SOSYAL BİLİMLER

İyilik ve Kötülüğün Bilimi

Kötülük ve iyilikle alakalı yüzlerce soru sorulabilir, yüzlerce tanım yapılabilir. Ancak olaya felsefi yaklaşma kısmını bir yana koyup, konu ile ilgili yapılmış çalışmalara, kötülüğün bilimine bakalım bu yazımızda…

Kanada’daki British Columbia Üniversitesi’nde psikoloji profesörü Delroy Paulhusın içimizdeki “kötü insanları” anlamak için çalışmalar yapan bir bilim insanı.

Bazı insanların neden başkalarına acı çektirmekten hoşlandığı sorusuna cevap arıyor. Bu tür insanlar sadece psikopatlar ve katiller değil; okuldaki zorbalardan internet trollerine, aynı zamanda politikacı ve polis gibi toplumun üst kesimine mensup kişiler bile bu kategoriye girebiliyor.

Paulhus, bu insanlar hakkında hemen yargıya varmanın kolay olduğunu söylüyor. “Tanıştığımız insanlar hakkında melek ve şeytan kalıbını kullanma eğilimi taşıyor, dünyamızı iyi ve kötü insanlar olarak basitleştirmek istiyoruz” diyor.

Paulhus konuya narsistlerle başladı. Bunlar kendilerine biçtikleri değer duygusunu korumak için saldırıya geçebilen aşırı bencil ve kibirli insanlardı.

Daha sonra, bu eğilimlerin manipülatif makyavelcilik (amacına ulaşmak için her yolu meşru sayma, özellikle devlet yönetiminde amaca ulaşmak için, töreye, ahlaka aykırı da olsa, her türlü aracı, yolu kullanma temeline dayanan siyasal öğreti.) ve başkalarının duygularına karşı duyarsız psikopat özelliklerle bağlantısı incelendi.

Fakat bunların birbirinden bağımsız özellikler olduğu, bazen tesadüfen bir arada görülerek “Karanlık Üçlü” oluşturdukları sonucuna varıldı.

Paulhus’un deneylerine katılan insanlar şaşırtıcı derecede açık sözlüydü. “Zayıf insanları hedef almaktan hoşlanırım” ya da “Bana sırlarınızı söylemeseniz sizin için daha iyi olur” gibi ifadeleri rahatlıkla kullanabiliyorlardı.

Bunlar sınavlarda sahtecilik yapmaya ve eşlerini aldatmaya da daha meyilliydi.

Paulhus kriminal ya da psikiyatrik vakalardan ziyade gündelik yaşamdaki kötücül davranışlarla ilgili. İnsanlar bu tür davranışları toplum içinde kontrol altında tutabiliyor ve hemen kendisini göstermiyor olsa da bir şekilde dikkat çekiyor.

Örneğin narsistler, kendi egolarını tatmin edecek eğilimlerde bulunuyor. Paulhus kendisinin uydurduğu bir konuda onların bilgisini ölçmek istediğinde her konuda bilgileri varmış gibi davranıyor, itiraz gördüklerinde ise hemen hemen öfkeleniyorlardı.

“Bu insanların kendilerini dev aynasında görmelerini sağlayan özelliklere uyuyor bu davranış biçimi” diyor Paulhus.

Kötülük Doğuştan mı?

İnsanların doğuştan mı bu özellikleri taşıdıkları sorusuna yanıt bulmak için tek ve çift yumurta ikizleri incelenmesinde ise bu kişilik bozukluklarının  genetikle ilgili olmadığı, oluşmasında çevresel etkenlerin önemli olduğu sonucuna varıldı.

Liverpool Üniversitesi’nden Minna Lyons “Kimse psikopatlık geniyle doğmaz ve bu konuda yapacak bir şey yok denemez” diyor.

Lyons, gece geç yatıp sabah erken kalkamayanlarda “Karanlık Üçlü” özelliklerine daha sık rastlandığını belirtiyor. Bunlar risk almaktan (psikopat özellik), manipüle etmekten (Makyavelci özellik) ve başkalarını sömürmekten (narsist özellik) hoşlanıyor.

Bu teorinin doğruluk payı tartışmalı olabilir, fakat Paulhus insan toplumun karmaşık olduğunu, her konuda başarı şansını artırmak için insanların farklı yollar tutabileceğini ve bunun bazen iyiliği, bazen de kötülüğü içerdiğini ifade ediyor.

Sadizm Deneyi

Paulhus, araştırmalarında diğer üç gruba konamayacak, başkalarına acı vermekten zevk alan “sıradan sadizme” de rastladığı için kötücül özellikleri artık “karanlık dörtlü” olarak adlandırıyor.

Bu teoriyi sınamak için böcek öğütme makinası deneyine başvuruldu. Bu aygıtta deneklerin görmediği, fakat böceklerin kaçacağı bir yol vardı. Yine de sanki böcekler eziliyormuş gibi bir duyuluyordu. Deneklerin bazısı makinayı kullanmayı reddedip odayı terk ediyor, fakat bazıları da bundan zevk alıyordu.

Benzer bir deney bilgisayar oyununda rakibini cezalandırırken kulaklıktan acılı bir insan sesi aktarımı yoluyla yapıldı, ancak bu aşamaya geçmek için deneklerin uzun bir sözlü sınavdan geçmesi gerekti.

Sadistlerin sadece zevk için, bu işten hiçbir yararları olmadığı halde başka insanlara acı vermek için bu sıkıntıya katlandığı görüldü.

Trol Takibi

Paulhus internet trolleri için de aynı şeyin geçerli olduğunu belirtiyor. “Bunlar acı çektirecekleri insanları internette aradıkları için sıradan sadistlerin internet versiyonu gibidir. Diğer üç özellik de görülmekle beraber sadistlik biraz daha ağır basar. ” şeklinde yorum yapıyor bu duruma.

Paulhus ayrıca “ahlaki Makyavelcilik” ve “komünal narsizm” konusundaki yeni araştırmalarla da ilgili. Karanlık özelliklerin toplumsal yarar için kullanılmasını öngörüyor bu yaklaşımlar. Bazı durumlarda “iyi bir insan olup evinizde oturmanızın kimseye bir faydası olmuyor”.

Görüldüğü üzere kötülük, kötü insanlar, kötülüğün kaynakları çok çeşitli ve değişken. Bu konuda Morgan Freeman da ‘ Kötülük Neden Var?’ diye sormuş ve National Geographic ile bir belgesel hazırlamış. İzlemenizi öneririm.

Kaynak: Modern Düşüncede Kötülük – Susan Neiman

Ceren Demir

Kendini, insanları, dünyayı tanıma ve anlama çabasında, belki de kaosta olan; filmin oyuncularından, dünya üzerindeki küçücük noktalardan biriyim.. Dokuz Eylül Üniversitesi'nde Ekonomi bölümünde yüksek lisansa devam ediyorum. Spora, sanata (özellikle resim sanatı), müziğe, doğaya, doğa sporlarına, felsefeye, psikolojiye, kitaplara, filmlere düşkünüm.. Okumayı, yazmayı, öğrenmeye çabalamayı çok seviyorum. Küçük yaşlardan itibaren birikmiş 9 adet günlüğüm var. Amaçlı ve amaçsız yaşamanın çeşitli noktalardan artı ve eksileri olduğunu düşünsem dünyadaki her şeyin gelip geçici olduğuna inanıyorum. Yine de -her şeye rağmen- ben uzun süredir amacı olanlardanım.. Buradan enerji sağlayabiliyorum.. Çoğunlukla enerjik, dışa dönük olsam da yeri geldikçe oldukça içe kapanmaya ve yalnızlığa susayabiliyorum. İkisi de keyifli ve öğretici.. Matematiksel sitesinin öncelikle hayranı olan bir okuruyum sonra Matematiksel’e katkı sağlamaya çalışan enfes ekibin bir parçasıyım. Özetle bu dünyayı bir rüyaymış gibi (Is this the real life? Is this just fantasy?) hissedip iyi bir insan olarak '‘kalmaya'’ çabalayan, sonsuzmuş gibi üretmeye çalışan insanlardan olarak; bahsettiğim 'bencil' bilgilerimi önemsiz sayıyorum. Sadece denizdeki kum tanelerinden biri olduğumun farkındayım. Ancak okyanusları merak etmekten vazgeçemiyorum. Yaşam keşifle canlanıyor..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı