YAŞAM

Koronavirus: Panik Yapmamanız İçin 10 Neden

Koronavirüs pandemi olarak sınıflandırılmış olsun ya da olmasın, ciddi bir konu. İki aydan daha kısa bir sürede birkaç kıtaya yayıldı.

Pandemi, üçten fazla farklı coğrafi bölgede eşzamanlı olarak hastalığın sürekli devam etmesi ve sürekli bulaşması anlamına geliyor. Pandemi, bir virüsün ölümcüllüğüne değil, bulaşabilirliğine ve coğrafi genişlemesine atıfta bulunuyor.

Şu anda kesin olan elimizde korku pandemisinin olması. Gezegenimizdeki tüm medya kanalları koronavirüs haberleri tarafından tutuluyor. En kötü senaryoların gerçekleşme ihtimalinden dolayı derin bir endişe olduğu ve kitle planlaması yapıldığı haberleri doğru. Ve elbette, bu durumun yansımaları küresel sağlık alanından iş ve siyasete geçiyor.

Ancak panik yapmamamız da gerekli. COVID-19 hakkında iyi haberlerin çıktığını  söylemek yanlış olur, fakat iyimser olmak için nedenler var; virüsü kontrol altına almanın ve yenmenin mümkün olabileceğini düşündüren nedenler gelecek için öğrenilecek dersler…

Neden Panik Yapmamalıyız?

1. Ne olduğunu biliyoruz

İlk AIDS vakaları Haziran 1981’de tanımlandı ve hastalığa neden olan virüsü (HIV) tanımlamak ise iki yıldan fazla sürdü. COVID-19’ dan kaynaklanan ilk şiddetli zatürree vakaları 31 Aralık 2019’da Çin’de bildirildi ve 7 Ocak’a kadar virüs zaten tanımlanmıştı. Ortaya çıkmasının 10. gününde virüsün genomu artık biliniyordu.

SARSCoV2 olarak adlandırdığımız Yeni koronavirüsün  SARS ile aynı ailenin 2B grubundan olduğunu zaten biliyoruz. Hastalığa COVID-19 dendi. Yarasalardan gelen koronavirüs ile ilişkili olduğu düşünülmekte. Genetik analizler, yakın zamanda doğal bir kökene sahip olduğunu (Kasım sonu ile Aralık başı arasında) ve virüslerin mutasyon geçirerek yaşamasına rağmen, mutasyon oranının çok yüksek olmayabileceğini doğruladı.

2. Virüsün nasıl tespit edileceğini biliyoruz

13 Ocak’tan beri virüsü tespit etmek için bir test artık mevcut.

3. Çin’de durum düzeliyor

Çin’in uyguladığı güçlü kontrol ve izolasyon önlemleri karşılığını veriyor. Birkaç haftadır, her gün teşhis edilen vaka sayısı azalmakta. Diğer ülkelerde çok ayrıntılı bir epidemiyolojik takip yapılmakta; salgınlar, daha kolay kontrol edilebilecekleri belirli alanlarda yayılmakta.

4. Vakaların % 80’i hafif

Hastalık semptomlara neden olmuyor veya vakaların % 81’inde hafif olarak görülüyor. Tabii ki,% 14’ünde ciddi zatürre belirtilerine neden olabiliyor  ve% 5’inde de kritik veya ölümcül olabiliyor. Ölüm oranının ne olabileceği hala net olarak belli değil. Ancak şimdiye kadar yapılan bazı tahminlerden daha düşük olabilir.

5. İnsanlar iyileşir

Bildirilen verilerin çoğu, teyit edilen vakaların sayısındaki artış ve ölümlerin sayısıyla ilgili, ancak enfekte olmuş kişilerin çoğu iyileşiyor. Ölümlerden 13 kat daha fazla iyileşmiş vaka vardır ve bu oran giderek artıyor.

Koronavirus: Panik Yapmamanız İçin 10 Neden

6. Belirtiler çocuklarda hafif görülür

Vakaların sadece% 3’ü 20 yaşın altındaki kişilerde görüldü ve 40 yaşın altındaki ölüm oranı ise sadece% 0.2. Semptomlar çocuklarda çok hafif olduğundan fark edilmeyebilir.

7. Virüs temizlenebilir

Virüs, etanol (% 62-71 alkol), hidrojen peroksit (% 0.5 hidrojen peroksit) veya sodyum hipoklorit (% 0.1 çamaşır suyu) çözeltisi olan yüzeylerden sadece bir dakika içinde etkili bir şekilde temizlenebilir. Bulaşmadan kaçınmanın en etkili yolu sabun ve su ile sık sık ellerimizi yıkamak.

8. Dünya genelinde bilim bu durumu çözmeye çalışıyor

Uluslararası olarak bilim insanlarının işbirliği yaptığı bir çağdayız. Bir aydan fazla bir süre sonra, COVID19 veya SARSCov2 hakkında  PubMed’de 164 makale erişime açıldı ve çok daha fazlası henüz incelenmemiş olsa da veri havuzlarında erişilebilir durumda. Bunlar aşılar, tedaviler, hastalık oluşumunun incelenmesi, genetik ve filojeni, tanı, klinik yönler vb. üzerine yapılan ilk çalışmalar.

Bu makaleler, dünyanın her yerinden yaklaşık 700 yazar tarafından yazıldı. Ortak ve açık bir şekilde işbirliği yapılarak çalışıldı. 2003 yılında, SARS salgını olduğunda, bu makalelerin yarısından daha az sayıya ulaşması için bir yıldan fazla zaman geçmesi gerekmişti. Buna ek olarak, çoğu bilimsel dergiler koronavirüs hakkındaki yayınlarını açık erişim olarak bırakmıştı.

9. Zaten aşı prototipleri var

İnsanlık olarak yeni aşı tasarlama kabiliyetimiz tek kelimeyle muhteşem. Hali hazırda yeni koronavirüse karşı aşı arayan sekizden fazla proje var. Benzer virüslere karşı aşı projeleri üzerinde çalışan gruplar da var.

Avustralya’daki Queensland Üniversitesi’nin aşı grubu, yeni bir teknoloji olan “moleküler kelepçe” adlı tekniği kullanarak zaten bir prototip üzerinde çalıştığını duyurdu. Bu, rekor sürede aşı üretiminin gerçekleşeceğine verebilecek örneklerden sadece bir tanesi. Prototipler yakında insanlar üzerinde test edilebilir hale gelecek.

10. Antiviral denemeler sürüyor

Aşılar önleyici tedaviler. Şu anda ise, zaten hasta olan insanların tedavisi önemli. Koronavirüs tedavilerini analiz eden 80’den fazla klinik çalışma var. Bunlar zaten onaylanmış ve güvenli olduğunu bildiğimiz diğer enfeksiyonlar için kullanılan antivirallerdi.

Ebola ve SARS / MERS’e karşı insanlar üzerinde daha önce test edilmiş olan ve halen incelenmekte olan geniş spektrumlu bu antivirallerden biri remdesivir.

Bir diğeri de güçlü antiviral aktiviteye sahip olduğu görülen bir antimalaryal olan klorokin. Klorokinin, virüsün hücre ile kaynaşması için gerekli olan endozomun pH’ını artırarak viral enfeksiyonu bloke ediyor, böylece canlı vücuduna girişini engellediği biliniyor. Bu bileşiğin laboratuvar ortamında yeni koronavirüsü bloke ettiği gösterildi ve koronavirüs bulaşmış zatürre belirtisi gösteren hastalarda kullanılmakta.

Önerilen diğer çözümler, oseltamivir (influenza virüsüne karşı kullanılan), interferon-1b ​​(antiviral fonksiyonlu protein), virüsten iyileşmiş insanların vücutlarından alınan antiserumlar veya virüsü etkisizleştirmek etmek için üretilen monoklonal antikorların kullanımına dayanıyor. Yapay zeka yardımıyla seçilen barisitinibin gibi inhibitör maddeleri de yeni terapiler olarak öneriliyor.

1918 yılındaki grip salgınında 25 haftadan kısa bir sürede 25 milyondan fazla ölüm gerçekleşti. Şimdi benzer bir şey olabilir mi? Muhtemelen değil; insanlığın başlangıcından bu yana bir salgınla savaşmak için hiç bu kadar hazırlıklı olmamıştık.

Okumaya devam etmek için: Epidemiyoloji: Hastalıklar Nasıl Yayılır?

Çeviri: Nesrin Manav

Yazar: Ignacio López-Goñi mikrobiyolog ve Navarra Üniversitesi’nde (İspanya) çalışıyor.

Çeviri kaynağı: https://theconversation.com/coronavirus-ten-reasons-why-you-ought-not-to-panic-132941?fbclid=IwAR2SEdt4bTE5fLLJU

Matematiksel

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı