BİYOLOJİ

Gen Düzenleme Çalışmaları Tasarlanmış Bebeklerin Önünü Açıyor

Gen düzenleme çalışmaları sayesinde bebeklerin hayatlarını kurtarabiliriz ancak bu çalışmalar kötü amaçlı da olabilir. Olası tektipleşme ise işin farklı bir boyutu. İyi de dur noktasını ne zaman bileceğiz…

Biyoteknoloji mühendisliği alanında çok şaşırtıcı gelişmeler yaşanıyor. Bazı açılardan çok iyi, bazı açılardan kötü ve korkutucu gelişmeler aslında.

Yemek yemeye gittiğinizde, hatta sadece bir sandviç sipariş ederken bile ne kadar detaylı anlatıyorsunuz değil mi?

-İçinde peynir bol olsun, domates az olsun, salam olmasın biraz da baharat -ama çok çok az olsun- rica edeceğim vs.

Kötü bir kıyaslama olacak farkındayım ama aynısını doğmamış bebekleri için de yapabilecek insanlar. Boyu şöyle olsun, gözleri böyle olsun, Einstein gibi zekası olsun. DNA’ya meydan okuma başladı kısacası..

Gen Düzenleme Çalışmaları

Önce 2015’te Çin’de gerçekleştirilen çalışmalarda gen dizilimine müdahale edilebilmişti ancak iyi düzenleme yapamadıklarından dolayı pek çok hata olmuş ilk denemede.

Organizma hücreleri arasında düzenlenenler ve düzenlenemeyenler arası uyumsuzluk olan “mozaikleşme” de beklenmeyen hatalardan olmuş.

Bilirsiniz, 1996’da İskoçya’da  koyun Dolly klonlanmıştı. Çinliler tarafından ise birinin adı Zong Zong diğerinin adı Hua Hua olan dünyanın ilk Makak maymunları klonlanmıştı.

Sırayı insanlara getiren ekipten Oregon Sağlık ve Bilim Üniversitesi’nden Shoukhrat Mitalipov 2015’te yaptıkları ilk hatalı çalışmalarından sonraki araştırmalarında hataları ortadan kaldırmayı başarabildiklerini söylüyor.

Amerika ise çalışmayı daha ileriye taşımayı başarabilmiş ve insan embriyoları, CRISPR-Cas9 gen düzenleme sistemi tarafından yeniden şekillendirilmiş. İnsan embriyosunda belirli özelliklerin varlığını ya da yokluğunu seçmek mümkün oldu yani.

National Academy of Sciences tarafından İnsan Genine Müdahale Komitesi kuruldu ve MIT Üniversitesi ile ortak çalışılmaya devam ediyorlar.

Eğer belirlenen fiziki özellikler ve zeka ile bir bebek yapılır ise, önümüzdeki günlerde ‘bebek oluşturma’ konusunda çok zorlu, ciddi hukuki ve etik problemlerin baş göstermesi de bekleniyor. Çünkü kendi aralarında da henüz anlaşmaya varamamışlar.

Kaliforniya  Genetik ve Toplum Merkezi’nden Marcy Darnovsky, bu son araştırmayı “gerçekten rahatsız edici bir gelişme” olarak nitelendirdi. Bunun sebebi çalışmanın amaca ne ölçüde hizmet edeceğinin bilinmesinde duyulan kuşkular.

***

İşin güzel yanı, ebeveyn adayları gen haritaları ile genetik test yaptırıp DNA’larındaki hastalık geninin, IVF yöntemiyle bebeğin genetiğinden kaldırabiliyor. (ABD’de IVF’nin maliyeti her denemede 20.000 ABD Doları’nın üzerinde ve testler 10,000 dolar veya daha fazla, ayrıca sürekli yapılması gerekebilir.)

(ABD’de giderek artan bir çoğunluk ile ebeveynler genetik test sonrası DNA’larındaki hastalık geninin, embriyonun genetiğine müdahale ettirerek çocuklarının DNA’sında yer almamasını sağlayabiliyor.)

Kalıtsal hastalıkları yok etmek dışında ‘sipariş bebek’ yapabilecekler ise belli bir zümreye ait, üst seviye zengin bir grup olabilir ilk adımda.

Bu çalışma ile ilgili siz ne düşünüyorsunuz? Sizce nereye evrilir? Artıları ve eksileri neler olur? Görsel olarak ilerde hep birbirine benzeyen insanlar olabilir miyiz? Görselde, kapitalizm ile kanıtsatılan tipler dışındaki insan profilleri yok mu olacak? Zeka noktasında sınır nasıl belirlenir?

Ceren Demir

Kaynaklar

https://www.seeker.com/health/crispr-editing-of-human-embryos-brings-us-closer-to-gmo-babies

https://www.technologyreview.com/s/612258/are-we-designing-inequality-into-our-genes/?utm_source=TR

Matematiksel

Ceren Demir

Kendini, insanları, dünyayı tanıma ve anlama çabasında, belki de kaosta olan; filmin oyuncularından, dünya üzerindeki küçücük noktalardan biriyim.. Dokuz Eylül Üniversitesi'nde Ekonomi bölümünde yüksek lisansa devam ediyorum ve İstanbul Gelişim Üniversitesi'nde akademik görevimi sürdürüyorum. Spora, sanata (özellikle resim sanatı), müziğe, doğaya, doğa sporlarına, felsefeye, psikolojiye, kitaplara, filmlere düşkünüm.. Okumayı, yazmayı, öğrenmeye çabalamayı çok seviyorum. Küçük yaşlardan itibaren birikmiş 9 adet günlüğüm var. Amaçlı ve amaçsız yaşamanın çeşitli noktalardan artı ve eksileri olduğunu düşünsem dünyadaki her şeyin gelip geçici olduğuna inanıyorum. Yine de -her şeye rağmen- ben uzun süredir amacı olanlardanım.. Buradan enerji sağlayabiliyorum.. Çoğunlukla enerjik, dışa dönük olsam da yeri geldikçe oldukça içe kapanmaya ve yalnızlığa susayabiliyorum. İkisi de keyifli ve öğretici.. Matematiksel sitesinin öncelikle hayranı olan bir okuruyum sonra Matematiksel’e katkı sağlamaya çalışan enfes ekibin bir parçasıyım. Özetle bu dünyayı bir rüyaymış gibi (Is this the real life? Is this just fantasy?) hissedip iyi bir insan olarak '‘kalmaya'’ çabalayan, sonsuzmuş gibi üretmeye çalışan insanlardan olarak; bahsettiğim 'bencil' bilgilerimi önemsiz sayıyorum. Sadece denizdeki kum tanelerinden biri olduğumun farkındayım. Ancak okyanusları merak etmekten vazgeçemiyorum. Yaşam keşifle canlanıyor.. (Instagram veya Facebook hesabım yoktur. Fotoğrafımı ve adımı kullanarak sahte hesap açıldığını öğrendiğim için bu bilgiyi belirtmek durumundayım.)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu