Graham Bell’in Hayali: Telefon

Telefon günümüzde, bir çoğumuzun onsuz bir an bile geçirmeye tahammül edemediği bir parçamız olmuş durumda. Ancak, 19. yüzyılda iletişim kurmanın en hızlı yolu mektup idi. Devamında telgraf geldi ve bu sayede mesajlarımızı daha uzaklara iletebilir hale geldik.

Ancak telefonun hayatımıza girmesi ile herşey birden bire hızlandı…

Graham Bell
Bell 29 yaşında iken

Telefondaki ilk konuşma 10 Mart 1876 tarihinde gerçekleşti. Bu konuşma telefonun mucidi Alexander Graham Bell (1847-1922) ve çalışmalarını birlikte sürdürdüğü Thomas Watson arasında oldu.

Söylenen ilk sözcükler şöyleydi: “Bay Watson buraya gelin. Sizi görmek istiyorum.”

Bu ilk telefon görüşmesinin farkında olmadan gerçekleştiğine dair bir düşünce yaygındır. Buna göre telefon çalışmaları sırasında kullandığı bataryanın asidi Bell’in üzerine dökülür ve Bell Watson’a seslenir. Sesini bulunduğu odadaki telefon vericisinden duyan Watson hemen yardıma gider.

Doğrudur değildir, aslında çok da fark etmez. Nasıl olduysa olsun o gün telefon hayatımıza girmiş bulundu.

***

Mabel Hubbard
Mabel Hubbard

İşitme engelli bir annenin çocuğu olan Alexander Graham Bell’in eşi Mabel Hubbard da doğuştan işitme engelliydi. İkili birbirlerini Bell’in kısa bir süre öğretmenlik yaptığı Boston’da bulunan bir işitme engelliler okulunda tanımıştı.

Fizikçi Bell erken yaşlarından itibaren ses konusunda çalışmaya başladı. Hedefi, işitme engelliler için “görülebilir konuşma” tekniğini geliştirmek idi. Ses ve sesin iletilmesi ile ilgili geniş bir bilgi birikimi olan Bell’in en büyük hedefi işitme engellilerin bir gün duyabilmesiydi.

Bell’in telefonu icat etmesi, bir tel yardımıyla haberleşmeyi sağlayan başka bir yöntem olan telgrafın geliştirilmesi ile ilgili çalışmalara dayanır. O zamanlar telgraflarda aynı hat üzerinden aynı anda birden fazla mesaj göndermek mümkün değildi. Bell bu soruna çözüm ararken sesin de teller üzerinden iletilebileceğini gözlemledi. Hatta bu şekilde insan sesini bile iletmek mümkün görünüyordu.

Bu fikirlerle geliştirmeyi planladığı telefon için 14 Şubat 1876’da patent başvurusu yaptı; ne tesadüftür ki aynı tarihte -sadece birkaç saat sonra- benzer bir patent başvurusu da Elisha Grey’den geldi.

Bell, telefonun patentini 7 Mart’ta alsa da 17 yıl kadar süren hukuk savaşını kazanması çok da kolay olmadı. Sonunda Bell, telefonun patentini almıştı ama hâlâ ilk telefon görüşmesini gerçekleştirememişti. Birçok denemede ses iletiliyor fakat söylenen sözcükler tam olarak anlaşılamıyordu, ta ki 10 Mart’taki deneme başarılı olana kadar.

Graham Bell, telefon
1876’da ilk telefon görüşmesini yapıyor.

Devamında da telefon ile ilgili çalışmalar büyük bir hız kazandı. Telefon kısa zaman içinde daha uzak mesafelerde denendi. Aktarılan sesin netliği de geliştirildi.

Ancak büyük birçok icat gibi telefon da ilk günlerinde yeteri kadar anlaşılamadı. Hatta kimine göre gereksizdi. Zaten telefonun önemi anlaşılabilseydi İngiltere’deki postane baş mühendisine ait olduğu düşünülen “Amerikalıların telefona ihtiyacı olabilir, ama bizim yok. Bizim elimizde bir yığın haberci çocuk var” sözü tarih sayfalarında yerini almazdı.

İşitme engellilerin de duyabilmesini hedefleyen Bell, eşine sesini duyuramasa da, tüm insanlığın hizmetine sunduğu, telefon gibi müthiş bir buluşa imza atmış oldu.

Bu arada bir dip not düşelim. İnternette sık olarak karşımıza çıkan “Alo” sözcüğünün Graham Bell’in sevgilisi Allessandra Lolita Oswaldo’nun isminden geldiği iddiası doğru değil. Çünkü böyle bir kadın hiç varolmadı. Konu ile ilgili yapılan bir teyit haberini buradan inceleyebilirsiniz.

İleri Okumalar:

https://www.sciencemuseum.org.uk/objects-and-stories/ahoy-alexander-graham-bell-and-first-telephone-call

https://www.pbs.org/wgbh/americanexperience/films/telephone/

Zeynep Bilgici, Bilim ve Teknik Dergisi, Mart 2014

Matematiksel

Sibel Çağlar

Kadıköy Anadolu Lisesi, Marmara Üniversitesi, ardından uzun süre özel sektörde matematik öğretmenliği, eğitim koordinatörlüğü diye uzar gider özgeçmişim… Önemli olan katedilen değil, biriktirdiklerimiz ve aktarabildiklerimizdir bizden sonra gelenlere... Eğitim sisteminin içinde bulunduğu çıkmazı yıllarca iliklerimde hissettikten sonra, peki ama ne yapabilirim düşüncesiyle bu web sitesini kurmaya karar verdim. Amacım bilime ilgiyi arttırmak, bilimin özellikle matematiğin zihin açıcı yönünü açığa koymaktı. Yolumuz daha uzun ve zorlu ancak en azından deniyoruz.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu
Kapalı