Anasayfa » BİLİM VE TOPLUM » Kişilik Bölünmeleri ve Başarı

Kişilik Bölünmeleri ve Başarı

THE SPLIT (PARÇALANMA) FİLMİ

Geçen sene çok merak ettiğim kişilik bölünmeleri konusu hakkında bol bol araştırma yapıp epey uzun bir yazı hazırlamıştım. Yine geçenlerde izlediğim Night Shyamalan imzalı, Billy Milligan’ın gerçek hikayesinden uyarlanmış olan‘The Split’ filminden sonra bu yazımı kısaltarak sizlerle paylaşmak istedim.

Yazıya geçmeden filmden biraz bahsetmek isterim.

Filmde çoklu kişilik bozukluğuna sahip olan Kevin (James McAyoy) ve 23 ayrı alteri (kişiliği) var.

23 ayrı kişiliğin de farklı takıntıları, yetenekleri, suça meyilleri, hassaslıkları var kısacası cinsiyetleri, yaşları farklı 23 ayrı kişi bir insan bedeninde toplanmış durumda.

Bunlardan biri suça meyilli olan Dennis. Bu alter, kontrolü ele alarak market çıkışında olan üç kızı kaçırıp evinin bodrum katına hapsediyor.

Kişiliğin çocuk olan tarafı Hedwig kızlarla arkadaş oluveriyor, küçük bir çocuk gibi konuşuyor, düşünüyor, hareket ediyor. Bir bakıyorsunuz çocuk birden orta yaşlı bir kadına dönüşüp genç kızlara tavsiye veriyor.

Filmde Kevin gibi birçok hastaya sahip bir psikiyatristimiz de var. Kendisi, bu hastaların durumuyla ilgili bir konferansta şunları söylüyor:

”Kendimizi sorunlu ve farklı insanlardan üstün görürüz. Peki ya onlar bizden üstünse?”

”Bu bir zihinsel hastalık değil. Neye inanıyorlarsa o oluyorlar. Beyin kendisini korumayı öğrenmiş. Adeta olağanüstü, doğaüstü güçleri varmış gibi, düşünce güçleriyle vücut kimyalarını değiştirebiliyorlar. Bu yetenekleri sayesinde bizlerin yapamayacakları şeyleri yapabiliyorlar. Kimlikleri arasındaki farklar çok fazla olabilir. Her bir kimlik ayrı bir fizik yapısına ve ayrı bir zeka seviyesine sahip olabilir. Odaklanma ve olayları tecrübe etme yöntemleri olağanüstü. Eğer bu kişiler acılarından kurtarılırsa, zihinsel potansiyelleri ortaya çıkarılabilirse, bilinmeyen dediğimiz her şeyin kapısı açılacaktır.”

***

Evet dostlar, çoklu kişilik bozukluğu ile ilgili enteresan filmlerden birinde böyle olaylar oluyor. Bir de Kafka’nın dönüşen karakterine bakalım:

KAFKA VE DÖNÜŞÜM

Dönüşüm kitabında, temelde ekonomik nedenlerle bireyin kendi emeğine ve özüne yabancılaşması temalarına yer verilmiştir.

Başkahraman yalnız, robotik, çaresiz bir üye olarak sunulmaktadır. Ancak bir sabah uyandığında böceğe dönüşmüştür. Böceğe dönüşmüş olmasına rağmen bilincinde yerindedir ve işini kaybetmekten korkar delice. Çabalasa da böcek haliyle işe gitmesi zorlaşır. Üzerinde ailesinin sorumluluğu bulunmaktadır. İşsiz kalması aile bireylerinin ona verdiği değerin de azalmasına neden olur.

Kafka’nın eserde ele aldığı yabancılaşma türü bireyin kendine yabancılaşmasıdır. Bu yabancılaşma duygusu böceğe dönüşünce değil, ailesi tarafından dışlandığında ortaya çıkar.

KİŞİLİKTE PERFORMANS, ÖN YORUM 

Bir sporcuyu ele alalım…

Alanında gösterdiği performans sırasında bu kişi melankoliden beslenemez. Belki kendi yapısında vardır melankoli ama spor performansları enerjik, pozitif, hırslı olmayı gerektirir. Sporcu kişiliğinin yanında bu kişinin sanat ile de uğraştığını varsayalım. Eğer sanatına ruhunun çığlığını, bir acısını yansıtacaksa, o acıyla yüzleşmeli o acıyı hissedip yaşamalıdır. Dolayısıyla burada onun melankolik karakterine ihtiyacı vardır. Sanat ve spor hobileri, para kazandığı meslek finans yöneticiliği olsun mesela. Burada bu kişinin mentalitesinin en üst seviyesine ihtiyacı vardır.

Sanatçı kişiliğinin geçmişin rüzgarında uçup eserlerine yansımasının aksine, buradaki finansçı kişiliği geleceği öngörmeli, analiz etmeli, yarını hesaplayabilmelidir. 

Hegel’in diyalektiği gibi.. Siyah-beyaz-gri hepsi bizde..

Bu yansımaları dışarıdan farklı gözlerin ön yargısıyla yorumlayalım. ( ön yargı demeyelim de istem dışı yorumlama diyelim)

Bu aynı kişiliğin ilk olarak finansçı yanıyla tanışan kişi onu çok akıllı, stratejik tanımlayacak. Sanatçı kişiliğiyle tanışan onu duygusal, hassas olarak, sporcu yanıyla tanışan ise hırslı, güçlü, enerjik tanımlayacaktır.

Karakter Portföyümüz var hepimizin bu durumda değil mi?? Bu portföyü nasıl yönettiğimiz hayatlarımız, tutkularımız ile ilgili. Her performans farklı bir karaktere ihtiyaç duyuyorsa, biz kendi karakter portföyümüzü de bu uğraşlarımıza göre yönetiyor oluyoruz. An, zaman ve durumsal karakter geçişlerimiz oluyor elbette duruma böyle bakınca..

BİLİMSEL ANLAMDA ÇOKLU KİŞİLİK

Dissosiyatif kimlik bozukluğu (DKB) çoklu kişilik bozukluğu olarak bilinir. DKB hafıza, bilinç ya da farkındalığın, kimlik ve/veya algının parçalanması ya da bozulması durumudur. DKB’li kişiler, “asıl” kişiliğinin yanı sıra alternatif kişilikler olarak bilinen ya da “alter” diye adlandırılan iki veya daha fazla, farklı ve ayrı kişiliklere sahiptir. 

Beyza’nın Kadınları filminde bu örneğe çok net bir şekilde rastlanır.

Her alterin farklı bireysel özellikleri, kişisel geçmişi, düşünme şekli ve çevresindekilerle ilişki biçimi vardır.

Bir alter, farklı cinsiyetten olabilir, farklı bir isme, görgü kurallarına ya da tercihlere sahip olabilir. (Hatta bir alter, çekirdek kişilikten farklı alerjilere bile sahip olabilir.)

DKB’li bir kişi, alterin hâkim olduğu zamanlardaki diğer kişilik durumlarının ya da anılarının farkında olabilir de olmayabilir de.  

 Travmalardan doğan bu rahatsızlık travmaların hatırasından beslenir. Stres ya da bir travmayı hatırlatan herhangi bir şey, her an alterin ortaya çıkması için tetikleyici olabilir.

**

Bazı durumlarda, DKB’li bir kişi, alterlerinden duruma göre faydalanabilir. Bukalemun gibi renk değiştirdiğini düşünün. Asosyal bir alterin, iletişim becerileri kullanması gerektiği bir durumda mesela bir toplantı, bir sunumda son derece sosyal ve özgüvenli alterini kullanması gibi. DKB’li kişiler, çoğunlukla kaotik bir hayata, kişisel ve iş ilişkilerinde sorunlara neden olurlar. Aynı insanlarla tekrar tekrar tanışma, eşyalarını tanımama, kendisini tanıyanları tanımama gibi..

DKB’nin bazı semptomları:

  • Etkili durumdan rahatsız edici / engellenmiş duruma kadar, işlev seviyelerini değiştirme
  • Şiddetli baş ağrısı, benlik yitimi (Kişinin kendi düşüncelerinden, duygularından ve vücudundan kopması hissi)
  • Derealizasyon (Çevredeki ortamın yabancı, garip veya gerçekdışı olduğunu hissetmek)
  • Depresyon
  • Anksiyete
  • Yeme ve uyku bozuklukları
  • Cinsel işlev ile ilgili sorunlar
  • Madde bağımlılığı
  • Amnezi (Hafıza kaybı veya zaman sapması hissi)
  • Halüsinasyonlar (Sahte algılamalar veya sesler duymak gibi duyusal deneyimler)
  • “Kesme” gibi kendi kendine zarar verme
  • İntihar riski (DKB’li insanların %70’i intihar girişiminde bulunur)

DKB’ye Ne Sebep Olur?

Travma sıklıkla şiddetli duygusal, fiziksel ve / veya cinsel istismar içerir. Aynı zamanda kazalar, doğal felaketler ve savaş ile de bağlantılı olabilir. Örneğin bir ebeveynin kaybı, önemli bir erken bir kayıp veya hastalıktan dolayı uzun süre soyutlanma gibi şeyler, DKB’nin gelişmesinde etkili olabilir.

Bölünme genellikle stresli veya travmatik bir durumla bağları koparmak ya da travmatik anıları normal farkındalıktan ayırmak için kullanılan bir başa çıkma mekanizması olarak düşünülür. Bu, bir kişinin dış dünyayla bağlantıyı koparması ve gerçekleşen şeylerin farkındalığından uzaklaşmasının bir yoludur.

Bölünme, travmatik ya da stresli bir deneyimin fiziksel ve duygusal acısına karşı bir savunma mekanizması görevi görebilir. Bir kişi, acı anıları gündelik düşünce süreçlerinden ayırarak, sanki travma gerçekleşmemiş gibi nispeten sağlıklı bir işleyiş seviyesini korumak için bölünmeyi kullanabilir.

*** DKB’nin kadınlarda görülme olasılığı neredeyse 9 kat kadar daha yüksek olasılıktadır. Siyah Kuğu filmi bir DKB örneği sayılmasa bile kişilik geçişleri arasında ya da yeni bir karakterin özelliklerine bürünebilme çabasında ne derece kaotik, travmatik bir psikolojik sarsıntı olduğunu ortaya koyar.

Kaynaklar:

  • https://www.mind.org.uk/media/%E2%80%A6/understanding-dissociative-disorders-2016
  • https://www.ukessays.com/essays/physiology/the-personality-disorders.php
  • http://www.libidodergisi.com/disosiyatif-kimlik-bozuklugu-coklu-kisilik-bozuklugu/

Matematiksel

Yazıyı Hazırlayan: Ceren Demir

Kendini, insanları, dünyayı tanıma ve anlama çabasında, belki de kaosta olan , filmin oyuncularından, dünya üzerindeki küçücük noktalardan biriyim. Pamukkale Üniversitesi ve AGH University of Science and Technology' de Uluslararası Ticaret ve Finans alanında kendimi eğitmeye çalıştım. Dokuz Eylül Üniversitesi'nde Ekonomi bölümünde yüksek lisansa devam ediyorum. Voleybol sporunda antrenör yardımcılığı yaptım ve lisanslı oynadım. Spora ve sanata düşkünüm. Resim yapmayı çok seviyorum. Klasik müziğe, doğaya, doğa sporlarına, felsefeye, psikolojiye, kitaplara ilgi duyuyorum. Okumayı, yazmayı, öğrenmeye çabalamayı çok seviyorum. Sanıyorum 7. günlüğüme başlayacağım. Satranç ve Rusça'ya merak saldım. Bahsettiğim tüm 'bencil' bilgilerimi önemsiz sayıyorum. Sadece denizdeki kum tanelerinden biri olduğumun farkındayım. Ancak okyanusları merak etmekten vazgeçemiyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.