Eğitim Bilimleri

Her Çocuk Özeldir Ve Disleksi Sadece Bir Farklılıktır

Her çocuk özeldir ve her çocuk mutlaka öğrenir. Başarısızlığın sorumluluğu sadece çocukta değil, onu kalıplara sığdırmaya çalışan okul, öğretmen ve ağırlıklı olarak ebeveynlerdedir. Şimdi aşağıdaki yazıyı okumaya çalışınız. Zorlandınız değil mi? Ancak hatırlatalım, toplumun % 5 ile 7 arası yani ortalama 30 kişilik bir sınıftaki 2-3 öğrenci bu sorunla yani disleksi ile boğuşmakta.

disleksi

Disleksi Nedir?

Disleksi; okuma, yazma, akıl yürütme, dinleme, konuşma gibi becerilerin kazanılmasında kendini gösteren bir öğrenme bozukluğu olarak tanımlanmaktadır. Bu hastalığa sahip olanlara da ‘dislektik’ denir. Yunanca kökenli bir sözcük olan disleksi  ‘kelime kullanımında yaşanan güçlük’ anlamına gelmektedir. Dislektik olan, yani öğrenme güçlüğü çeken kişiler harfleri birbiriyle karıştırır, kolay okuyamaz, ve yazamazlar. Okuduklarını kısa süre sonra unuturlar. Ayrıca harflerin seslerini telaffuz etmede güçlük yaşarlar.

Disleksi, zihinsel bir yetersizlik değildir ve zeka ile ilişkisi yoktur. Hatta zeka düzeyi çok yüksek çocuklarda da görülmektedir. Dislektiklerin zeka düzeyleri düşük olmadığı gibi özel yeteneklere de sahip olabilirler. Bu çocuklar ve ebeveynleri eğitim hayatlarının ilk anlarından itibaren öğretmenlerinden, “Aslında çok zeki ama…” diye başlayan cümleleri defalarca dinlerler, sıklıkla yaramazlık ve dikkatsizlikle eleştirilirler.

öğrenme bozukluğu

Disleksi Olan Dünyayı Etkileyen Kişiler

Tarihin akışına katkı sağlayan çok sayıda kişi dislektikti. Bu kişiler kalıpların dışında düşünen, tarihi kayda değer şekillerde etkileyen fikirleri doğuran vizyonerlerdi. Bu devrimci düşünürler, tek bir uğraş alanıyla sınırlı kalmayıp, dünyaya her alanda katkıda bulunmuşlardı. Tüm bu insanların ortak özelliği, uyum sağlama yeteneğine sahip olmalarıydı. Hepsi zorlukların üstesinden geldi ve başarılara imza attılar.

İlk ABD başkanı George Washington disleksili idi. 20. yüzyılın en etkili fizikçisi olan Albert Einstein da aynı durumdaydı. Matematiği ve bilimi severdi ama gramerden hoşlanmazdı ve her zaman hecelemeyle ilgili sorunları vardı. Bu yüzden de okulda başarılı ama mutsuzdu. Tarihin en üretken mucitlerinden biri olarak kabul edilen Thomas Edison, yetersiz görülmesi nedeniyle okula yalnızca kısa bir süre devam etmişti. Onun da beyni disleksi nedeniyle farklı çalışmaktaydı.

Tanınmış sporculardan Muhammed Ali, çocukken okumaktan nefret ederdi.  Disleksi tanısı koyulmadan önce tüm okul hayatı boyunca güçlük çeken Muhammed Ali, her zaman disleksili ve öğrenme güçlüğü çeken çocuklara yardım etti. Film yönetmeni Steven Spielberg’e disleksi tanısı çok geç kondu. Steven Spielber bu disleksi ile film çekerek baş ettiğini söylemiş ve çok da büyük başarılar yakalamıştır. Spielberg, kitap ve senaryo okumasının normalden iki kat daha uzun sürdüğünü ifade ediyordu.

Bir çok ünlü masalı yazan şair ve masalcı Christian Andersen; romanları hala filmlere konu olmaya devam eden polisiye roman yazarı Agatha Christie; resimleri dünya çapında bilinen Pablo Picasso; tarihin gördüğü en marjinal sanatçılardan birisi olan Andy Warhol; Leonardo Da Vinci; çizgi film sektörünün kurucusu Walt Disney de disleksik idi.

Disleksi ve Yaratıcılık

Bunlar, muazzam engellerin üstesinden gelmek zorunda olmalarına rağmen dünya üzerinde derin bir etki bırakan disleksili birçok ünlü kişiden sadece birkaçı. Disleksik bireyler zayıf yönlerinden ziyade güçlü olan bilişsel yönlerine odaklanarak  potansiyellerini tam manasıyla keşfedebilirler. Ayrıca, görünen o ki bu nörolojik farklılık başka bir açıdan bakıldığında ve doğru yöntemlerle işlendiğinde, yaratıcılığın kaynağına dönüşebiliyor. Şimdiye kadar, disleksi olan kişilerin diğer insanlardan daha yaratıcı olduğunu gösteren güvenilir bir veri yok. Ancak araştırmacılar bu konuyu inceliyorlar. Konu ile ilgili yapılan bir çalışmayı bu bağlantı aracılığıyla inceleyebilirsiniz.

Bir Film Önerisi

Her Çocuk Özeldir

“Taare Zameen Par” 2007 yapımı bir film. Harfleri, sayıları algılama problemi yaşayan ve bu nedenle ailesi ve çevresi tarafından dışlanan Ishaan adlı 8 yaşında bir çocuğun, doğru öğretmenle tanışana kadar yaşadığı mutsuzluğu ve çöküşünü anlatan, çocuğu olsun olmasın herkesin seyretmesi gereken bu film, bir kişinin bile hayatını değiştirmenin karşılığının paha biçilmez olduğunu bize anımsatıyor.

Yazıyı Ishaan’ın resim öğretmeni olan Ram Shankar Nikumbh ile İshaan’ın sert mizaçlı ve başarı odaklı babası arasında geçen bir replikle bitireyim. “İlgi çok önemlidir. İyileştirme gücüne sahiptir. Acıya merhem olur. Çocuk ilgilenilmeyi ister. Kucaklamak, sevdiğinizi göstermek için yanağına kondurduğunuz bir öpücük. Oğlum seni seviyorum diyebilmek. Korktuğu zaman size sığınabilmesi. Kaydığı zaman, düştüğü zaman sizi yanında bulabilmesi güven verici. İlgilenmek.”

Kaynaklar ve İleri okumalar:

Matematiksel

Sibel Çağlar

Yola Kadıköy Anadolu Lisesi ile başladım. Ardından gelen tesadüfler, zamanında pek de sevmediğim, matematik ile yolumu kesiştirdi. Sonucunda Marmara Üniversitesinde İng. Matematik öğretmenliğinden mezun oldum. Zaman akıp gitti; bu süreçte ben de çeşitli özel eğitim kurumlarında matematik öğretmenliği ve eğitim koordinatörlüğü yaptım. Bu esnada da bol bol matematik ile ilgili serzenişlere şahit oldum. Ne yapmalı diye düşünürken, aklıma bu site fikri geldi. 2015 yılında matematiksel.org web sitesini kurdum. Amacım bilime ve özelinde matematiğe ilgiliyi arttırmaktı. Matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarının da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Yolumuz uzun ama kesinlikle çok keyifli.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu