Geleceğe Git! Geçmişi Gözlemle!

“Kütlesi olan hiçbir cisim ışık hızına ulaşamaz!” neredeyse birçoğumuzun diline pelesenk olmuş bir cümledir bu. Evrendeki en yüksek hıza sahip olan ışık boşlukta, saniyede yaklaşık 300.000 km yol almaktadır. Peki, olağanüstü derecede büyük bu evrende en yüksek hızlı şeyin ışık olduğundan nasıl bu kadar emin olabiliyoruz?

1 IY = 9 460 730 472 580 km

Aslında bugüne kadar “Işık” hakkında da detaylı bilgilere sahip olmasakta biliyoruz ki; ışık fotonlardan oluşur. Ve fotonların durağan halde kütlesi mevcut değildir. Kütlesiz bir şeyin boşlukta ki hızından daha yüksek hızlı bir şeyin de kütlesiz olacağını düşünürsek, kütlesizden daha kütlesiz gibi bir kavramın olmayacağı için, evrendeki limit hız, ışığın boşluktaki hızı olarak kabul görülür.

Einstein’ e göre eğer bir cisim ışık hızına ulaşırsa onun için zaman durmaktadır. Bu cümlenin ardına, akıllara “Zamanda Yolculuk” kavramının gelmemesi enteresan olurdu sanki. Belki çok uzun bir süredir değil ama yakın bilim tarihi ve günümüz bilimi bu kavram için gerek felsefi gerekse bilimsel çalışmalarını gerçekleştirmiş ve gerçekleştirmeye devam etmektedir. Birçoğumuzun hayallerini süsleyen, bilim-kurgu filmlerinin vazgeçilmezi olan ve birçok paradoksa mahal veren bu kavramı, alışılagelmiş ütopik kurgulardan kurtarıp, varlığının ne denli tüyler ürpertici olduğuna göz atalım.

NASA’ nın “Gezegen Avcısı” adıyla bilinen teleskobu Kepler aracılığıyla keşfedilen Dünya’dan 600 ışık yılı uzaklıkta bulunan Kepler-22b’yi ele alalım. İnsanın belki de en büyük zaferi olabilecek “Işık Hızına Ulaşmak” cümlesinin gerçeklendiğini düşünelim. Ve Dünya’dan Kepler-22b’ye bir yolculuk gerçekleştirelim.

Dünya’ya göre sıfır yılında ve Kepler-22b’ye göre Kepler-22b’nin de sıfır yılında olduğunu düşünelim. Dünya’dan gözlemci olarak Kepler’in şu anda 600 yıl öncesini görüyoruz. Yani Dünya’daki insanlara göre Kepler-22b -600 yaşında.

Işık hızında yolculuğumuz başlasın!

KEPLER-22b VE DÜNYA

Işık hızında hareket ettiğimden dolayı benim için zaman durdu. Ancak Dünya’daki sizlere göre zaman eskisi gibi devam etmekte. Dünya’daki gözlemcilere göre 6 asır sonra ben Kepler-22b’ye adımımı atmış olacağım. Ancak benim için zaman geçmediğinden dolayı bu 600 yılı yaşamamış gibi olacağım. Dünya’dan yola çıktığımda Kepler-22b’nin -600 yılındaki halini görmekteydim. –Normalde Kepler-22b’nin bir yılı 289,9 gün sürse de biz bunu yaklaşık olarak 365 gün, yani Dünya yılıyla aynı alalım.- Dolayısıyla benim hareketim süresince Kepler-22b’de de 600 yıl geçmiş olacak. Ben, Dünya’dan hareket ettiğimde, kendisine göre sıfır yılında olan ancak dünyadan gözlemlediğimizde -600 yılını gördüğümüz Kepler-22b, ben oraya vardığımda 600 yılında olacağından, aniden Kepler’in 1200 yıl sonrasına geçmiş olurum.

Şu an Kepler-22b’nin 600 yılındayım. Ve benim için zaman bir saniye bile akmadı. Şimdi buradan Dünya’yı gözlemleyeceğim. Ben Dünya’dan ayrıldığımda orada sıfır yılı yaşanmaktaydı. Benim, Kepler-22b’ye adımımı atmamla birlikte dünya 600 yıl yaşlandı. Ancak Kepler-22b’den Dünya’yı gözlemimde 600 yıl öncesini göreceğimden dolayı oradan ayrıldığım yıldaki Dünya’yı gözlemlemiş olacağım.

Şimdi eve dönme vakti.

Dünya’ya dönüşüm iki gezegeni de kendilerine göre 600 yıl yaşlandıracak. Sıfır yılını gözlemlediğim ama dünya insanlarına göre 600 yılını yaşayan gezegen, ben adımımı attığımdan itibaren 600 yıl daha yaşlanıp 1200 yılına geçmiş olacak. Ve benim için böyle bir zaman söz konusu olmadığından dolayı, sıfır yılından anında 1200 yılına, zamanda yolculuk ederek ulaşmış olacağım. Şu an Kepler-22b’de Kepler-22b’deki yaşayanlara göre 1200 yılı yaşanmakta. Ancak ben dünyadan bir gözlemci olarak oradan ayrıldığım yıl olan 600 yılını görmüş olacağım.

Sizlere bir soru. Peki, aynı mantığı “Geçmiş” için uygulayabilir miyiz?

Biraz önce geleceğe gidip olaylara “müdahale” yeteneğimizi uygulayabileceğimizi ve geçmişi ise sadece gözlemleyebileceğimizi gördük. Tabii ki burada bir sorun var. O sorun ise bu yazının ilk cümlesi!

Newton yanıldı. Peki, Einstein yanılabilir mi?

Matematiksel

Yazıyı Hazırlayan: Muhammed İşci

Taş Mektebin 120. Yıl mezunlarından olup aynı yıl kazandığım Erciyes Üniversitesi Mekatronik Mühendisliği bölümünden bölüm ikinciliği ile mezun olduktan sonra öğrenimime yine aynı bölümde yüksek lisans programı kapsamında devam etmekteyim. Aynı zamanda yine aynı Üniversite adı altında Çift Anadal Programı kapsamında Matematik bölümünü okumaktayım. Bunların yanı sıra özel sektörde Ar-Ge uzman yardımcısı olarak çalışmaktayım. Matematiğin bir dil olduğunu kabul edip , bu dili iyi bilmemizin hayatla irtibata geçebilmemizi kolaylaştıracağı öngörüsünde bulunan bir düşünürüm. Sayılarla dans etmek en büyük zevklerim arasındadır. 2015 yılı Türkiye Pi Sayısı Ezberleme rekortmeni olup , o yıldan itibaren Pi World Ranking List te yer almaktayım. Hafıza tekniklerine ve Pragmatizme karşı bir kişiyim. Arşimet, Fermat ve John Forbes Nash en çok saygı duyduğum bilim insanlarıdır.

Bunlara da Göz Atın

Bir Güneş Tutulması Bilimi Nasıl Değiştirdi?

1919 yılının Mayıs ayıydı. Sir Arthur Stanley Eddington rehberliğindeki bir grup araştırmacı güneş tutulmasını gözlemlemek …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.