EKONOMİ BİLİMİ

Gelir Adaletsizliği: Orta Gelir Tuzağı, İşsizlik ve Cari Açık

Gelir adaletsizliği serimizde biraz da orta gelir tuzağını, işsizliği ve bir başka kronik sıkıntımız olan makro konulardan cari açığı konuşalım.

Orta Gelir Tuzağı Nedir?

‘Orta Gelir Tuzağı’, son zamanlarda çok sık duyulan bir kavram.

gelir dağılımı

Hangi gelir düzeyinin orta gelir düzeyi olarak kabul edilmesi gerektiği konusunda farklı ölçütler kullanılsa da orta gelir tuzağı kabaca ekonomilerde kişi başına gelir düzeyinde bir noktadan sonra ilerleme olmaması, o gelir seviyesinden yukarıya çıkamama durumudur.

Yani, kişi başına gelir düzeyinin belirli bir aşamadan öteye gidememesi halini ya da belirli bir gelir düzeyine ulaştıktan sonra durgunluk içine girilmesi durumunu ifade eder de diyebiliriz.

Kişi başına düşen geliri uzun yıllar 10.000 ile 12.500 dolar aralığında kalan ülkelerin orta gelir tuzağına girdiği kabul edilmektedir. Grafikte de görüldüğü gibi bu tanıma göre, Türkiye’nin orta gelir tuzağına düştüğü görülebilir.

Bu tuzaktan çıkışın yolu inşaata dayalı büyüme yerine bilimsel eğitim ve teknoloji ile büyüme olabilir. Çünkü bir milyonun üzerinde satılamayan yeni konutun varlığı arz-talep dengesizliği yaratmanın yanı sıra, ülkenin doğasını da ciddi şekilde tehlikeye sokmaktadır.

Peki bilimsel eğitimle, teknoloji ile bu tuzaktan çıkan örnek bir ülke var mı? Elbette en bariz örnek olarak Güney Kore var.

2000 itibariyle Güney Kore orta gelir tuzağını tamamen aşmış hatta inanılmaz ivmesiyle artık yüksek gelirli ekonomiler kategorisine girmiştir. Güney Kore bunu tümüyle bilime dayalı eğitim ve üretim modeliyle başarmıştır.

Türkiye ise kırk yıldır bu tuzakla savaşmaktadır. Neredeyse bu tuzaktan çıkacak noktaya geliyorken tekrar bu tuzağın içine düşmüştür.

İşsizlik ve Türkiye

Yakın zamanda açıklanan verilerle beraber durum nedir görmeye çalışalım. Aşağıda Ege Sanayi Odası’nın Mart 2020’de yayımladığı bir tabloyu göreceksiniz:

HANE HALKI İŞGÜCÜ VERİLERİ (2019)

İşsizlik oranı; 15 ve üstü yaş grubunda; 2019 yılında bir önceki yıla göre 2,7 puan artışla %13,7 oranında gerçekleşti. İstihdam edilen kişi sayısı 658 bin kişi azaldı, işsiz sayısı 932 bin kişi arttı.

İşsizlik oranı erkeklerde %12,4 ve kadınlarda %16,5 oranında kaydedildi. Tarım dışı işsizlik oranı %16,0, işsiz sayısı 4 milyon 469 bin
kişi oldu.

Genç nüfusta işsizlik oranı %25,4 seviyesine yükseldi. Yani her 4 gençten biri işsiz..

Şu sıralar dünya genelinde artan bir problem olmaya başladı işsizlik. Özellikle koronavirüs kabusunun ardından işler daha da kızışabilir.

Avrupa’dan Amerika’ya pek çok yerde sıkıntı olan bu durum ülkemiz için de büyük bir problem.. Çünkü bizdeki bu sevimsiz oran da hali hazırda yeterince yüksek.

Bunun sebepleri arasında teknolojik dönüşümün getirdiği sancılar, milyonlarca sığınmacıların emek yoğun sektörlerde daha düşük ücretlerle istihdam edilebilmesi ve eğitimde etkinsizlik de bulunmakta.

CARİ AÇIK

Cari işlemler açığı; 2020 yılı Ocak ayında geçen yılın aynı ayına göre 7 kat artarak 1,8 milyar Dolar olarak gerçekleşti. Dış ticaret açığı 2020 yılı Ocak ayında 3 kat artarak 3,2 milyar dolar ile cari açık üzerinde etkili oldu.

Bu arada Resmi Rezervler Hesabı önceden ayrı bir hesap kalemi olarak veriliyordu ancak şimdi finans hesabı içinde izleyebilirsiniz.

Rezerv varlıklarda; 2020 yılı Ocak ayında 2,9 milyar Dolar sermaye çıkışı ile 2019 yılı Mart ayından bu yana en sert düşüşü yaşandı.

Bu ayda net hata ve noksan kaleminde 574 milyon Dolar sermaye girişi gerçekleşti.

Küresel ticarete ilişkin artan belirsizlikler ve Çin’de ortaya çıkan korona salgını kaynaklı olumsuz etkilerin cari dengeler üzerinde risk oluşması beklenmekte..

***

Bir tarafta gösteri devam ederken bir tarafta kimsenin duymadığı insanlar çaresizlik ile baş etmeye çalışıyor. İnşaata, konuta dayalı büyüme sistemi yeterince çarpık olan gelir adaletini daha da keskinleştirdi. İnşaat sektörü çöktüğü anda elde hiçbir şey yok. Ne yapacağız?

Özellikle yakın zamanda beklenen Büyük İstanbul Depremi’ni düşünürsek..

Ülkenin her yanı artık en ücra köşesine kadar dizi, magazin, siyaset ile dolu. Maalesef, bu durumlar “bilim ve teknoloji” olarak değişmediği sürece, işsizlik-kaos yerel ve ulusal bazda artacak. Özellikle emek-yoğun sektörlerle ayakta kalan ülkeler için.

Eğitim desek, burun kıvıracağınız birçok ülke matematik ve bilimsel eğitim konusunda Türkiye’nin önünde. Dünya Bankası sıralamasına göre matematik ve bilim eğitimi kalitesinde 107. sıradayız.

Ekonomi deyince “inşaat”, ülke deyince “siyaset”, eğitim deyince “hiçbir şey” ise gözde canlanan, gerçekten can yakacak bir noktaya yaklaşıyoruz demektir.

Bir de ülkemizde bir Instagram bağımlılığı var ki o da apayrı bir konu. Ekonomik olarak buhranda olan insanlar kimse seslerini duymazken şatafatlı hayatları daha bir yakından görmeye başladıkça dayanma güçleri kalmıyor elbette. Ruh sağlıklarını korumaları imkansızlaşıyor gözlerine sokuldukça bu çarpıklıklar.

Bu konu hakkında şuradan erişeceğiniz sosyoekonomik sınıflar ve linç kültürünü irdelediğimiz yazımızı okuyabilirsiniz

Kaynak ve İleri Okumalar

Matematiksel

Önceki yazılara göz atmak isterseniz:

Lorenz Eğrisi ve Gelir Adaleti Analizi

Çocuk Yoksulluğu ve Palma Oranları

Gelir Dağılımı Adaletsizliği: İllere Göre Yüksek ve Düşük Gelir Oranları

Matematiksel

Paylaşmak Güzeldir

Ceren Demir

Kendini, insanları, dünyayı tanıma ve anlama çabasında, belki de kaosta olan; filmin oyuncularından, dünya üzerindeki küçücük noktalardan biriyim.. Dokuz Eylül Üniversitesi'nde Ekonomi bölümünde yüksek lisansa devam ediyorum. Spora, sanata (özellikle resim sanatı), müziğe, doğaya, doğa sporlarına, felsefeye, psikolojiye, kitaplara, filmlere düşkünüm.. Okumayı, yazmayı, öğrenmeye çabalamayı çok seviyorum. Küçük yaşlardan itibaren birikmiş 9 adet günlüğüm var. Amaçlı ve amaçsız yaşamanın çeşitli noktalardan artı ve eksileri olduğunu düşünsem dünyadaki her şeyin gelip geçici olduğuna inanıyorum. Yine de -her şeye rağmen- ben uzun süredir amacı olanlardanım.. Buradan enerji sağlayabiliyorum.. Çoğunlukla enerjik, dışa dönük olsam da yeri geldikçe oldukça içe kapanmaya ve yalnızlığa susayabiliyorum. İkisi de keyifli ve öğretici.. Matematiksel sitesinin öncelikle hayranı olan bir okuruyum sonra Matematiksel’e katkı sağlamaya çalışan enfes ekibin bir parçasıyım. Özetle bu dünyayı bir rüyaymış gibi (Is this the real life? Is this just fantasy?) hissedip iyi bir insan olarak '‘kalmaya'’ çabalayan, sonsuzmuş gibi üretmeye çalışan insanlardan olarak; bahsettiğim 'bencil' bilgilerimi önemsiz sayıyorum. Sadece denizdeki kum tanelerinden biri olduğumun farkındayım. Ancak okyanusları merak etmekten vazgeçemiyorum. Yaşam keşifle canlanıyor..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı