Mantığı Bestelemek

Önyargıları içinde boğulmuş ve yüzeysel düşünen bir toplum olarak mantığa sırt çevirmiş durumdayız. Öğrenmenin bir sınırı varmış gibi farklı kültürlere kendimizi kapatıyoruz. Bilim, sanat, felsefe bizi (kendimiz olamadığımız) bizden koparacak korkusuyla uzak durmayı tercih ediyoruz. Düşünmekten, sorgulamaktan korkar olduk.

Korku bilime, eğitime, sanata, felsefeye, mantığa karşı en büyük engeldir. Bu korkuların üstesinden gelebilen cesaretli üç bilim insanından bahseden ve ödül aldığı ‘Gödel, Escher, Bach, Sonsuz Bir Altın Örgü’ kitabından bahsedeceğim bu yazıda.

Kitabın kahramanlarından ilki Avusturyalı bilim adamı büyük çağdaş bir matematikçi Kurt Gödel, diğeri klasik müzik dehası Johann Sebastian Bach ve resme matematiksel kavramlarla yaklaşan bir grafik sanatçı Maurits Cornelis Escher.

Yazar Douglas R. Hofstaedter başarılı bir şekilde karmaşık matematiksel kuramları anlaşılabilir ve okunabilir bir formata sokmuş kitabında.

Yazar kitaba, Zenon’un  Aşil ve Kaplumbağa paradoksuyla başlayarak düşünmek, düşünmek üzerine düşünmek, düşünmek üzerine düşünmek üzerine düşünmek diye bir düşünme dizisi kuruyor. Tabi toplum olarak düşünmeden genellikle uzak durduğumuz için bunlar bize yabancı gelebilir.

Sonraki bölümde yazar, sanatta bir zemin üzerindeki biçim olgusunu, kuram – kuramsızlık ilişkisi ile karşılaştırılıyor.

Devamında biçimsel bir sistemde biçimlerin nasıl anlam kazandığı üzerine sonra da, Gödel’in ‘tamamlanamama’ kuramı üzerine bir tartışma var.

Toplumun aydınlarının belki anlayabildiği ve sorgulayabildiği bu kavramlar üst düzey kavramlar. Fakat bu kavramlarla niye üniversitelerde veya liselerde karşılaşmıyoruz ki?

Aydınlarımız batıyı takip etmeyi neredeyse bıraktı. Yıllardır Batının bilimsel ve felsefi açılımlarını izlemediler. Bugün bile bazı üniversitelerde, liselerde yabancı dil bilen entelektüelin dışında, öğretimin hiçbir kademesinde bilgiye bütünleyici bir mantıkla yaklaşan aydın görmekte zorlanıyoruz.

 ‘’Batı böyle bir kültürel meraka ve kültürel bütünlüğe sahip olduğu için dünyaya egemen. Biz kendi geleceğimize egemen olmak için Batı’nın ulaştığı bu analiz düzeyine ulaşmadan ve çağdaş kültürün sanatı, matematiği ve musikiyi bütünleştirdiğini hiç bilmeden nasıl yaratıcı olacağız?

Gerçi toplumda Batı uygarlığının merak, düşünce ve estetik standartlarına ulaşan ve cumhuriyetin yarattığı potansiyeli temsil eden insanlarımız var. Fakat bu oran Türkiye’yi kurtarmaz. Ve bir Hofstaedter yetiştiremiyor. Çağdaşa katılmak, yani bu yüzyılda bağımsız yaşayabilmek için bu entelektüel düzeyde düşünenleri yaratmak ve onların toplum düşüncesini doğru yönlendirmesini sağlamak zorundayız. Cahil bir toplumun gideceği yer 21. yüzyıl çöplüğüdür.’’

Çağdaş ve uygar toplumlardan alıntılar yaparak ve düşünceleri Türkçeye çevirerek tekrar etmekten başka bir şey yapmıyoruz. Kendi toplumumuzun kendimize ait yeni düşünce akımlarını oluşturamıyoruz. Toplumu yönetenler ve onu yönlendirenler düşüncelerimize korku salıyorlar. Üretim yapmamızı engelliyorlar.

Herkesin tüketici olduğu bir toplumda kaynaklar sınırlıdır ve yok olmaya mahkumdur.

Serkan Göksal

Matematiksel

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu
Kapalı