Geçmişte ve Günümüzde: Sahte Haberler Her Yerde

Günümüzde bir haberin gerçek mi ya da sahte mi olduğunu anlamak gerçekten zor. Bir çoğumuz bunu medya kirliliğine bağlasa ve modern zaman sorunu olarak nitelendirse de anlaşılan bundan 200 yıl önce de durum pek farklı değilmiş…

sahte haberler

İngiliz gökbilimci John Herschel’in 1835 yılında teleskobu ile gözlemlediği Ay’da yaşayan dev adamlar ve safir tapınaklar dönemin NewYork The Sun gazetesinde gazete editörü Richard Adams Locke tarafından kaleme alınmış ve okurları heyecanlandırmıştı. Hatta bu yazı dizisi sayesinde mevcut gazete bir süreliğine en çok satan günlük gazete haline gelmişti.

Ancak bir sorun vardı. Bu acayip haberler aslında uydurulmuştu. Her şey büyük bir aldatmacadan ibaretti. Ya da bugünkü ifademizle sahte haberden.

John Herschel haber gazetede yayınlandığı sıralarda gerçekten de Güney Afrika’da astronomik gözlemler yapıyordu. Ancak dönemin koşullarında kendisinin hakkındaki bu sahte haberi okuma ve yalanlama şansı ancak aylar sonra olabilecekti.

Sahte haber alanının bu klasiği, ticari bir strateji olarak büyük bir başarı olarak adını yazdırdı tarihe. Anlayacağınız internetin olmadığı zamanlarda da insanlar sahte haberler aracılığı ile maniple edilebiliyordu.

the sun, sahte haber

Sahte haberler içeren baskıların, matbaacılığın ilk günlerinden bu yana var olduğu biliniyor. Örneğin 16 ve 17. yüzyıllarda matbaacılar, anormal yaratıklar ya da tuhaf olaylarla ilgili hikayeler içeren broşür ve kitapçıkları basarlardı. Katalonya’da 1654’te yayımlanan bir kitapçık “keçi toynaklarına, bir insanın bedenine, yedi kol ve yedi başa” sahip bir yaratığın keşfedildiğini bildiriyordu; 1611’de yayımlanan bir İngiliz broşüründe ise Hollandalı bir kadının 14 yıl boyunca yemeden içmeden yaşadığı anlatılıyordu.

Bunun nedeni matbaaların yazdıklarından sorumlu olmaması idi elbette. Sonuçta onlar bugünümüzün internet ortamının görevini yapıyorlardı. Haberi çoğaltmak ve duyurmak. İçeriğin doğruluğu pek de önemli değil!

Fakat gazeteler farklıydı. Sonuçta bir markalaşma yarışının başladığı zamanlardı. Gazetelerin de bu süreçte belli bir itibar sağlamaları gerekli idi. Ancak gazetelerin bir çoğu o dönemde reklamverenler tarafından finanse ediliyordu, bu sebeple okuyucu sayısı önemli idi.

Sahte haberler
Kaynak: https://en.wikipedia.org/wiki/Great_Moon_Hoax

1833 yılında kurulan The Sun gazetesi de mevcudiyetini reklam geliri ile sürdürmek zorundaydı. İşte bu nedenle yukarıda kısaca bahsedilen aldatmaca sayesinde bunu hızlıca başarabildi. Başarıyı fark eden diğer gazeteler de benzer girişimlerde bulundular. Ayrıca bu esnada editörler insanların özel hayatlarına da burunlarını sokmaya başladılar. Suç hikayeleri yazmaları için mahkemelere muhabirler göndererek gerçek insan dramlarının iyi okuyucu çektiğini fark ettiler. Sonuçta bu daha sürdürülebilir bir kaynaktı aynı zamanda…

Günümüze geri dönersek…

Sosyal medyada da işler bundan çok farklı işlemiyor. Amaç sonsuz yayın akışları içinde birilerinin dikkatini çekebilmek. İlginç bulduğunuz bir başlığa tıkladığınızda da kendinizi siyasi bir propagandacının ya da trafik çekmek ve reklam geliri elde etmek için sahte bir haber sitesi kuran bir gencin sayfasında bulmanız an meselesi.

Unutmayalım sahte haber tüccarlarının korumaları gereken itibarları ve dürüst olmak için bir motivasyonları yoktur. Onlar yalnızca tıklamalarla ilgilenirler. Gördüğünüz bir çok iddialı başlık arkasında yatan güdü ticaridir. Özellikle de politika bu furyadan ciddi bir biçimde nasibini almaktadır.

Günümüzde medya kuruluşları ve teknoloji şirketleri bu durum karşısında ne yapacaklarını belirlemeye çalışıyorlar. Belki de haber ve iddiaları doğrulamanın daha açık biçimde yapılması ya da medya okuryazarlığının geliştirilmesi faydalı olacaktır.

Ancak görünen o ki, yaklaşık 200 yıldır süregiden bu durumu bir çırpıda değiştirmek pek de olası değil.

Kaynaklar:

https://www.1843magazine.com/technology/rewind/the-true-history-of-fake-news

Sabriye Aşır, ” Sahte haberlerin gerçek tarihi”. Bütün Dünya Dergisi 2019 Ağustos

Matematiksel

Sibel Çağlar

Kadıköy Anadolu Lisesi, Marmara Üniversitesi, ardından uzun süre özel sektörde matematik öğretmenliği, eğitim koordinatörlüğü diye uzar gider özgeçmişim… Önemli olan katedilen değil, biriktirdiklerimiz ve aktarabildiklerimizdir bizden sonra gelenlere... Eğitim sisteminin içinde bulunduğu çıkmazı yıllarca iliklerimde hissettikten sonra, peki ama ne yapabilirim düşüncesiyle bu web sitesini kurmaya karar verdim. Amacım bilime ilgiyi arttırmak, bilimin özellikle matematiğin zihin açıcı yönünü açığa koymaktı. Yolumuz daha uzun ve zorlu ancak en azından deniyoruz.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu
Kapalı