KEŞFET

Hala İzlemediyseniz Kaybınız Büyük: Sherlock Holmes

‘’Bir dizi nasıl efsane olur?’’ sorusunun cevabına göz kanatan, beyin acıtan, yürek burkan Türk dizileriyle ulaşamayacağımıza göre (dijital platformlarda gelişme olduğu söylendiği için ve 90’lardaki dizileri de bilmediğim için onları hariç tutarak, günümüz için söylüyorum.) uluslararası çalışmalara bakabiliriz.

Bir dizi nasıl efsane olur deyince aklıma -göreli fikir- Sherlock Holmes geliyor ilk olarak. Daha nicesi var ama çok konuyu dağıtmayalım..

*Spoiler içerir.

SHERLOCK HOLMES

Sherlock Holmes aslında kurgusal bir dedektif karakteri olarak bilinse de gerçek hayatta Sherlock’a özgü insanüstü nitelikleri taşıyan biri vardı: Joseph Bell. (https://en.wikipedia.org/wiki/Joseph_Bell)

Joseph Bell İskoç bir cerrahtı. (1837 -1911) Ve tıp fakültesinde ders verirken, ilham kaynağı olduğu bir öğrencisi vardı: Sir Arthur Donan Coyle..

Coyle, hocasının inanılmaz gözlem yeteneğine şahit olduğu an, ileride ondan ilham alıp Sherlock Holmes karakterini yaratacağını bilmiyordu belki de.

Doktor Joseph Bell, bir gün hastaneye gelen bir  hastayı bir süre gözlemleyip öğrencilerinin önünde onun bir asker olduğunu, çavuş olarak çalıştığı ordudan henüz ayrıldığını ve Barbados’ta görev yaptığını tahmin ederek şaşkınlık yarattı. Bu hikaye de Conan Doyle’a ilham oldu Sherlock Holmes karakterinin hikayelerinde..

(Dizide de hatırlarsınız, birinci sezon birinci bölümde Doktor Watson ile tanışan Sherlock, aynı çıkarımı Barbados yerine Afganistan olarak yapmıştı doktor için.)

Dizide birinci sezonda önce tanışmalarına tanıklık ettiğimiz Sherlock Holmes ve Doktor Watson’ın aralarındaki kimya sağlam şekilde tutuyor.  Öyle ki, bir yanda ruhsal olarak hala askerden dönemeyen ve sürekli savaş-ölüm alanında olan Doktor Watson, bir yanda zaten sürekli ölüler üzerinden çalışan yüksek işlevli sosyopat, izole, standartların dışında ilgi alanları ve yaşam şekli olan Sherlock..

marriage.png

İkisi de sıradanlığa tahammül edemeyecek kadar sıra dışı. Ve bunu beraber hissettikleri için de şanslılar.

Peki Sherlock’un zihni nasıl çalışıyor?

Bunu anlamak imkansız gibi. Kendisinin muhteşem bir hafıza sarayı var. Bunu biliyoruz. Ancak bu hafıza sarayına sahip olmasını sağlayan şey, Sherlock için günümüzün entelektüel istifçiliğinden çok daha zıt bir tercihten besleniyor.

Okuma Önerisi: Bellek Sarayı Nedir? Nasıl İnşa Edilir?

Sherlock katiyen ilgi alanı dışındaki hiçbir bilgiyi anlamlı bulmuyor. Öyle ki bir bölümde, dünyanın güneşin etrafında dönüp dönmediğini bile bilmeyecek durumda olması ile Doktor Watson’dan diğer polislere kadar herkes üzerinde şaşkınlık yaratıyor.

Ancak aynı bölümde öyle bir detay oluyor ki, insan ‘’Helal Sherlock sen bildiğin yoldan yürü’’ demeden geçemiyor.

Birinci sezonun final bölümü olan ‘’A Great Game’’De Vermeer’e ait bir tablonun sahte versiyonunu satmak üzere olan bir galeride, tablonun fake olduğunu ispat ettiği bilgi Van Buren Supernova patlamasının tarihini bilmesini gerektiren bir bilgi sayesinde, bomba düzeneğine bağlı bir çocuğu on saniyelik bir süre içinde kurtarıyordu.

real fake.png

Diğer yandan odadaki aptallık seviyesini yükselttiklerini düşündüğü cümleleri dinlemeyi reddettiğini de açıkça ilgili kişilere söylüyordu. Dolayısıyla, onun zekasına muhtaç oldukları, onu sevdikleri kadar nefret de edebiliyorlardı.

ETKİLEYİCİ BİR BÖLÜM: A SCANDAL IN BELGRAVIA

İngiliz hükümetini parmağında oynatacak bilgilere sahip olan etkileyici bir kadın Irene Adler, Sherlock’un yeni bulmacasının konusu oluyor.

Bölümün sonuna kadar Sherlock’un alt edemediği tek kişi olduğunu sandığımız Irene Adler, bölüm sonunda Irene Adler’ın telefonunun kodunu inanılmaz bir bağlamla çözmesi başta Profesyonel Skandalcı ‘’The Woman’’ Irene Adler üzerinde de şok etkisi yaratıyor.

sherlocked.jpg

Conan Doyle’ın ‘’Bohemya’da Skandal’’ eserinden esinlenilerek oluşturulan bölüm, dizinin bana göre en etkileyici bölümlerinden bir tanesi.

Sherlock, çözümünü açıklarken şu çıkarımı da ekliyor:

woman.jpg

GÜNÜMÜZÜ SORGULATAN BİR BÖLÜM:  Baskerville’lerin Köpeği (The Hound of the Baskervilles)

Henry isimli bir adam çocukken Dartmoor kasabasındaki  korkunç bölge Dewer’s Hollow’da bilim insanı olan babasının gözlerinin önünde öldürülmesiyle yaşadığı travmanın 20 sene sonra daha şiddetli şekilde ortaya çıkmasıyla, Sherlock’un kapısını çalar.

Henry’nin çocukluğundan hatırladığı şey,  babasının gerçekte tanımlanamayan ama tazıya benzettiği  hayvan türü tarafından parçalandığına dair kabuslardan ibaretti.

Ancak gerçekte olan Dartmoor’da bulunan gizli bir devlet üssü olan ve biyolojik-kimyasal savaş için hazırlıklar ve deneyler yapıldığından, klonlamalar ve gen düzenlemeleri yapıldığından şüphelenilen Baskerville’de babasıyla beraber çalışan hastalıklı bir kıskanç olan bir başka bilim insanı, Bob Frankland’ın katil olduğu idi.

Gerçek senaryoyu hatırlamaya başlayan Henry’nin durdurulması gerekiyordu. Ve katil, onu yoğun kimyasala maruz bırakan ve halüsinojenler yüzünden babasını da katlettiğini sandığı korkunç bir canavarın kendisinin de peşine düştüğünü sandığı bir yanılgının ortasına sürükledi. Halbuki o canavar Frankland’ın kendisi idi.

Ancak kabuslarla baş edemeyecek kadar psikoz geçiren Henry, tam intihar edeceği sırada, Sherlock’un Henry’nin babasının, Dr. Frankland’ın kimyasal silahlarla yaptığı deneyler ve “H.O.U.N.D.” olarak adlandırılan bir grup bilim insanıyla yaptığı çalışmalar hakkında çok şey bilmesi sebebiyle  Frankland’ın saldırısı sonucu öldürüldüğünü anlayıp 20 yıllık bir kabustan uyandı.

SHERLOCK’TAN DA ÖTE: EURUS HOLMES

Eurus (yani Doğu Rüzgarı) geliyor..

eur wanna.jpg

Sherlock’un yıllarca var olduğunu bilmediği kardeşi ortaya çıkıyor: Eurus

Üstelik  Sherlock’u Sherlock yapan bir travma yaşatsa da Sherlock’un asla hatırlayamadığı bir kardeş.

Çocukken Sherlock’un köpeği sandığı ama aslında arkadaşı olan ve Red Beard diye seslendiği oyun arkadaşını bir kuyuya atıp öldüren Eurus, devamında yaşadıkları evi yakıyor.

Eurus’un verdiği mesajları anlayamayan ailesi, onun çıkardığı bir başka yangında öldüğünü sanıyorken aslında Holmes kardeşlerin en büyüğü olan Mycroft Holmes tarafından baş edilemeyen hastaların dünyadaki cehennem olarak tanımlanan bir ada hapishanesinde kilit altına alıyor.

Ancak yıllar sonra insanları programlama becerisiyle tüm adayı kendi emrindeki askerlere çeviren Eurus, Sherlock’un ezeli rakibi Jim Moriarty ile de buluşabilince çağ atlatabilecek zekasını, tehlikeli şekilde kullanabileceği bir plan yapıyor. Ve Eurus, dördüncü sezon finaline doğru pek çok farklı karakterde ortaya çıkıp oldukça şaşırtıcı işler yapıyor.

Sherlock, Mycroft ve Doktor Watson için kendi hapishanesinde hazırladığı düzenekte onlar için kurguladığı oyunlar, nefesinizi kesebilir.

Katı kurallarından taviz vermeyişi ile hepsini delirtmek üzere olan Eurus, bu oyunlardan birinde hapishanedeki bir çalışanı öldürmesini ister bu üçlüden. Yoksa, o çalışanın rehin alıp bir sandalyeye bağladığı karısını öldürmekle tehdit eder.

Ancak üçü de ahlak anlayışları ve vicdanları gereği ellerini kana bulamayı göze alamayınca hem hapishanedeki çalışan hem de karısı ölür.

Eurus’un bundan sonra üçlüye şu soruyu sorar: ‘’Ahlak anlayışınız size ne kazandırdı? Bir kişi ölecekken iki kişinin ölmesini sağladığınız.’’

eurus.jpg

Ayrıca Jim Moriarty’nin öldükten sonrası için bile Sherlock’a hazırlamış olduğu sürprizlerin olduğunu görmek, tüm Holmes’lar ve Doktor Watson için de büyük bir sürpriz oluyor.

Çocukken Sherlock’un en yakın arkadaşını öldüren Eurus’un Sherlock’ta yarattığı travma ve en büyükleri Mycroft’un Sherlock’a kendince uyguladığı tedavi, Sherlock’un zihnindeki anıyı ölenin köpeği olduğu şeklinde kaydetmesini sağlıyor.

Ve tüm hayatını, yaşadığı travmaya dayalı olarak duygusal anlamda hasar yaşamaya yer bırakmayacak şekilde, duygusuz olarak kendini yetiştirmesine sebep oluyor. Yani Sherlock duyguları zafiyet olarak görüyor.

Ancak gün gelince hayatına can dostundan çok daha öte bağlar kuracağı Doktor Watson girince, Sherlock’un aslında hala son derece duygusal olduğuna rastlıyoruz pek çok bölümde.

Peki, Doktor Watson’ın kaderi de kuyuda mı bitecek? Eurus onu da Red Beard’in mezarında öldürebilecek mi?

Sherlock’a aynı acıyı yetişkin olduklarında da yaşatabilecek mi?

***

Sherlock Holmes, belki biraz abartılı bulabilirsiniz ama, bir dizi değil diziden çok daha öte gerçek yaşama dair anlamlar, mesajlar düşünceler taşımamızı sağlayacak, tek bir saniyesi bile boş olmayan bir kalite içeriyor.

Sherlock ve Doktor Watson’ın dostluğunu ve aralarındaki bağı izlemek inanılmaz..

Bu arada bu diziyi bu kadar güzel yapan faktörün başlı başına Benedict Cumberbatch (Sherlock) ve Martin Freeman’ın (Dr. Watson) enfes performansları olduğunu söylememek haksızlık olur.

221.png

Halk imajından kaçınan danışman dedektifimiz ve Blogger arkadaşını Dr. Watson’ı epey özledik.

Başı sıkışanın ve umutları tükenenlerin sığınacağı o harika adres Baker Street 221B’de yeni maceraları ne zaman izleyebileceğiz acaba?

Matematiksel

Paylaşmak Güzeldir

Ceren Demir

Kendini, insanları, dünyayı tanıma ve anlama çabasında, belki de kaosta olan; filmin oyuncularından, dünya üzerindeki küçücük noktalardan biriyim.. Dokuz Eylül Üniversitesi'nde Ekonomi bölümünde yüksek lisansa devam ediyorum. Spora, sanata (özellikle resim sanatı), müziğe, doğaya, doğa sporlarına, felsefeye, psikolojiye, kitaplara, filmlere düşkünüm.. Okumayı, yazmayı, öğrenmeye çabalamayı çok seviyorum. Küçük yaşlardan itibaren birikmiş 9 adet günlüğüm var. Amaçlı ve amaçsız yaşamanın çeşitli noktalardan artı ve eksileri olduğunu düşünsem dünyadaki her şeyin gelip geçici olduğuna inanıyorum. Yine de -her şeye rağmen- ben uzun süredir amacı olanlardanım.. Buradan enerji sağlayabiliyorum.. Çoğunlukla enerjik, dışa dönük olsam da yeri geldikçe oldukça içe kapanmaya ve yalnızlığa susayabiliyorum. İkisi de keyifli ve öğretici.. Matematiksel sitesinin öncelikle hayranı olan bir okuruyum sonra Matematiksel’e katkı sağlamaya çalışan enfes ekibin bir parçasıyım. Özetle bu dünyayı bir rüyaymış gibi (Is this the real life? Is this just fantasy?) hissedip iyi bir insan olarak '‘kalmaya'’ çabalayan, sonsuzmuş gibi üretmeye çalışan insanlardan olarak; bahsettiğim 'bencil' bilgilerimi önemsiz sayıyorum. Sadece denizdeki kum tanelerinden biri olduğumun farkındayım. Ancak okyanusları merak etmekten vazgeçemiyorum. Yaşam keşifle canlanıyor..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı