GÜNDEM

Koronavirüs Aşısı İle İlgili İyimser Olmak İçin Sebepler

İnsana hastalık bulaştırdığı bilinen ilk koronavirüs çeşidi yarım yüzyıldan fazla süre önce keşfedilmiş olmasına ve aradan geçen bunca zamana rağmen bu virüse karşı henüz bir aşı geliştirilebilmiş değil.

Bu yazıda, “Etkili bir aşının, içinden geçtiğimiz şu günlerde geliştirilebileceği ile ilgili iyimser olmalı mıyız?” sorusunun peşine düşeceğiz.

Yeni keşfedilen SARS-CoV-2, yani COVID-19 a sebep olan koronavirüs çeşidi, diğer koronavirüs çeşitlerine oldukça benzer bir yapı sergiliyor, dolayısıyla bilim insanları bağışıklık sistemimizin bu virüsle nasıl başa çıkabileceği ile ilgili tahminlerde bulunabiliyor.

Hayvanlarda ortaya çıkan bu yeni koronavirüs, Sars ve Mers’e benzer biçimde şiddetli akut solunum yetersizliği sendromuna sebep oluyor ve akciğerlere ve diğer organlara zarar veriyor.

Sars ve Mers gibi hastalıklara sebep olan diğer koronavirüslere karşı neden aşı geliştirilmedi?

Bu sorunun cevabı, sırasıyla 2002 ve 2012 yıllarında ortaya çıkan Sars ve Mers hastalıklarının gelişiminin çok daha çabuk bastırılmış olması, bu hastalıkların çok daha az sayıda insanı etkilemesi ve dolayısıyla aşı geliştirmeye hevesli virologların araştırma yapmak için ihtiyaç duydukları ekonomik desteğe sahip olamamaları olarak verilebilir.

Tersine, COVID-19 un dünya çapında sebep olduğu büyük karmaşa sayesinde, şu an en az 90 aşı geliştirilme aşamasında, ve bunlardan bazıları insanlar üzerinde denenmeye başlandı bile.

Aşı ne işe yarar?

Aşı ile vücudu giren virüsün zararsız hali, bağışıklık sistemini antikor veya hücresel bağışıklıktan sorumlu olan T hücre üretmesi için uyarır. Aşının arkasında yatan düşünce, virüsle bir sonraki karşılaşmamızda virüse hazır durumda olan bir savunma sistemi oluşturmaktır.

Bir aşı geliştirilirken yapılan testlerde, yaşlılık ve benzeri sebeplerle hastalığa daha yatkın kişileri virüse maruz bırakmak yerine, herhangi bir sağlık problemi bulunmayan genç insanlar tercih edilir. Geliştirilen bir aşının işe yararlığını sorgulamanın en iyi yolu, o aşının bu insanları enfeksiyondan ne kadar iyi koruduğuna bakmaktan geçer.

Koronavirüs Aşı Çalışmaları

Aşı geliştirmenin zorlukları

İdeal aşı, uygulandığı herkesi korumalı ve tek bir dozla ömür boyu koruma sağlamalıdır. Hızlı üretilmeli, düşük maliyetli olmalı, kolayca enjekte edilebilmeli, soğutmaya ihtiyaç duymamalı ve böylece dünyanın ulaşılması en zor kesimlerine ulaştırılabilmelidir.

Gerçekte, farklı virüsler için hayat boyu koruma sağlayacak bağışıklığa yol açacak bir aşının nasıl üretileceği tam olarak anlaşılabilmiş değil ve bazı enfeksiyonlar için yardımcı aşı uygulamalarına ihtiyaç duyuluyor.

Ayrıca, yaşa bağlı olarak yorulan bağışıklık sistemi aşıya cevap vermekte zorlanır. Bu aynı zamanda, çeşitli hastalıklar sebebiyle zayıflamış bağışıklık sistemine sahip olan genç insanlar için de geçerlidir.

Şunu unutmamak gerekir ki, en zor olan iş her zaman, en zayıf olanı korumaktır. Yine de, nüfusun yüzde sekseninden fazlasını koruyan aşılama programları, virüslerin yayılma oranını azaltır ve sürü bağışıklığı sayesinde dolaylı yoldan da olsa yukarıda zayıf olarak nitelendirdiğimiz insanları korumakta fayda sağlar.

Daha fazla bilgi için: Aşı Geliştirme Süreci Nasıl Gerçekleşir?

Koronavirüs Aşısı İçin Neden İyimser Olmalıyız?

Yazının bu bölümünde, dünyanın Ocak 2020 tarihinden beri mücadele etmeyi sürdürdüğü COVID-19 hastalığına karşı geliştirilmeye çalışılan aşı için iyimser olma sebeplerinden bahsedeceğiz.

Bu sebeplerden birincisi, virüsün tedavi edilebilir olduğunu bilmemiz. HIV gibi, genetiğini bizim genetiğimize yerleştiren ve bağışıklığı yok ettikten sonra, kendilerinin birer kopyasını yapabilen bazı diğer virüslerin aksine, SARS-CoV-2 bu biçimde bir devamlılık gösteremiyor.

İyimser olma sebeplerinden ikincisi, en çok enfekte olan hastaların antikor üretebildiğine ve bu hastaların kanlarında T hücre tepkilerinin var olduğuna dair kanıtların olması.

Oluşan bu tepkilerin koruyucu olup olmadığı henüz tam olarak bilinemese de bu tepkilerin bizi aşının temel taşı olan immünolojik belleğe götürdüğü biliniyor.

Bu yazıda bahsedeceğimiz üçüncü ve son iyimser olma sebebi, koronavirüslerin grip gibi virüslerden daha yavaş mutasyona uğraması ve Sars ve Mers’ten deneyimlediğimiz üzere vücutta oluşan antikorların iyileşmeden sonra en az bir yıldan, iki yıla kadar değişen sürelerde varlıklarını devam ettirebilmeleri.

Bu, etkili bir aşının en azından belli bir süre herhangi bir güncelleme yapılmadan kullanılabilir olacağı anlamına geliyor.

Yukarıda saydıklarımızın dışında, koronavirüs aşısı ile ilgili iyimser olmak için daha birçok sebep var. Bilim insanlarının fazla sayıda deney yaptığını ve dolayısıyla başarıya ulaşma olasılıklarının yüksek olduğunu, ayrıca ilaç firmalarının, henüz aşının işe yarayıp yaramayacağı bilinmeden, üretimi hızlandırdıklarını ve erkenden olası dağıtım modelleri üzerine çalışmaya başladıklarını biliyoruz.

Umuyoruz ki, en kısa zamanda bu çalışmalarda mutlu sona ulaşılır ve çok da normal olmadığı için bizi bu günleri deneyimlemek zorunda bırakan eski normalimize biraz daha bilinçlenmiş biçimde geri döneriz.

Kaynak ve İleri Okuma: https://theconversation.com/coronavirus-vaccine-reasons-to-be-optimistic-137209

Paylaşmak Güzeldir

Fatma Ayca Cetinkaya

Matematik alanındaki lisans derecemi Ankara Üniversitesi'nden, yüksek lisans ve doktora derecelerimi Mersin Üniversitesi'nden aldım. Halen Mersin Üniversitesi Matematik bölümünde Doktor Öğretim Üyesi unvanıyla çalışmaktayım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı