ZİHİN AÇAN YAZILAR

Güven Salgın İle Mücadelenin Anahtarı Gibi Gözüküyor

COVID-19'un yayılmasını durdurabilmek için, vatandaşların hem hükumetlerine hem de birbirlerine güvenmeleri gereklidir.

Koronavirüs salgınında istatistikleri incelediğimizde karşımıza ilginç örüntüler ve bağlantılar çıkıyor. Bunlardan bir tanesi de yaşanılan coğrafya, salgında hayatını kaybeden kişi sayısı ve güven ile alakalı sonuçlar…

Norveç, İsveç, Danimarka ve Finlandiya gibi İskandinav ülkeleri bu salgında en az can kaybı yaşayanlardan. Buna karşılık, İtalya’daki Lombardiya bölgesi, İsveç ile kabaca aynı ve diğer İskandinav ülkelerinin yaklaşık iki katı nüfusa sahip olmasına rağmen, bulaşıcılığın katlanarak büyüme yaptığı bir evrede.

Peki bu kadar büyük farkın nedeni nereden geliyor?

Olası ve mantıklı nedenlerinin başında İskandinav halklarının son derece yüksek düzeyde sosyal ve politik güvene sahip olmaları düşünülüyor. Yani aynı coğrafyayı paylaşan komşularının ve hükumetlerinin sorumlu davranacaklarından emin durumdalar.

Örneğin, 2014 yılında yapılan güven ile ilgili bir araştırma Norveçlilerin yüzde 74’ünün “çoğu insanı güvenilir bulduğunu”, İtalya’da ise bu rakamın yüzde 29 olduğunu gösteriyor bizlere.

Benzer şekilde, Norveçlilerin yüzde 60’ı siyasi kurumlarına güveniyor, ancak İtalya’da sadece yüzde 21’i güveniyor.

Çin, aynı anket sonucuna göre, hükumete yüzde 80’e yakın güven duyuyor. Bu, ilk yanlış adımlara rağmen, salgını oldukça hızlı bir şekilde durdurabilmesini kısmen açıklayabiliyor.

Güven muhtemelen salgını engellemenin anahtarını içeriyor. Dünyanın dört bir yanındaki hükumetler, insanların hareketleri ve etkileşimleri konusunda kısıtlamalar uygulayarak virüsün yayılmasını sınırlamaya çalışıyorlar.

Bu yönergelerin başarılı olabilmesi de insanların gönüllü olarak onlara ne ölçüde uyduğuna bağlı. Arkadaşlarımız ve ailemizle, özellikle yaşlı veya altta yatan bir tıbbi sorunu olanlarla buluşmamamız, aynı derecede önemli olarak da yiyecekleri ve diğer ihtiyaçları istifleyerek mağazaları boşaltmamamız gerekiyor salgın ile bir bütün olarak mücadele edebilmemiz için.

Sorun şu ki, tavsiyelerin veya düzenlemelerin çalışması için, aynı mahalleyi, kenti paylaştığımız komşularımıza ve sosyal düzenlemeler getiren devlet kurumlarına da güvenmemiz lazım.

İnsanlar başkalarının da bu yeni ve kısıtlayıcı kurallara göre davranacağına inanmazlarsa, kendilerinin kurallara uyma olasılığı düşük olacaktır. Örneğin, bir çok kişi istifçiliğin başladığına inanırsa, bunun yanlış olduğunu bilse bile, hayatta kalma dürtüsü neticesinde biriktirmeye başlaması muhtemeldir.

Dolayısıyla, sosyal güven eksikliği, neredeyse herkes için daha kötü bir sonuca yol açacaktır. İstifçilik konusuna dönersek, bu durum yeterince malzeme taşıyamayan yaşlılar veya engelliler ya da bir seferde çok fazla yiyecek almak için yeterli parası olmayanlar için bir zaman sonra başka bir hayati durum doğuracaktır.

Aynı şey toplumsal izolasyon için de geçerlidir. Birisi bulunduğu çevredeki diğer insanların çoğunun evde kalmadığına inanıyorsa, yalnızlık çeken azınlıkta olması çok az mantıklıdır.

Tüm bunların temelinde önce uygulanan sosyal politikalara karşı duyulan güven gelmektedir. Araştırma sonucu çıktılarına göre insanların politikacılarına ve yöneticilerine duydukları güven zaman içinde önemli bir düşüş göstermektedir.

Bunun birçok nedeni olabilir. Bazıları gerekli yetkinliğe sahip olmadıklarına inanabilir; diğerleri iktidardakilerin “insanlara” hizmet etmediklerini, bunun yerine muhtelif ekonomik ve politik elitler ile gizli bir ilişki içinde olduklarını düşünebilir. Bu maddeler her ülkenin kendi dinamiklerine göre de eklemeler ile uzatılabilir.

Merak edenler için söyleyelim. Türkiye’de anket sonuçlarına göre yüzde 12 civarında birbirimize güveniyoruz.

Belki de bu salgın bize bazı konuları bir kere daha sorgulamamız için fırsat verebilir. Sonuçta olası herhangi bir felakette hayatta kalmamız yan komşumuza ve hükumete duyduğumuz güven ile ilintili hale gelebilir.

Sağlıklı günler dileğimizle…

Kaynak: https://blogs.scientificamerican.com/observations/trust-is-the-key-to-fighting-the-pandemic/

Matematiksel

Paylaşmak Güzeldir

Sibel Çağlar

Kadıköy Anadolu Lisesi, Marmara Üniversitesi, ardından uzun süre özel sektörde matematik öğretmenliği, eğitim koordinatörlüğü diye uzar gider özgeçmişim… Önemli olan katedilen değil, biriktirdiklerimiz ve aktarabildiklerimizdir bizden sonra gelenlere... Eğitim sisteminin içinde bulunduğu çıkmazı yıllarca iliklerimde hissettikten sonra, peki ama ne yapabilirim düşüncesiyle bu web sitesini kurmaya karar verdim. Amacım bilime ilgiyi arttırmak, bilimin özellikle matematiğin zihin açıcı yönünü açığa koymaktı. Yolumuz daha uzun ve zorlu ancak en azından deniyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı