Anasayfa » BİLİME YÖN VERENLER » İmkasızın Peşinde Bir Kadın: Ada E. Yonath

İmkasızın Peşinde Bir Kadın: Ada E. Yonath

Kristalograf Ada Yonath…

Kendisine imkansız hedefler koyarak adım adım hedeflerine ulaşan başarılı bir bilim insanı.

Genç bir bilim insanı olarak kendisine koyduğu hedef – başkalarının yapılmasının imkansız olarak gördüğü – ribozomun yapı haritasının oluşturulması idi. Yıllarca sebat ederek, her zorluğa meydan okuyarak bu hedefine ulaştı.

Onun bu kararlı duruşu ve işinde sergilediği ustalık sayesinde tüm bilim camiası çok önemli bir molekül olan ribozumun karmaşık yapısını anlayabildi.

Ribozom, antibiyotikler için önemli bir bakteri hedefi olduğundan, Yonath’ın çalışmaları yeni antibiyotiklere ve antibiyotik direncinin daha iyi anlaşılmasına öncülük etmiştir.

Ada Yonath, 1939’da Kudüs’te Sefaradlı Yahudi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Maddi olanakları oldukça kısıtlı olan aile, başka iki ailenin de bulunduğu bir dairede tek bir odada yaşıyordu.

Ebeveynlerinin eğitim görmemiş olmalarına rağmen, Yonath’ ın ailesi kızlarının bilime olan belirgin merakını desteklediler ve cesaretlendirdiler. Ada, bir anaokulu öğretmeni yardımıyla saygın bir gramer okuluna gönderildi.

Ada Yonath her zaman sorgulayan bir çocuk olmuştu. Annesi Ada’ yı şöyle anlatıyordu: “Ada her zaman sorular sorardı. Bu sıvı neden daha akışkan? Neden kış diye bir mevsim var? Bunun rengi neden böyle?” gibi.

Ada henüz beş yaşındayken, evinin balkonunun yüksekliğini iki sandalye, bir koltuk ve bir tabure kullanarak ölçmek için denemeler yaparken düştü ve kolunu kırdı.

Yonath ailesi için hayat hiçbir zaman kolay olmamıştı. Ada henüz 11 yaşındayken, çok sayıda ameliyat geçiren babası vefat etti. Ada, babasının ölümünün ardından maddi anlamda daha da zor günler geçiren ailesine destek olmak için çocuk bakıcılığı yaptı.

Aile bir yıl sonra Tel Aviv’ e annesinin ailesine daha yakın olmak için taşındığında, Yonath diğer öğrencilere matematik ve kimya dersleri verdi ve hatta kimya laboratuvarını ücret karşılığında temizledi. Yoksulluk içinde geçen çocukluğu onu çok çalışmaya alıştırmıştı.

1970’lerin sonunda, Yonath canlı hücrelerin gizemlerinden birine odaklanmaya karar verdi: protein biyosentezi.

Çözüme protein sentezinin gerçekleştiği ribozomlarla başladı. Bunlar hala bilim adamları için bir bilmeceydi, çünkü henüz ribozomların moleküler yapısını belirleyememişlerdi. Normal olarak, bir molekül yapısını haritalamak için X-ışını kristalografisi kullanılır. Fakat boyutu, içsel simetri ve istikrarsızlık eksikliği göz önüne alındığında, ribozomun kristalleşmesinin imkansız olduğu düşünülüyordu -Yonath denemek için bir hayalperest ya da aptal- olarak kabul edildi.

Yonath bu yakıştırmalara şöyle cevap verdi:

“Uluslararası bilim camiasındaki inançsızlık nedeniyle tepkiler ve hatta alaylarla karşılaştım. Bu yolculuğu Everest Dağı’na tırmanmakla karşılaştırabilirim, ancak bu daha yüksek bir Everest!”

25000 deneme!

Evet yanlış okumadınız tamı tamına 25000 deneme yaptı Yonath!

Bir ribozomun strafor modeli. Diziler, genetik kodu ribozomlara aktaran tRNA moleküllerini temsil eder.

Bir ribozomun strafor modeli. Diziler, genetik kodu ribozomlara aktaran tRNA moleküllerini temsil eder.

25000 denemenin ardından sert şartlar altında yaşayan organizmalardan ribozomları kristalleştirilerek alınabildi. 1980’lerin başında Yonath nihayet Geobacillus stearothermophilus olarak bilinen bir çöl bakterisini kristalize etmeyi başardı.

Bir sonraki adım, X-ışınlarını, ribozomun yapısına zarar vermeden kristal içinden geçirmenin bir yolunu bulmaktı. Cevap kriyo-biyo-kristalografi idi. Yonath, kristal yapılarını korumak için kristalleri X-yağmuruna tutmadan önce –185°C’de püskürtme yöntemini geliştirmiştir.

Yaptığı çalışmalar nedeniyle köyün delisi, hayalperest olarak tanımlandığını söyleyen Yonath, tüm bu yakıştırmaları umursamadığını, önemsediği tek şeyin işine devam etmek olduğunu belirtiyor.

1990’ların ortalarına gelindiğinde, Yonath’ın başarısı diğer araştırmacıları da bu araştırmanın içine çekmişti. Daha geniş bir araştırma ekibi kuruldu, bu ekip birkaç yıl boyunca yakın çalıştı ve 2000 ve 2001’de tırmanışlarının zirvesine ulaştılar. İlk kez bakteriyel ribozomun her iki alt ünitesini üç boyutlu olarak başarıyla haritaladılar. Bu başarı için ardından Yonath, 2009 yılında kristalograflar Venkatraman Ramakrishnan ve Thomas A. Steitz ile birlikte Nobel Kimya Ödülü’nü aldı.

Üstte: Bir ribozom molekülünün basitleştirilmiş bir modeli. Ada Yonath, yüzbinlerce atomdan oluşan karmaşık molekülün tamamını imkansız olduğu düşünülen bir özellik olarak haritaladı

Yonath, Weizmann Enstitüsünde antibiyotiklerin ribozom yapısına dayanarak yeni ürünlerin geliştirilmesinin önünü açan 20’den fazla antibiyotiğin nasıl çalıştığını göstermeye devam ediyor. Şu an araştırmalarını antibiyotik direnci konularına odakladı. Ayrıca bir diğer amacı yaşamın başlangıcını ortaya çıkarmak: ribozomlar ilk olarak nasıl ortaya çıktı ve protein oluşturmaya başladı. Kulağa iddialı geliyor, ancak Ada Yonath için yaşamın kökenini keşfetmek, Everest Dağı’nın bir sonraki sırası.

Kaynak: https://www.nobelprize.org/womenwhochangedscience/stories/ada-yonath

Paylaşmak Güzeldir

Yazıyı Hazırlayan: Busra Meral

Busra Meral
Okumak, araştırmak, yeni şeyler öğrenmek, bunlar üzerinde düşünmek, tartışmak ve paylaşmak benim için büyük keyif. Yazmak ise bambaşka bir dünya. Kurumsal hayat karmaşasından kaçıp buraya sığınıyorum. Paylaştıkça her şeyin daha güzel olacağına gönülden inanıyorum. "Okumak bir insanı doldurur, insanlarla konuşmak hazırlar, yazmak ise olgunlaştırır." Francis Bacon

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.