Psikoloji

Sahte Anılar: Anılarınız Ne Kadar Güvenilir?

Bir şeyi hatırladığınızdan kesinlikle emin olmanız, o anının tamamıyla doğru olduğu anlamına gelmiyor.

Biz insanların harika bir becerisi var. Bu beceri, geçmişte karşılaştığımız olayların, insanların ve nesnelerin bir kaydını oluşturmamıza izin veren hafızamızdır. Hafızamız, yalnızca şu anda yaşadığımız dünyayı anlamamıza yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda geleceği daha iyi tahmin edebilmemiz için geçmiş deneyimlerimizden ders çıkarmamıza da olanak tanır. Ancak birçok durumda hafızamız bizi yanıltır. Bazen de geçmişe ait bir anıyı veya bir detayı yanlış anımsamamıza ya da var olan olayı farklı bir biçimde yeniden biçimlendirip sahte anılar oluşmasına neden olur. Aslında, farklı bellek türleri ve anıların nasıl oluştuğunun ve hatırlandığının altında yatan bir dizi süreç vardır.

Anılar Nasıl Oluşur?

Bir sınav için çalışmak, bilgiyi aktif olarak bellekte saklamaya çalıştığımız nadir durumlardan biridir, ancak çoğu zaman anılar, bizim tarafımızdan daha az çaba sarf edilerek otomatik olarak gerçekleşir. Her an, çevremizde bir miktar duyusal uyarıma maruz kalırız ve bu edindiğimiz bilgilerin bir kısmı kısa süreli bellekte kodlanır. Aktif olarak işlenen, ayırt edici veya duygusal olarak dikkat çekici bilgiler ise, daha sonra geri çağrılmak üzere uzun süreli belleğimizde depolanır. Ancak sistem her zaman mükemmel biçimde çalışmaz. Çünkü uzun süreli bellekten bilgiyi geri çağırmak zorunda kaldığımızda bu bilgi sosyal dünyaya dair algılarımız, önyargılarımız, güdülerimiz ve hedeflerimiz gibi birçok faktör tarafından şekillendirilir. Sonuçta hatırladığımız şey çoğu zaman aslında yaşanan şey ile aynı olmaz.

Hafızamızın geçmiş olayları sadece zihinsel kalıplarımız ve önyargılarımız eşliğinde gerçekleşmez. Bazen insanlar insanlar olayları gerçekte olduğundan daha olumlu hatırlayarak pembe bir hatırlama önyargısı gösterme eğiliminde de olurlar. Bu, özellikle insanlar mevcut deneyimleri hakkında olumlu hissediyorlarsa geçerlidir. Daha genel olarak, insanlar ruh haliyle uyumlu hafıza sergileme eğilimindedir. Yani, olumlu bir ruh halindeyken olumlu bilgileri hatırlama ve olumsuz bir ruh halindeyken olumsuz bilgileri hatırlama olasılığımız daha yüksektir. Kısacası anılarımız dünyayı anlama şeklimizden etkilenmektedir.

Sahte Anılar Nasıl Oluşur?

Yukarıda bahsettiğimiz önyargılar, aslında gerçekleşmemiş şeyleri hatırlamamıza bile yol açabilir. Bu durum çok önemli sorunların da ortaya çıkmasına neden olabilir. Görgü tanıklarının ifadeleri ve itirafları, yargılamalardaki en etkili kanıt biçimleridir ve binlerce vakaya bu tür kanıtlara dayanarak karar verilir. Polis müfettişleri tarafından yönlendirilen soruların ve olay meydana geldikten sonra bilgiye maruz kalmanın tanıkları olayları belirli şekillerde hatırlamalarına etkileyebileceğini düşündüğümüzde, bu durum rahatsız edici olabilir. Masumiyet Projesi (Innocence Project) kapsamında sadece Kasım 2005’e kadar 163 davada yanlışlık yapıldığı DNA testleriyle ortaya konmuştur. Bu davaların % 75’inin hatalı sonuçlanmasında yanlış görgü tanıklığı rol oynamıştı. Sahte anıların oluşması aşağıdaki biçimde gerçekleşebilir.

Yetersiz idrak: Özellikle olayın veya uyaranın hafızaya kaydedildiği esnada meydana gelen duyumsamayı veya algılamayı etkileyen etmenlerin yol açtığı bir durum olarak özetlenebilir. Mahkemedeki tanığın -eğer karanlık bir ortamda ve hayli uzaktan gördüyse- olayı yanlış hatırlıyor olma ihtimali yüksektir. İçinde bulunduğumuz ortamdaki diğer uyaranların etkisi (gürültü, kalabalık gibi) detayları doğru şekilde hatırlama ihtimalimizi azaltır.

Çıkarımlar: Zihnimiz aldığı her yeni bilgiyle eskiler arasında ilişkiler kurmak ve çıkarımlar yapmak üzerine programlanmıştır. Sokakta yürürken gördüğümüz mayolu birinin havuza gittiğini düşünmemiz de bu şekilde otomatik olarak gerçekleşir. Bir süre sonra sorulduğunda havlu taşımıyor olmasına karşın bu kişinin havlu taşıdığını iddia etmemiz, yanlış çıkarımın bir örneğidir. Zihnimiz her an çok sayıda otomatik çıkarım yapabilecek kapasitededir. Dolayısıyla çıkarımların hatalı hafıza kayıtlarına yol açma ihtimali azımsanamayacak kadar yüksektir.

Müdahale: Hafıza kayıtlarımız üzerinde dış etkenlerin müdahale gücü hayli fazladır. Bu tür müdahaleler davalarda avukatların tanıklar üzerinde sıklıkla uyguladığı bir stratejidir.

Benzerlik: Nesne tanıma insan zihnini zorlayan bir süreçtir, üstelik nesneler arasındaki benzerliğin artması bu süreci daha da zorlaştırır. Yani benzer nesneleri ayırt etmek birbirine benzemeyen nesneleri ayırt etmekten çok daha zordur. İnsan zihni benzerlikleri ayırt etme konusunda hata yapabilir. İşte benzerlikten kaynaklanan bu hatalar yanlış hafıza olarak uzun vadede yanlış hatırlamaya neden olabilir. Görgü tanıklarının hatalı tanıklıkları pek çok durumda sanığın gerçek suçluya benzerliğinden kaynaklanır.

Yanlış Atıflar: İnsan hafızası üzerinde yoğunlaştığı konular hakkında yanlış çıkarsamalar ve yanlış atıflar yapabilir. Bu da özellikle uzun vadede sahte anıların oluşumuna neden olabilir.

Kesin Hatırlıyorum Demeden Önce Aklınızda Bulunsun

Sahte anılar üzerine çalışmalar yürüten, Londra Üniversitesi’nden Chris French hafızaya ilişkin yaygın masallara inanmayı bırakmanızı istiyor.

  • Hafıza bir video kamera gibi tanıklık edilen tüm olayları doğru olarak kaydederek çalışmaz. Bunun yerine, hafıza (algı gibi) yapıcı bir süreçtir. Genelde kesin detaylardan ziyade olayların özünü hatırlarız.
  • Biz bir anıyı yapılandırırken hatalar meydana gelir. Genellikle anılarımızdaki boşlukları kesin olarak deneyimlediklerimizle değil, deneyimlemiş olduğumuzu düşündüğümüz şeylerle doldururuz. Ayrıca olaydan sonra karşılaştığımız yanlış bilgiyi de dahil edebiliriz. Bilinçli bir şekilde bunun gerçekleştiğinin farkında bile olmayız.
  • Sadece tanıklık ettiğimiz olayları saptırmakla kalmayarak, hiç gerçekleşmemiş olaylarla ilgili de sahte anılara sahip olabiliriz.
  • Bağımsız delillerin yokluğunda, belli bir anının sahte mi yoksa gerçek mi olduğunu ayırt etmek için günümüzde henüz bir yöntem bulunmuyor. Doğruluğundan yüzde 100  emin olunan detaylı ve canlı anılar bile tamamıyla sahte olabilir.”

Anlaşılan, hafızamız her yöne gidebilecek vaziyette. Bu sebeple, hafızamıza çok da güvenmememiz gerektiği ve sahte anı oluşturma ihtimalini aklımızda bulundurmamızda fayda olduğu anlaşılıyor.

Göz Atmak İsterseniz

Kaynaklar:

Matematiksel

Sibel Çağlar

7 yıl Kadıköy Anadolu Lisesinin devamında lisans eğitimimi Marmara Üniversitesi İng. Matematik öğretmenliği üzerine tamamladım. Devamında 20 yıl çeşitli özel eğitim kurumlarında matematik öğretmenliği ve eğitim koordinatörlüğü yaptım. 2015 yılında matematiksel.org web sitesini kurdum. Amacım bilime ilgiyi arttırmak, bilimin özellikle matematiğin zihin açıcı yönünü açığa koymaktı. Yolumuz daha uzun ve zorlu ancak en azından deniyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.