Hümanizm Fanatizmi

“Barış zorla sağlanamaz, barışa ancak ‘anlayarak’ ulaşılabilir.” – Albert Einstein

“Nefret ettiğimiz zamanlar, genellikle korktuğumuz zamanlardır.” William Shakespeare

”İnsanlar, hakikati kendilerinin bildiklerini sandıkları için birbirlerine zulmederler.” Bertrand Russell

***

Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz, “Kişi eğer eleştiriye dayanamıyorsa ve tepki gösteriyorsa bu bağımlılık fanatizmdir. Eleştiriyi kabul etmese bile dinleyebiliyor ve tepki vermiyorsa fanatizm söz konusu değildir” demiş.

Fanatizmin kontrolsüz bir heyecan, aşırı bağlanma hali olduğunu söyleyen Dr. Mehmet Yavuz ayrıca, “Ülkemizde özellikle spor alanında karşılaştığımız fanatizm genellikle anti sosyal kişilik bozukluğu yaşayan bireylerde görülüyor” demiş..

***

Fanatizm deyince aklınıza ne geliyor?

Benim önce siyaset ve futbol geliyor aklıma. Bu kavramlara kendi ülkemin penceresinden bakınca, başarılı olun(a)mayan ancak herkesin çılgınca desteklediği alanlar görüyorum. Ayrıca din ve millet konularında da pek çok ülkede ”anlamaktan, öğrenmekten” öte fanatiklik söz konusudur. Türk bayrağı paylaşıp herke’Z’ haddini bilecek diyen dil bilinci (!) çok yüksek sanal tatlı su milliyetçiliği gibi..

Hepimiz hata yapıyoruz. Problem, hata yapsa da öğrenmeyen, öğrenmeye zaman ayırmayan, merak etmeyen, sosyal medyayla uyuşan kalabalıkların fanatizmindeki aşırılıkta..

Futboldaki fanatizmde de her şeyini feda edebilecek insanları görürsünüz. En yakın örnekte, ülkemizin farklı alanlardaki en zengin üç insanının bir spor kulübüne destek için kısa sürede devasa yardım toplaması karşımıza çıkabilir. Bu insanların topladıkları yardımların çoğunda asgari ücretli fanatikler vardır.

Bu devasa yardımlar, eğitim veya yoksullara yardım için yapılıyor olsaydı bu kadar ateşli şekilde destek olunduğunu görebilir miydik?

Fanatizm neden bu kadar güçlü peki? Ruhumuzda nasıl bir boşluğu dolduruyor da bu denli kolumuzu kessek kanımız fanatizmimizin renkleriyle akar diye düşünüyoruz?

Gruplara, kimliklere bağlanma ile yalnızlıktan mı kaçıyoruz? Aidiyet duygusunun tatmini mi gerçekleşiyor? Yoksa yanlışlık içinde olduğumuzu hissetsek de egomuza kabul ettiremeyip görmezden mi geliyoruz?

Aslında yalnızlıktan kaçmaktan ziyade onun güzelliklerinin farkına varsak ve biraz kafamızı dinlemeyi bilsek belki farkındalığımız kendini gösterecek.. Yalnızlığı mı korkulacak bir şey olarak görmelisiniz, yoksa kalabalığa uyum sağlatan ”aynılaşma dönüşümünü” mü?

Son nefesinizi verirken kendinizi keşfetmeyi, gerçekleştirmeyi (en azından çabalamayı) göze almayıp uyumun kolaylığını tercih etmiş olmanızın canınızı yakmayacağına emin misiniz? Malum siz pişmanlıklar içinde kıvranırken, sizi aynılaştırma baskısına alan toplum yaşadığınız acıyı zerre umursamayacak. Çünkü onlar o sıralarda, yeni insanları ablukalarına alıp yollarından döndürmeye çalışıyor olacaklar..

***

Hem Fanatizm Hem Ataerkillik

Fanatizm yetmiyor. Fanatizmin pek sık görüldüğü siyaset, futbol gibi alanlarda bir de ataerkilliğin yoğunluğu göze çarpıyor.

Geçtiğimiz günlerde Dr. Serhat Tatlı’dan tanıdığım Ekvador Ligi’nin başarılı futbol hakemi olan genç bir kadın Fernanda Colombo, yönettiği maçın kritik bir anında kırmızı kart gösterecek gibi yapıp cebinden kart yerine mendil çıkarttı ve terini sildi. Video şöyle:

Gergin anda birdenbire ortam gülümseme ile doldu. Serhat bey gerginliği bir anda yok eden mizahı şöyle yorumlamıştı:

”İtiraf etmeliyim ki pek çok açıdan hiçbir futbolseverin aşina olmadığı türden görüntüler bunlar. Diğer yandan; fanatizm ve kutuplaşmanın zirve yaptığı futbol dünyasının yanı sıra uçlarda gezinmeyi seven “ciddi”(!) arkadaşlarımızın görmesi gereken çok önemli iki gerçek var bu videoda: Birincisi: Mizah! En gergin, en kaba saba, en mühim, en ciddi görünen ortamlarda dahi mucizevi sonuçlar doğurabilen bir güç mizah. İkinci olarak; Bu Pazar günü FIFA Dünya Kadınlar Kupası’nın final maçı oynanıyor. Yıllarca futbolu “erkek oyunu” olarak tanımlayan zihniyet başta olmak üzere; – Bu dünyayı paylaşmamız gereken adalet çizgisinde, – Cinsiyet ayrımcılığının her türlüsüne son verecek bir yaklaşımla, futbol dahil hayatın her alanına, bu zenginliği kazandırma sorumluluğu var her birimizin insanlık olarak. Bu medeni bakış açısı ve çeşitliliğin getireceği derinliğin ve potansiyelin halen farkında olamayan kişi, kurum, devlet veya kültürlerin önümüzdeki çok kısa yıllar içinde yarıştan(!) nasıl büyük bir hızla kopacağına hep birlikte şahit olacağız. Umarım ve dilerim bu konuda milletçe daha etkin ve hızlı adımlar atabiliriz… ”

Medeni bakış açısı ve çeşitliliğin getireceği derinliğin ve potansiyelin halen farkında olmamak.. Müthiş bir cümle.. Bizleri ve dünyayı tanımlıyor.

Fanatizmin tavan yaptığı alanlarda da cinsiyet olarak dahi fanatizme maruz kalındığı aşikar. Halbuki Fernanda Hanım gibi hakemler daha fazla olsa bu kadar gergin bir spordan bahsediyor olmazdık belki de..

Cinsiyet bazında da fanatikliği yenmek şart bir an evvel.. Dünyada şiddet uygulayan kadın, tecavüz eden kadın haberleri gördüğümü hiç hatırlamıyorum. Baskıcı kadınlar yüzünden adaletsizliklerle uğraşan erkeklerin gösterilerine tanık olmadım.. Dünyanın erkek egemen politikadan, spordan ve daha pek çok şeyden sıyrılması lazım. Dünyada şiddetten, savaştan, kaostan daha fazlası olmadı bu tür bir egemenlikte..

Bu düşüncemi de fanatik bulabilirsiniz. Ancak herhangi bir kadını veya herhangi bir erkeği tanımlamıyorum. Çoğunluk olarak mağdur durumda olan bir gruptan bahsediyorum. Elbette bahsettiğim düşüncenin aksi örnekler de vardır da bana denk gelmemiştir. Ama, kadınlarla ilgili sayısız adaletsiz örnekler, acı olaylar sıralayabilirim.

***

Yeni Dünya’da Sosyolojik, Felsefi, Psikolojik Devrimler Lazım

Haydi yeni bir alanda fanatizm yaratalım.. ”Hümanizm” için fanatizm!!

Bu fanatizmde esas alacağımız şey adalet ve insanlık olacak..

Dünyada adaletsiz olan bir durumun dili, dini, ırkı olmayacak. Adaletsizliğe her durumda karşı olmak gerekecek.

İnsanlığın değerlendirilmesi yapılacak, kimliklerin değil. İYİ İNSAN İYİ İNSANDIR..

İnsanları, bu fanatizmde sadece insanlığı ile değerlendireceğiz. Kalbinin, ruhunun güzelliği ile.. Kimliklerle değil.

Einstein’ın dediği gibi “Aptallara göre insanlar; ırk, cinsiyet, milliyet, yaş, statü, renk, dil ve din başta olmak üzere sekizden fazla kategoriye ayrılır. Oysa olay bu kadar karmaşık değil. İnsanlar sadece ikiye ayrılırlar; iyi insanlar ve kötü insanlar.”

Özetle bu fanatizmde Einstein’in bahsettiği aptal tanımından sıyrılmamız gerekecek.

Bu fanatizmde fanatizmi eleştireceğiz, hümanizmi seveceğiz. Çok basit.. Zalimliği körükleyen fanatizmi reddedeceğiz. Bu konuda en önemli örneklerden biri, İsrail tanklarını durdurmak isterken tankın ezip geçmesiyle 23 yaşında canını feda eden ABD’li genç kadın Rachel Corrie olabilir. “Zulüm bizdense ben bizden değilim” demiştir.

***

Bu satırları yıllar öncesinde çook fanatik bir taraftar olan biri olarak yazıyorum inanın. Ben de inanılmaz kör bir fanatiktim. Sonra içinde bulunduğum saçmalıklarla nasıl bir uyanış (kendi açımdan) yaşamak kısmet olduysa, fanatizmin her şeyinden koşarak uzaklaştım..

Artık kendime daha çok sevip hissedebileceğim bir kavram olarak hümanizm fanatizmini tanımlıyorum.

Daha güzel bir dünya yaratmak için önce felsefi, sosyolojik ve psikolojik devrimlere ihtiyacımız olduğuna ve günümüzde en önemli alanların bu alanlar olduğuna inanıyorum..

Matematiksel

Paylaşmak Güzeldir

Yazıyı Hazırlayan: Ceren Demir

Avatar
Kendini, insanları, dünyayı tanıma ve anlama çabasında, belki de kaosta olan , filmin oyuncularından, dünya üzerindeki küçücük noktalardan biriyim. Pamukkale Üniversitesi ve AGH University of Science and Technology' de Uluslararası Ticaret ve Finans alanında kendimi eğitmeye çalıştım. Dokuz Eylül Üniversitesi'nde Ekonomi bölümünde yüksek lisansa devam ediyorum. Voleybol sporunda antrenör yardımcılığı yaptım ve lisanslı oynadım. Spora ve sanata düşkünüm. Resim yapmayı çok seviyorum. Klasik müziğe, doğaya, doğa sporlarına, felsefeye, psikolojiye, kitaplara ilgi duyuyorum. Okumayı, yazmayı, öğrenmeye çabalamayı çok seviyorum. Sanıyorum 7. günlüğüme başlayacağım. Satranç ve Rusça'ya merak saldım. Bahsettiğim tüm 'bencil' bilgilerimi önemsiz sayıyorum. Sadece denizdeki kum tanelerinden biri olduğumun farkındayım. Ancak okyanusları merak etmekten vazgeçemiyorum.

Bunlara da Göz Atın!

Neden Yanlış Kararlar Alırız ve Ne Yapmalıyız?

Araştırmalar, bir insanın uyanık olduğu her saatte yaklaşık 2.000 karar aldığını söylemektedir. Alınan bu kararların …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.