Psikoloji

Psikanalitik Teori ve Ego Savunma Mekanizmaları

2o. yüzyılın başlarında Avusturyalı nörolog Sigmund Freud tarafından kurulan psikanalitik teori, kişilik ve davranışın zihindeki sürekli çatışmaların sonucu olduğunu öne sürdü. Birey genellikle anlaşmazlığın farkında değildir çünkü bilinçaltı bir seviyede gerçekleşir. Freud’un önerdiği çatışma zihnin üç bölümü arasında meydana gelir: id, süperego ve ego. Freud’a göre kişilik doğumdan itibaren psikoseksüel olarak adlandırdığı beş aşamada gelişiyordu. Bunlar hem cinselliği hem de zihinsel süreçleri içeriyordu. Freud, psikoseksüel aşamaların biyoloji ve sosyal beklentiler arasında bir savaşı tetiklediğine ve kişinin sağlıklı zihinsel gelişim sürecine geçmeden önce zihnin bu çatışmayı çözmesi gerektiğine inanıyordu. Savunma mekanizmaları ise insanların kendilerini hoş olmayan olaylardan, eylemlerden veya düşüncelerden uzaklaştırmak için farkında olmadan gösterdikleri davranışlardı.

Bilinçli Zihin – Bilinç Dışı Zihin

Freud, zihni üç bilinç seviyesine ayırdı. Bilinçli zihin, bütünün yalnızca küçük bir parçasını oluşturur. Bilinçsiz zihindeki düşüncelerin tamamen farkında olmasa da ikincisi hala davranışı etkiler. Görsel: https://medium.com

Bilinçli zihin, buzdağının sadece görünen kısmı, gizli bir bütünün küçük bir parçasıdır. Psikanalitik teori, bilinçdışı zihnin, çatışan duyguları ve dürtüleri çözmeye çalışmak için birbirleriyle “konuşan” üç bölüm halinde yapılandırıldığı kavramına dayanmaktadır: id, ego ve süperego. Id doğumdan itibaren sahip olduğumuz ilkel içgüdü veya biyolojik ihtiyaçlardır. Anlık tatmin için çabalar, çocuksu, dürtüseldir ve akıl yürütmesi zordur. Ardından, bu ihtiyaçları rasyonelleştirmesi gereken ego yani benlik ortaya çıkar. Bu id ve süperego ile müzakere eden aklın sesidir. Süperego diğer adıyla üst benlik ise genellikle en son gelişir ve doğru şeyi yapmak ister. Katı bir ebeveyn rolünü üstlenen ahlaki vicdandır.

Bilinçli zihin, buzdağının sadece görünen kısmı, gizli bir bütünün küçük bir parçasıdır.

Savunma Mekanizmaları Nedir?

Freud, insanların kaygı veya hoş olmayan duygularla karşı karşıya kaldıklarında bilinçaltında savunma mekanizmaları kullandıklarını savundu. Bu mekanizmalar, her şeyin yolunda olduğunu düşünmeleri için onları kandırarak stresli veya tatsız buldukları anılar veya dürtülerle başa çıkmalarına yardımcı olur. Ego, insanların iç çatışmaya neden olan şeylerle uğraşırken zihinsel bir uzlaşmaya varmalarına yardımcı olmak için savunma mekanizmalarını kullanır. Örneğin inkar, sigara içmek gibi bir kişinin kendini kötü hissettiği bir alışkanlığı haklı çıkarmak için kullandığı bir savunma mekanizmasıdır. Sadece “sosyal içici” olduklarını söyleyerek, aslında sigara bağımlısı olduklarını kabul etmeden kendisini rahatlatabilir.

Savunma mekanizmalarını kullanırken bir dereceye kadar kendi kendimizi aldatırız. Ara sıra başvurulan savunma mekanizmaları, kaygı derecemizi azalttığı için sağlıklıdır. Sürekli olarak kullanılan savunma mekanizmaları ise tam aksine çevreye uyumumuzu bozar.

Yaygın Gözlemlenen Bazı Savunma Mekanizmaları

  • Bastırma: Ertesi günlerde katılmanız gereken bir davet var, gitmeyi hiç istemiyorsunuz ama davet edildiniz. Günü gelmesine rağmen bu daveti unuturuz.
  • Yansıtma: Yalan söylemeyi alışkanlık haline getirmiş birisi, karşısındaki kişinin her lafının yalan olduğunu düşünür. Fırsat buldukça başkalarına da bundan yakınır.
  • Yön Değiştirme: İşçisiniz, patronunuz size bağırıp çağırdı. Orada sesinizi çıkarmadınız fakat eve gelince eşinizle aranızda aslında hiç sorun yokken kavga çıkardınız.
  • Duygusal İzolasyon (Yalıtım): Anne babanın kavga ettiği evde, çocuk hiçbir şey olmuyormuş gibi oynamaya devam eder.
  • Özdeşleşme: Kendini olmak istediği kişi ya da grupla bir tutma…Ali; oy verdiği parti, tuttuğu takım, sevdiği sanatçı için‘biz’ savunması yapmaya çalışır. Eksik veya yanlışları görmeyi reddeder.
  • Gerileme: Egonun bir durumla baş edemediği takdirde önceki evrelere dönmesi…Kardeşi doğan Talha, 9 yaşında olmasına rağmen emzik kullanmaya ya da altını ıslatmaya başlar.
  • Ödünleme: Bir alandaki eksikliği başka bir alanı yoğunlaştırarak gidermeye çalışma…Derslerinde başarı sağlayamayan öğrenci, tamamıyla sportif faaliyetlere yönelerek o alanda oldukça başarılı olur.
  • Ketlenme: Kendisine doğru hızla gelen arabayı gören kişi, hareket edemez ve olduğu yerde kalır.
  • Akılsallaştırma (Mantığa Bürüme): Rahatsız eden duruma bir neden bulup rahatlama…“Matematikten neden kaldın?” “Hoca bana taktı!”
  • Diğerkâmlık(Özgecilik): Kendinden ödün verircesine fedakârlık yapma…“Cüzdanını çıkardı. Dört kâğıt lirası vardı. Üçünü ona verdi. Ayrıldılar.” (S.Ali – İçimizdeki Şeytan)

Freud’un psikanalitik teorisi bilinçaltının rolünü vurgulamada oldukça etkili olsa da kişiliğin itici gücü olarak cinselliğe odaklandığı için tartışmalı olarak kabul edilir. Pek çok eleştirmen, onun modelini zihnin ve davranışın karmaşık doğasını açıklamak için fazla öznel ve basit bulur. İlerleyen süreçte Carl Jung, Erik Erikson ve Alfred Adler teorilerini Freud’un psikanalitik teorisi üzerine inşa etmiştir.

KAYNAKÇA:

  • Gelişim Psikolojisi – Pegem Akademi Yayınları (2015) /Psikodinamik Kuram ve Ego Savunma Mekanizmaları
  • How Psychology Works: Applied Psychology; Yayıncı: DK; ISBN 9780241317693

Matematiksel

Gamze Dönmez

Okumayı pek çok eyleme tercih eden, araştırmayı, öğrenmeyi, öğretmeyi ve yeniden öğrenmeyi seven, amatör olarak öykü yazarlığı yapan, Türkçeyi çok seven bir ilköğretim matematik öğretmeniyim. Öğrenme psikolojisi, gelişim psikolojisi, olasılık, geometri ve mantık çokça dikkatimi çeken alanlardan. Merak uyandırıp geri çekilmenin merak gidermekten daha değerli olduğunu düşünüyorum. Bilimin, bilmenin ve bilenin gücüne inanıyorum. Paylaşmak güzeldir!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.