George Polya: Matematiksel Yönteme Yeni Bir Bakış

Matematik en ucuz bilimdir. Fizik ya da kimyadan farklı olarak, pahalı bir ekipman gerektirmez. Matematiğin tüm ihtiyaçları bir kalem ve kağıttır.

1887 yılında Budapeşte’de doğdu George Polya. Okul yıllarında parlak bir öğrenci olmasına rağmen, matematik dersi ilgisini bir türlü çekmedi başlarda. Silik kalmayı tercih etti her zaman.

Belki ilgisini çekmemesinden belki ön plana çıkmak istememesinden belki de anlatım tekniklerini beğenmemesinden kim bilir…

Ailesinin ısrarı sonucunda hukuk okumak için Polya 1905’te Budapeşte Üniversitesi’ne girdi. Ancak bu sürece de bir dönem dayanabildi, önce dil ve edebiyat bölümüne, sonra da felsefeye geçti. Danışmanları felsefe programı içerisinde matematik ve fizik almasını önerince, hayatını değiştirecek iki insan ile tanıştı: Fizikçi Lorand Eötvös ve matematikçi Lipöt Fejer…

Fejer’in dersleri ünlüydü ve bir çok öğrenciyi matematiğe çekerdi. Öğren­cileriyle kafelerde oturur, matematik konusunda sohbet eder ve ünlü matematikçilerin öykülerini anlatırdı. Polya da onun oltasına takılanlardan oldu.

“Fizik için yeterince iyi olmadığımı, felsefe içinse fazla iyi olduğumu düşünürdüm. Matematik orta karardı; ikisinin arasında … “

1912′ de matematik doktorasını aldı; yan konuları fizik ve kimyaydı. Tez konusu olarak olasılık kuramını seçmişti. Doktora sonrası çalışmalarını Göttingen ve Paris’ te yaptı ve 1914’de Zürih’teki Federal Teknoloji Enstitüsü’nde öğre­tim görevlisi olarak çalışmaya başladı devamında.

1.Dünya Savaşı esnasında bir ara Ma­car ordusuna yazılmak istese de, çocukluğunda geçirdiği bir rahatsızlık sonucunda kabul edilmeyince, biraz da Bertrand Russell’ı tanıması sebebi ile savaş karşıtı oldu Polya. 1940’ta, dünya savaşlarının ikincisinde ailesi ile birlikte Amerikaya gitmeyi tercih etti biraz da bu nedenle.

Burada, 1945’te onun herkes tarafından bilinirliğini arttıran ve günümüze kadar etkisini sürdüren Nasıl Çözmeli? isimli kitabını yazdı. Kitabı o zamandan bu yana bir milyondan fazla sattı ve on yedi dile çevrildi; ardından eğitim ağırlıklı üç kitap daha ve dört araştırma monografi yazdı.

Araştırmalarında matematiğin birçok dalına değinse de en çok kompleks fonksiyon kuramı, kombinatorik ve olasılık kuramı üzerine çalışmalar yaptı matematik adına.

Polya matematiğin zor olduğunu ve bu nedenle genelde uzak durulduğunu biliyordu, bu sebepten amacı onu anlaşılabilir hale getirmek oldu her zaman. Birinci sınıf bir araş­tırmacı, parlak bir öğretmen ve mükemmel bir anlatıcıydı. Kendisine en çok hangi matematikçiden etkilendiği sorul­duğunda, Leonard Euler yanıtını verirdi. Ancak bu kişiye seçmesinin ardında yatan sebep aslında onun hayata bakış açısını da özetler gibidir.

Euler, diğer matematikçilerin yapmadığı bir şeyi yaptı, bulduğu sonuçlara nasıl ulaştığını anlattı.

Deyişlerinin çoğu günümüze kalabilmiştir aşağıdaki söz de bizim en sevdiklerimizdendir…

Bir teoremin zerafeti onda görebildiğin fikirlerin sayısıyla doğru, o fikirleri görebilmek için harcadığın çabayla ters orantılıdır.

Birçok öğrenci yetiştirdi eğitmenlik hayatı boyunca. Elektronik bilgisayarın babalarından biri olan John Neumann bunlardan biriydi. Polya, onun için şöyle söylerdi:

“O beni korkutan tek öğrencimdi. Öylesine hızlıydı ki Zürih’te ileri öğrenciler için dersleri benim verdiğim bir seminer yapılıyordu ve Von Neumann da sınıftaydı. Belirli bir teorem anlatıyordum; teoremin henüz kanıtlanmadı­ğını ve karmaşık olabileceğini söyledim. Von Neumann hiçbir şey söylemedi, ama beş dakika sonra elini kaldırdı, tahtaya geldi ve kanıtı yazmaya koyuldu. Ondan sonra Von Neumann’dan korkmaya başladım.”

Polya uzun yaşamı boyunca matematiğe duyduğu ilgiyi bırakmadı. Paul Erdös ona 100. yaşgünü partisi düzenlemeye söz vermişti. “100 belki,” demişti Polya, “ama daha fazla değil.”

Ve 7 Eylül 1985’te, 97 yaşında öldü.

Matematik ile nasıl baş edeceğinin bilemeyen her okurun bu yazının hazırlanmasında da rehberlik eden kaynaktaki kitabı edinmesini ve okumasını öneririz…

Kaynak: George Polya – Nasıl Çözmeli?

Matematiksel

Yazıyı Hazırlayan: Sibel Çağlar

Kadıköy Anadolu Lisesi, Marmara Üniversitesi, ardından uzun süre özel sektörde matematik öğretmenliği, eğitim koordinatörlüğü diye uzar gider özgeçmişim… Önemli olan katedilen değil, biriktirdiklerimiz ve aktarabildiklerimizdir bizden sonra gelenlere... Eğitim sisteminin içinde bulunduğu çıkmazı yıllarca iliklerimde hissettikten sonra, peki ama ne yapabilirim düşüncesiyle bu web sitesini kurmaya karar verdim. Amacım bilime ilgiyi arttırmak, bilimin özellikle matematiğin zihin açıcı yönünü açığa koymaktı. Yolumuz daha uzun ve zorlu ancak en azından deniyoruz.

Bunlara da Göz Atın

Sibernetik Biliminin Babası: Norbert Wiener

İngiltere’de kolej kampüsünün yanındaki buz tut­muş yol üzerinde, 11 yaşlarında bir çocuk kızağını yorgun argın …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

ga('send', 'pageview');