu vurdu. Havalanımız sel altında kaldı; bazı komşuların hatta benim kendi arka bahçemin deniz koruma duvarı yıkıldı. 2 ay içinde iiki büyük iklim felaketi yaşadık.

Su gelirse gelir, bir yere gitmiyoruz!

Bazıları daha yüksek yerleşim yerlerine taşınmamızı öneriyor ama Marshall adalarında böyle bir yer yok ve aynı zamanda ülkemizi terk etmeye de hazır değiliz. Bu toprak bizim evimiz, bizim mirasımız ve bizim kimliğimiz. Dışarıdan gelen tehditlerle geçmişte başa çıkabildik ve hayatta kaldık. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra adamızda 67 korkunç nükleer test yapıldı; bu testlerden en güçlüsünün Hiroşima’dan 1000 kat daha güçlü olduğunu da belirmek isterim. O zaman inandığımız bir şey vardı. Şimdi de aynı noktadayız: burası bizim ülkemiz ve biz burada kalacağız. Su gelirse gelir.

Biz yapabiliyorsak siz de yapabilirsiniz.

Tehlike büyük olsa da, biz Pasifik olarak sıkıntıdan ellerimizi sağlamaktan fazlasını yapıyoruz. Bu ay başında, bölge liderleri olarak Majuro’da Pasifik Adaları Forumu olarak iklim değişikliğine nasıl reaksiyon vereceğimizi konuşmak için buluştuk. 5 Eylül 2013’te Majuro İklim Liderliği Deklarasyonu’nu kabul ettik ve ada devleri olarak büyük hedefler koyduk ve düşük karbon ekonomisine geçişi hızlandırıyoruz.

Cook Adaları, Niue, Tuvalı ve Vanuatu 2020 yılına kadar yüzde 100 yenilenebilir enerjiye geçiyor, Tonga da 2020’de enerjisinin yüzde 50’sini yenilebilir ile üretecek. Sadece çevreyi korumak değil amacımız. Bu kararlar, yenilebilir enerjinin ekonomimiz için, enerji güvenliğimiz için ve halkımızın sağlığı için iyi olduğundan alındı.

Büyük ülkelere mesajımızdır: Biz yapabiliyorsak siz de yapabilirsiniz.

Majuro Deklarasyonu’nun en büyük başarısı; dünyanın en çok karbon salımı yapan, özellikle de Pasifik’e kıyıları olan ve küresel emisyonun yüzde 60’ından sorumlu olan ülkelerden yeni taahhütler almak olacaktır. Özellikle, Birleşmiş Milletler Delegasyonu üyeleri, ülkelerinin Majuro Deklarasyonu’nu destekleyeceğini iletti.

Uzun zaman boyunca, Amerika’nın harekete geçmiyor olması, diğer ülkeler tarafından bahane olarak kullanıldı. Dünya’nın iklim değişikliği konusunda Amerika’nın liderliğine ihtiyacı var.

Birleşik Devletlerin Majuro Deklarasyonuna destek olmasını mutlulukla karşılıyoruz. Bu diğer ülkelerin de harekete geçmesine yol açabilecektir. Toplantı sonrasında, İngiltere, Endonezya, Fransa, Tayland, Malezya, Güney Kore, Filipinler ve Avrupa Birliği tarafından desteklendi. Bu ülkelerin taahhütlerini de bekliyoruz.

Bu hafta, diğer Pasifik ada liderleri ile birlikte New York’a gidiyoruz. Birleşmiş Milletler’den de Majuro Deklarasyonu için destek almaya çalışacağız. Deklarasyonumuzun 2015’te imzalanması planlanan yeni küresel anlaşmaya katkı sunacağı inancındayız.

Bu bağlamda, tüm ülkeleri, iş adamlarını ve kurumları yeni taahhütler vermeye ve gelecek nesiller için önemli bir tehdit olan iklim değişikliğine çözüm bulmaya davet ediyoruz. Bundan daha önemli bir şey olamaz.

Christopher J. Loeak, Marshall Adaları Cumhuriyeti Eski Başkanı.”

Kaynaklar

https://yesilgazete.org/blog/2013/09/26/marshall-adalari%E2%80%99ndan-dunya%E2%80%99ya-cagri-iklim-degisikligi%E2%80%99ni-durdurun/

https://www.latimes.com/projects/marshall-islands-nuclear-testing-sea-level-rise/

https://www.muhendisbeyinler.net/marshall-adalari-ve-nukleer-bomba-denemeleri-doga-felaketi/

Matematiksel

Paylaşmak Güzeldir

Ceren Demir

Kendini, insanları, dünyayı tanıma ve anlama çabasında, belki de kaosta olan; filmin oyuncularından, dünya üzerindeki küçücük noktalardan biriyim.. Dokuz Eylül Üniversitesi'nde Ekonomi bölümünde yüksek lisansa devam ediyorum. Spora, sanata (özellikle resim sanatı), müziğe, doğaya, doğa sporlarına, felsefeye, psikolojiye, kitaplara, filmlere düşkünüm.. Okumayı, yazmayı, öğrenmeye çabalamayı çok seviyorum. Küçük yaşlardan itibaren birikmiş 9 adet günlüğüm var. Amaçlı ve amaçsız yaşamanın çeşitli noktalardan artı ve eksileri olduğunu düşünsem dünyadaki her şeyin gelip geçici olduğuna inanıyorum. Yine de -her şeye rağmen- ben uzun süredir amacı olanlardanım.. Buradan enerji sağlayabiliyorum.. Çoğunlukla enerjik, dışa dönük olsam da yeri geldikçe oldukça içe kapanmaya ve yalnızlığa susayabiliyorum. İkisi de keyifli ve öğretici.. Matematiksel sitesinin öncelikle hayranı olan bir okuruyum sonra Matematiksel’e katkı sağlamaya çalışan enfes ekibin bir parçasıyım. Özetle bu dünyayı bir rüyaymış gibi (Is this the real life? Is this just fantasy?) hissedip iyi bir insan olarak '‘kalmaya'’ çabalayan, sonsuzmuş gibi üretmeye çalışan insanlardan olarak; bahsettiğim 'bencil' bilgilerimi önemsiz sayıyorum. Sadece denizdeki kum tanelerinden biri olduğumun farkındayım. Ancak okyanusları merak etmekten vazgeçemiyorum. Yaşam keşifle canlanıyor..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı