ZİHİN AÇAN YAZILAR

Sahte Anılar: Anılarınız Ne Kadar Güvenilir?

Bir şeyi hatırladığınızdan kesinlikle emin olmanız, o anının tamamıyla doğru olduğu anlamına gelmiyor.

Sahte anılar, gerçekmiş gibi hissettiren, fakat esasında gerçek deneyimlere dayanmayan anımsamalardır.

Birçok durumda geçmişe ait bir anıyı veya bir detayı hatırlayamayız. Mesela geçen hafta bugün ne giymiştiniz, ne yemiştiniz? Muhtemelen siz de hatırlayamadınız. Ya da hatırladınız mı? Ama bundan ne kadar emin olabilirsiniz?

Hatırlama eylemi, anılarımız üzerinde oldukça aktif bir rol oyna­maktadır ve bu eylem zaman zaman onları bozup yeniden şekillendirmemize de yol açabilmektedir.

Beyin üzerine öğrendiklerimizin bize söylediğine göre, beynimizde geçmişi anımsama ve geleceği hayal etme esnasında aynı mekanizmalar çalışıyor. Dolayısıyla anılarımızı geri çağırdığımız yani hatırlamaya çalıştığımız zaman, onları bozma, çarpıtma ve hatta belli kısımlarını silme ihtimalimiz de ortaya çıkabiliyor.

Sahte Anılar Nasıl Oluşuyor?

Sahte anılar ve yanlış hatırlamalara neden olan faktörler beş başlık altında incelenebilir:

Yetersiz idrak: Özellikle olayın veya uyaranın hafızaya kaydedildiği esnada meydana gelen duyumsamayı veya algılamayı etkileyen etmenlerin yol açtığı bir durum olarak özetlenebilir. Mahkemedeki tanığın -eğer karanlık bir ortamda ve hayli uzaktan gördüyse- olayı yanlış hatırlıyor olma ihtimali yüksektir.

İçinde bulunduğumuz ortamdaki diğer uyaranların etkisi (gürültü, kalabalık gibi) detayları doğru şekilde hatırlama ihtimalimizi azaltır.

Çıkarımlar: Zihnimiz aldığı her yeni bilgiyle eskiler arasında ilişkiler kurmak ve çıkarımlar yapmak üzerine programlanmıştır. Sokakta yürürken gördüğümüz mayolu birinin havuza gittiğini düşünmemiz de bu şekilde otomatik olarak gerçekleşir. Bir süre sonra sorulduğunda havlu taşımıyor olmasına karşın bu kişinin havlu taşıdığını iddia etmemiz, yanlış çıkarımın bir örneğidir.

Zihnimiz her an çok sayıda otomatik çıkarım yapabilecek kapasitededir. Dolayısıyla çıkarımların hatalı hafıza kayıtlarına yol açma ihtimali azımsanamayacak kadar yüksektir.

Müdahale: Hafıza kayıtlarımız üzerinde dış etkenlerin müdahale gücü hayli fazladır. Bu tür müdahaleler davalarda avukatların tanıklar üzerinde sıklıkla uyguladığı bir stratejidir.

Benzerlik: Nesne tanıma insan zihnini zorlayan bir süreçtir, üstelik nesneler arasındaki benzerliğin artması bu süreci daha da zorlaştırır. Yani benzer nesneleri ayırt etmek birbirine benzemeyen nesneleri ayırt etmekten çok daha zordur.

İnsan zihni benzerlikleri ayırt etme konusunda hata yapabilir. İşte benzerlikten kaynaklanan bu hatalar yanlış hafıza olarak uzun vadede yanlış hatırlamaya neden olabilir. Görgü tanıklarının hatalı tanıklıkları pek çok durumda sanığın gerçek suçluya benzerliğinden kaynaklanır.

Masumiyet Projesi (Innocence Project) kapsamında sadece Kasım 2005’e kadar 163 davada yanlışlık yapıldığı DNA testleriyle ortaya kondu. Bu davaların % 75’inin hatalı sonuçlanmasında yanlış görgü tanıklığı rol oynamıştı.

Yanlış Atıflar: İnsan hafızası üzerinde yoğunlaştığı konular hakkında yanlış çıkarsamalar ve yanlış atıflar yapabilir. Bu da özellikle uzun vadede sahte anıların oluşumuna neden olabilir.

Yanlış Otobiyografik Hafızalar

Sahte anılar üzerine yaptığı çalışmalarla hafıza literatüründe oldukça önemli yere sahip olan Elizabeth Loftus ve ekibinin yaptığı araştırmalar, otobiyografik hafızamıza da dışarıdan müdahale edilebileceği gösteriyor.

“Birinin bir şeyi yüksek özgüven, detay ve hislerle size söylemesi o şeyin kesinlikle gerçekleşmiş olduğu anlamına gelmez. Hakiki anıyla mı yoksa başka bir sürecin ürünüyle mi karşı karşıya olduğunuzu anlamak için bağımsız doğrulamaya ihtiyacınız var.”

Elizabeth Loftus

Loftus ve arkadaşları tarafından yapılan bir deneyde katılımcılara yaşadıkları ve yaşamadıkları olaylar anlatıldı. Yaşadıkları olaylar hakkında bilgiler aile bireylerinden alındı.

Bir ay civarında süren görüşmeler sonrasında katılımcıların 4’te 1’inden fazla bir kısmı yaşamadıkları olayları anımsayıp detay vermeye başladı. Yani bir süre sonra bireyler kendilerine anlatılan bu sahte anıları gerçekten yaşadıklarını zannetmeye başladılar.

Bu sahte anıların zaman geçtikçe daha güçlü ve daha net bir hale geldiği görüldü. Başka çalışmalarla da anıların zaman geçtikçe değişime ve bozulmaya daha açık hale geldiği gösterildi.

Kesin Hatırlıyorum Demeden Önce Aklınızda Bulunsun

Sahte anılar üzerine çalışmalar yürüten, Londra Üniversitesi’nden Chris French hafızaya ilişkin yaygın masallara inanmayı bırakmanızı istiyor.

1) Hafıza bir video kamera gibi tanıklık edilen tüm olayları doğru olarak kaydederek çalışmaz. Bunun yerine, hafıza (algı gibi) yapıcı bir süreçtir. Genelde kesin detaylardan ziyade olayların özünü hatırlarız.

2) Biz bir anıyı yapılandırırken hatalar meydana gelir. Genellikle anılarımızdaki boşlukları kesin olarak deneyimlediklerimizle değil, deneyimlemiş olduğumuzu düşündüğümüz şeylerle doldururuz. Ayrıca olaydan sonra karşılaştığımız yanlış bilgiyi de dahil edebiliriz. Bilinçli bir şekilde bunun gerçekleştiğinin farkında bile olmayız.

3) Sadece tanıklık ettiğimiz olayları saptırmakla kalmayarak, hiç gerçekleşmemiş olaylarla ilgili de sahte anılara sahip olabiliriz.

4) Bağımsız delillerin yokluğunda, belli bir anının sahte mi yoksa gerçek mi olduğunu ayırt etmek için günümüzde henüz bir yöntem bulunmuyor. Doğruluğundan yüzde 100  emin olunan detaylı ve canlı anılar bile tamamıyla sahte olabilir.”

Anlaşılan, hafızamız her yöne gidebilecek vaziyette. Bu sebeple, hafızamıza çok da güvenmememiz gerektiği ve sahte anı oluşturma ihtimalini aklımızda bulundurmamızda fayda olduğu anlaşılıyor.

Kaynaklar:

Matematiksel

Sibel Çağlar

Kadıköy Anadolu Lisesi, Marmara Üniversitesi, ardından uzun süre özel sektörde matematik öğretmenliği, eğitim koordinatörlüğü diye uzar gider özgeçmişim… Önemli olan katedilen değil, biriktirdiklerimiz ve aktarabildiklerimizdir bizden sonra gelenlere... Eğitim sisteminin içinde bulunduğu çıkmazı yıllarca iliklerimde hissettikten sonra, peki ama ne yapabilirim düşüncesiyle bu web sitesini kurmaya karar verdim. Amacım bilime ilgiyi arttırmak, bilimin özellikle matematiğin zihin açıcı yönünü açığa koymaktı. Yolumuz daha uzun ve zorlu ancak en azından deniyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu