Sorular ve Bulmacalar

Kafanızı Karıştıracak 5 Optik İllüzyon

Gözler sadece zihnin algılamaya hazır olduğu şeyleri görür... Henri-Louis Bergson

Günlük hayatınızda beyniniz, dünyayı duyular aracılığıyla sürekli algılar. Ancak bazen karmaşık bir uyaran ile karşılaşır. Bu durumda gördüklerinizi ya da hissettiklerinizi basitleştirmek için kestirmeler yapar. Bu tahminler ve kestirmeler beyninizin kandırılmasını kolaylaştırır. İnsanlar binlerce yıldır zihni aldatmanın yeni yollarını keşfediyor.

Yılın en iyi illüzyonu yarışması 2005 yılından beri düzenleniyor. Bu da bilim insanlarının yeni illüzyonları saptamasına ve beynimize ait sırları keşfetmesine yardımcı oluyor. Onlar işin bilimsel kısmı ile uğraşırken bizler de görsel yanılsama diğer deyişle optik illüzyonları çoğunlukla şaşkınlıkla inceliyoruz.

Yazımızda her zaman gördüklerimize veya duyduklarımıza inanmamamız gerektiğini bizlere anımsatan bazı optik illüzyonlara göz atalım…

1. Hermann Grid illüzyonu

Hermann Grid illüzyonu
Kutuların kesişim bölgelerine bakarsanız hayalet noktalar kaybolacaktır.

Alman fizyolog Ludimar Hermann tarafından 1870 yılında tanımlanan Hermann Grid illüzyonu, siyah bir arka plan üzerinde beyaz (veya açık renkli) ızgaranın kesişme noktalarında algılanan “hayalet” gri lekeler ile karakterize edilir. Bu algının nedeni, kesişim noktalarında dört taraftan engelleme gerçekleşirken, koridor noktalarında sadece iki taraftan engellemenin oluşmasıdır. Bu nedenle kesişim noktaları koridora göre daha koyu olarak algılanır. Bu da hayalet gri noktaların oluşmasına neden olur. İleri Okumalar: Görseldeki 12 Noktayı Aynı Anda Neden Göremiyoruz?

2. Ebbinghaus İllüzyonu

Ebbinghaus illüzyonu
Birçok kişi sağdaki turuncu dairenin soldakinden büyük olduğunu söyleyecektir ama aslında iki daire de tastamam aynı büyüklükte

Yan yana duran iki nesneye baktığımda, aynı boyda olup olmadıklarını kolayca anlarız. Ancak bazı optik illüzyonlarda her zaman doğru yanıtı bulamayız. Bunun nedeni, beynimizin çoğu zaman bir nesnenin boyutuyla ilgili karar verirken civardaki diğer nesneleri dikkate almasıdır. O yüzden de bağlam, zihnimizi kolayca yanıltabilir. Bunun bir örneği Ebbinghaus İllüzyonu olarak bilinir.

Görselde gördüğünüz turuncu renkli merkez daireler aynı büyüklüktedir. İllüzyonda merkezdeki dairenin etrafındaki küçük daireler merkezdeki daireyi algısal olarak büyütme işlevi görür. Küçük dairelerin sayısı arttıkça da merkezdeki daireyi daha büyük görmeye başlarız. Diğer taraftan merkezdeki dairenin etrafındaki büyük daireler merkezdeki daireyi küçültme işlevi görmektedir. Aynı şekilde büyük dairelerin sayısının artışı merkezdeki dairenin olduğundan daha küçük algılanmasına neden olmaktadır.

3. Kafe duvarı illüzyonu

cafe duvarı yanılsaması

Kafe duvarı illüzyonu olarak adlandırılan bu illüzyon, siyah beyaz tuğlalarla örülmüş ‘yamuk’ bir duvardan ibaret. Duvar aslında düz, onu yamuk görmemizin nedeni gri renkteki çizgiler. Sadece siyah ve beyaz şekiller gördüğünde beynimiz bunları aynı bölgede haritalandırdığı için köşelerini hizalanmış olarak algılar. Ama araya ince bir gri sınır çizgisi çektiğimizde bu çizgi beynin başka bir bölgesinde haritalanır. Bunun sonucunda hiza algımız bozulur. Kafe duvarı illüzyonu 1973’de İngiliz psikolog Richard Gregory tarafından Bristol St Michael’ın Tepesi’ndeki bir kafenin tuğla örgüsünde bir desen olarak fark edildi. Bu ismi almasının nedeni de bu. Richard Gregory bu görsel yanılsamanın nedenleri üzerine yaptığı çalışmalar neticesinde 1979 yılında konu ile ilgili bir de makale hazırladı. Makaleyi İncelemek isterseniz.

4. Hareketli Şekiller

Daireler gözünüzü bir tanesine dikip baktığınızda kıpırdamıyor ancak bir araya geldiklerinde dönüp duruyor. Beyin görüntüdeki açık ve koyu renkli bölümlerin birleşiminin altından kalkamaz, kalkamayınca da harekete duyarlı kısımları etkinleşerek gerçek bir hareket sezmiş gibi tepki verir. Adına seğirme dediğimiz hızlı göz hareketleri de bu etkiyi güçlendiriyor.

Bu resmin küçük bir bölümüne odaklanırsanız muhtemelen durağan bir desen göreceksiniz. Ama görüntüye bir bütün olarak bakarsanız canlandığını, adeta nabız gibi attığını fark edeceksiniz. Bu periferik kayma illüzyonu, aydınlığı ve karanlığı algılama şeklimizin yanı sıra, gözlerimizin hızlı hareketinin bir sonucudur. Bu çalışmayı Japonya’nın Kyoto kentindeki Ritsumeikan Üniversitesinde psikolog olan Akiyoshi Kitaoka hazırlamış.

Sinirbilimciler şekilleri hareketli algılamamızın nedeninin beynimizin renk kontrastındaki uyuşmazlıklara ayak uydurma çabası olduğunu düşünüyor. Bu resme baktığımızda siyahlar ve beyazlar bir grup nöronun aynı anda etkinleşmesini sağlıyor. Aynı anda, sarı ve açık maviler de daha yavaş ama daha uzun süreli bir tepki oluşturuyor. Görsel korteksimizdeki hareket saptayıcı nöronlarsa, nöronların etkinleşmesindeki bu zaman farkını hareket sanıyor. Bunu sonucunda aslında kıpırtısız olan deseni, hareketli olarak rapor ediyor.

5. Müller-Lyer İllüzyonu

Görseldeki dikey çizgiler tamamen aynı uzunlukta. Ama iç mekândaki her nasılsa çok daha uzun görünüyor. Ama neden? 1889 yılında ortaya konan Müller- Lyer yanılsaması bilim insanları için o senelerden beri eğlenceli bir oyun olmaya devam ediyor. Bu durumun nedenlerine dair bugüne kadar 12’yi aşkın kuram ortaya konmuş durumda. Kimi sinirbilimcilere göre kırmızı çizgiler bir ok başı oluşturduğunda (soldaki gibi) odağı dikey çizgiden uzaklaştırarak küçülmüş görünmesine yol açıyor. Ama bazıları da bu şekillerle karşılaşma şeklimizin onları algılayışımızı da değiştirdiği görüşünde.

Beynin illüzyonlara nasıl tepki verdiğini incelemek, artık işlevsel manyetik rezonanslı görüntüleme (fMRI) yöntemi sayesinde çok kolay. Bu sayede, belli imgeleri ya da durumları deneyimlediğimiz sırada kafamızın içinde neler olup bittiğini analiz etme ve beynin tepkilerini gerçek zamanlı araştırma fırsatına sahibiz. Her yeni illüzyonla da anlıyoruz ki aslında beynimizde daha fark edilmesi gereken çok şey var.

Kaynaklar ve ileri okumalar:

Matematiksel

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.
Başa dön tuşu