Felsefe

Felsefe ve Matematik: Filozofların Matematik Aşkı

En basit şekliyle düşünce sanatı olarak bilinen felsefe, bilgiyi, varlığı ve gerçeği araştırıp sorgulayarak hakikati ortaya çıkarma ve anlama uğraşı olarak; matematik ise düşüncenin ve bilginin, sayı ve şekillere büründüğü bir bilim dalı olarak tanımlanabilir. Matematiğin, felsefeye en büyük katkısı, düşünce eylemine derinlik kazandırmasının dışında, ona ölçülebilirlik, kıyaslanabilirlik ve ispatlanabilirlik özelliklerini kazandırmasıdır. Matematiğin, felsefeyi, demagojilerle yapılan, ispat etmekten ziyade, ikna ve etkilemeye dayalı, bir nevi “entelektüel gevezelik” halinden kurtarıp sağlam bir zeminde ele alınmasını sağlama gibi bir faydası da vardır.

Matematiğin, felsefeye olan bu yararları, düşünürleri, hayata bütüncül bakmaya yönlendirerek, matematik ve felsefenin beraber ele alınmasına yol açmıştır. Matematik ve felsefe denildiğinde ilk akla gelen felsefecilerden birisi Platon‘dur. Kendisinin kurucusu olduğu sosyal bilimler akademisinin girişine “geometri bilmeyen girmesin“ yazdırmıştır. Platon, matematiğin cebir elbisesini giymediği ve şekil bilimi olarak bilinen o günlerde bu ifadeyi yazdırarak, felsefi tartışmaların, matematiksel düşünce sistemi olmadan yapılamayacağını ilan ediyordu. Sokrates öncesi felsefecilerden, kendi adını taşıyan meşhur teorisiyle tanıdığımız Pisagor’a göre, gerçeklik ancak matematiksel ilişkiyle ifade edilebilirdi. Pisagor’a göre sayılar kutsaldı.

Ünlü Alman filozof Immanuel Kant ve ingiliz filozof Bertrand Russell da, üniversitede matematik eğitimi alan felsefecilerdendi. Bertrand Russell’ın düşünceleri mantıksal pozitivizme katkıda bulunduğundan, matematik ve felsefe arasında bir köprü olarak görülmüştür. Daha ilginç olan ise, Bertrand Russell bir felsefeci olmasına rağmen,
matematiğin ilkeleri isminde bir kitap yayınlamış ve 1950’de Nobel edebiyat ödülüne de lâyık görülmüştür.

Çok yönlülüğün en önemli örneklerinden birisi de batıda Avicenna olarak bilinen İbni Sina’dır. Tıp konusunda yaptığı çalışmaların yıllarca geçerliliğini korumasına ek olarak, felsefe, teoloji, fizik, astronomi ve matematik olmak üzere birçok alandaki çalışmalarıyla da özgün bir isimdir. Kendisini “düşünüyorum öyleyse varım” sözünden tanıdığımız hayata bütüncül bakabilen ve modern felsefenin ustalarından Rene Descartes, cizvit okulunda aldığı çok yönlü eğitimin ardından, üniversitede hukuk, ardından da tıp, teoloji, matematik ve fizik eğitimleri almıştır. Rene Descartes, varlık ile düşünme arasında kurduğu ilişkiyle kendisinden sonraki düşünürleri de etkilemeyi başaran ender felsefecilerdendir.

Okuma Önerisi: Descartes ve Evrensel Matematik Yöntemi

Antik Yunandaki felsefe ve matematik arasındaki ilişki, aydınlanma çağında da devam etmiştir. Aydınlanmayla birlikte Avrupa’da rasyonalizm benimsendi. Bugünün batı medeniyetini, bu rasyonalist felsefe şekillendirmektedir. Rasyonalist felsefecilerden Leibniz de, bir ahlak felsefesi profesörü olmasına rağmen, matematik üzerinde yaptığı ve yayınladığı çalışmalarıyla çok yönlülüğünü gösteriyordu.

“Zaten insan dediğin doğada nedir ki? Sonsuzluğun karşısında hiçbir şey” diyen, felsefeyle, teolojiyle ve matematikle yoğun bir şekilde ilgilenen, kendi adını taşıyan Paskal üçgeni çalışmasıyla bilinen, Blaise Pascal da filozof matematikçilerdendi. Felsefe ile matematik arasındaki ilişki günümüzde iyi bir seviyede olmasa da, bugün, birçok derecelendirme kuruluşuna göre dünyanın en iyi üniversitelerinden biri olarak kabul edilen Oxford Üniversitesi’nde, matematik ve felsefe başlığı altında özel lisans eğitimi verilmektedir. Öğrenciler fen ve sosyal bilimler gibi bir ayrıma tabi tutulmadan, holistik bir ortamda eğitilmektedir. Bu ve benzeri örnekler, felsefe ile matematik arasındaki yapay duvarları yıkıp hayata bütüncül bakabilen bireylerin yetişmesine imkan tanıyacaktır.

Dr. Muhsin Tamtürk, İngiltere

https://muhsintamturk.academia.edu/

Matematiksel


.


.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.