EKONOMİ BİLİMİ

Kur Savaşları: Türk Lirasının Ürkütücü Değer Kaybı

Uluslararası ticaret, başlangıcından bugünlere dek paranın evriminde büyük bir etkiye sahip olmuştur. Doğal olarak borçların-alacakların, yani tüm ödeme sistemlerinin de geleceği değişmiştir..

Zamanla gelişen döviz kurları, borsadaki gizli savaş ülkelerin kaderi üzerinde öyle bir söz hakkı edinmişlerdir ki bu konu ticaretten çıkmış, politikaya, siyasete de bağımlı hale gelmiştir.

Finansal sistemlerin, iç içe girmiş ve birbirlerinin dinamiklerinden kolaylıkla etkilenmeye başlamış olması gelişmekte olan ülke ekonomilerini kırılgan bir yapıya büründürmüştür. Tıpkı TL gibi..

Peki TL’nin kaderi kimin/kimlerin/hangi faktörlerin elinde?

Ekonominin seyrini, finansal piyasalardaki savaşı ve Türk Lirasının kayda değer bir düşüş eğilimi içine girmesini neye ‘borçluyuz’?

Borsa ve dövizin kısa tarihi

Dünyanın ilk borsası ülkemizde, Kütahya’nın Çavdarhisar ilçesinde yer alan Roma döneminden kalma Aizanoi Antik Kenti’nde kurulmuş..

Tabii borsa ile ilk vadeli işlem yapma konusuna gelince Matematikçi Thales’in marifetlerini unutmayalım. Göz atmak isterseniz: Borsacı Thales ile Tanıştınız mı?

Bugün ise, daha çok para borsalarıyla içli dışlı olsak da ilk borsa işlemlerinin konusu ‘mal alım-satımı’ idi. Emtia pazarları olarak da denen bu yapılar ticarete konu olan altın, gümüş, petrol, doğal gaz, bakır, pamuk, mısır, buğday, şeker, kahve gibi mallar üzerinden işler.

Bu malların alım-satımının gerçekleştirildiği piyasaya Emtia Borsası denir ve günümüzde hala devam etmekte olan borsalardır. Köklü ve eski bir yapısı olan borsalara çok fazla girmeden, dövize bakalım kısaca..

Bretton Woods Anlaşması ve Döviz

Adını ABD’deki bir kasabadan alan bu anlaşma II. Dünya Savaşı sonrasında ihtiyaç duyulan yeni parasal sistemin kurulması için yapılan anlaşmadır. Temmuz 1944’de 44 ülkenin katılımı ile Birleşmiş Milletler Para ve Finans Konferansı düzenlenmiştir.

Bu konferansın amacı II. Dünya Savaşı sonrası büyük darbe alan dünya ekonomisine ve parasal sisteme yeni bir düzenleme getirmek, savaştan zarar görmüş bölgeleri yeniden kalkındırarak ekonomik istikrarı sağlamaktır.

Bu konferansın en önemli sonuçları IMF (Uluslararası Para Fonu) ve Dünya Bankası’nın kurulması ile beraber dünyada ayarlanabilir sabit kur sistemine geçilmesidir.

Bu anlaşma üye ülkeleri dolara bağımlı kılan bir anlaşma olmuş. Çünkü üye ülke paraları dolara endekslenmiştir. Dolar ise başka bir ülke para birimi yerine altına bağlı hale getirilmiştir. Altın standardı olarak bilinen bu uygulamada 1 Ons altın 35 dolar olacak şekilde sabitlenmiştir.

Böylece, aslında tüm ülke para birimleri dolaylı olarak altına da endekslenmiştir.

Ancak, Bretton Woods’la getirilen Altın Döviz Standardı sistemi ancak 1971 yılına kadar devam edebildi.

Sebebi, ABD’nin dış ticaretinin büyük boyutlara varan açıklar vermesi ile borçlu ülkeler arasına girmesi oldu. Ama Bretton Woods’un getirdiği 2 kuruluş, IMF ve Dünya Bankası yaşamlarını sürdürdü. (Merkezi Washington’da olan IMF, ihtiyacı olan ülkelere belirli şartlarla borç verir. Türkiye, IMF ile 1947’de tanıştı..)

Sonuçta, küresel ticaret, anlaşmalar, kurumlar ve kuruluşlar, dünya ekonomilerini birbirine bağlamıştır. Bu yüzden kelebek etkisi, tüm ekonomiler üzerinde hissedilir hale gelmiştir.

Çünkü finans zincirinin her halkası bir ülkeyi temsil eder. Döviz kurlarının ‘gücüne göre söz hakkı’ artar olmuştur bu durumlar ile..

Türk Lirasının Değer Kaybının Sebepleri

2016 senesinde Alman Commerzbank, ‘Türkiye Ekonomisi Çöküyor’ isimli bir rapor yayınlamış bu raporda 2017 için TÜİK’in (Türkiye İstatistik Kurumu) 2017 büyüme beklentisini masal olarak yorumlamıştı.

Neden böyle bir yorum yapıldı? Kim haklıydı? 2017’de ne oldu ve bitti de 2018’in ikinci çeyreğinde TL rekor düşüş içine girdi ?

2018’in ilk çeyreğinde, Türk Lirası cinsinden açılan kredi talebinde gevşemenin, yabancı para cinsinden açılan kredi talebinde ise sıkılaşmanın devam ettiği görüldü.

TL’nin güven kaybının ikinci çeyreği de olumsuz etkileyeceği bekleniyor.

İkinci çeyrekte Türk Lirası cinsinden açılan kredi talebinde gevşemenin devam edeceği, yabancı para cinsinden açılan kredi talebinde ise sıkılaşmanın güçleneceği yönündedir.

Bireysel kredi türlerinden konut ve taşıt kredi talebinde azalış, diğer bireysel kredi talebinde artış beklenmekte.

Banka Kredileri Eğilim Anketi 2018 ilk çeyrek (Ocak-Mart) ve ikinci çeyrek beklentileri (Nisan-Haziran) analizi

Banka ve kredi analizi neden önemli?

Borçla borç kapatmak girdabını düşünün. O zaman kredilere olan talebin yüksek olmasının etkisini az çok canlandırabiliriz gözümüzde.

2008’de Amerika’yı ve dünyayı sarsan konut kredisi bazlı krize bakınca başlangıçta fark edilmesi zor bir durum vardı.

Konut piyasası yüksekti. Talep çoktu. Her şey toz pembe gözüküyordu. Ama bir problem vardı ki konut piyasasının bu yükseliş ivmesinin altında kredili borçlanmalar vardı. Alttan yavaş yavaş şişmeye başlayan bu balonun patlayışı çok sert olacaktı.

 Türkiye Ekonomisi’ndeki Borçlanma İvmesinin Analizi

Milyar TL20022008201020152016
Toplam Hazine Borç Stoku 242,7380,3473,5677,6759,6
    İç Borç Stoku149,9274,8352,8440,1468,6
    Dış Borç Stoku92,8105,5120,7237,5291,0
KİT Borçları 27,669,064,337,038,0
     İç Borçları15,862,655,931,531,8
    Dış Borçları11,86,48,45,56,2
Belediyelerin Banka Borçları (2016 verisi tahmindir)1,37,65,913,615,0
KAMU KESİMİ TOPLAM BORÇ STOKU271,6456,9543,7720,1803,8
ÖZEL KESİM TOPLAM KREDİ BORÇ STOKU87,8396,4507,51.428,51.709,5
HANEHALKININ BANKALARA BORCU6,6118,0174,3401,2439,8
ÖZEL SEKTÖR + HANEHALKI BORÇ TOPLAMI94,4514,4681,81.829,72.149,3
TOPLAM366,0971,31.225,52.549,82.953,1

Türkiye’nin Toplam Brüt Dış Borç Stoku

2017 yılının ilk 9 ayının sonunda Türkiye’nin toplam brüt dış borç stoku 438 milyar Dolardı. Bu borç stokunun 129,4 milyar Doları kamu kesimine, 704 milyon Doları TCMB’ye ve 307,9 milyar Doları da özel kesime ait bulunuyordu. Aşağıdaki özet tablo bu durumu gösteriyordu.

YıllarKamuTCMBÖzelTürkiyeGSYH Payı (%)
199033.2688.34210.77052.38126,1
200264.53322.00343.066129.60154,8
90 – 02 Değişim (%)94,0163,7299,9147,4 
2017129.438704307.855437.99651,9
2002 – 17 Değişim (%)100,6-96,8614,9238,0 

Diğer yandan Türkiye’nin jeopolitik konumundan kaynaklı tam bir ateş çemberi ortasında oluşu, Ortadoğu’daki sorunlar, kendi ülkemizde sonu gelmeyen kavgalarımız -siyasette ve toplumsal yapıdaki kavgalar- dışında, dünyada da Trump rejimi ve Kuzey Kore arası dalaşmalar derken yerel kaosların yanında, evrensel bir kaos oluştu..

Yerel bazda Türkiye’de 2017’de borçlanma, işsizlik, enflasyon, bütçe açığı, cari açık, dış borç stoku 2016 yılına göre artış gösterdi.

Küresel bazda ise ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşının olumsuz etkisini tüm dünya piyasaları çekmek durumunda kalıyor.

Şimdilerde Neler Oluyor? Dolar Neden Bu kadar Güçlü?

Doların bileğinin bükülmesinin ne kadar zor olduğunu anlamanın en gerçekçi yollarından biri ÜRETİME bakmaktır. Mesela uluslararası borsalardaki şirketleri inceleyelim Forex Piyasası üzerinden..

Mesela Borsa İstanbul’a bakıyor olsaydık yerel şirketlerimizin piyasa değerlerini görecektik. Ancak iş Forex’e gelince ulusal değil, uluslararası bazda rüşdünü ispat edebilmiş şirketlerin yarışabildiğini görebiliyoruz.

(Siz bu piyasada gördüğünüz Türk şirketleri olursa paylaşın lütfen..)

Aşağıda göreceğiniz şirketler ABD’nin uluslararası piyasalarda işlem gören firmaları..(Eğer aralarında ABD şirketi olmayan bir firma varsa bunu da paylaşabilirsiniz.)

Bu listedeki şirketlerin çoğu, dünya üzerindeki birçok ülkenin milli gelirinden kat kat daha fazla zenginler..

Doların yükselişinin ülkeleri bu denli etkilemesinin nedenine geldiğimiz zaman önce İTHALAT (M), İHRACAT (X) dinamiklerini anlamaya çalışalım.

İthalat – İhracat Dinamikleri

İhracatta kurun yükselmesi ihracatçıların kazançlarını yükselteceği için ihracat artar. İthalat ise azalır. Çünkü kurun yükselmesi, yabancı paranın değerinin artması ve yerel paranın ise erimesi anlamına geldiği için ithalat yaparken yani yerli olmayan bir malı yurt dışından alırken ithalatçının ödemesi gereken meblağ yani borç yükü artar.

Mesela ithalat yapan bir Türk firması olsun. Yurt dışında üretilen bir yabancı televizyon markası için  sipariş vermiş diyelim. TV siparişinin ödemesini ABD Doları ile yapacak olan ithalatçı firma, 700 tane TV siparişi versin ve TV’lerin tanesi 2.000 $ olsun.

Eğer 1 ABD Doları, 1 Türk Lirasına karşılık gelse firmanın maliyeti 700 adedin 2.000 Dolar ile çarpımı olacaktır. Yani TL cinsinden 1 buçuk trilyonluk maliyeti olacaktır. Ama diyelim 1 ABD Doları 8 TL olsun.

O zaman yerli firmanın maliyeti 11 Trilyondan fazla olacaktır.. Ülkeden döviz çıkışı miktarı artacaktır.

Ancak bu durumu ihracat yapan firma için kurgularsak işler değişir. Çünkü ihracat yapan firma, bulunduğu ülkede üretilen malı dış pazarlara satıp ülkeye döviz girişi kazandırır.

Eğer TV’yi ülkemiz üretip dış pazara satıyor olsaydı, ihracat yapmış olacaktı. Dolayısıyla dolar cinsinden ödeme alacak ihracatçıya, kurun yükselmesi fayda sağlayacaktı.

Yine de bu ülkede yapılan üretimin ne kadar dışa bağımlı olup olmadığına göre de değişebiliyor.

Yani firmanın üretim yaparken kullandığı ara malları dahi yurt dışından ihraç ediliyorsa, bu durumda ihracatçı için de kur yükselişi büyük zararlar ile sonuçlanabilir.

Yani nihai mal, yerli malı diyelim. Ancak mal son halini alana dek kullanılan ara malların çoğu yabancı menşeli ise ihracatçılar için de ticarette külfet artıyor.

Özetle kurun YÜKSELMESİ, çoğu zaman olumsuz bir durum olsa da bu hangi tarafta olduğunuza göre de değişiyor.

Kurun yükselmesinin kazanç getirdiği meslek gruplarında çalışıyor olsanız da üretiminizde en az şekilde dışa bağımlı olmanız gerekiyor ki kur yükselmesinin faydasını görün.

Diyelim kek yapıp pazarda satacaksınız. Unu, yumurtayı, şekeri dışarıdan alıp yükselen kurla ödeme yapıyorsunuz ama pazarda keki TL ile satıyorsunuz..

Böyle olunca yani maliyetiniz pazar fiyatınızdan gelecek kazancın üzerinde kalıyorsa, keki üretmenizin pek de bir mantığı kalmıyor.

Kurların 2018’den bu yana geldiği seyre baktığımızda da alış ve satış kurlarının neredeyse 2018’in iki katına yakın arttığını görüyoruz.

Dolayısıyla, dış ticaret açığı ve enflasyon gibi kronik problemlerimiz için ağır bir sorun teşkil edebiliyor. Maaşınızı ne cinsinden aldığınız değil konu.. Konu dışa bağımlı olmak. Yerli üretimdeki noksanlıkları henüz aşamamış olmak.  Ve dış borçları da kurları baz alarak ödemenin gerekmesi..

2018’in başlarında yazdığımız bu yazıda USD/TRY yani Dolar/TL kuru 4,11’leri, EUR/TRY yani Euro/TL kuru ise 5,08’lerdeydi. Sterlin ise 5,83 seviyesinde idi. Bu şu demekti aslında;

Avrupa vatandaşının 300 euro kadar harçlığı, TL cinsinden asgari ücrete o dönemde denk geliyordu. (Asgari ücret 2018’de brüt olarak 2029 lira, net olarak 1603 lira idi)

Şimdi ise belki yaşadığı yerde bir yemeğe verdiği 300 Euro kadar parayı bize veren bir turist, 3 bin TL’ye yakın para alabilir.

TCMB’nin Elektronik Veri Dağıtım Sistemi (EVDS) üzerinden kendiniz de yukarıdaki kur seyirlerine erişebilirsiniz.

Herkes birbirine absürt şeylerle kibirli kibirli üstünlük sağlamaya çalışıyor. Ancak bu kadar basit bir gerçek kimsenin zoruna gitmiyor. Ne kadar garip..

Geçmişten günümüze dünya parasal sisteminin yöneticileri aslında küreselleşme adı ile özellikle gelişmekte olan ülkeleri kumar masasına yatırmakta, kaybedeni bağımlısı kılmaktadır..

Aşağıdaki belgeselde 2008 Krizi ve Fed (Amerika Merkez Bankası) başkanı Ben Shalom Bernanke’nin finans piyasaları, dolayısıyla ülke ekonomileri üzerindeki satranç oyununu izleyebilirsiniz..

Ceren Demir

Kaynaklar

http://www.mahfiegilmez.com/2013/02/butce-dengesi-geometrisi-butce-dengesi.html

http://www.mahfiegilmez.com/2017/12/merkez-bankasnn-altnlar-nerede.html

http://projects.exeter.ac.uk/RDavies/arian/dollar.html

https://www.thebalance.com/bretton-woods-system-and-1944-agreement-3306133

Matematiksel

Ceren Demir

Kendini, insanları, dünyayı tanıma ve anlama çabasında, belki de kaosta olan; filmin oyuncularından, dünya üzerindeki küçücük noktalardan biriyim.. Dokuz Eylül Üniversitesi'nde Ekonomi bölümünde yüksek lisansa devam ediyorum. Spora, sanata (özellikle resim sanatı), müziğe, doğaya, doğa sporlarına, felsefeye, psikolojiye, kitaplara, filmlere düşkünüm.. Okumayı, yazmayı, öğrenmeye çabalamayı çok seviyorum. Küçük yaşlardan itibaren birikmiş 9 adet günlüğüm var. Amaçlı ve amaçsız yaşamanın çeşitli noktalardan artı ve eksileri olduğunu düşünsem dünyadaki her şeyin gelip geçici olduğuna inanıyorum. Yine de -her şeye rağmen- ben uzun süredir amacı olanlardanım.. Buradan enerji sağlayabiliyorum.. Çoğunlukla enerjik, dışa dönük olsam da yeri geldikçe oldukça içe kapanmaya ve yalnızlığa susayabiliyorum. İkisi de keyifli ve öğretici.. Matematiksel sitesinin öncelikle hayranı olan bir okuruyum sonra Matematiksel’e katkı sağlamaya çalışan enfes ekibin bir parçasıyım. Özetle bu dünyayı bir rüyaymış gibi (Is this the real life? Is this just fantasy?) hissedip iyi bir insan olarak '‘kalmaya'’ çabalayan, sonsuzmuş gibi üretmeye çalışan insanlardan olarak; bahsettiğim 'bencil' bilgilerimi önemsiz sayıyorum. Sadece denizdeki kum tanelerinden biri olduğumun farkındayım. Ancak okyanusları merak etmekten vazgeçemiyorum. Yaşam keşifle canlanıyor..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu