KENDİ AYAKLARI ÜZERİNDE DURABİLEN BİR ÇOCUK YETİŞTİRMEK / Psikososyal Kişilik Kuramı

Günümüz anne-babaları çocuk yetiştirme konusunda çok daha hassas davranmakta, çocuğunun kişilik gelişimine sağlıklı katkılarda bulunmak amacıyla pek çok kaynaktan faydalanmaktadır. Tam da bu alanda, yıllardır üzerine eklenerek gelen kuramlardan biridir; Erik Erikson’un(1902-1994) Psikososyal Kişilik Kuramı.

Bu yazıda, başlıkta belirtilen “kendi ayakları üzerinde durabilen bir çocuk yetiştirmek” konusunu, Erikson’un kuramından faydalanarak açacağız. Ufak bir farkla, “kendi ayakları üzerinde durmak” ifadesini deyim anlamıyla değil, gerçek anlamıyla kullanarak… Keyifli okumalar!

Erik Erikson, Freud’un yanında bir psikanalist olarak yetişmiş olmakla birlikte, insan gelişimini açıklarken pek çok alana değinerek zengin bir kuram oluşturmuştur. Erikson’un 8 evrelik kuramı(1963-1968) klasik tabloda sekiz basamaklı merdiven biçiminde bir köşegen oluşturur. Her döneme ait kriz ya da krizin sonunda elde edilen güçlülük, bütün diğer dönemlerdeki krizlerle ve egonun güçlenmesiyle ilişki gösterir.

 Yani Erikson, herhangi bir dönemin başarılı ya da başarısız atlatılmasının diğer dönemleri etkileyeceğini savunmuştur. Şimdi, sekiz dönemden birine değineceğiz.

Özerkliğe Karşı Utanç ve Kuşku (1-3 yaş)

Bu dönem, çocuğun kendi kas sistemini kontrol altına almaya çalıştığı dönemdir. Bu kontrol mekanizması çocuğun tutma ve bırakma, bazı zamanlarda sıkıca tutma ya da fırlatarak bırakma gibi yaklaşımlar sergilemesine neden olur. Dönemin en önemli iki olayı tuvalet eğitimi ve yürümedir.

Freud, Anal Evrede çocuğun tuvalet eğitiminde anne tutumunun çocuğun sonraki dönemleri için saplantılar oluşturabileceğine değinmiştir. Anne, bu dönemde çocuğu erkenden zorlamamalı, hırpalamamalı ya da aşırı rahat bırakmamalıdır. Aksi takdirde;

  •  Kişi, aşırı titiz ya da çok dağınık olabilir.
  • Kişi, düzensiz ya da çok kuralcı olabilir.
  • Kişi, çok cimri ya da savurgan olabilir.
  • Biriktirme(İstifçilik) tutumu gelişebilir, bunun yüceltilmiş hali koleksiyonculuktur.
  • Kişi, çevresindekilere karşı şüpheci tavırlar geliştirebilir.

Erikson ise çocuğun yürüme özelliğine odaklanmıştır. Yürüme, anne babadan bağımsız olmak için ilk harekettir. Çocuk yürüyerek ebeveyninin onu götürdüğü yere değil de kendi istediği yere gider ya da istemediği yerden uzaklaşır. Çocuk: “Ben anne babamdan ayrı bir varlığım!” diye düşünerek özerklik duygusunu geliştirir.

Bu duygunun ilk yansıması da inatçılıktır. Söylenenlerin tam tersini yapma, ebeveynin otorite oluşunu kabullenmeme anlamına gelir. Özerklik duygusunun kazanılmasındaki temel etken, bağımsız fiziksel hareketlerde bulunabilmedir.

Koruyucu olmak düşüncesiyle “işte düştü!” “işte düşecek!” “kendi başına gidemez oraya kadar” “yorulacak şimdi” “zıplamasın, başımıza iş alacağız aman!” diyerek çocuğun aslında kendine güven ve bağımsızlık geliştireceği sayılı alanlar olan tuvaletini yapmak, yürümek, koşmak, zıplamak gibi hareketlerini engellemiş ve ona hiç dillendirilmemiş bir “Sen bunları biz olmadan yapamazsın.” mesajı vermiş oluruz.

Ebeveynlerin bu evrede fiziksel hareketi mümkün olduğunca kısıtlamaması gerekir. Eğer ortamda panik bir anne varsa kısıtlayıcı davranışlarıyla çocuğun kuşku duymasına yol açar. Çocuk tek başına hareket edebileceğinden kuşku duyar. Bu durum defalarca tekrarlandığında ise çocuk ileride bağımsız karar alamayan, sorumluluktan kaçınan birine dönüşür ve çevresindeki insanlara karşı şüpheci olur.

  • Çocuk, kendi kontrol duygusunu kaybeder.
  • Çocuk, kendi gücüne karşı kuşku duyar.
  • Parmak emme davranışını yeniden sergileyebilir.(Bir önceki dönem hareketi)
  • Çocuk kendi hareketlerinden utanır. Kendi başına koşar ve düşer, düştüğünde utanır. Başarısızlık hisseder.

Bu dönemde özerk davranışlar sergileyen çocuk, aynı zamanda yetişkinin istek ve gücünün ve toplumsal beklentilerin farkına varır. Bu nedenle çocuk, doğru ya da uygun olmayan bir davranışını birisi fark ettiğinde utanç duyar. Çocuğu kendi bedeni ve ihtiyaçlarıyla ilgili utandırmak her zaman istenene uyması ile sonuçlanmayabilir. Çocuk, kimsenin kendisini görmediğinden emin olduğunda istediği şekilde davranmaya yönelecektir.

Çocuğa kendini kontrol etme bilinci kazandırılırken özsaygısının korunması sağlanmalıdır. Sağlıklı bir kontrol duygusu iradenin gelişiminin kaynağıdır.

Fikrimizce, ileride kendi ayakları üzerinde duran bir çocuk yetiştirmek için yürümeye başladığı o ilk andan itibaren çocuğun gerçek anlamda ayakları üzerinde durmasına izin verilmesi gerekir.

KAYNAKÇA:

  • Erik Erikson’un Psikososyal Gelişim Evreleri / Uzman Dr. Hatice AKOVA
  • Gelişim Psikolojisi – ERİKSON PSİKOSOSYAL KİŞİLİK KURAMI / Pegem Akademi Yayınları – 2015

Matematiksel

Gamze Dönmez

Okumayı pek çok eyleme tercih eden, araştırmayı, öğrenmeyi, öğretmeyi ve yeniden öğrenmeyi çok seven, amatör olarak öykü yazarlığı yapan bir ilköğretim matematik öğretmeniyim. Öğrenme psikolojisi, gelişim psikolojisi, olasılık, geometri ve mantık en çok dikkatimi çeken alanlardan. Merak uyandırıp geri çekilmenin merak gidermekten daha faydalı olduğunu düşünüyorum. Bilginin ve bilmenin gücüne sonsuz saygı duyuyorum. Paylaşmak güzeldir!

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu
Kapalı