Hukuk ve Matematik

İyi matematik bilmeyen toplumlarda adalet yoktur – John Nash

Nobel ödüllü matematikçi John Nash’ın söylediği an­lamlı sözün ötesinde hukukun, matematiksel ana­lizlerde kullandığı metot ve yöntemler hukuksal yar­gı ve hakkaniyet için temel unsurlar olarak ortaya çı­kar.

Her iki bilim dalında da müştereken bulunan; eşit­lik, genellik, nesnellik ve tarafsızlık ilkeleriyle hukuk ve matematik bütünsel bir yapı oluşturmaktadır. İdeal bir düzene ulaşmak hukuk ve matematiğin ortak amacı­dır. Yalnızca bu amaca ulaşmak için kullandıkları me­totlar farklıdır.

Hukuk

Hukuk birey, toplum ve devletin hareketlerini, bir­birleriyle olan ilişkilerini; yetkili organlar tarafından usu­lüne uygun olarak çıkarılan, kamu gücüyle destekle­nen, muhatabına genel olarak nasıl davranması ya­hut nasıl davranmaması gerektiğini gösteren ve bu­nun için ilgili bütün olasılıkları yürürlükte olan normlar­la düzenleyen normatif bir bilimdir. Hukuk, birey-toplum-devlet ilişkilerinde ortak iyilik ve ortak menfaati gö­zetir.

Teknik anlamda ise hukuk; örgütlenmiş bir toplum içinde yaşayan insanların birbirleriyle veya kişilerin yi­ne kendilerinin meydana getirdiği topluluklarla ve bu toplulukların birbirleriyle olan ilişkilerini düzenleyen, ki­şilerin güvencesini ve insan haklarını sağlamak ama­cıyla oluşturulan ve devlet gücü ile desteklenen bağla­yıcı, genel, soyut ve devamlı kurallar bütünüdür.

Hukuk başlıca iki işlevi yerine getirir:

1. Düzeni sağlar,

2. Adaleti tesis eder.

Adalet ve Düzen birbirinin bütünleyicisi olduğu ka­dar aynı zamanda ilginç bir biçimde birbirlerine ters orantılı olarak etki eden iki kavramdır. Düzeni hızla sağlamak adaletin eksik kalmasına sebebiyet verebilir. Örneğin bir cinayet davasında, geçmiş çağlarda oldu­ğu gibi çok kısa bir sürede karar verip, suçluyu idam etmek toplumsal düzeni hızla sağlayacak ve hukuk caydırıcı etkisini olabildiğince çabuk bir biçimde gös­terecektir. Ama belki de yanlış bir karar verilmiş olaca­ğı için adalet açısından geri dönülmez bir hata yapıl­mış olacaktır.

Tam aksine adaleti mutlak anlamda ye­rine getirmeye çalışmak ise, en azından yaşanan za­man kaybı açısından düzenin bozulmasına neden ola­bilir. Bu nedenledir ki, insanların hukuk sisteminin ya­vaşlığına ve adaletin gecikmesine olan güven eksikli­ği modern hukuk sistemlerinin başlıca problemlerin­den birisidir.

Hukuk metodolojisi; hukuk normlarının anlamlan­dırılması yanında objektif değerlendirilmesini sağla­yan adil olma sorununa çözümler getirmeyi amaçla­yan metotlardır.

Norm, matematiğin temel kavramlarında biri oldu­ğu gibi hukuk terimi olarak norm: Kural olarak benim­senmiş, yerleşmiş ilke ya da yasaya uygun durumdur.

Hukuktaki norm taşıyıcılarının ve norm tasarımla­rının değerlendirilmesi için; soyut adalet fikrinden, so­mut adalet fikrine ve davranışsal yöntemlere geçmek gerekir. Düzen, tasarım ve adalet arasındaki ilişkiyi kavrarken, üst adalet prensibini ve hukukun üstünlü­ğünü nasıl gerçekleştirebiliriz sorusu ortaya çıkar. Bu bağlamda argümanların yeniden tasarlanması gerekir. Hukuk metodu değişen ortam içinde bir araç olarak değerlendirilebilir.

Matematik

“Evreni anlamak istiyor­sanız önce onun yazıldığı di­li öğrenmelisiniz. Evren ma­tematik dili ile yazılmıştır” di­yen Galileo’dan, hatta daha gerilere giderek, “Bir bi­lim matematiksel olduğu ölçüde yetkindir.” diyen Leonardo da vinci’den, günümüze değin, matematiğin doğa bilimleri için etkili bir anlatım dili, vazgeçilmez bir çıkarım aracı ve zengin bir modeller kaynağı olduğu bilinmektedir.

Matematiğin, özellikle fizik bilimlerinde göze en çok çarpan işlevi; uygun bir dil, bir anlatım aracı olma­sıdır. Bir dil olarak matematik, etkinliğini özel simgele­re; doğa yasalarını kısa, açık ve kesin dile getiren for­mül ve denklemlerine borçludur. Günlük dil tüm keli­me ve nüans zenginliğine karşın, bilimde aranan açık, seçik ve yalın anlatımı sağlamaktan uzak düşmek­te; üstelik, sözcüklerin anlam belirsizliği veya çok an­lamlılığından kaynaklanan birtakım iletişim zorluklarına yol açmaktadır. Oysa bir tür yapma dil sayabileceği­miz matematik, anlamları ve kullanış biçimleri belli ve sınırlı olan simgeler kullandığından, güvenilir bir ifade ve iletişim kolaylığı sağlamaktadır.

Kısacası “Matematik, nesnel gerçeklikten (yani, aksiyomlar ya da aksiyomlar yardımıyla ispatlanmış teoremlerden) hareketle gene nesnel gerçekliği anla­mak, onu biçimlendirmek için soyutlanan kavramlar ve bu kavramlar arasındaki ilişkilerdir.”

Bu tanım gün­lük hayattaki uğraşlarımız, resim ya da müzik yap­mak, tartışmaya girmek, genel olarak bilim ve teknolo­ji için geçerlidir. Bu nedenle, matematik, sanatta, ede­biyatta, hukukta yani, yaşamın her alanında kullanı­lan yöntemlerin bir sistematiğidir. Çünkü günlük ha­yatta “kuraldışı” olmasına karşın, matematikte “kural­dışı” yoktur.

Hukuk – Matematik

Hukukla ilgili uygulamalara; matematiksel bir araç arayışı ile uzaktan, göz gezdirildiğinde birçok mate­matiksel kavram göze çarpar.

Göz, ilk önce eşitlik ilke­siyle karşılaşır; eşitlik ilkesinden ayrılamadan illiyet ba­ğına takılır, illiyet bağı olmadan, sebep sonuç ilişkisi belirlenmez ve hukuk sistemi kurulamaz. Öte yandan hakkaniyet ilkesi, ferdi hukukun özü olarak; doğrudan eşitliğin, bireye vakfedilmiş halidir.

Göz, biraz daha öteye gittiğinde; ekonomik hukuk düzeninin matema­tiksel ilişkiler ağına takılır.

Matematiksel hukukun bir yanı; doğrudan dört iş­lem faaliyetleriyle matematik ve istatistiğe dayanırken, hukukun talep ve dava şekilleri doğrudan matematik­sel mantık ve bakış gerektirir.

Hukuk eğitiminde matematik dersleri olmalıdır ve burada matematiği anlamak için; öncelikle hukuk ma­tematik ilişkisini irdelemek gerekmektedir.

Adaletin özü olan, eşitlik kavramı ve bu kavram üzerine temellenen hukuk düşüncesi ve hukuk sistemi; bu bağlam­da doğrudan matematiksel düşünce ve mantığa da­yanmaktadır.

Hukuksal dünyamızdaki bu matematik­sel kavrayış sorumluluğu, hukuk eğitiminde matema­tiğin; ne kadar yaşamsal bir öneme sahip olduğunu ortaya koyarken, bizlere aynı zamanda hukuk ve ma­tematik sistemlerinin ne kadar birbirine benzer şekilde oluşturulduğunu da gösterir. Hukuk ve matematik, in­sanın mükemmellik arayışının kurgusal bir sonu­cu olarak ortaya çıkmıştır.

Hukuk ve matematik arasında kurulan ilişki bağ­lamında her şeyden önce tarafların ortaklaşa işlem ve uygulama yapmaları gerektiğini anlamaları önemlidir. Hukuk ve matematik birlikteliğinin, daha çok hukukun matematiğe olan bağımlılığından kaynaklanan karma­şık ve zorlayıcı karakteri; aynı zamanda hukuk ve ma­tematik arasındaki ilişkiyi de meşrulaştırmaktadır.

Hu­kuk ile matematik arasında; matematiğin, teknik hu­kuk alanının en temel aracı olmasından kaynaklanan, organik bir bütünlük vardır. Matematiğin araç olarak kullanımı, özellikle hukukun teknik yönü için vazgeçil­mez önemdedir.

Erhan Güzel

(İstanbul Kültür Üniversitesi)

İleri Okumalar:

Z.G. Bakır, E.Apaydın “Hukuk Eğitimi ve Matematik” 2.lnterna-tional Conference on New Trends in Education and Their implicati-ons 27-29 April, 2011 Antalya

Yazının Kaynağı: http://web.iku.edu.tr/~eguzel/is.edu.tr-1/Hukuk%20ve%20Matematik.pdf

Matematiksel

Matematiksel

Bu yazı gönüllü yazarlarımız tarafından hazırlanmış veya sitemiz editörleri tarafından belirtilen kaynaktan aslına uygun kalınarak eklenmiştir.

İlgili Makaleler

Bir Yorum

  1. Yazıyı okurken aklıma “Bir Matematikçinin Savunması” kitabınında G.H. Hardy’nin “Matematikçi olmasaydım benden çok iyi avukat olurdu bence,” demesi geldi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu
Kapalı