İnsan Sermayesi Toplumları Trajediden Kurtarır mı?

İnsan sermayesi kavramı ilginçtir. İnsanı ölçer, insanın değerini hesaplamayı amaçlar. Kavramsal olarak entelektüel sermayenin bir parçasıdır. Bu sebeple önce entelektüel sermayeye değinelim..

“Entelektüel sermaye” kavramını ilk kullanan John Kenneth “Ken” Galbraith, Kanada kökenli Amerikalı ekonomisttir. Harvard Üniversitesi’nde iktisat profesörü olan Galbraith, 1969 yılında bu kavramın, insan zekasından kaynaklanan bir unsur olmanın yanında, bir entelektüel faaliyetler bütünü olduğunu belirtmiştir.

Karışan kavramlar olsalar da entelektüellikten kasıt aydın insan olmak değildir. Aydınlar daha çok yöresel olup sınırlı okuyup sınırlı bir bölgede kalmış iken entelektüel insanlar daha evrensel olarak ele alınabilir. Evrensel olarak bilgi, hümanizm, fayda konuları irdelenebilir.

Entelektüelliğin faydası nedir peki?

Korunaklı bir evde şömineye yakın bir masada bir bardak viski ve puro ile teorisyenliğine teorisyenlik katan bir figür entelektüelliğinden fayda yaratır mı?

Belki Sigmund Freud için evet.

Kendisi psikolojik savaş için araştırma yapmak amacıyla Rockefeller Vakfı tarafından görevlendirilmiştir. İnsan davranışlarının ve kitlelerin yönetimi için çalışan Tavistock Enstitüsü, Rockefeller desteği ile Sigmund Freud’u insan davranışlarının kontrolü konusunda çalışmalar yapması için görevlendirip Prenses Bonapart’ın verdiği bir malikaneye yerleştirmiştir.

Tabi buradan gelecek fayda Freud’un bireysel yaşamına ve bahsettiğimiz vakıf ve enstitülere fayda yaratmış olabilir ancak entelektüelliğin faydasından kasıt daha çok haksızlığa uğrayan, eşit olmayan şartlarda yaşayan insanlara ne denli bir değişim yarattığımız olmalıdır.

Biz bugün entelektüel sermayenin sosyolojisine girmeden, onun alt başlıklarından olan insan sermayesinin ölçümlerini ve dünyadaki durumu incelemeye çalışalım..

***

İNSAN SERMAYESİ ENDEKSİ (HUMAN CAPITAL INDEX-HCI)

Entelektüel sermayenin bir kolu olarak ele alınan kısaca HCI diyeceğimiz endeks, Dünya Bankası (The World Bank) tarafından yürütülen “İnsan Sermayesi Projesi” kapsamında 157 ülkenin 2017 yılında elde edilen verilerinin analiz edilmesiyle 2018 yılında açıklanmıştır. Bu endeksin bileşenlerini inceleyelim kısaca. Ülkemizin durumu da görelim..

HCI ile temelde bugün doğan bir çocuğun, yaşadığı ülkedeki sağlık durumları ve eğitim riskleri dikkate alınarak, 18 yaşına geldiğinde biriktirmiş olması beklenen insan sermayesi miktarını ölçmektedir.

Eğitim ve sağlık göstergeleri bileşenleri bu endeksin temel dinamikleri sayılmakta.

Değerlendirmede 1 mümkün olan en iyi değer olmakta. Değerleme 0 ve 1 arasında yapılmaktadır. Bu değerlendirmeye göre çocukların yaratacağı üretim değeri ölçülmekte.

Endeksle bir çocuğun ülke şartlarında sağlık ve eğitim hizmetlerinden tam kapasite yararlanması durumunda ne kadar üretken olacağını göstermekte özetlersek.

HCI değeri 0,6 bandında olan ülkelerdeki bireylerin gelecekte %60 oranında üretken olacağı ve ekonomik potansiyellerinin büyük kısmını değerlendiremeyeceği vurgulanmaktadır.

**

Ülkemizde ise yeni doğan bir çocuk tam anlamıyla eğitime ve sağlığa erişirse %63 bandında bir üretkenlik yakalayabiliyor. Bu ölçümler 157 ülke arasında yapıldığı için bu yüzdelik oranla Türkiye 53. sırayı alıyor.

Birinci sırada Singapur (%88) ikinci sırada ise PISA sınavının şahı Finlandiya var (%81).

HAYATTA KALMA BİLEŞENİ

Endeksin önemli bileşenlerinden birinde ülkemizde doğan her 100 çocuktan 99’unun 5 yaşına kadar yaşama şansına sahip olduğu vurgulanıyor.

Diğer bileşenler okul ve sağlık bileşenleri..

OKUL BİLEŞENİ

Kendi içinde başka başka göstergeler de barındıran bu bileşen ilk olarak çocukların okulda kalma süresini irdeler. Sırasıyla okul bileşeni detaylarını görelim:

Okulda kalma süresi: 

Çocukların 4 yaşından 18 yaşına kadar ortalama okulda kalma süresidir. Türkiye’deki çocukların ortalama 12,1 yılı okulda geçiyor.

Bu oran erkek çocuklar için 12,2 yıl iken kız çocuklarda 12,0 yıl olarak hesaplanmaktadır.

Singapur’da aynı gün doğan bir çocuğun okulda kalma süresi 13,9 yıl; Finlandiya’da ise 13,7 yıl olarak öngörülmektedir.

Uluslararası değerlendirmelerle uyumlu hale getirilmiş puanlar (Harmonized test scores):

Bu puanın hesaplanmasında ülkelerin PISA, TIMSS, PIRLS puanları birlikte ele alınmıştır ve hesaplamalar sonucunda değerlendirmelerden elde edilen puanlarda 625 ileri düzeyi, 300 asgari düzeyi göstermektedir.

Türkiye’nin bu göstergedeki ortalama puanı 459’dur. Bu değerlendirme içinde kız çocuklarının puanı 463 iken erkeklerin puanı 455’tir.

Şampiyonlara bakınca Singapur 581 puan ile yine dünya birincisiyken, Finlandiya’nın puanı 548’dir.

Değerlendirme sonuçlarının öğrenim süresi olarak karşılığı:

Uluslararası testlerin öğrenim süresiyle bağdaşmasını yani okul süresince verilen eğitimin niteliğini, ne işe yaradığını sorgular.

Türkiye’de bu göstergenin değeri 8,9 yıldır ve bu değer hem kız hem de erkek çocuklarda aynıdır. Singapur’un bu göstergedeki karşılığı 12,9 yılken Finlandiya’da 12,0 yıldır. (lütfen okuldaki öğrenim sürelerini anımsayınız.)

SAĞLIK BİLEŞENİ

Sağlıklı büyüme ve yetişkinlerin hayatta kalma oranlarını ele alan endeksi alt bileşenleri ile görelim:

Sağlıklı büyüme:

Türkiye’de 100 çocuktan 90’ı gelişiminde herhangi bir sorun yaşamazken, gelişim süresinde sorun yaşayan %10’luk dilime tekabül eden çocuklar ise yaşamları boyunca sürecek bilişsel ve fiziksel kısıtlamalarla riskiyle yaşayıp bunların getirdiği zorluklarla mücadele etmek durumundadır.

Yetişkinlerin hayatta kalma oranı:

15 yaşında olan bireylerin yüzde kaçının 60 yaşına kadar hayatta kalacağına yönelik tahmini bir oran sunmaktadır.

Bu istatistik, günümüzde doğmuş bir çocuğun şu andaki koşullar altında bir yetişkin olarak yaşayacağı ölümcül ve ölümcül olmayan sağlık sonuçlarına yönelik bilgi sunmaktadır.

Türkiye’de ciddi düzeyde sağlık sorunu yaşamayarak 60 yaşına geleceği öngörülen birey oranı %90’dır. Kızlarda bu oran %93 iken erkeklerde %86’dır.

Bu oran Singapur’da %95, Finlandiya’da %93’dür.

HCI ölçümlerine göre ülkemizle aynı gelire sahip ülkelere nazaran ortalamanın üstünde ancak eğitim noktasında sıkıntılar sürüyor.. Türkiye’deki öğrencilerin okulda kalma sürelerine bakıldığında 12,1 yıl ile ortalamanın üstünde bir yıllık ortalamaya sahip oldukları görülse de 8,9 yıllık eğitimle eşdeğer bir derece ortaya çıkıyor. Yani eğitimin niteliği, eğitime harcanan sürenin altında sonuçlanarak istenen düzeye gelememiştir.

Şimdilik kendi gelir grubunda iyi durumda olsa da genel ortalamanın altında olan ülkemiz için ilk hedef eğitim olmalı, her zamanki gibi..

**

Entelektüel sermayeyi aslında insan sermayesi bazında incelemiş olduk bu endeks ile. Çünkü insan sermayesi, entelektüel sermayenin en temel unsurudur.

Peki başka hangi endeksleri bilmeliyiz? İşte birkaçı:

Demokrasi Endeksi

Demokrasi endeksine göre sarı renkle gösterilen ülkemiz, otoriter rejim ile demokratik rejimin arasında kalmış, karma bir rejime sahip 2018 verilerine göre.. Demokrasi henüz tam potansiyelinde değil.

Human Freedom Yani İnsani Özgürlük Endeksi

Human Freedom endeksinde kişisel özgürlük sıralamasında 162 ülke içinde 118. sıradayız. Diğer taraftan ekonomik özgürlükte yine 162 ülke içinde 86. sıradayız. İnsani özgürlüğün yıllara göre artış ve azalışını tablonun sağ alt bölmesinde görmeniz mümkün.

Ekonomik Özgürlük

Ekonomik özgürlük bazında daha detaylı olan bu endeksin içindeki tüm bileşenlere göre 64.6 puanla ortalarda yer almışız. Endeksin içinde ekonomik bağımsızlığın şekillendirdiği alanlar var. Ticaret özgürlüğü, finansal bağımsızlık, hükümet harcamaları gibi kalemleri barındırıyor daha derinden bakınca..

Bireysel ve Ekonomik Bağımsızlığın Korelasyonu

Bu grafik ekonomik açıdan bağımsızlığın bireysel bağımsızlıkla ilişkisini anlatmaya çalışıyor. Ekonomik bağımsızlık ve bireysel bağımsızlık arasında pozitif bir korelasyon var. Biri artınca diğeri de artıyor genel olarak. Elbette istisnaları barındırır. Ülkemizin skoru yine 6 puan bandında hareket ediyor her iki bağımsızlık için de.. 2018 endeksinde de durum aynı. Ekonomi bazında bizimle aynı kategoriyi paylaşanlara bakalım:

Bakalım zaman neler gösterecek bizlere..

Sıralamalar gelir geçer. Geri kalmışlığın trajedisinde kaybolan hayatlar ise görmezden gelinen her şey için üstümüze vebaldir.

**

Bu konuyu araştırmama vesile olan Prof. Dr Recep Kök ve katkıları için Sevgili arkadaşım Sercan Köksal’a sevgi ve saygılarımla..

Kaynaklar:

Prof. Dr. Recep Kök- “İlerlemeci Kalkınma Stratejisi Oluşturma Sorunu: Entelektüel, Kurumsal ve Teknolojik Açık” konulu konferans

Sercan Köksal DEÜ İktisat YL- Özgürlük, Demokrasi ve Kalkınma İlişkisi

https://www.worldbank.org/en/data/interactive/2018/10/18/human-capital-index-and-components-2018

https://object.cato.org/sites/cato.org/files/human-freedom-index-files/human-freedom-index-2018-revised.pdf

Matematiksel

Ceren Demir

Kendini, insanları, dünyayı tanıma ve anlama çabasında, belki de kaosta olan , filmin oyuncularından, dünya üzerindeki küçücük noktalardan biriyim. Pamukkale Üniversitesi ve AGH University of Science and Technology' de Uluslararası Ticaret ve Finans alanında kendimi eğitmeye çalıştım. Dokuz Eylül Üniversitesi'nde Ekonomi bölümünde yüksek lisansa devam ediyorum. Voleybol sporunda antrenör yardımcılığı yaptım ve lisanslı oynadım. Spora ve sanata düşkünüm. Resim yapmayı çok seviyorum. Klasik müziğe, doğaya, doğa sporlarına, felsefeye, psikolojiye, kitaplara ilgi duyuyorum. Okumayı, yazmayı, öğrenmeye çabalamayı çok seviyorum. Sanıyorum 7. günlüğüme başlayacağım. Satranç ve Rusça'ya merak saldım. Bahsettiğim tüm 'bencil' bilgilerimi önemsiz sayıyorum. Sadece denizdeki kum tanelerinden biri olduğumun farkındayım. Ancak okyanusları merak etmekten vazgeçemiyorum.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu
Kapalı