‘Feynman Öyle Demişti’ Demeyin

R. Feynman’ın 50 yıl önce verdiği ufuk açıcı örnek, içerdiği muhtemel hesap hatası ile ufuk açmaya devam ediyor!

Dünyanın merkezinin yüzeyinden daha genç olduğunu duysanız, aklınıza ne gelir? İç katmanların yüzeyden daha önce oluştuğunu düşünebilirsiniz. Ancak bu durumda Einstein size bir soru soracaktır: “İçerdeki saate göre mi, yüzeydeki saate göre mi daha önce”?

Zaman algımız, gündelik yaşam deneyimlerimize dayanır. Gündelik yaşamın akışı, dünya genelinde ortak zaman ölçüsü kullanımından daha öncelerden beri, zamanın herkes için “aynı hızda aktığı” algısını yaratıyor. Yani düzgün çalışan bir saat, dünyanın neresine giderse gitsin aynı şekilde çalışır sanıyoruz. Einstein göreliliğini anlamak biraz da bu yüzden zor oluyor. Zira Einstein bize “saatler değil, ışığın boşluktaki hızı evrenseldir” demişti. Ve bundan daha fazlasını söyledi: Bir noktada kütleçekimi ne kadar zayıfsa, saatler o kadar hızlı çalışır!

Peki bunun dünyanın yaşıyla bağlantısı nedir?

Richard Feynman, bir dersinde kütleçekimi ve zaman ilişkisine dair şu örneği vermiş:

“Dünyanın yaşı, tahminen yüzeyinden bir veya iki gün genç olmalı”.

Öyle olmalı, zira dünyanın merkezinde kütleçekimi, yüzeyine göre daha zayıf. 1962-63 yıllarında verilen derslerde geçen bu örneği, Feynmann’ın derslerdeki anlatımını yazıya geçiren insanlardan biri olan U. I. Hoggerhöj ve arkadaşları, European Journal of Physics’te yayınlanan makalelerinde* tekrar ele almışlar ve farkın birkaç gün değil birkaç yıl olduğunu görmüşler!

Hatayı Feynman mı yaptı, yoksa yazıya geçirenler mi, bunu bilmiyoruz. Fakat verdikleri şu mesaj, ziyadesiyle ilgimizi çekiyor:

“Bir argümanı dile getiren kişi, konuştuğu konunun uzmanı dahi olsa doğruluğunu kabul etmeden önce argümanı sorgulamamız gerekir; öğrencilerimize de böyle öğretmemiz gerekir”.

Ne kadar doğru ve ne kadar basit!

İşlenen örneğin daha ilginç bir yanı var: Bahsedilen yaş farkı yanlış hesaplanmış veya ifade edilmiş olsa da, sonuca götüren düşünce geçerliliğini koruyor. Bu da bilimi güzel ve güvenilir kılan en önemli özelliği olsa gerek. Bir argümanın doğruluğundan daha önemli bir şey varsa, o da bahsettiğimiz argümana nasıl bir akıl yürütmeyle ulaştığımızdır. Bu da bizim büyüklerimizin bize öğrettiği bir şey. Ve tabii bugünün “kim okusun bilim haberini” dedirtebilen karanlığından nasıl kurtulacağımızın bilgisi de onların mirası. Bütün mesele, bilgiyi pratiğe dökmekte!

http://iopscience.iop.org/article/10.1088/0143-0807/37/3/035602/pdf

bilimsoL – Mehmet Ali Olpak

Paylaşmak İyidir

Yazıyı Hazırlayan: Matematiksel

Bu yazı gönüllü yazarlarımız tarafından hazırlanmış veya sitemiz editörleri tarafından belirtilen kaynaktan aslına uygun kalınarak eklenmiştir.

Bunlara da Göz Atın

Bir Güneş Tutulması Bilimi Nasıl Değiştirdi?

1919 yılının Mayıs ayıydı. Sir Arthur Stanley Eddington rehberliğindeki bir grup araştırmacı güneş tutulmasını gözlemlemek …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

ga('send', 'pageview');