YAŞAM

Geçmişten Günümüze İklim Değişiklikleri ve Uygarlığa Etkileri

İklim değişiklikleri tarih boyunca dünyada var olan tüm uygarlıkları derinden etkileyerek tarım, sağlık, ekonomi, sosyal yaşam, sanat ve göç gibi alanlarda varlığını gösterir.

Son gelişmeler ışığında tarihten günümüze iklim değişiklikleri ve bunun uygarlıklara etkilerini örnekleriyle anlatmaya çalışalım…

“Doğayla savaş halindeyiz; kazanırsak kaybedeceğiz!” Hubert Reeves

Bazı araştırmalar iklimin, uygarlığın oluşmasında oldukça önemli bir rol oynadığını söyler. Hatta tarihsel verilere göre iklim şartları, önemli politik olayların başlangıcını, gidişatını ve davranış biçimlerini baskın bir şekilde etkiler.

Çağlara Göre İklim Değişiklikleri ve Uygarlığa Etkileri

Sanayi Devriminden önce iklim, özellikle tarımsal alanda etkisini hissettirir.

Paleolitik Çağ (M.Ö. 2 000 000 – 22 000)

Geçmişten Günümüze İklim Değişiklikleri ve Uygarlığa Etkileri

Eski Taş ya da Yontma Taş Devri olarak adlandırılan bu dönemin jeoloji bilimindeki karşılığı  Pleistosen Dönem yani buzul dönemdir. Dünya genelinde insanların yaşam alanını mağaralar ve kavuklar oluştururken Anadolu’da ise geçici açık hava yerleşmeleri ve kaya sığınakları da yaşam alanı olarak kullanılır.

Önce toplayıcı bir yaşam süren insanlar daha sonra avcılık da yapmaya başlar. Uygarlığın gelişiminin en erken evresi olduğundan iklimin etkileri bu dönem daha kısıtlı fakat daha belirgindir. İklim değişiklikleri sebebiyle konar-göçer tarzı yaşam görülür.

Geçmişten Günümüze İklim Değişiklikleri ve Uygarlığa Etkileri

Mezolitik Çağ (M.Ö. 22 000 – 10 000)

Bu dönem, Neolitik Öncesi Dönem olarak da adlandırılır. Jeolojideki karşılığı Holosen Dönemidir. Pleistosen buzulları iklimde görülen ısınma sebebiyle yavaş yavaş çekilir ve orta enlem kuşağı bölgeler yaşam alanı olarak daha elverişli olur.

Ön-Asya bölgesinde iklim, diğer yerlere göre daha sıcaktır. Dolayısıyla Ön-Asya bölgesinde Mezolitik Çağ diğer bölgelere göre daha erken başlar. Bu dönem Avrupa’da ise M.Ö. XV bin ile M.Ö. VI bin yılları arasında görülür.

Geçmişten Günümüze İklim Değişiklikleri ve Uygarlığa Etkileri

İnsanlar ren geyiği ve balık gibi hayvanları avlamak için yerleşim yerlerini ırmak, göl, bataklık ve deniz kıyılarına taşır. Bu çağın sonlarına doğru insanlar tarımsal yaşama geçer ve hayvanları evcilleştirmeye başlar. Özellikle arpa ve buğday gibi tahılların kolay yetişmeye başlaması ile yerleşik yaşama geçiş hızlanır. Buzulların erimesi sebebiyle kara ve denizlerin sınırlarında da değişiklikler görülür.

İlk Çağ Uygarlıkları (M.Ö. 3200 – M.S. 476)

Bu dönemi tarihçiler Neolitik Dönem ile Eski Çağ arası dönem olarak da adlandırırlar. Arkeolojik ve antropolojik bulgulara göre buzulların her çekilişinde Avrasya anakarasındaki ilkel insanların sayısı artar ve topluluklar kültürel olarak gelişim gösterirler.

M.Ö. 5000 – 3000 yılları arasında oldukça sıcak ve nemli bir dönem olur; buzullar önemli ölçüde erir; bununla birlikte deniz seviyesi 2,5 metre yükselir. Dolayısıyla Anadolu, Ortadoğu, İskandinavya hatta Grönland’da bile yerleşim yerlerinin izlerine rastlanır.

Geçmişten Günümüze İklim Değişiklikleri ve Uygarlığa Etkileri
Çatalhöyük

Neolotik dönem, üretime geçiş dönemi olarak da değerlendirilir. Kuraklığa bağlı olarak göllerin sınırlarının değişimiyle birlikte Anadolu’da yerleşmeler göl kenarlarına yapılır. Bulunan yerleşim yerlerinin en ünlüleri Konya gölü civarında Çatalhöyük, Suğla gölü çevresinde Süberde, Burdur gölünün batısında Hacılar, Fırat nehri kenarlarında Kareköy ve Söğüt Tarlası’dır.

Anadolu’nun iç bölgelerinde yer yer ormanlık alanlar görülmesine rağmen özellikle son 3000 yıldır insanın acımasız doğa katliamı, aşırı hayvan otlatma, ormanlardan aşırı faydalanma, orman yangınları gibi sebepler yüzünden doğal ortamda ciddi bozulmalar meydana gelir. Bu, kuraklığı arttırır ve sele sebebiyet veren yağışları oluşturur. (Günümüzde meydana gelen sel baskınklarındaki ciddi artışı hepimiz fark ediyoruzdur.)

Doğal bitki örtüsünün tahrip olmasıyla Doğu Anadolu’da Fırat ve Dicle yer değiştirir, bu durum Mezopotamya Ovasını genişletir. Tarımsal alanlarda tuzlanma başlar. Sulama için sel sularının tutulup dağıtılması ihtiyacına karşı insanlar mimari arayışlara yönelir. Bu dönemde ayrıca yıllık hasadın depolanması, dağıtılması gibi uygarlığın pek çok sorunu ve bunların çözümleri doğar.

Geçmişten Günümüze İklim Değişiklikleri ve Uygarlığa Etkileri
Efes

İklim değişiklikleri yüzünden Anadolu’nun pek çok önemli limanı –Truva, Efes, Milet, Piren, Patara, Seleukeia Pieria gibi limanlar- olumsuz etkilenir. Nitekim bir kısmı deniz seviyesinin yükselmesi ile kaybolurken bir kısmı da kıyıdan uzaklaşır. Bunun en somut örneğine Efes Antik Limanında rastlanılır.

Sahra bölgesinde yarı nemli savan iklim şartlarının etkisiyle ağaçlı step ve savanlar gelişir. Fil, gergedan, zürafa, yaban keçisinin izlerine rastlanılır. Avrupa’da ılıman iklim koşulları sürmesine rağmen tarımsal fazlalığa sahip ürünler Mezopotamya’da görülür.

Bu ürün fazlalığı ticaretin gelişimine ve paranın icadına yol açar. Dünya’da bilinen en eski kentsel yerleşim olan “Eriha” bu dönemde Suriye’nin kuzeyinde kurulur.

Geçmişten Günümüze İklim Değişiklikleri ve Uygarlığa Etkileri
Tarihten Bir Para Örneği

M.Ö. 1600’lü yıllara gelindiğinde Santorini adasında yer alan (Girit’in 112 km kuzeyi) Santorini yanardağı patlar ve bu patlama Bronz Çağı’nda 1000 yıl boyunca Akdeniz’i etkiler. Araştırmacılara göre belki oluşan deprem, tsunami, volkanik hareketler belki de salgın hastalıklar Platon’un bile sözünü ettiği meşhur “Atlantis”in kaybolmasına yol açar.

Geçmişten Günümüze İklim Değişiklikleri ve Uygarlığa Etkileri

Soğuk İlk Çağ, M.Ö. 900 – 450 yılları arasında yaşanır. “Altatlantik çözülme” adı verilen iklim değişikliğine bağlı olarak Avrupa’da rüzgar ve nem dağılışıyla sıcaklık durumunda farklılıklar oluşur. Sıcaklığın düşmesi ile İskandinav ülkelerinden Avrupa içlerine doğru Cermen istilaları meydana gelir. Makedonyalılar güneydoğuya doğru göç ederek Yunanistan’ı işgal ederler.

M.Ö. 300’lü yıllarda iklim yeniden ısınınca Büyük İskender pek çok bölgeyi hakimiyeti altına alır ve eski Yunan uygarlığını geniş bir yelpazeye yayar. Bu ısınmayla İtalya ile Kuzey Avrupa arasında yer alan Alp Dağlarında eskiden oluşmuş dağ geçitleri yeniden görülür. Çin Uygarlığı yayılır ve İpek Yolu açılır. Roma İmparatorluğunun son dönemleri de sıcak döneme rastlar. İmparatorluk M.S. 375 yılında Kavimler Göçü ile önce ikiye ayrılır. Daha sonra tamamıyla ortadan kaldırılır.

Orta Çağ Uygarlıkları (476 – 1453)

Geçmişten Günümüze İklim Değişiklikleri ve Uygarlığa Etkileri
Geçmişten Günümüze İklim Değişiklikleri ve Uygarlığa Etkileri

Sıcak Orta Çağ olarak da adlandırılan bu dönemde Vikingler, İzlanda ve Grönland’a yerleşirler. Bu dönemin en çarpıcı iklim değişikliği örneğine Maya Uygarlığında rastlanılır. Bu uygarlık, ilk kez M.S. 250-300 yıllarında Orta Amerika ile Meksika’nın güneyinde yer alan Yucatan’da ortaya çıkan Kızılderililerin atasıdır.

Geçmişten Günümüze İklim Değişiklikleri ve Uygarlığa Etkileri

Mayalar döneminin çok üstünde mimari yapılarıyla dikkat çeken şehirler, yeraltı sarnıçları ve dünyanın en büyük yapılarından bazılarını inşa ederler. Bilim alanında özellikle astronomi ve matematikte gelişme gösterirler. Venüs’ün tam yörüngesini, güneş yılını ve Ay’ın kesin uzunluğunu hesaplamak için büyük gözlemevleri yaparlar. Elipsi bulurlar.

Bu başarılı uygarlık, 950 yılına gelindiğinde aniden çöker. Anıtları, tapınakları, kentleri 50 – 100 yıl içinde boşalır. Buna sebep olarak araştırmacılar kasırga, deprem, kardeş cinayetleri yüzünden oluşan toplumsal sorunlar, toprak erozyonu, savan otlarının yayılması ve aşırı nüfus gibi pek çok neden öne sürerler. Fakat Batı yarımküresinde başlayan Sıcak Orta Çağ Dönemi ile iklimlerin değiştiği göz ardı edilir.

Bitki örtüsü ve hayvan türlerinin de değişimi ile bazı hayvanların Ekvator bölgesinden kuzeye göçü başlar. Yağmur düzeninin de farklılaşmasıyla Mayalar yeni şartlara uyum sağlayamazlar ve kentlerini terk ederler.

Geçmişten Günümüze İklim Değişiklikleri ve Uygarlığa Etkileri

900 yılları civarına kadar donan İskandinavya, İzlanda ve Grönland yerleşimleri, 950’li yıllara gelindiğinde ısınan hava koşulları sebebiyle yeniden ortaya çıkar.

1300’lü yıllarda sıcaklığın düşmesiyle bu yolların erişimi tekrar kapanır. Deniz yollarının kapanması ile donarak ölümler gerçekleşir ve Amerika kıtasını ilk keşfeden Leif Eriksson (Kaşif, 970 – 1020) olmasına rağmen uzun yıllar boyunca bizim tarafımızdan kaşifin Cristof Kolomb (Kaşif, 1451 – 1506) olduğu sanılır. Bu donma boyunca “Küçük Buzul Çağı (1350 – 1850)” yaşanır. 

Yeni Çağ Uygarlıkları (1453 – 1789)

Geçmişten Günümüze İklim Değişiklikleri ve Uygarlığa Etkileri

Orta Çağ Sıcak Döneminin sonuna doğru sıcaklıklar düşmeye başlar ve bu durum Avrupa ile Asya’da büyük sorunlara neden olur. Dolayısıyla bu döneme “Yeni Çağ Soğuk Dönemi” adı verilir.

Kuzey Atlantik’ten İngiliz Adalarına doğru yönelen ani nem dalgası on yıl boyunca sürer; ekinlerin çürümesini ve nehir taşmalarını oluşturur. Bu durum 1315 – 17 yılları arasında “Büyük Açlık”a sebep olur. Emmanuel Le Roy Ladurie’ye (Fransız Tarihçi, 1929 – ) göre bu dönemde hava o kadar nemlidir ki koyunları kırpmak için bile hava şartları uygunsuzdur hatta besin yetersizliğinden oluşan açlıklar yüzünden çok sayıda ölüm gerçekleşir.

1332 yılında Çin’de Sarı Nehir üst üste taşar ve bu yüzden 2 000 000 Çinli -Orta Çağ’ın en büyük sel felaketidir- yaşamını yitirir. Cesetler ve su kirliliği yüzünden veba ilk kez Çin’de ortaya çıkar. Ticaret yoluyla limanlardaki hasta farelerle birlikte Avrupa’ya taşınan Kara Ölüm – veba; yalnızca iki yıl içinde Batı Avrupa nüfusunun üçte birinin yok olmasına neden olur.

Kara Ölüm’den hemen önce iklim değişiklikleri yüzünden dört yıl boyunca kötü hava koşulları oluşur ve ekinlerin yetersiz hasadı ile açlıklar meydana gelir. İklim tarihçisi Hubert H. Lamb’a göre (1913 – 1997) öyle şiddetli sel görülür ki insan yerleşmelerinin yanında veba taşıyıcı fareler ve yaban hayvanları bile yerlerinden olur.

Geçmişten Günümüze İklim Değişiklikleri ve Uygarlığa Etkileri
Del Prado Müzesi

Küçük Buzul Çağı ile birlikte Avrupa’da belirgin sosyal değişiklikler görülür. İnsanlar evlerinde daha çok vakit geçirmeye başlar. Sanatta “romantik” düşünceler belirir ve politikada da “birey” kavramı ortaya çıkar.

Geçmişten Günümüze İklim Değişiklikleri ve Uygarlığa Etkileri

Avrupalılar Grönland’a yolculuk yapmakta zorlanırken, Eskimoların yerleşim yerleri Orkney Adaları (İskoçya’nın kuzeyinde yer alan adalar topluluğu) ile İskoçya’ya kadar genişler. Fakat üst üste açlıklar yaşayan İskoçyalılar Ulster’e (Kuzey İrlanda) göç ederler.

Bu göç dalgası ile İrlandalılar ve İskoçlar arasında günümüze kadar yansıyan büyük sorunlar meydana gelir. İngilizler’in bu göçü kendilerine yönelik fırsata çevirmesi yüzünden İrlanda’da sosyal ve politik karmaşa oluşur; erken evlilikler ve nüfus artışı görülür. (% 172 artış ile o dönemde Avrupa’nın en yoğun nüfuslu bölgesi olur.)

İklime uygun olarak en fazla yetişen ürün patates olduğundan Küçük Buzul Çağı’nda “Büyük Patates Açlığı” denilen trajedi meydana gelir. Olay şöyle gerçekleşir: Küçük Buzul Çağı’nın sonlarına doğru yani 19. yy’ın en sıcak ikinci yazı olan 1845 yılında toplam 64 gün yağış görüldüğü için ortalama sıcaklık biraz artınca nemli ve sıcak hava koşulları patates küfünü ortaya çıkarır.

“Phytophihora infestans” adı verilen bu küf İrlanda’ya yayılır. Yapılan araştırmalara göre bu küfün oluşabilmesi için ortamın %90’ın üzerinde neme ve en az 10 derece sıcaklığa sahip olması gerekmektedir.

Açlık sebebiyle İrlanda’da bir milyondan fazla insan yaşamını kaybeder. Olayın görgü tanıkları dönemin korkunç yönünü gözler önüne seren açıklamalarda bulunur.

Geçmişten Günümüze İklim Değişiklikleri ve Uygarlığa Etkileri

Küçük Buzul Çağı’nın en soğuk dönemi boyunca İngiltere’de yetişen ürünlerin sezon süresi günümüze göre 1-2 ay daha kısa olduğundan yetersiz beslenme sorunu ortaya çıkar ve hatta Anadolu’dan tahıl ithalatı yaparlar. Dolayısıyla iklim şartları ürün fiyatları üzerinde önemli rol oynar.

Yakın Çağ ( 1789 – )

Yakın Çağ’ın akla gelen en önemli iklim olaylarından biri “yazsız yıl” olarak da anılan 1816 yılına aittir. Tarihin en kötü kıtlıklarından biri Fransa ve çevresinde görülür; binlerce insan açlıktan hayatını kaybeder. İklim değişikliklerine bağlı olarak Avrupa’dan ABD’ye göç olmakla birlikte ABD’nin içinde de göç dalgalanmaları vardır.

Hava o kadar soğuktur ki insanlar evlerine hapsolur. Sanat ve özellikle edebiyat bu soğuk iklimden oldukça etkilenir. Yazsız yılda başta Mary Shelley (İngiliz Yazar, 1797 – 1851) olmak üzere pek çok yazar korku türünde romanlar yazarlar. Frankenstein, Polidori ve Vampir romanları bu dönemde ortaya çıkar.

Geçmişten Günümüze İklim Değişiklikleri ve Uygarlığa Etkileri

Hans Neuberger (Alman Jeofizikçi, 1910 – 1996) 1970 yılında iklimin sanat üzerine etkilerini incelemek için ABD ve 8 Avrupa ülkesinde yer alan 41 müzede 12 binden fazla tabloyu araştırır.

Yapım tarihleri 1400 ile 1967 yılları arasında değişen tabloları renklerine göre ayırarak bu tablolarla iklim değişiklikleri arasında bağlantı kurar. 1400 – 1549, 1550 – 1849, 1850 – 1967 tarihleri arasında olmak üzere tabloların renklendirmelerini 3 döneme ayırır. Küçük Buzul Çağı’nın maksimum olduğu 2.dönem boyunca hakim olan renkler koyuluk ve karanlıktır.

Geçmişten Günümüze İklim Değişiklikleri ve Uygarlığa Etkileri

1850’li yıllardan sonra ortalama sıcaklık biraz daha artar ve buzullar erimeye başlar. Sanayi Devrimi ile gelişen teknolojiye bağlı olarak atmosfere karbondioksit, metan gibi sera gazları çok fazla miktarlarda salınarak troposferde (atmosferin yere temas eden en alt katmanı) güneşten gelen ışınlar depolanır.

Bunun sonucunda sıcaklıklar artar ve küresel ısınma başlar. 20. yy’ın ortalarından sonra kuraklık sorunu günümüze kadar ulaşır.

Geçmişten Günümüze İklim Değişiklikleri ve Uygarlığa Etkileri

Son verilere göre artarak devam eden kuraklık sorunu ülkemizde hafif ama Hindistan ve Afrika’da oldukça şiddetlidir. Yağış yetersizliği su kaynakları başta olmak üzere tarımı ve dolayısıyla da beslenmeyi etkiler. Bu etki yüzünden sosyo-ekonomik zararlar meydana gelir.

Kuraklıklar sebebiyle 1900 yılında Hindistan’da 3 milyon, 1907 yılında Çin’de 24 milyon, 1921-22 yılları arasında Rusya’da 5 milyon ve Afrika’nın Sahel bölgesinde ise 1972-75 yılları arasında 600 bin insan yaşamını yitirir.

Günümüz – Küresel Çağ

Ülkemizde zaman zaman görülen yağış yetersizliğinin en şiddetli görüldüğü yıllar 1973, 1977, 1990 ve 1991 yıllarıdır. 1980’lerin sonlarına doğru İstanbul’da görülen kuraklıklar sebebiyle oluşan su probleminin çözümü hala bulunamamıştır.

Geçmişten Günümüze İklim Değişiklikleri ve Uygarlığa Etkileri

İklim değişiklikleri sebebiyle yaşadıklarımız ve yaşayacaklarımız aşağıdaki gibi sıralanabilir:

  • Ekosistem, iklimdeki dalgalanmalar sebebiyle pek çok canlının neslinin tükenmesi yüzünden hızla değişiyor. 2019’da Avusturalya’da başlayan ve tüm kıtayı kasıp kavuran orman yangınları yüzünden 33 kişi ve 1,25 milyar hayvan hayatını kaybetti. 11 milyon hektarlık alan kül oldu.
Geçmişten Günümüze İklim Değişiklikleri ve Uygarlığa Etkileri
  • Buzulların erimesi sebebiyle geçtiğimiz yüzyıldan itibaren deniz seviyesi en az 15 cm birden yükseldi. Maalesef ki 21. yy’da 59 cm birden yükselerek kıyıları, sulak alanları ve önemli resif alanlarını etkilemesi bekleniyor.
  • Arktik kutup buzullarının erimesiyle birlikte okyanus akıntıları değişikliğe uğradığından kutupların ısınmasını daha çok arttırıyor. Bölgede yaşayan başta kutup ayıları olmak üzere pek çok canlı yaşam savaşı veriyor.
  • Grönland başta olmak üzere pek çok yerde dağ buzulları hızlı bir şekilde eriyor.
Geçmişten Günümüze İklim Değişiklikleri ve Uygarlığa Etkileri
  • Daha yoğun oluşan yağışlar sebebiyle ülkemiz başta olmak üzere pek çok yerde sel felaketi gerçekleşiyor ve canlı yaşamları sona eriyor.
Geçmişten Günümüze İklim Değişiklikleri ve Uygarlığa Etkileri
Caretta Caretta
  • Deniz yüzey sıcaklıklarının ısınmasıyla birlikte pek çok mercan resifi ve deniz canlıları oldukça zarar görmekte.
  • Yüksek sıcaklıklara bağlı olarak yüksek buharlaşma ve dolayısıyla kuraklıklar meydana geliyor.
Geçmişten Günümüze İklim Değişiklikleri ve Uygarlığa Etkileri
Anadolu Dağ Sincabı
  • Tarım ürünlerinin kuraklık, aşırı sıcaklık ve sel gibi sebepler yüzünden zarar görmesiyle gıda açığı artmakta ve bunun eko-sosyal etkileri kendini göstermekte.
  • Deniz suyunun asit miktarı artıyor. Okyanuslara karışan karbondioksit asitlik derecesini arttırıyor, bu da hem deniz ürünleri ile beslenen insanları hem de deniz canlılarını olumsuz etkiliyor.
  • Kasırgaların şiddeti ve sıklığı artıyor; daha çok ısı dalgalanmaları oluşuyor. Oluşan bu dalgalanmalar ise insan sağlığını olumsuz etkiliyor.

Bitiremezken;

Canlılar arasında şüphesiz en bencil ve en kibirli olan yaratık insan! Hiçbir canlı insan kadar ekosisteme zarar vermedi, veremez! Bir yandan uzay maceralarında yeni bir yaşam alanı ararken bir yandan da yaşadığımız coğrafyayı hızla tüketiyoruz!

Geçmişten Günümüze İklim Değişiklikleri ve Uygarlığa Etkileri

Daha sayfalar dolusu yazacak sözüm var ama yazım şimdilik bitmek zorunda. Sözü Hubert Reeves’e (Fransız Astrofizikçi, 1932 – ) bırakıyorum:

“Canlıların varolma hakkı tartışılamaz ve hiçbir canlının varoluşunu haklı göstermesine de ihtiyaç yoktur. “Zararlı türler” ve “zararlı otlar” sözleri, bitkilerin ve hayvanların bize hizmet etmek için var olduğunu ve üzerlerinde hiçbir sınır tanımayan bir hakka sahip olduğumuzu savunan, yüzyıllar öncesinden gelen bir önyargının yansımasıdır. Bu ifadeler benmerkezciliğimizin, (ya da insanmerkezciliğin) cahilliğimizin ve dar görüşlülüğümüzün doğrudan ifadesinden başka bir şey değildir.

Gerçekte, başka birçokları arasında bir türüz biz de, o kadar. Bu arada, yok olmalarından bütünüyle sorumlu olduğumuz, sayıları gittikçe artan, yeryüzünden silinmiş türlere bakacak olursak, doğanın dengesine ve yaşam çeşitliliğinin korunmasına zararlı tür nitelemesini, diğer tüm türlerden daha çok hak eden biz oluruz herhalde.”

Kaynakça:

“Çevre Tarihi Açısından Küçük Buzul Çağı ve Sosyal Etkileri” (Erişim Tarihi: 10.12.2019)

http://tucaum.ankara.edu.tr/wp-content/uploads/sites/280/2016/12/Int_semp_acilis2.pdf

“İklim Değişikliği ve İnsan Sağlığı.” (Erişim Tarihi: 15.12.2019)

https://www.eea.europa.eu/tr/isaretler/isaretler-2015/gorusme/iklim-degisikligi-ve-insan-sagligi

“İklim Değişmeleri ve Uygarlık Üzerindeki Yansımalarına İlişkin Bazı Örnekler.”

(Erişim Tarihi: 15.12.2019)

https://sbd.aku.edu.tr/VI2/ozdemir.pdf

“Küresel Isınma.” (Erişim Tarihi: 15.02.2020)

https://tr.wikipedia.org/wiki/K%C3%BCresel_%C4%B1s%C4%B1nma

Olgun Duran

Ömür boyu öğrencilik felsefesini benimsemiş amatör tiyatro oyuncusu, TEGV'de gönüllü aktivist; kitaplarından, doğaya hayranlığından, yeni yerleri görmekten, gittiği yerlerin kültürünü keşfetmekten ve bunların uğruna çabalamaktan vazgeç(e)meyen kişi...  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı